Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Öymen gerekeni yapmıştır, peki Kılıçdaroğlu?

PDF Yazdır Ağhesabı
Türkiye’nin uzun zamandır gündemini meşgul eden fakat ne olduğu hâlâ bütünüyle belli olmayan, tek belli olan tarafı Türk milletini ayrıştıracak, terör örgütünü meşrulaştıracak nitelikte olduğu “açılım” tartışmalarına CHP genel başkan yardımcısı Onur Öymen’in 10 Kasım’da TBMM kürsüsünde söylediği sözler ile yeni bir boyut kazandırılmaya başlanmıştır.

Onur Öymen’in kürsüdeki konuşmasında, Cumhuriyet’e karşı yapılan isyanlardan söz açıp, bu isyanlar arasında Dersim isyanının adı geçmesi bazı çevreleri rahatsız etmiş ve tepkiler gelmiştir. Bu tepkilerin başını çekenler arasında bir kısım Aleviler de bulunuyor.

Dersim isyanı hakkında zerre kadar bilgisi olmayanlar, “orada Aleviler öldürüldü, katledildi..” deyince bir başkasınında aklını bu şekilde çelmiş bulunuyor ve Dersim isyanı, artık zihinlerde Alevi isyanı olarak yer değiştiriyor. Dersim isyanını, Alevi isyanı olarak değerlendirenlerin sayısı bu durum sonunda ne yazık ki daha da artış gösterecektir.

Böyle olmasına karşın, gerçeklerden yoksun bir fikir olduğunu bu konuda tarafsız düşünenler bilirler. Dersimde masum canlara gelen zararlarda devlet değil, o dönemdeki ağalar sorumludur.

Soruna tam olarak çözüm üretebilmek için olayın tarihsel boyutunu muhakkak incelemek gerektir fakat biz siyasi ve içtimai boyutunu inceden ele alıp, Onur Öymen’in bu sözlerinin hangi amaçla çarpıtıldığını gösterip, herkesi derin bir düşünceye sevketmeye çalışacağız.

Onur Öymen yıllardır CHP’de hizmet etmiş ve hakettiği orun’a (makam) erişmiştir. CHP’yi sırtlayan önemli isimlerden biridir. Olaylara ve konulara nesnel yaklaşıp, duygusallıktan uzak değerlendirmeler sonucu net yanıtlara ulaşabilen bir isimdir.

10 Kasım’da meclis kürsüsünde söylediği sözlerin de Aleviler ile ilgili olmadığı açıkça ortadadır fakat Alevilerin yanında olduğunu belirten ama sadece Alevileri gerçek kimliğinden uzaklaştırmayı amaç edinmiş kişilerin “Onur Öymen Dersim İsyanı’nın gerekliliğini savunarak Alevilerin katledilişini desteklemiş oluyor” suçlamasıyla Alevileri CHP’den ve Atatürk’den uzaklaştırmak istediğini de belirtmek isteriz.

Bu art niyetli kişiler, Dersim isyanı sonucunda masum insanların ölümünden Atatürk’ü sorumlu tuttuklarını biliriz. Bunun nedeni ise; Aleviler ile Atatürk arasındaki tarihsel bağın kopması amaçlıdır fakat geçmişini bilen, özünü yitirmeyen Aleviler yıllardır bu oyuna gelmedi ve umuyoruz ki yine gelmeyecektir…

 Bahsettiğimiz art niyetli kişiler, Alevilerin siyasal alanda genel olarak CHP’yi desteklemeleri kendilerine son derece engel bir durumdur ve geçmişte CHP genel başkanı Deniz Baykal’ın yanlış politikalarını öne sürülerek Alevilerin CHP’den koparılma istemi sürecinin başlangıcı diyebiliriz. Yaşanan son durumla bu sürece bir yenisi eklenmeye çalışıldığı da apaçık ortadadır.

İşin en şaşırtıcı noktası ise; Kemâl Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, CHP İstanbul İl başkanı Gürsel Tekin, Öymen’in meclisteki konuşmalarıyla ilgili “talihsiz bir açıklama, gereğini yapmalı…” diye söylemesidir.

Aynı fırkaya mensup kişilerin aile içi anlaşmazlıkları içinde bulunduğumuz bu zor dönemlerde ulu orta söylemesinin nedeni acaba nedir?

Akla gelen ilk şey; “siyasi fırkalar içinde sıkça rastladığımız iç hesaplaşmaların bir başka yüzü mü?” diye düşünmeden edemiyoruz!

Bu iç hesaplaşmalar bilhassa CHP’de Baykal dönemini sonlandırmak için gizliden gizliye faaliyet göstermek için uğraşanlara tanık olduk ve yeni yüzler ile karşımıza çıkmaları da doğal ve muhtemeldir. Yine muhalefete en çok ihtiyaç duyulan, desteklenmesi gereken dönemlerde Baykal’a yüklenenler CHP’ye çok yakın kişiler olmuştu fakat başarılı olamamıştı. Şimdi bu içerdeki ve dışardaki şahıslar CHP’yi sarsmak için yeni şekiller ile gün yüzüne çıkmaya hazırlandığını düşünüyoruz.

Kılıçdaroğlu bu kişilerin içinde olup olmadığı hakkında bir fikrimiz ya da yorumumuz yok ama her CHP üyesini olduğu gibi, Kılıçdaroğlu’nun da, CHP’yi bölmek amacı güden kişilerce kullanmak isteyeceklerine eminiz.

