Anasayfa arrow Tüm Dosyalar arrow Dini Dosyalar arrow Moon ve Nur Tarikatı
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Moon ve Nur Tarikatı

PDF Yazdır Ağhesabı
SUN MYUNG MOON , Kuzey Koreli fakir bir köylü çocuğu, mühendislik eğitimi almış, Moon Tarikatı’nın kurucusu.

FETHULLAH GÜLEN , Erzurum 1942 doğumlu. Vaiz kadrosunda memur, şu an emekli, fakir bir köylü çocuğu, Nur Cemaati’nin lideri.

- Sun Myung Moon, 1954 yılında Seul’de, bilinen adıyla “Moon Tarikatı”, resmi adıyla “Birleştirme Kilisesi” ni kurdu.1951′de Kore’yi işgal eden ABD, Güney Kore’yi sömürgeleştirirken bir yandan da Hıristiyan tarikatını (Moon) kurdurarak, bu tarikat marifetiyle, Güney Kore nüfusunun yüz-de 40′ı, Budistlikten vazgeçirip Hıristiyan yapıldı.
CIA’nın kurduğu Kore CIA’nın Washington temsilcisi Albay Bo Hi Pak da, Moon tarikatının en güçlü isimleri arasında yerini aldı. CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komünist Ligi’ni örgütledi. Sun Myung Moon, 1959′da Amerika’ya yerleşti. Kiliseleri birleştirme çalışmalarında 1989′a kadar Anti-komünist mesajlar ağırlıkta iken, komünizmin çöküşü ile Batı’nın komünizmden sonra en büyük tehlike gördüğü, İslamiyet’e yöneldi.

- Fethullah Gülen, bugün dört kıtada faaliyet yürüten örgütünün temelini, İzmir Kestanepazarı ‘nda kurduğu “İmam Hatip ve İlahiyat’a Öğrenci Yetiştirme Derneği” ile attı.
Bunu takiben, Komünizmle Mücadele Derneği’ni kurdu. İlk şubesini 1954′te İzmir’de açan bu Derneğin ikinci şubesi Gülen’in memleketi Erzurum’da açıldı. Aynen Moon Tarikatı’nda olduğu gibi Komünizm ile mücadele hedef olarak seçildi. O sırada, Komünizmle Mücadele Dernekleri’nden yetişenler de “komando kamplarını” kuruyordu. İlginç olan, her iki kampında aynı mekânlarda düzenlenmesidir.
Eğitmenleri de aynıdır. Sonuçta Nur’cuları da, Komandoları da aynı kişiler eğitiyor.
(Bkz. Adnan Akfırat, Teori Dergisi, 2005)

-Moon Tarikatının dünyanın birçok yerinde vakıfları, işletmeleri, okulları, medya kuruluşları mevcut olup, fakir bir köylü çocuğu olan Sun Myung Moon’un bugün müthiş bir portföye sahip olduğu dikkat çekiyor.

- Örgütlenme biçimi Moon ile aynı olan ve fakir bir köylü çocuğu olan Fethullah Gülen cemaatinin; Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan rapora göre, 1998 yılı itibariyle:
“Yurtiçinde, 85 vakıf, 18 dernek, 89 özel okul, 207 şirket, 373 dershane, yaklaşık 500 öğrenci yurdu ve biri İngilizce yayımlanan 14 dergi, 15 ülkede yayımlanan 300 bin tirajlı Zaman gazetesi, ulusal düzeyde yayın yapan iki radyo ve uluslararası yayın yapan Samanyolu televizyonu; yurtdışında, 6 üniversite ve yüksekokul, 236 lise, 2 ilkokul, 8 dil ve bilgisayar merkezi, 6 üniversiteye hazırlık kursu ve 21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 279 eğitim kuruluşu” bulunuyor.
(Bkz. Batı Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Bilgi Notu, s.4 ve 5)
Moon Tarikatının sahibi olduğu ABD’nin en büyük gazetelerinden biri olan Washington Times gazetesi ile Fethullah Gülen’in Türkiye’de yayınlanan Zaman gazetesi arasında sıkı bir işbirliği olduğu söyleniyor.
Zaman Gazetesi’nin İngilizce olarak çıkardığı gazetede BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 15 gün ara ile köşe yazısı yazacağı, Zaman Gazetesi tarafından iki hafta önce okuyucularına duyuruldu.

-Myung Moon liderliğindeki tarikat, Kiliseleri birleştirmek (Unifi-cation Church) felsefesini yaymak amacıyla düzenlediği toplantılarda çeşitli ülkelerin tanınmış isimlerini bir araya getiriyor ve bu ülkelerde örgütlenmeye çalışıyor Tarikat, Hıristiyanları birleştirmenin yanı sıra, Müslümanlarla Hıristiyanları da birleştirmeği gaye edindiği için İslami kesimi de hedef kitle seçiyor.
Türkiye’deki ilk girişimleri de bu amaca uygun olarak “Dini Araştırmalar” ” Hoşgörü” “Diyalog” görüşmeleri adları altında, Türki-ye’den özellikle dini çevreden çok aşina isimler tarikatın toplantılarına katılmaya başlıyor.
ABD’de yapılan “Dinlerarası ilişkiler” toplantısına Türkiye’den 40 kadar ilahiyatçı katılıyor.
Tarikat, Türkiye’de 1991 yılında İstanbul’da. President Otel’de düzenlenen bu toplantıya katılan Hıristiyan din adamları, Müslüman din adamları, basın ve medyaya kapalı üç günlük bir seminer gerçekleştiriyor, 1994 yılında yine İstanbul’da The Marmara Oteli’nde yine medyaya kapalı olarak gerçekleştirilen bir başka toplantıda Türk kamuoyu için şok isimler katılımcı oluyor.
Bu tarikat ülkemizde müthiş bir MİSYONER faaliyet başlatıyor.

-Fetullah Gülen’ in de savunduğu ana kavram “hoşgörü” ve dinler arası diyalog”. Dahası, Moon tarikatının başlattığı dinlerarası diyalog girişimine Türkiye’den de Fetullah Gülen destek veriyor.
Papa ile görüşüp, yetkisinde olmamasına rağmen, “Harran da üç semavi dine din adamı yetiştirecek bir ilahiyat üniversitesi kurmayı teklif ediyor. Yani Gülen, İstanbul’da izin verilmeyen ruhban okulunun Güneydoğu da açılmasını istiyor.
(Bkz. Arslan Bulut,Büyük Kurultay Sayı 97, 28.06.1999)

-Moon Tarikatı’nın, ilk Türkiye temsilciliğini Kasım GÜLEK yapıyor.. Kasım Gülek ile Fetullah Gülen samimi birer dostlar.
Zira,Fetullah Gülen, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Morton Abramowitz ile tanıştırılmasını Kasım Gülek’in sağladığını kendi ağzından söylüyor. Abramowitz’in ise Fetullah Gülen’i, Pentagon ve Papa dahil birçok kişi ve kuruluşa taşıdığı biliniyor.
Kasım Gülek’in vasiyeti üzerine cenaze namazı bizzat Fetullah Gülen tarafından kıldırılıyor. (Bkz. 01.09.1997 tarihli Zaman Gazetesi, 21.01.1998 tarihli Yeniyüzyıl Gazetesi)
Gülen, 1992 yılında ABD’ye gittiğinde, Kasım Gülek’in Amerikan Ordusu’nda albay olarak görev yapan, daha sonra şüpheli bir şekilde ölen, baldızı Aylin Rodomisli (Adı Aylin romanında anlatılan kişi) aracılığıyla Pentagon ve CIA ile ilişkiye geçtiğini de bizzat kendisi söylüyor.
Kasım Gülek’in kızı Tayyibe Gülek, daha sonra DSP’den Adana milletvekili seçiyor. Ecevit’in son yıllarda Fetullah Gülen’e sempati duyduğu bilinen bir gerçek. Tayyibe Gülek’i yetiştiren kişi teyzesi Aylin Rodomisli olup, bu kişi aynı zamanda Fetullah Gülen’in Pentagon’la ilişkisini kuran kişidir.

-Moon Mesihliğe soyunurken, Fetullah Gülen İslam temsilciliğine soyunmaktadır.

- Moon’da, Gülen’de Amerika’yı üst olarak seçmişlerdir. Gülen rahatsızlığı nedeniyle ABD’ye gittiğini söylemesine rağmen on yılı aşkın bir süredir dönmemiştir.

-Her iki tarikatın da Amerika’daki NED, CSIS ve CIA örgütlerince desteklendiği söylenmektedir.

- Fetullah Gülen’in Zaman Gazetesi’nde, Elif Şafak, Etyen Mahçupyan gibi yazarların sürekli insan hakları,düşünce özgürlüğü, demokratikleş me, azınlık hakları v.b.konularında yazmaları gözden kaçmamaktadır.

 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar