Anasayfa
 
   
Joomla extensions and Joomla templates by JoomlaShine.com
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler

Sormaca
Açılım Anayasası'na
 

Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Advertisement
İlgili İçerikler

Pkk Terörü'nün Algısal Değişimi

PDF Yazdır Ağhesabı

pkk_cenaze_bdp.jpgYıl 1984, Şemdinli ve Eruh’ ta pkk terör örgütü  ilk saldırılarını gerçekleştirdi. Dünyadaki egemen konumunda bulunan  emperyalist devletlerin  ekonomik ve sosyal olarak hızlı bir büyüme  trendine girdiği 1980 ve sonrasıdır.  Türkiye’ de 1980’ler ise, başlangıçta önemsenmeyen, daha sonra sürekli yükselen bir ivme kazanan; 30 yılda 500 milyar dolar zarar veren, binlerce sivil vatandaş ve güvenlik güçlerimizin şehit edilen , içerik olarak  terör çemberine girmiş  ülke konumundaydı,  gelişmeler ve yapısal dönüşümler zayıftı.

Terör örgütünün nihai hedefi ; Türkiye ve O’ nun  komşu ülkelerinden bağımsız , Türkiye’nin topraklarının neredeyse yarısını  kapsayacak şekilde , diğer komşu ülkelerden de toprak payı alarak  kürt devleti kurmaktı. Hedef ,  gayet açık ve netti.  Yöntem ise 30 Yıldır olduğu gibi;  çoluk, çocuk demeden, genç  yaşlı gözetmeden,  Türk kürt ayrımı yapmadan,  Polis asker  seçmeden, Alevi  Sünni mezhebine bakmadan, bir teröristin bizatihi  kendi ifadesiyle:  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes,  potansiyel  katliam yapılması gerekenlerdir.   

Teoride Marksist-Leninist , pratikte ise Kürtçü, ayrılıkçı ; şuan gelinen nokta sözde değişim sancıları geçiren,  terör örgütü değil de barış örgütü maskesi takılmaya çalışılan cani güruhlardır. Terörist örgütün  algısal değişimi kaçınılmaz bir durumdu. Bunun da kırılma noktası, terörist elebaşının yakalanması ( veya Türkiye’ye paket yapılarak verilmesi) yani terör örgütünün bu elebaşı ile bağlantısının kesilmesi olmuştur . Baş ve gövde ayrılmıştır; fakat koparılamamıştır. Terörist güruh, bu baş ve gövdeyi tekrar birleştirmek , olmadı başı gövdeye dikmek istemektedirler.Peki bu nasıl olacak? Terörist PKK dağ militanları ve elebaşı bebek katili  iletişimsizlik halinde  Türkiye’yi parçalamanın  artık silahla olamayacağını , teröristbaşının da  ülkede bir değişim yapmadan hapisten çıkamayacağını  çok iyi bilmektedirler. Algısal değişim işte asıl burada yatıyor. Pkk terör örgütü , strateji olarak ve nihai hedef belirlediği Türkiye’den toprak ile birlikte ayrılmak ve sözde Kürdistan'ı kurma hayallerine kavuşmak için ince bir taktik değiştiriyor.  Terör örgütü için silahı saldırılar, bölünme için altyapı ve zemin hazırladı. Bundan sonra iş siyaset ve sömürgeci güçlerle işbirliğine dayanıyor. En basit örnek Irak’taki Talabani  ve Barzani ayrılıkçı zümrelerdir.  Bu izlenecek yolun ana hatları, ABD ve Barzani tarafından PKK'ya işlenmektedir.

Türkiye ile Doğu ve Güney komşularına göz atalım: Irak; Toplumsal yapı olarak  3’ e bölündü. Sünni Irak, Şii ırak, Kürt bölgesel yönetimi.  Geriye fiziksel harita sınırı ve toprakların bölüşümü kaldı, bunu da ilerleyen zamanlarda Irak’ı yöneten sömürgeci güç ABD öncülüğünde gerçekleştirecektir. Fiilen topraklar ayrılmıştır fakat Anayasal bölünme sürece bırakılmıştır.Kukla bir yönetim, zamanı geldiğinde efendisinin dediğini yapacaktır.  Suriye, ülke iç savaş yaşamaktadır. Rusya’nın Akdeniz deki tek  stratejik üssü olan bir bölgeyi  abd destekli muhaliflere bırakma niyetinde değildir, o yüzden Rusya’nın lojistik desteği Suriye’deki  iç savaşın uzamasına neden olmaktadır. Uzun vadede Suriye, (İsrail ve Türkiye Hükümetleri düşmanımın düşmanı üzerinden anlaştığı için) bölünecek ve sözde Kürdistan için Suriye toprakları da serbest kalacaktır.Böylece Irak ve Suriye fiziksel olarak bölünmüş olacaktır. Sonra sıra İran’ da. İsrail, İran’ı vurmak istiyor fakat ABD Başkanı Obama, ekonomik kriz,  Irak ve Afganistan’ daki  savaş  maliyetleri karşılama ve gerekli hazırlıkları yapmak için İsrail’e beklemesini bildirdi. Obama kendi döneminde böyle bir harekat düşünmüyor, muhtemelen Obama yerine gelecek bir Cumhuriyetçi Başkan şahin kanadını da etrafında toplayarak İsrail’le ortak bir girişim yaparak 2015-2030 arası İran rejimi değiştirecek biçimde vurma tasarısı hazırlamaktadır. Olası parçalanmada İran'da faaliyet gösteren PKK'nın İran’daki diğer unsurları Pjak da belirli bir toprak parçası elde edecektir. Tabi bu ABD ve İsrail’in özel bir sunumu olacaktır… Bunların hepsi bir öngörü fakat işin buraya gittiği de aşikardır.   

Gelelim Türkiye ‘ ye : Barış adı altında Türk Milletine dayatılan PKK talepleri , PKK'nın şirin gösterilmesi çalışmaları tesadüf olmaz.  PKK, bir 30 yıl daha silahla mücadele düşünmemektedir zaten bunun sürdürülebilir yanıda yoktur.  Barış maskeleri takarak  önce siyasal ve özerklik talepli partileşme  daha sonrası için federatif bir sistem öngörmektedir.  Yapbozun son parçası Türkiye’dir.  Bu yapboz,  100 yıldır Wilson ilkelerinden esinlenerek  Türk Milletine dayatıldı, PKK ile baskı altına alındı. Şimdi ise siyasal ve özgürlük yaygaraları ve insan hakları zıvanalarıyla sonuç alma noktasına gelindi. Muhtemeldir ki 50 yıl içinde Kürdistanı kurmayı düşünülmekte. ABD , İsrail’in bölgesel güvenliği için kürdistanı kurmak zorundadır. İsrail’in yaşayabilmesi, orta doğuda genişleyebilmesi için Müslüman ülkelerin içinden ikinci bir yavru İsrail çıkması gerekir. Büyük plan budur. Kısım kısım gerçekleştirilmektedir. Türk Milleti uyanık olmalıdır.  Bu sahne Wilson ilkeleriyle Milletimize 100 yıl önce dayatıldı… Tarih tekerrür ediyor, tarihten ders çıkarmamız gerekir.Milletimize barış adı altında pkk talepleri dayatılmaktadır,  kabul etmediği taktirde sürekli kan akacağı , bunun başka çözümünün olmadığı algısı yaratılmaktadır. Süreci kabullenebilmemiz içinde heyetler tertip edilip toplumsal yönlendirme sağlanmaya çalışılmaktadır,  Toplumda oluşabilecek Milli refleksler kırılmak istenmektedir. Aksi halde PKK talepleri Milli Hassasiyetler nedeniyle gerçekleşemeyecektir. Toplumun buna alıştırılması gerekeceğini düşünmektedirler.  Pkknin stratejisi hiçbir zaman değişmemiştir ve  değişmeyecektir. Bu büyük bir aldatmacadır. Taktik değişmiştir. Makineli silahla değil, günümüz silahı olan özgürlük, demokrasi, insan hakları , siyasal partiler gibi evrensel unsurlar emperyal güçlerin de referansına dayandırılmaktadır. Silahların yeri, zamanı ve çeşidi değişebilir,  bir bakmışsınız kaleşnikof yerine barış silah olarak kullanılabilir. İkisi de ölümcüldür.. Hangi açıdan baktığınıza bağlıdır.

Kısa vadede amaç, barış altında sözde silahları bırakarak bir siyasi partinin insiyatifiyle PKK elebaşının serbest kalmasıdır. Uzun vadeli hedefi ise yapbozun son parçası için siyasal , sosyal ayrılmayı teminat altında almak, gerçekleştirmektir.  Bu amaç asla son bulmaz çünkü ana gayedir.

Bu algısal değişimi; Türk Milleti anlamalı ve yeni bir yöntem izlemesi gerekir. Aksi halde 50 yıl sonra bugünden aldatıldığımızı , kandırıldığımızı anlamak , iş işten geçtikten sonra çözüm üretmeye çalışmak nafiledir. Bedeli de ağır olacaktır.  Misak-ı Milli , her ne şart adı altında olursa olsun  korunmalı ve güçlendirilmelidir.Vatanın bütünlüğü ve Türk Milleti‘ nin tam bağımsızlığı  yeniden tesis edilmelidir. Pkk talepleri için değil, ülkede yaşayan her türlü etnik kökenli vatanlarımızın haklarını gözetebilecek yasal düzenlemeler yapmak ve Vatandaşlık bağı ile bu ülkeye olan bağlılıklarını güçlendirmeye çalışmak öncelikli yapılması gerekenler olarak dikkate alınması gerekir.

 11.4.2013

Danişmendli


 
 
Yazarlarımız
Neden Türk Birliği
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 


En Çok Okunanlar
   
 
Benzer Yazılar