Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Bir Ülkücü'nün (!) Hezeyanları !...

PDF Yazdır Ağhesabı
BİR ÜLKÜCÜ’NÜN(!) HEZEYANLARI !


12 Eylül’deki Halk Oylaması yaklaştıkça kafalar iyice karışıyor. AKP neden ''EVET'' demek gerektiğini açıklamadığı gibi muhalefette benzer şekilde hareket ederek neden HAYIR demediğini net bir şekilde açıklamıyor. Bu duruma eli kalem tutanlarda eklenince işler daha da karmaşık bir hale geliyor.
Kerkük Feneri.com isimli ağelinde (site) Emre Çakır imzası ile “Ülkücülere Açık.Mektup” başlıklı bir yazı kaleme alınmış. Yazılanlara yüzeysel olarak bakıldığında da tüm gerçekler göze çarpıyor.
 
Yazar, yazıyı “Ülkücülere açık mektup” diyerek ele almasına karşın, Ülkücüleri kendi tekeline alma girişimi mevcut. Yazının can alıcı noktası Bahçeli’nin adamları tarafından ölüm tehdidi konusuna değinmesi ile film kopuyor. Bu mektubun hakikatları yansıtmadan sadece kişisel husumetinden dolayı yazıldığı kanısına aklı selim olan herkes varacaktır.
Halk oylamasında sunulacak maddelerin hatasına yahut doğrularına değinmeden, CHP şöyle, MHP böyle deyip oylama da ''EVET'' oyuna çağırı hiçbir ülkücüye yakışmaz.


Yazıyı kaleme alan şahıs yazının başlarında, gönlünden geçenin uzlaşı ile anayasa değişlikliği olduğunu vurgulamasına karşın, yüreğinden asıl geçenleri önyargıları nedeniyle açığa vurmuş ve hızını alamamış,  kişisel çıkarları uğruna bu yazıyı kaleme almıştır.

Bir önceki yazısında neden ''EVET'' dediğini belirten bir şeylere değinmiş  fakat o yazısını etkisiz hale getiren bu mevcut yazısı daha dikkat çekicidir. Ülkücüler 12 Eylül’ün bedelini en ağır şekilde ödeyenler arasında  fakat kuru kuruya ''EVET'' diyecek kadar zihinden, düşünceden yoksun kişiler değildir.
Kimenin şahsi çıkarları uğruna hizmet etmeyecek kişiler olduğuna inanıyorum.

Anayasa değişikliğinde AKP’nin sunduğu maddeleri incelemesini öneririm muhteşem (!)yazarımızın…
AKP’nin yeni anayasa değişikliği paketinde göz boyamak uğruna birkaç madde eklediği ve içlerinde keskin, devlet’in belini bükecek, içten içe fethedecek konuları ele aldığını millet görmeli, bilmeli. Değiştirmek istediği maddelere değinecek olursak, Madde 23’e dikkat çekmek gerek; Yurt dışına çıkış hiçbir şekilde engellenemez diyor ve bunu Hürriyet olarak değerlendiriyor yani; Asker kaçağı, vergi borcu olanlar, devleti, milleti dolandıranların yurt dışına çıkmasına  açıkca engel olunamayacak demek istiyor! Son 8 yılda AKP politikalarından dolayı vicdani retçiler gitigite artıyor ve bunların çoğunluğuda terör örgütü PKK’ya destek verenlerden kaynaklanıyor. Vergi kaçakçıları da malumunuz. Sanırım bu sözlerimle madde 23 ile bir bağlantı kurulabiliyordur. Bu maddenin neresi Vatan’a hizmettir?

Madde 145’te Askeri yargı müdahalesi ve hiyeraşik işleyiş dizgesinde (sistem) değişiklik yaparak Askeri vesayeti kaldırır görüntüsü veriliyor ama bu düzenleme ile kendi hiyeraşisini kurarak dikta rejimlerinden farkı olmayan yeni bir dizge (sisyem) ortaya koyamaya çalışılıyor.

Madde 146-147-148-149 ise önemli noktalardan biridir.. AKP’nin bütünüyle ele geçiremediği tek kurum yargı’dır ve sözde anayasa değişikliği bu maddelerin geçmesi için hazırlanmıştır. Dokunamadığı Yargı’ya dokunmak nihai hedefi olduğu gün gibi ortada. Anayasa Mahkemesi’nin 11 olan üye sayısının 17’ye çıkarılmasının bir mahsuru yok fakat bunu seçecek olan kişilerin Yüce divan’da yargılanacak olan kişiler olması önemli bir husus. Yoksa, yargılanmaktan kurtulmak için mi bu devinim diye insan düşünmeden yapamıyor.

En önemli maddeler arasında 159. madde de bulunmaktadır. HSYK’nın yapısını bu denli değiştirmek isteyeşi, üye sayısını 22’ye çıkarıp denetimi Adalaet bakanlığına veriliyor ki, Adalet bakanlığına daha bir çok yetki sunuluyor. Adli Tıp, Adalet akademisi gibi kurumlar Hükümetin emirlerine uyulması sağlanmak isteniyor

Geçici 15. Madde ise 12 Eylül darbecilerini yargılamak için bu maddenin kalkmasını amaçlamaktadır.  Oysa bununla ilgili geçmişte bir çok öneri geldi fakat AKP’den ses çıkmadı. Acaba neden?
Ayrıca, darbecilerden dem vuran AKP, darbecilerle el ele, kol kola okul açılışları yaptığına şahit olduk. 25.09.2009 yılında Cihan haber ajansının yaptığı haberde Manisa’da bir okul açılışından bahsediyor. Haber’den küçük bir metin ve bağlantısını da iliştiriyorum. Bülent Arınç ve  Kenan Evren’in birlikte oul açılışı esnasında çekilen fotoğraflarda görülecektr;
“Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa'nın Turgutlu İlçesinde Altan Ailesi Tarafından Yaptırılan Mehmet Altan Anaokulu'nun Açılışını Eski Genelkurmay Başkanları Kenan Evren ve Hilmi Özkök ile Birlikte Hizmete Açtı.”

http://www.haberler.com/bulent-arinc-kenan-evren-ve-hilmi-ozkok-birlikte-haberi/

Bir başka husus, MHP tabanına Evet dedirtmek için “Türkeş olsaydı ''EVET'' derdi” öngörüsünün saçmalığına kanan daha doğrusu bunu bir araç olarak kullanan, ülkücülüğün içini boşaltmak için uğraşan BBP’yi suçlamak pekâlâ kolay olurdu  fakat sıkıntılı bir dönemde bazı değerleri kullanarak açıklamalar yapmak yerine, saçma öngörüler yerine kesin, kâti kararlar ile milletin karşısına çıkmak daha doğru olur.
Yine şahıs, yazıda gerekçesiz AKP’ye hizmet etmektedir. PKK ile işbirliği yaptığı birkaç gün önce ortaya çıkarılan AKP’ye çanak tutmanın Ülkücülük ile ilgisini de pekâlâ açıklamak mecburiyetindedir. BBP de birebir aynı düşüncelere sahipse, AKP yörüngesine Yalçın Topçu döneminde daha da giren BBP’nin, AKP ile birleşmesi daha doğru olacaktır.
Ülkücülük kimsenin tekelinde değildir, kimsenin şahsi çıkarlarına hizmet etmez. Hele ki, muhteşem(!) yazarımıza bu husumetleri sonrası hiç hizmet etmez!

Milletin doğru düşünmesi şarttır, bu yönde doğru karar vermesini sağlamak için kelime oyunları ve kişisel çıkarlar ile hareket edilmeden doğru anlatılmalıdır. Yazarın Millet uğruna değil, önyargıları uğruna Evet’i tercih ettiği açık ve nettir.
Bu noktada başlığı Ülkücülere değil, AKP’lilere açık mektup olarak değiştirmesi daha doğru olacaktır!

Tanrı Türk’ü korusun!


TÜRK’ÇE
22.08.2010
 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar