Anasayfa arrow Dosyalar arrow Siyasi Dosyalar arrow Şeytan dün buradaydı
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Şeytan dün buradaydı

PDF Yazdır Ağhesabı

İmparatorluğa isyan edelim

Sayın dünya hükümetleri temsilcileri, hepinize günaydın.. Öncelikle, aranızda bu kitabı okumamış olanlarınızı saygıyla bu kitabı okumaya çağırıyorum. Bu, dünyanın ve Amerika'nın en seygın aydınlarından biri olan Noam Chomsky'nin 'Hegemonya veya Hayatta Kalma: ABD'nin Emperyalist Stratejisi' adlı son kitabı." (Hugo Chavez, bunları BM Genel Kurulu kürsüsünde söylerken Chomsky'nin elindeki kitabını havaya kaldırarak kurul üyelerine gösterir.)

"Bu kitap bizlerin 20. yüzyılda ve bugün dünyada neler olup bittiğini ve gezegenimize yönelik en büyük tehdidi anlamamıza yardım edecek olan mükemmel bir kitap. Amerikan enperyalizminin hegemonik kurumlan insanlığı tehdit etmektedir.

Sizi bu tehlikeyle ilgili olarak uyarmaya devam edeceğiz ve Amerikan halkına ve dünyaya başlarının üzerinde bir kılıç misali sallanan bu tehdidi durdurma çağrısında bulunuyoruz. Kitaptan size bazı kısımlar okumayı düşündüm ancak zaman yetersizliği nedeniyle (Chavez, kitabın numaralandırılmış sayfalarını çevirir) sadece bu kitabı övmekle ve tavsiye etmekle yetineceğim.

Bu kolay okunan ve çok iyi bir kitap. Eminim ki Sayın Başkan (BM Genel Kurulu Başkanı) bunu biliyorsunuz. Bu kitap İngilizce, Rusça, Arapça ve Almancaya çevrildi. Bence bu kitabı öncelikle okuması gerekenler, ABD'deki kardeşlerimizdir. Çünkü onlara yönelik tehdit tam da kendi evlerinin içinde. Şeytan şu anda evde. Şeytan, şeytanın ta kendisi, şu anda evde. Ve şeytan dün buraya geldi. Dün şeytan buraya geldi. Tam olarak buraya geldi (Bu sırada istavroz çıkartır...) ve bugün hâlâ sülfür kokusunu alabiliyorum.

Dün, bayanlar baylar, bu kürsüden, ABD Başkanı, şeytan diyerek bahsettiğim beyefendi, bu kürsüden dünyanın sahibiymişçesine konuştu. Gerçekten. Dünya'nın sahibiymişçesine.

Bence bir ruh hekimi çağırmak ve ABD Başkanı tarafından dün yapılan konuşmayı çözümlemeliyiz. Emperyalizmin sözcüsü olarak,emperyalist düşüncelerini paylaşmak, şu anda hüküm süren egemen modelin sürekliliğini korumak, kendi çıkarına kullanmak ve dünya halklarını sömürmek üzere buraya geldi.

Konuşması bir Alfred Hitchcock filminde senaryo olarak kullanılabilir. Ben filme önerecek bir isim buldum bile: Şeytan'ın Yöntemi.

Chomsky'nin kitabında açıklık ve derinlikle söylediği gibi, Amerikan imparatorluğu hakimiyet sistemini sağlamlaştırmak için yapababileceği her şeyi yapıyor. Ve biz onların bunu yapmasına izin veremeyiz. Biz onun dünya diktatörlüğününü pekiştirmesine izin veremeyiz.

Dünyanın hamisinin konuşması, bu herşeyi kontrol etme ihtiyacından kaynaklı bir biçimde sinik, emperyalist ve ikiyüzlülükle doluydu.

Onlar demokratik bir model yaymak istediklerini söylüyor. Ancak bu onların demokratik modeli. Bu seçkinlerin sahte demokrasisi ve şunu söylemeliyim ki, silahlar, bombalar ve ateşli silahlarla kabul ettirilmeye çalışılan oldukça ilkel bir demokrasi.

Ne garip bir demokrasi! Aristo, bunu kabul etmezdi ve demokrasinin kökenlerini oluşturan diğerleri de.

Deniz piyadeleri ve bombalarla ne tür bir demokrasi yayabilirsiniz?

ABD Başkanı, dün, bizlere, tam burada, bu odada şunları söyledi. Aktarıyorum baktığınız her yerde radikallerin size şiddetle, terörle ve şehit olarak yoksulluktan kurtulabileceğinizi ve yeniden itibarınızı kazanabileceğinizi söylediğini duruyorsunuz.

Nereye baksa radikalleri görüyor. Ve sen kardeşim, sana baktığında rengine bakıyor ve 'Aman Tanrım orada bir radikal var' diyor.

Evo Morales, Bolivya'nın saygıdeğer Devlet Başkanı, ona radikal gibi görünüyor.

Emperyalistler her yerde radikalleri görüyor. Bu bizim radikal olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu dünyanın uyandığı anlamına geliyor. Dünyanın her yerinde insanlar uyanıyor. Ve insanlar ayağa kalkıyor.

Şunu hissediyorum ki sevgili dünya diktatörü, hayatınızın geri kalan günlerini bir kabus gibi yaşayacaksınız çünkü insanlar ayağa kalkıyor, onların hepsi Amerikan emperyalizmine karşı ayaklanıyor ve eşitlik, saygı, halkların dayanışması için haykırıyor.

Evet, bize radikal diyebilirsiniz ancak imparatorluğa karşı ayağa kalkıyoruz, egemenlik modeline karşı.

Başkan daha sonra şöyle dedi. Onun sözleriyle aktarıyorum: Ortadoğu halklarına doğrudan seslenmek, onlara ülkemin barış istediğini anlatmak üzere geldim.

Bu doğru. Bronx caddelerinde, New York, Washington, San Diego, herhangi bir şehir, San Antonio, San Fransisco'da dolaşırsak ve insanlara, ABD vatandaşlarına ülkelerinin ne istediğini, istediğinin barış olup olmadığını sorarsak, evet diyeceklerdir.

Ancak yönetim barış istemiyor. ABD yönetimi barış istemiyor. Sömürü, yağma, hegemonya sistemini savaşla sürdürmek istiyor. Barış istiyor. Fakat Irak'ta neler oluyor? Lübnan'da neler oldu? Ya Filistin'de? Ne oluyor? Son 100 yıl boyunca Latin Amerika'da ve dünyada neler oldu? Ve şimdi Venezüela'yı tehdit ediyor. Venezüela'ya ve İran'a yeni tenditler...

Başkan Lübnan halkına sesleniyor. 'Çoğunuz', diyor, 'Evlerinizin ve toplumlarınızın nasıl çapraz ateş altında kaldığına tanık oldunuz.'

Nasıl böyle sinik olabiliyorsun? Bu nasıl bir utanmadan yalan söyleme kapasitesidir. Beyrut'taki bombalar milimetrik kesinlikte miydi?

Bu çapraz ateş mi? O batılı gibi düşünüyor, insanların kalçalarından vurulduğunda çapraz ateşte kaldığını düşünüyor.

Bu emperyalist, faşist, suikastçı, soykırımcı, imparatorluk ve İsrail Filistin ve Lübnan halkına ateş açıyor. Olan bu. Ve şimdi onlardan şunu işitiyoruz: "Evlerin yıkılmasından dolayı üzgünüz"

ABD Başkanı halklara hitap etmek, dünya halklarına hitap etmek için geldi. Buraya bazı belgelerle geldim, çünkü bu sabah gazetelere bakarken bazı yazılar okudum ve onun Afganistan, Lübnan ve İrnan halkına yönelik konuştuğunu gördüm. Ve bütün bu insanlara doğrudan hitap ediyordu. Ve bütün bu halklara doğrudan seslendi.

