Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler
Türkçülük Hakkında


Alevi, Sünni, Kızılbaş

PDF Yazdır Ağhesabı

Alevi, Sünni, Kızılbaş

Ta ezelden hür milletiz,
Soyu sopu gür milletiz,
Kandan, candan bir milletiz,
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Aynı mayadan yoğrulan,
"Türk", "Türkmen" diye çağrılan,
Aynı kıbleye doğrulan,
Secdeye konan aynı baş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Dedemiz bir, torunlarız,
Dün, bugün ve yarınlarız
Yüceleriz, derinleriz...
Yunus Emre, Hacı Bektaş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Oğuz'un yirmi dört boyu,
Yüce Türk'ün şanlı soyu,
Dede, baba, amca, dayı,
Bibi, teyze, bacı, kardaş..
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Olmaz ayrılıkta huzur,
Olmaz münafıkta özür,
Olmaz karavaştan vezir...
ALKAEVLİ, KINIK, YAZIR
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Soysuza verirsen değer
Döner ecdadına söğer...
Haydi haykır, Türk'sen eğer!
YAPARLU, DODURGA, DÖGER
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Fitne, fesat, bir kör kuyu
Bir olmaktır Türk'ün huyu
Vatanımın kırk bin köyü
KARAEVLİ, BAYAT, KAYI
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Gönlüm küskün, bağrım ezik
Ne fidanlar düştü, yazık
Unutma ey sütü bozuk!
EYMÜR, SALUR, ÇEPNİ, KIZIK
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Bu gök, bu deniz, bu hava,
Bu yayla, bu dağ, bu ova...
Kanımızla geldi tava!
ALAYUNTLU, BÜGDÜZ, YIVA
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Birlikte bayrak açana,
Koş birlik andı içene..
Lanet birlikten kaçana!
ÇAVULDUR, İĞDİR, BEÇENE
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Öz kardaşlar olmaz dargın
Dargın olsa, düşer yorgun
Haydi, ey YÜREĞİR, KARGIN!
Haykır gece, gündüz hergün:
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Bir gövdede bir can yaşar
Çetin yollar dağdan aşar
Haydi, durma sen de başar..
BEGDİLİ, BAYINDIR, AVŞAR
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Bilsin bunu ar edenler.
Söz, canına kâr edenler...
Soyunu inkâr edenler
Haramzadedir, ey kardaş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

 

Türk Milleti'nin Diriliş Destanı

PDF Yazdır Ağhesabı

BOZKURTLARIN ,YÜCE TÜRK MİLLETİNİN DİRİLİŞ DESTANI

Koskocaman bir sıradağla örülmüş dört bir yanımız
Ergenekon kadar sıkıcı ve dar, gaflet uykumuz
Nerede Korkut ata eritsin bu demirden dağları
Haydi canlar parçalayın bu çelikten ağları

Dağılın tüm dünyaya üçler yediler kırklar aşkına
Türkün adını yaymak için işte kızıl elma!
Medeniyet meş’alesi elinizde koşun dörtnala
Yedi düele,at koşturun mesajını iletin o sevgilinin

Çelikten örülsede örümcek ağlarını yırt parçala
Sen bir arslansın hangi tuzak seni yutar,hadi sıçra
Titre titre ve kendine gel,kır zincirini köhne esaretin
Cennette bile utanç verir yırt perdesini kara cehaletin

Haydi canlar bir olalım, Cihanşahları yine çıkar aramızdan
İşte Metehan,İşte Alparslan,İşte Fatih Sultan
Senin ne farkın var o asil ecdadından
Haydi kalk bu miskince uykudan uyan

Yeter,yeter artık ecdadın ruhlarını sızlatma
Su uyur düşman uyumazken,kış uykusuna yatma
Son şehitlerde girdi cennete,o asil kanları yerde koma
Şehit kanlarıyla sulanmış al bayrağı yabana atma

Şimdi ilimle fenle fetih zamanıdır,kılıç kalkan devri geçti
Atı alan çoktan yıldızları,gökyüzünü fethetti
Lalezarda mevsim çoktan hazana erdi
Silkin ölüm uykusundan düşman ta kalemize girdi


Senin töreni kim bozabilir,senden başka
Bin can verilse azdır,sendeki ilahi aşka
Sen bir yıldırımsın,sığamazsın saraya köşke
Kuşan pusatlarını yeniden dalma aleme,meşke

Öyle kuşanki zırhları düşman seni görünce erisin
Zannetmeki sen alalede,sıradan birisin
Devler bile korkundan,inlerine sinsin
Ejderhalar önünde yerlere dek eğilsin


Bir Türk cihana bedeldir tarihler yazar
Türk gibi kuvvetli olmazsan düşmanlar azar
Kuvvet haktadır,Hak sefilde ne arar
Sendeki iman gücü,iblisleri kovalar

Maziye bak ne şanlı,övünmek neye yarar
Ati’de seni bekleyen yeni zaferler var
Ufukta düşman göründü,çabucak ver karar
Sendeki eşsiz cesaret,çin setlerini yıkar

Bir Selam Ver

 

Bozkurt Gardaş

PDF Yazdır Ağhesabı

Vatan bizim özümüz arkadaş.
Bayrak bizim sözümüz arkadaş.
Ülkü bizim hak davamız arkadaş.
Turan bizim son hedefimiz arkadaş.

Bozkurtlar bir, bir dirilsin ülküdaş.
Vatan, bayrak diye büyüsün ülküdaş.
Tarih yeniden tekerrüre dursun ülküdaş.
Erciyes’te bir sayalım Bozurtları ülküdaş.

Erciyes vatan sevdalısı er meydanı gardaş.
Bozkurtlar bir, bir dirilir ülküye sevdalı gardaş.
Er meydanında Kılıç bizim gidelim Turan'a gardaş.
Turan'a doğru sert adımlarla yürüyelim bozkurt gardaş.

Bir Selam Ver

 

Bozkurt Pabuç Bırakmaz

PDF Yazdır Ağhesabı

Bu ülke sahipsiz mi değneksiz dolaşırsın
Canına mı susadın Türklere dalaşırsın

Meclis kapılarında sallarsın kuyruğunu
Kürsüde okuyorsun ermeni buyruğunu

Eşkıya dağdan indi davul zurna çaldınız
Hesabını sormadan sokaklara saldınız

Gönderdeki bayrağı leş için indirdiniz
Bölücüye yüz verip askeri sindirdiniz

Teröre ağlamayan insan değil dediniz
Ölüm oruçlarında pirzolalar yediniz

Özerklik istediniz düştünüz bir zillete
Bozkurt pabuç bırakmaz sizin gibi millete

Heykel senin neyine demir misin taş mısın ?
Seni vatan haini ermeni ye baş mısın?

Polise attığınız tokatı unutmadık
Bu öyle bir zehir ki inan bunu yutmadık

Ayran süsü verilmiş rakıları içtiniz
Çekiç başlı orakla insanlığı biçtiniz

Ulu orta ağladı bölücü için vekil
Ya adam gibi iş yap, ya da meclisten çekil

Çok mu kanın kaynadı eşkıyaya sarıldın
Şuhedayla fışkıran topraklara darıldın

Hayat sürprizle dolu ,hem yazılı turalı
İdam yeri son durak ,sormazlar ki kuralı

Yurduma göz dikenin gözlerini oyarız
Gözümüzü kırpmadan al kanlara boyarız.

Bir Selam Ver

 

Çağrı

PDF Yazdır Ağhesabı
Hep çağrılırız bir yerlere
Çocukken oyuna
Gençken düğüne
Orta yaşta tayine
Gezer dururuz ordan orya
Dünyaya sığamayız biz yine

Hep camiden çağrılırız
Ayılırız bayılırız
İmam durmaz ezan okur
Biz makama bayılırız
Fakat son sağrı gelince
Elbet ki zor ayılırız

Murat Karal
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 9 Toplam 59
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar