Anasayfa
 
   
Joomla extensions and Joomla templates by JoomlaShine.com
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler

Sormaca
Açılım Anayasası'na
 

Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Advertisement
İlgili İçerikler

Eşcinsellik Propogandası ve Aile

PDF Yazdır Ağhesabı

 Son zamanlarda artarak propogandası yapılan kavramlardan biri de eşcinselliktir. Yapılan propogandalar sonucunda eşcinsellik, Batı toplumlarında oldukça yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşma, eşcinsel başbakanların,bakanların hatta papazların ortaya çıkması derecesine varmıştır.  Batı ile kaynaşma ve yakınlaşma siyaseti sonucunda,bizim toplulumuzda da bu yaşam tarzının yaygınlaştığını görmekteyiz.Bu sapkınlığın yaygınlaştığı toplumların çöküşe geçtiği tarihsel bir gerçekliktir. Bu nedenledir ki bütün Türkçüler, bu sapkınlığın Türk toplumu içerisinde gelişmesine karşı mücadele etmelidir.

Eşcinselliği ilahi bütün dinler yasaklamıştır. İncil’deki Sodom ve Gomore, Kuran’da belirtildiği üzere Lut Kavmi, bu sapkınlık nedeniyle cezalandırılmıştır.Kuran-ı Kerim’de Araf Suresi 84. Ayet’te bu ceza ‘Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık.Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.’ olarak anlatılmıştır.Enbiya Suresi 74. Ayet’te ise ‘Lût'a da hükümranlık ve ilim verdik. Onu, pislikler üretip duran bir kentten kurtardık. O kent halkı yoldan çıkmış kötü bir kavimdi. ‘ denilerek, bu tür yaşam tarzını kabuledenlerin yoldan çıkmış insanlar olduğu beliirtilmektedir. Lut Kavmi’nden sonra eşcinsellik ve cinsel sapkınlıklardan ötürü cezalandırılan bir başka toplum da İtalya’daki Pompei kentinde yaşayanlardır. Eşcinsellik ve zinanın merkezi konuma gelmiş olan Pompei Kenti’nde insanlar, yanardağın patlaması ile taş kesilmişlerdir.Bu olay Hud Suresi 102. Ayet’te şöyle anlatılır ‘Onlar, zulüm işlemektelerken, ülkeleri (veya nesilleri) yakaladığı zaman... Rabbinin yakalaması işte böyledir. Gerçekten O'nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir. ’

Din açısından yasaklandığı açıkça bilinen bu yaşam biçimini kabuletmiş Hıristiyan din görevlilerinin olması oldukça dikkat çekicidir.

Eşcinsellik ve cinsel sapıklıklar; genel olarak Türk Milleti tarafından tarihin her döneminde kabul görmemiş ve dışlanmış kavramlardır. Öyle ki bu olguları ifade eden kavramların terimleri genelde başka dillerden dilimize geçmiştir. Bilimsel bir gerçekliktir ki, bir dil kendi toplumunda olmayan bir sözü genelde diğer bir dilden ithal eder. Gey,ibne,lezbiyen,fuhuş,zina,fahişe, kahpe,sübyan,kerhane.... gibi bu sapkınlıkları anlatan sözcükler yabancı kökenlidir. Tunç,demir,altın,gümüş,kaşık,kılıç,bıçak çatal,bardak,... gibi uygarlığın kanıtı olan kavramların öztürkçe karşılığı varken, sapkın kavramları anlatan terimlerin dilimize başka dillerden alınması, Türk uygarlığına bu kavramların daha sonradan girdiğini gösterir. Bu kaçınılmaz ama olumsuz bir etkileşimin sonucudur.

Türk tarihi boyunca,ahlaksal değerlerin üzerine kurulmuş töre,toplum yapısını belirleyici unsur olmuştur. Öntürkler’de zinaya çok az rastlanırmış,zina yapan kimseler atarabasında sürülerek cezalandırılırmış.Tek eşlilik ve aile kavramı önde gelirmiş. Türkiye’de 1990’lara kadar aile kavramı hatta mahalle ve köy kavramına çok sahip çıkılırdı. Mahallenin namusu, köyün tüm kız çocuklarını kendi bacıları gibi gören delikanlılar oldukça yaygındı. Bu kavramlar 1980 darbesi ve Özalcı Batılılaşma süreci sonrası yara almıştır. Aile ve toplum değerlerini gözeden ve koruyan bu yaşama bakış, Türk Milleti’nin binlerce yıldır varlığını sürdürebilmesindeki ana etkenlerden biri olmuştur.Çünkü aileyi ve akrabalığı koruyan milletler ayakta kalırlar.

Bu kadar eşcinsellik propogandasının yapılmasındaki asıl sebep,şüphesiz ki aileyi yıkmaktır. Aile yıkıldığı zaman bireyler; daha kolay yönetilebilir,daha çabuk köleleştirilirler.Akrabalık bağları ve ahlaki değerleri güçlü olan milletlerin dış ve iç tehditlere karşı direncini kırmanın zor olduğunu bilen küresel odaklar, ülkeleri gerek iktisadi gerekse somut olarak işgaledebilmek için aileyi yoketmeyi amaçlarlar. Boşanma,eşcinsellik,anaya ataya dikbaşlılık, bu küresel güçlerin yayın kurumları tarafından özendirilir hatta çağdaşlıkmış gibi sunulur.

Özellikle Amerikan yapımı dizilerde, tanıtımlarda(reklam), sabah izlencelerinde,filimlerde eşcinsellik, aykırılıklar düzenli olarak sunulmaktadır. Bu Amerikan yayınları, Avrupa kanallarında, kısmen de Türk kanallarında yayınlanmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinde çekilen yayınlar da genelde bu yöndedir. Bu yayınlar ve hukuk destekli tasarılar sayesinde Batı toplumlarında evlilik oranı düşmüş, gayrı meşru çocuk sayısı artmış, eşcinsellik yaygınlaşmıştır.

Izlanda Başbakanı Johanna Sigurdardottir sevici(lezbiyen), Belçika Başbakan eski Yardımıcısı Elio di Rupo,Almanya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle eşcinseldir,İngiltere Maliye eski Bakanı Michael Portillo,Fıransa'da Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoe gibi birçok Avrupalı siyasetçi eşcinseldir.2004 yılında İsveçli başrahip Åke Green, eşcinselliğin İncil’e göre haram olduğunu vaazında belirttiği için hapis cezasına çarptırılmıştır.İsveç’te okullarda, eşcinselliğin yanlış olduğunu belirten öğretmenler işten atılırken; öğrencilere,bu yaşam tarzının denenmeden yargılanamayağı yönünde telkinlerde bulunulmaktadır. Almanya, eşcinsellik karşıtı vaaz verdiği gerekçesi ile Bilal Philips adındaki bir imamı sınır dışı etmiştir.Birçok Batı ülkesinde eşcinsellere karşı uygulanan şiddete verilen ceza,sıradan insanlara uygulanan şiddete karşı verilen cezadan daha fazladır.Hükümetin rotasını doğrulttuğu Avrupa Birliği ülkelerinde durum budur.

Batı oligarşileri,ülkelerindeki egemenlikleri korumak için aileyi yıkmak istemelerinin bir başka sebebi de ailenin iktisadi güç oluşturmasıdır. Bireyler tek olarak müşteri olurken, aile birliği ile hareket ettiklerinde işveren konumuna yükselmektedir. Bu nedenledir ki Avrupa ülkelerine göçeden Türkler ikinci kuşakta işveren konumuna yükselmiştir.

 Eşcinselliğe karşı olanlara yapılan bazı bariz suçlamalar vardır. Bunlardan en bilineni ’bu çağda bu kafa’ şeklinde söylenen sıradan bir kalıptır. Bu tümceyi kullanlar genelde din, tarih ,siyaset gibi konulardan hakkında fikir sahibi olmayan, magazinle beslenen cahil kimselerdir. Eşcinselliği çağdaşlığın gereği sanarlar. Bu şahıslara eşcinselliğin çok eski çağlardan beri varolduğu ve bu yola sapan toplumların tarih sahnesinden silindiği uygun bir dille anlatılabilir. Bunun dışında, eşcinselliğin bir yeğleme olduğunu savunan, Batı kökenli düşüncelerle beslenen yenisolcu(neosolcu), ya da özgürlükçü (liberal) kesimdir.Bu kesimin devlette söz sahibi olmaması gereklidir. Bunların fikirleri , Avrupa Birliği değer ve düşünce yapısı ile aynı doğrultada ilerlediği için Avrupa Birliği’ne girmek isteyen siyasiler de sonuç olarak bunların görüşlerine hizmet etmektedir.

Türkiye’de durum nedir?

Günümüz Türkiye’sinde eşcinsellik ve aile karşıtlığı,Batı kadar yaygın olmasa da eşcinsellik propogandası;bazı basın yayın kurumları tarafından ağırdan ağırdan sunulmaktadır. Nonoş tipler öne çıkarılmakta, güncelerde(gazete) eşcinsellikle ilgili haberler sıkça yapılmaktadır.

Bu hastalığın Türk toplumunda yayılmaması için bilinçli vatandaşlara ve Türkçülere büyük görev düşmektedir. Neler yapılabilir?

1 Türkçüler birgün iktidarda yer alırsa, devlet eliyle mücadele edebilir.

2 Bu görüşlere karşı olan siyasi fırkalar desteklenebilir.

3 Eşcinselliğe özendirici ve aile kavramını zedeleyici türden yayın yapan izlenceler, RTÜK’e şikayet edilebilir.

4 Yayın kuruluşlarının öncelikli kaygısı okuyucu ve izleyici kaybetmemek olduğu için yasal çerçeve içerisinde, bu kuruluşlara tepki gösterilebilir.

5 Dernekler kurulabilir ya da var olan derneklere destek verilebilir.

Türk Milleti için yakın zamandaki en büyük tehlike Batılılaşmadır. Muasır Medeniyetler (çağdaş uygarlıklar) üzerine çıkma hedefi; batılılaşma değil, çağdaşlaşmadır. Toplumsal çağdaşlaşmanın bir yolu da aileyi korumakla,akrabalıkları güçlendirmekle, sapkınlıklardan arınmakla sağlanır.

9.8.2011

Tanrıkut

 


 
< Önceki   Sonraki >
 
Yazarlarımız
Neden Türk Birliği
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 


En Çok Okunanlar
   
 
Benzer Yazılar