Merak edebilirsiniz, ABD Başkanı tüm bu insanlar sesleniyorsa, bu insanlar zemin sağlansa onlar ne cevap verirdi acaba?

Ve benim güneydeki halkların, baskı altındaki insanların ne söyleyebileceğine dair bazı düşüncelerim var. Onlar muhtemelen şöyle derdi: "Emperyalist Yankee evine dön!" Bence bu halklar mikrofon uzatılsa Amerikan emperyalistlerine karşı tek ses olarak bunu söyleyeceklerdir.

Ve bu Sayın Başkan, meslektaşlarımın, dostlarımın, geçen 8 yılda olduğu gibi geçen yıl da neden yine bu salona geldiğimizi ve söylediklerimizi tamamen, tamamen doğruluyor.

Bu odada bulunan kimsenin bu sistemi savunduğunu sanmıyorum. Kabul edelim, dürüst olalım, BM sistemi, II. Dünya Savaşı'nın ardından doğdu, çöktü. Artık işe yaramaz.

Ah evet, bizi senede bir buraya getirmesi, birbirimizi görmemizi, konuşmalar yapmamızı ve bu tür uzun belgeler hazırlamamamızı, dün Abel'in veya Mollaların Cumhurbaşkanı gibi iyi konuşmalar dinlememizi sağlaması açısından güzel. Evet bunun için iyi.

Ve burada birçok konuşma yapılıyor. Sri Lanka Devlet Başkan'ından örneğin ve Şili Devlet Başkanı'ndan konuşmalar dinliyoruz. Ancak bizler, genel kurul, sadece bir tartışma organına dönüştük. Gücümüz yok, dünyadaki berbat duruma etki edebilecek güce sahip değiliz. Ve bu Venezüela'nın bir kez daha burada, bugün, 20 Eylül günü, BM'yi yeniden kurma önerisini getirme nedenidir.

Geçen yıl Sayın Başkan, çok ktirik önemlerde olduğunu düşündüğümüz dört öneri getirdik. Devlet başkanları, büyükelçiler, temsilciler olarak sorumluluğu almalı ve bunu tartışmalıyız.

İlki genişlemeydi ve Molla önceki gün tam burada bununla ilgili bir konuşma yaptı. Hem daimi ve hem de daimi olmayan üyelere sahip Güvenlik Konseyi, gelişmekte olan ülkeler ve LDC'ye daimi üyelik imkâpnı sağlamalıdır. Bu ilk aşama.

İkincisi, dünyadaki çatışmalara yönelmek ve bunları çözmek için etkili yöntemler, net kararlardır.

Üçüncü nokta, acil olarak hepimizin istediği şekilde demokratik olmayan BM Güvenlik Konseyi'nde alınan kararlara yönelik veto kullanma mekanizmasını kaldırmak.

Size yakın bir örnek vermeme izin verin. ABD'nin sahip olduğu bu ahlak dışı veto yetkisi, İsrail'in cezadan muaf olarak, Lübnan'ı yok etmesine izin verdi. Konseyin önlemesiyle, bunun karşısında sadece izleyici durumunda kaldık.

Dönrdüncüsü, her zaman söylediğim gibi BM genel sekreterinin yetkilerini ve rolünü güçlendirmeliyiz.

Dün, genel sekreter, bize gerçekte bir veda konuşması yaptı. Ve o geçen 10 yılda işlerin daha da karıştığını, açlığın, yokksulluğun, insan hakları ihlallerini daha da kötüleştiğini farkındaydı. Bu BM sisteminin ve Amerikan hegemonik kurumlarının çöküşünün muazzam bir sonucudur.

Sayın Başkan, Venezuela, birkaç yıl önce, Birleşmiş Milletleri'i tanıyarak mücadelesini Birleşmiş Milletler'e üye olarak ve düşüncelerimizi ve sesimizi buraya taşıyarak bu kurumun içinde sürdürme kararı aldı.

Bizim sesimiz saygınlık, barış arayışı, uluslararası sistemin yeniden formüle edilmesi, eziyeti sona erdirmenin ve gezegenin hegemonik güçlerine karşı saldırganlığın sesidir.

Bu Venezüela'nın kendini nasıl tanımladığıdır. Bolivar'ın vatanı Güvenlik Konseyi'nde kalıcı olmayan üyelik için çabaladı.

Bir bakalım. ABD yönetimince Venezüela'nın Güvenlik Konseyi üyeliğine özgürce seçilmesini öneleye çalışarak ahlak dışı, açık bir saldırıda bulundu.

İmparatorluk çıplak gerçeklerden, bağımsız seslerden korkuyor. O bize radikaller diyor, ancak asıl radikaller onlar.

Ve her ne kadar oy pusulası gizli olsa da Venezüela'ya desteklerini veren tüm ülkelere teşekkür etmek istiyorum.

"Şairin dediği gibi, 'çaresizce iyimser' olmak için neden var..."
Ancak İmparatorluk, açıkça saldırdığından beri, onlar in bize olan destekleri güçlendirmiş oldu. Ve destekleri bizi güçlendirdi. Bir blok olarak Mercosur'daki kardeşlerimiz desteklerini sundu. Venezuela, Brezilya, Arjantin, Paraguay, Uruguayla Mercosur'un tam üyeleridir.

Ve diğer birçok Latin Amerika ülkesi, CARICOM, Bolivya Venezüela'ya desteklerini sundu. Arap Birliği tamamen desteğini verdi. Ve ben Arap dünyasına, Arap kardeşlerimize, Karayipler'deki kardeşlerimize, Afrika Birliği'ne çüok minnettarım. Neredeyse Afrika'nın tamamı Venezüela'ya desteğini sundu ve Rusya, Çin ve diğer pek çok ülke de. Onlara Venezuela adına, halkımız adına ve gerçek adına teşekkür ediyorum. Çünkü Venezuela BM Güvenlik Konseyi'nde daimi üyeliğe sahip olduğunda sadece Venezüela'nın düşüncelerini savunmakla kalmayıp, tüm dünya halklarının sesi oacak ve saygı ve doğruyu savunacaktır.

Tüm bunların üzerinde Sayın Başkan, bence iyimser olmak için de nedenler var. Bir şair şöyle demişti: Çaresizce iyimser. Çünkü savaşların, bombaların, saldırgan ve önleyici savaşın, bütün halkların yok edilmesinin üzerinde, biri yeni bir çağın aydınlandığını görebilir...

'Yeni bir çağ doğuyor.
Silvio Rodriguez'in söylediği gibi, yeni yeni bir çağ doğuyor. Düşünmenin alternatif yolları var. Farklı düşünen genç insanlar var.

Şimdi yapmamız gereken dünyanın geleceğini tayin etmektir. Şafak yeniden söküyor. Bunu Afrika'da, Avurpa'da, Latin Amerika'da ve Okyanusya'da görebilirsiniz. Bu iyimser görüşü vurgulamak istiyorum. Kendimizi, mücadele isteğimizi güçlendirmeliyiz .Yeni ve daha iyi bir dünya inşa etmeliyiz. Venezuela bu mücadeleye katılıyor ve bu nedenle tehdit ediliyoruz. ABD Venezüela'da bir darbeyi çoktan planladı, finanse etti ve Venezüela'da ve başka yerlerde darbe girişimlerini desteklemeyi sürdürüyor.

Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet, bir dakika önci bize eski dışişleri bakanı Orlando Letelier'e yönelik korkunç suikast girişimini hatırlattı. Ve birşey daha eklemek istiyorum: Bu suçu işleyenler şimdi serbest. Ve bir Amerikan vatandaşının da öldüğü bir diğer olayda suçlu Amerikalıların kendisiydi. Onlar CIA katilleri, teröristleriydi.

'EN BÜYÜK TERÖRİST NEREDE?'
Ve bu odada, birkaç gün içinde gerçekleşecek bir yıldönümünü hatırlamamışz gerekiyor. 30 yıl önce başka bir korkunç saldırı, bir Küba yolcu uçağına yönelik 73 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısı gerçekleşmişti. Uçağı havaya uçurmanının sorumluluğunu üstlenen bu kıtanın en büyük teröristi nerede? Birkaç yıl Venezuela cezaevinde yattı. CIA ve hükümet yetkililerine teşekkür ederiz ki kaçmasına izin verildi ve şimdi ABD'de hükümetin koruması altında yaşıyor.

Ve o mahkûm edildi. Suçunu itiraf etti. Ancak ABD hükümeti, çifte standartlara sahip. Canı istediğinde terörizmi koruyor. Ve Venezuela, terörizm ve şiddetle mücadele etmeye söz veriyor. Ve biz barış için savaşan halklardanız.

Burada korunan teröristin adı Luis Posada Carriles, Ve Venezüela'dan kaçan diğer son derece yozlaşmış insanlar daburada koruma altında yaşıyor: Darbe süresince insanlara suikast düzenleyen elçilikleri bombalayan bir grup. Onlar beni kaçırdı ve beni öldüreceklerdi, ancak bence Tanrı yetişti ve halkımız ve ordu sokaklara döküldü ve bugün buradayım.

Ancak bu darbeye öncülük eden insanlar bugün burada bu ülkede Amerikan hükümetince korunuyor. Ve ben Amerikan hükümetini teröristleri korumak ve tamamen sinik bir söyleme sahip olmakla suçluyorum.

Küba'dan bahsettik. Evet, birkaç gün önce oradaydık. Oradan mutlu bir şekilde ayrıldık. Ve orada başka bir çağın doğduğunu görüyorsunuz. Bağlantısızlar Hareketi'nin 15. Zirve-si'nde tarihi bir sonuç bildirgesi kabul edildi. Endişelenmeyin, onu burada okumayacağım. Değerli meslektaşlarım, Sayın Başkan, yeni, güçlü bir hareket, bir güney hareketi doğdu. Biz güneyin güneyin erkekleri ve kadınlarıyız. Bu belgelerle, fikirlerle, eleştirilerle, konuşmamı sonlandırıyorum. Kitabı götürüyorum. Ve unutmayın, bu kitabı hepinize hararetle ve tavezu ile öneriyorum.

'DÜNYAYI KORUMAK İÇİN..
Gezegenimizi korumak için fikirler istiyoruz, gezegenimizi emperyalist tehditten korumak için. Ve ümitle bu yüzyılda, çok uzun bir süre içinde değil, bunu göreceğiz, bu yeni çağı göreceğiz ve çocuklarımız ve torunlarımız için yenilenmiş bir BM'nin temel prensipleri temelinde barış içinde bir dünya için. Ve belki BM'nin yerini de değiştiririz, Belki BM'yi bir başka yere, belki bir güney şehrine taşıyabiliriz. Bunun için Venezuela'yı önermiştik.

'DOKTORUM UÇAKTA HAPİS!'
Şahsi doktorumun uçakta kalması gerektiğini biliyorsunuz. Güvenlik Şefi kilitli bir uçakta beklemek zorunda. Bu beyefendilerin ikisine de BM toplantısına katılmalarına izin verilmedi. Bu bir diğer istismar ve Şeytan'ın bir diğer güç istismarı. Hâlâ sülfür kokusunu duyabiliyorum, ancak Tanrı bizimle ve hepinizi kucaklıyorum. Tanrı hepimizi korusun. İyi günler dilerim...

21.9.2006

Hugo Chavez

Birleşmiş Milletler Genelkurulunda Bush'a itafen yapılmış konuşmasıdır.


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar