Silivri duruşmasından |
|
|
|
|
Avukat Servet Bora (Silivri duruşmasında söyledikleri) Şu vatan yaptığımız ve kanla suladığımız coğrafya, bir taraftan Asya, bir taraftan Avrupa, bir taraftan Afrika ve de Kafkasya’yla çevrili ve büyük Milletimizin kısrak başı gibi girdiği Anadolu toprağı bir rüzgar memleketidir. Bu vatan dün ve bugün işgalcilerin iştahını çekmiştir. Hemen söyleyeyim ki; bu Millet bu coğrafyada değil de Avustralya’nın bir köşesinde mukim olsaydı Osmanlı’nın kuruluşundan bu yana bin türlü cefayı çekmeyecekti. Bu bizim kaderimizdir. Öyle bir kader ki; sarı ırktan olmadığı için Asya, Hıristiyan olmadığı için Avrupa ve de 600 sene İslam’ın kılıcını ehli saibe karşı kullandığı için Araplar karşımızdadır. Meselenin fazla ayrıntısına girmeden 1914-1922 arasındaki Türk’ün canhıraş mücadelesini ne Batı, ne Amerika hazmedememiştir. Dün de böyleydi, bu gün de böyledir. Lozan Barış Anlaşması’nı bir türlü hazmedemeyen Amerika, bu gün de Cumhuriyeti ve Türk Zaferini hazmedememiştir. Bu konuda Amerika Temsilciler Meclisi Üyesi D. Upshaw (Apşov), 1927 yılında Meclis’te yaptığı konuşmada aynen; “Lozan Anlaşması Timurlenk kadar hunhar, Korkunç İvan kadar sefih ve kafatasları piramidi üzerinde oturan Cengiz Han kadar kepaze olan bir diktatörün –ki bu diktatör Mustafa Kemal’dir-, zekice yürüttüğü politikaların bir toplamıdır. Bu canavar savaştan bıkmış bir dünyaya tüm uygar uluslara onursuzluk getiren bir anlaşmayı kabul ettirmiştir. Buna her yerde Türk Zaferi dediler ve büyük sermaye grupları, ticaret erbabı ve bazı din temsilcileri bile Türkiye’nin uygar uluslar masasında, uluslar arası bir konuk durumuna yücelterek, Amerika’yı yüksek ülkülerinden uzaklaştırmada birleştiler.” Arz ettiğim bu ifadeden de anlaşılıyor ki ve bugünkü ortamda tahlil ettiğimizde Amerikan yayılmasının ve despotizminin hala devam ettiğini kabule etmek durumundayız. Ortadoğu’nun, daha doğrusu Orta Asya’nın anahtarı Anadolu coğrafyası üzerindeki emelleri apaçık ortadadır. Birinci Dünya Harbi’nde bile Amerika’nın bu rolü çok açık olduğu halde her nedense tarihçiler tarafından gözlerden saklanmıştır. Hatta “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi”nde belirttiği “vatanın her köşesi cebren ve hileyle” sözündeki hile, hiç hesapta yokken müstevlilerin Yunan’ı kullanmasıdır. Hile de sökmedi; Mustafa Kemal önderliğinde bu Millet çılgına döndü. Şair Necip Fazıl, Tohum isimli eserinde, bu canhıraş mücadeleyi şöyle ifade ediyor; “Kemik, çeliği kesti; kağnı tayyareyi geçti!” Batı, Lozan’a rağmen Türk Milletini hiç affetmedi. Dün Osmanlı’ya oynanan oyun biraz önce sözlerini naklettiğim Apşov’un lisanıyla Amerika tarafından oynandı ve oynanmaya devam ediyor. Kanla ve irfanla Cumhuriyetimizi kurduk. Bugünkü çok karanlık tabloya rağmen Cumhuriyeti ne pahasına olursa olsun yaşatmak isteyen büyük Türk Milleti vardır. Bu hedefi Gazi Mustafa Kemal, Ocak 1923’de İzmit’te gazetecilerle yaptığı bir toplantıda kısaca şöyle anlatıyor: “Bu memleketi şu istikamete sevk ederken bir şey yaptığımızı ifade etmeliyiz. Daima muteber ve mevzubahis olan ekseriyettir. BU MİLLETİN EKSERİYETİ BİZİMLE BERABERSE, FIRKA DEYİNİZ, NE DERSENİZ DEYİNİZ, YÜRÜTMEK MÜMKÜNDÜR. Ekseriyet beraber değilse grup deyiniz, heyet deyiniz buna istinaden inkılâpta muvaffakiyet mümkün olmaz… O zaman inkilabın temini için tarihin gösterdiği vasıtaya müracaat edeceğiz.” Gazeteciler“Kanunda böyle bir şey yok ki!”deyince Gazi Paşa: “İnkılâbın kanunu mevcut kanunların üzerindedir. Bizi öldürmedikçe ve bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız inkılâbı teceddüt kerane bir an bile durmayacaktır. Bizden sonra ki devirlerde de bu hep böyle olacaktır.” Bu gazetecilerle görüşmeyi bugüne uygularsak büyük millet, Cumhuriyet Devrimi’nden dönüşü kabul etmeyecektir. Bilhassa bir milat tayin edecek olursak 2002’den beri bu hükümetin yürüttüğü politikalar bildiğiniz gibi eş başkanlık politikalarıdır. Yani bugünkü iktidar Amerika’ya; “bu Cumhuriyete siz düşmansınız, tabii ki ben de düşmanım, beraber olacağız” sözünü vermiş gözüküyor. Zira iktidara gelirken Cumhuriyet ve Atatürk’e karşı bütün söylemleri iltibasa meydan vermeyecek şekilde, propaganda yapmışlardır. Nitekim kim ki Amerika’ya karşı, kim ki PKK ile 30 yıldır çarpıştı, kim ki bu hayasız politikalara karşı çıktı, bütün siyasetçiler, aydınlar, gazeteciler, komutanlar huzurunuzda bedel ödüyorlar. Şuna inanıyorum ki, saatin sarkacı solda ve sağda aynı açıyı yapar. İnanıyoruz ki, hıyanet de, ama en kısa zamanda hesap verecektir. Şu anda bir karanlık tablo çizdim ama maalesef doğrudur. Şunu da ifade edeyim ki zifiri karanlığın sonundayız, şafak sökmek üzeredir. Yani Büyük Millet, Gazi Paşanın buyurduğu gibi TARİHİ VASITAYA MÜRACAAT EDECEKTİR. Bu tarihi vasıta her zaman geçerlidir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