Kemâl Kılıçdaroğlu’nun Ankara büyük şehir belediye başkanı Melih Gökçek ile Canlı yayındaki hesaplaşması ve Başbakan Erdoğan’a meydan okuması Türkiye’de büyük yankı uyandırdı ve Kılıçdaroğlu haklıca bir anda çok sevilen bir isim oldu. Hatta bu sevgi öyle bir arttı ki, Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olmasını isteyenler bile çıktı. Kılıçdaroğlu gerçekten iyi bir siyasetçi olduğunu herkese kanıtladı ama bu durum genel başkan olmasına yeterli bir vasıf olmadığını da belirtmek isteriz. Onur Öymen ile ilgili sözleri de bu görüşümüzü doğrular niteliktedir.

Kılıçdaroğlu’nun, Öymen’in söylediği sözlere “talihsiz bir açıklama” diye yorumlası, bizim açımızdan daha talihsiz bir açıklamadır.

Birincisi, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda büyük pay  sahibi olan Alevileri yatıştırması gerekirken, Alevileri daha da ateşlendirdiğinin farkına varmalıdır.

İkincisi, Dersim isyanı’nın Aleviler ile ilgisi olmadığını, devletin o dönemde Alevilere değil, aşiretlere karşı mücadele ettiğini yine Kılıçdaroğlu belirtmelidir ve Öymen’in sözlerinin yanlış anlaşıldığına dair, düzeltme niteliğinde ikinci bir açıklama yapma gereği duymalıdır.

Ayrıca, Öymen’in meclisteki sözlerinin, Aleviler’in hassas noktalarına dokunduğu ve bir gaf yaptığı kanısına varan Kılıçdaroğlu, 5 Ekim 2009 tarihli Vatan güncesindeki (gazete) “Bu da Kılıçdaroğlu’nun listesi” başlıklı haberde daha büyük  bir gaf’ın yapıldığını ve Alevilere karşı yapılan bir hareketin en önemli isimlerinden birini liste içinde yer verdiğini belirtmek isteriz;

Başbakan Erdoğan’ın “Türkiye’nin mozaiği” diye isimlendirdiği etnik sanatçılar ve ünlüler listesine bir seçenek sunan Kılıçdaroğlu, liste içinde Çaldıran savaşı sırasında ALEVİLERİ YAVUZ SULTAN SELİM İLE BİRLİKTE BARİZ BİR ŞEKİLDE KATLEDEN VE KATLEDİLENLERİN DIŞINDA SAĞ KALAN ALEVİLER’İN DE KÜRT YÖNETİMİ ALTINA SÜRÜLMESİNDE İMZASI OLAN İDRİS-İ BİTLİSİ’ye yer vermesi ya Kılıçdaroğlu’nun Tarih hakkında bilgisiz olduğunun kanıtıdır ya da Alevi oluşundan çok Alevici olduğudur... Alevilerin hassasiyetini bu denli düşünen biri neden Alevileri katleden birini masum bir siyasetçi edası ile listesinin içerisine koysun ki??

Peki, bu konuda Alevilerden neden mi tepki gelmedi?

Nedeni şudur; Çaldıran savaşı, Aleviler arasında “Alevi / Türkmen” katliamı adıyla bilinir ve  kulaktan dolma bilgiler nedeni ile sadece Yavuz ile özdeşleştirilir. Oysa, araştırıldığı takdirde İdirs-i Bitlisi denilen zevatın en az Yavuz kadar suçlu olduğu karşımıza çıkacaktır.

 

İşin özü; Onur Öymen’in sözlerinden kasıt arayanların niyeti ortadadır. Alevilerin Dersim olaylarını Alevilere yapılan bir hareket olarak değerlendirmemelidir ki, resmi tarihe bakıldığı takdirde apaçık ortadadır. Masum canlarında öldüğü bir gerçektir fakat bu acı olayda asla Atatürk sorumlu değildir. Sorumlu aranıyorsa bu da, o dönemdeki aşiret reisleridir!

Aleviler kışkırtmalara, yapılan oyunlara aldanmadan olayı nesnel bir şekilde araştırıp değerlendirmesini umuyoruz.

Kaldı ki, Onur Öymen’e tepkilerden sonra;“Alevi kardeşlerime bir sözüm yok ve Alevi kardeşlerim ile konunun ilgisi de yok…” diyerek gerekeni yapmıştır. Basının Öymen’e sorduğu sorular arasında Kılıçdaroğlu’nun “Öymen gerekeni yapmalıdır” sözünü nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine verdiği yanıt fırkadaşına, yol arkadaşına yakışır derecede olması ve tüm siyasetçilere de ibret olması gerekmektedir; “Sayın Kılıçdaroğlu doğru bir söz etmiştir. Ben de gerekeni yaptım!”  

Onur Öymen, konuyla ilgili açıklama yaparak, Alevileri hedef almadığını belirterek gerekeni yapmıştır.

Peki, tarihte en büyük Alevi kıyıcılarından olan İdris-i Bitlisi’yi “demokratik açılım” adıyla liste içinde göstermek nasıl değerlendirilir?

Bu durumda Sayın Kılıçdaroğlu gerekeni yapmalıdır!

TÜRK’ÇE

16.11.2009


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar