Anasayfa arrow Yazarlar arrow Mete Kılıç arrow Cemaat Medyasının Açıklamasına Cevabımızdır
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Cemaat Medyasının Açıklamasına Cevabımızdır

PDF Yazdır Ağhesabı

Geçtiğimiz hafta yazdığımız ve kamoyunda büyük yankı uyandıran "Fethullah Gülen'in Ülkücü Düşmanlığı" başlıklı yazımıza cemaat medyasından cevap geldi.

Ancak, başlığında bizi "provokatörlükle" suçlayan bu cevap yazısını okuduğumda kendi kendime dedim ki, bunlar benim yazıma karşı mı yazmışlar yoksa beni onaylamışlar mı belli değil.

Lafı hiç uzatmandan öncelikle cemaatin gazetesi Zaman'da sonra da diğer cemaate mensup ya da yakın medya organlarında çıkan bize karşı cevabı bir görelim.

Bize karşı yazılan yazı şöyle başlıyor

"Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bir döneme damgasını vuran ulusalcı hareketler ve Ergenekon örgütlenmesinin yaptığı provokasyonlara karşı yaptığı uyarılar bazı çevreler tarafından yanlış değerlendirildi.

Bazı ülkücü sitelerde ve yayınlarda Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında yanlış bilgiden kaynaklanan ve hakarete varan yayınlar dikkat çekiyor. Gülen'in 2007 yılı Nisan ayında sohbetlerinden derlenerek fgulen.org'ta yayınlanan konuşması, 2.5 yıl sonra yeni bir konuşma gibi yayınlanması bir çok yanlışlığı da beraberinde getirdi."

Arada birkaç bizim yazımızla alakalı olmayan ülkücülere hoş görünme mesajından sonra şu şekilde devam ediyor:

"İşte tam bu süreçte Fethullah Gülen Hocaefendi ulusalcılık adı altında yapılan ve milletin hassas olduğu değerleri kullanan kişi ve gruplara dikkat çekmiş ve kaosun kaos getireceğini belirtmişti.

Aradan geçen 2.5 yıl Fethullah Gülen'in söylediklerinde ne kadar haklı olduğunu göstermişken, o mesajın bazı dost ve kardeş sitelerde bilerek yada bilmeden bugünkü süreçle ilgili bir konuşma gibi yayınlanması ise oldukça üzücü.

İşte Hocaefendi'nin gerçek niyetleri ve organizatörleri sonradan ortaya çıkan olaylarla ilgili 2007 yılı Nisan ayında yaptığı konuşma:

http://tr.fgulen.com/content/view/13548/98"

ŞİMDİ BİZİM CEVABIMIZ

Cemaat medyası, açıklaması ile bizim konu edindiğimiz yazının varlığını kabul etmişler. Yani bizi onaylamışlar. Ama yazının 2007 Nisan ayında yazıldığını ve yazının 2,5 yıl sonra bazı cemaate dost ve kardeş siteler tarafından güncelmiş gibi yayınlandığından bahsediliyor. Ve altında da Fethullah Gülen'in 2007'deki açıklamasının linki verilmiş.

Soruyorum cemaat medyasına "Siz kimi kandırdığınızı sanıyorsunuz"?

Bizim bahsettiğimiz açıklama sizinde kaynak olarak verdiğiniz Fethullah Gülen'in şahsi sitesinde 11.12.2009 tarihi ile yayınlanmış ve hatta yazının altına da "Son Güncelleme ( 11.12.2009 )" şeklinde not düşülmüş. Bu demek oluyor ki, bu yazının 2007'de ilk hali yazılmış olsa dahi 11.12.2009 tarihinde güncellenerek yeniden yayınlanmış olduğudur.

Aynı şekilde siz cemaat medyasının "dost ve kardeş site" dediğiniz medya organlarında 12.12.2009 tarihinde yeniden yayınlanmıştır.

Yine sizin cevabınızın altında linkini verdiğiniz yazının başlığı "Kaos, Kadrolaşma, Ordu ve Okullar" iken bizim konu edindiğimiz 11-12-2009 tarihli yazının başlığı "Kaos Ancak Kaos Doğurur". Yani bu bile yazının ilk halinin güncellendiğine bir örnektir.

Bu sebeple biz ne diyorsak sözümüzün arkasındayız. Ve yazımızın sonuna Fethullah Gülen'in kendi sitesinde yer alan yazının resmini koyacağız. Biz sadece linki koymakla yetinmeyeceğiz çünkü o yazıyı siteden kaldırıp "burada böyle bir yazı yok" deme ihtimalleri bulunmaktadır.

Ve aşağıda verdiğimiz resimlerde haberin yayınlanma tarihine ve en alttaki son güncelleme tarihine dikkat ediniz.

Peki ne oldu da cemaat medyası böyle bir "u" dönüşü yaptı.

Bugüne kadar uyuduğunu düşündükleri ülkücülerin, kendilerine karşı uyanık olduğunun farkına vardılar.

Bugüne kadar, insanların manevi duygularını istismar ederek kazandıklarını kaybetme duruma geldiklerini, maskelerin kalkıp gerçek yüzlerin görünmeye başladığını anladılar.

Ama biz sözümüzün arkasındayız ve daha önce ne dediysek aynısını diyoruz. Ve hatta eski yazımızın ilgili bölümünü tekrar yayınlıyoruz. Ve bu söylediklerimize cevap bekliyoruz. Bize lafı oraya buraya çevirerek değil net bir şekilde aşağıda söylediklerimize cevap veriniz.

15 Aralık 2009 tarihli "Fethullah Gülen'in Ülkücü Düşmanlığı" başlıklı yazımızdan

"Son günlerde Cemaatin kendi medya organlarında (Bugün, Samanyolu) çıkan açıklamalarda Fethullah Gülen şu sözleri söylüyor:

"Ayrıca, eskiden tehlike daha çok dışarıdan geliyordu; Birinci Cihan Harbi'nde, Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi düşman belliydi ve düşmanlık da açıktan açığa cereyan ediyordu. Mesela, İstanbul'u işgal ettikten sonra Şam'da Selahaddin'in mezarının tekmelendiği haberini de alan İngiliz General "Ey Selahaddin, Haçlı Seferleri daha yeni bitti!" demek suretiyle şecaat arzederken sirkatini söylüyor; Osmanlı'nın mağlubiyetini İslam'ın sonu, haçın zaferi olarak ilan ediyordu. Dolayısıyla, o günlerde bu millete kastedenler belliydi, âşikardı. Fakat, bir dönemden sonra saldırılar içeriden gelmeye başladı. Nur Müellifi'nin yaklaşımıyla, "eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz.. çünkü düşmanı sezemez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder." Evet, artık, "Türk Milleti" diyen, "vatan, ülke, ülkü, bayrak" sözlerini dilinden hiç düşürmeyen ve hatta "din, iman, Kur'an" fedaisiymiş gibi arz-ı endâm eden bir sürü eli kanlı insan bozması var meydanlarda. Bunlar "millî ruh" diye diye milletin önüne kuyular kazıyorlar, "ruh kökü"nden bahsederken milletin kökünü kesiyorlar ve toplumu ruhsuzlaştırarak, kalbsizleştirerek kimseye sezdirmeden en sinsi planlarını uygulayabiliyorlar."

Allah Allah şu sözlerdeki hiddete ve öfkeye bak, Gülen efendi (!) ülke sevdalılarına karşı bütün kin ve nefretini dökmüş. Aklınca "Türk Milleti", "vatan, ülke, ülkü, bayrak" gibi kutsal değerleri dilinden düşürmeyen ve savunan ülkücülere saldırıyor.

Bu sözleri duyunca insan bu düşünüyor bu sözleri kim söylemiş:

1- Camilerde, kendi sohbet ortamlarında insanların dini duygularını istismar ederek, sürekli ağlayarak -sızlayarak etrafına taraftar toplayan ve bu taraftar topluluğundan elde ettiği paralarla şu an dünyanın sayılı zenginleri arasında yer alan bir şahıs

2- Yıllardan beri Amerika'da CIA koruması altında yaşayan bir şahıs,

3- Amerika'daki evinde Amerikan bayrağı dalgalandıran bir şahıs,

4- Türkiye'ye dönmesinde herhangi bir hukuki engel olmamasına rağmen Amerika'da yaşamayı tercih eden bir şahıs

5- Kendisini koruyan Amerika, Irak'ta ve dünyanın birçok bölgesinde Müslüman kanı dökerken Amerika'ya karşı bir yorum yapmayan bir şahıs

6- Amerika'nın "ılımlı İslam" yaratma projesine hizmet etmek amacıyla "dinlerarası diyalog" safsatası ile Papa ile sarmaş dolaş görüşen bir şahıs,

7- Üniversite çağındaki çocukları ailelerinin maddi imkânsızlıklarından faydalanarak neredeyse bir beyin yıkama operasyonu ile kendisine bağlayan bir şahıs,

Yukarıdaki maddeleri daha arttırmak mümkün. Ancak, zaten Fethullah Gülen'in ne olduğunu kendi cemaatine kattığı mensupları dışında bilmeyen kalmadı.

Hoca hoca haddini bil, haddine göre konuş.

Sen kim oluyorsun da Türk Milliyetçileri'ni ağzına alabiliyorsun, sen kim oluyorsun da vatan sevdalılarını ağzına sakız yapabiliyorsun.

Sen hiç Peygamber Efendimizin "vatan sevgisi imandandır" hadisini duymadın mı?

Ağlayarak verdiğin vaazlarda cemaatinden biri çıkıp sana öğretmedi mi bu Hadis-i Şerifi?

Gerçi senin bunları öğrenemeyecek kadar kapasitesiz olduğunu sanmıyorum, biliyorsundur mutlaka. Zaten o kadar kapasitesiz biri olsan Amerika hala seni yanında tutar mıydı?

Yoksa seni koruyan- besleyen Amerika sana bu tip dini bilgilerin üstünü ört, unuttur mu diyor ki sen bunları görmüyorsun?

Senin gibi okyanus ötesinin projelerini uygulamaya çalışan AKP'nin, PKK'lıları baş tacı ettiği "PKK açılımına" destek vereceğim diye Türk milliyetçilerine, vatan sevdalılarına laf atmak senin haddin değildir.

Sen ve senin emrindeki bütün medya organları ne kadar çabalarsa çabalasın, ne kadar kamuoyu oluşturmaya çalışırsa çalışsın, bu ülkenin vatan sevdalılarını, ülkücülerini susturamayacaksınız, yıldıramayacaksınız.

Siz ne derseniz deyin, ülkücüler bu ülkeyi savunmaya devam edecektir. Siz ne derseniz deyin, ülkücüler size ve sizi yönlendiren odakların hain emellerine izin vermeyecektir.

Siz ne derseniz deyin, bu vatan var oldukça Ülkücüler var olacak, Ülkücüler var oldukça da bu vatan var olacaktır.

Ama, siz konuşun ki, ülkücüler de sizin bu yüzünüzü daha iyi görsün.

Siz konuşmaya devam edin ki, vatan sevdalıları sizin bu "Türk'e ve Türk milliyetçilerine düşman" yüzünüzü daha iyi görsün.

Ama şunu unutmayın:

Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner..."

VE FETHULLAH GÜLEN'İN KİŞİSEL SİTESİNDEKİ YAZI

Kaynak: http://tr.fgulen.com/content/view/18143/3

21.12.2009

Mete Kılıç

Etikhaber


 
Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar