Anasayfa arrow Yazarlar arrow Tanrıkut arrow Baykal İstifa Etmemelidir
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

İlgili Altbölümler :

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Baykal İstifa Etmemelidir

PDF Yazdır Ağhesabı

Türkiye, 22 Temmuz seçimlerinin oluşturduğu büyük şaşkınlığı ertesinde, kabahatli bulma yarışı başladı.Kabahatli bulma yarışında, ana hedef ,ana muhalefet başkanı olması dolayısıyla Deniz Baykal olmuştur.Deniz Baykal’ın iktidara karşı bir zafer kazanmadığı açıktır.Kendi fırkasını beklenen yüzdenin üzerine çekememesi başarısızlık sayılmaz çünkü tarihinde görmediği bir karşı propogandaya maruz kalmış olmasına rağmen, CHP geçen seçimlere oranla daha yüksek oy almıştır. 

Şu açıktır ki Deniz Baykal,Atatürk’ün ölümünden sonra CHP’nin gerçek Atatürkçü çizgisinden koparılması ve yörüngesinin değiştirilmesine ilk kez sed çekilmiştir.Hadepli vekilleri Meclis’e sokan SHP gitmiş,uniter devletin yılmaz savunucusu CHP, kendi kimliğine yeniden bürünmüştür.Bu sebepledir ki, milliyetçi cumhuriyetçi kesimin özlemini duyduğu bir CHP oluşmuştur. 

Bu tür bir CHP’nin yeniden oluşması yurtiçindeki işbirlikçiler kadar küresel sermayeyi de rahatsız etmiştir.CHP’nin Meclis’te ve siyasi alanda, Akp’nin yürüttüğü teslimiyetçi siyasete karşı sergilediği duruşun  tasfiyesine yönelik ilk büyük adım,fırka içi siyasetle Muftafa Sarıgül'ün desteklenmesiyle verilmiştir.Şişli Belediye başkanı Sarıgül’ün, Sorosçularla görüşmelerinin basına yansıması ve onlardan maddi yardım aldığı iddaaları,fırka içi bu harekete şüpheyle bakmamıza başlıca sebeptir.Sarıgül yandaşlarının,seçimde CHP için çalışmayarak dolaylı yoldan ihanet ettiği iddaları da doğruysa, bu; Deniz Baykal’ın 2007 seçimleri ile ortadan kaldırılmak istenmesi çalışmalarının sadece ülke içinde ve yurt dışında yürütülmediğine aynı zamanda fırka içinde de böyle bir uğraşın olduğuna en bariz delildir. 

Ülke içinde ise,CHP’nin izlemiş olduğu siyaseti halka yanlış tanıtan, taraflı ve işbirlikçi basının varlığını hepimiz yakın zamanda yaşarak gördük.Hükümet,arkasına aldığı iktisadi güç ve basın desteğiyle, olayları çarpıtmış (demogoji),kitleleri bazen orduya bazen Cumhurbaşkan’ına karşı kışkırtmıştır.CHP,Cumhurbaşkanlığı makamı,ordu tarafından hakları ellerinden alınmış mazlumlar rolünü iyi oynayan Akp,kendi denetimindeki cemaatler,belediyeler ve basın gücü aracılığı ile bu propogandayı yayabilmiş böylece Akp, cahil halkı kandırmasını bilmiştir.Bu tür propoganda,halkın devletine karşı saygı ve güveninin sarsacak cinsten olduğu için aynı zamanda ateşle oynamadır ve çok tehlikelidir.Çünkü bireyler gidici kurumlar kalıcıdır ve bu kurumların itibarının düşmesi,halkın devletine olan bağlılığı sarsar.Bir bakıma bağışıklık sistemi çökmüş hasta durumunu andırır.Dağıtılan kömür,altın vs doğruysa halkın vicdanını aynı zamanda satın almıştır.TOKİ ev dağıtım törenleri seçim propogandasına dönüşmüştür.Hükümet olmanın her türlü artısını kendi leyhine kullanan Akp’ye karşı,daha kısıtlı imkana sahip CHP’nin eşit koşullarda dövüşmediği açıktır. 

CHP,artık din sömürüsüne karşı kendi söylemlerini belirlemesini bilmelidir,kuru ve halkın anlamadığı laiklik söylemlerini açmalıdır.Örneğin,Akp’nin başörtüsü üzerinden yaptığı siyasete verilecek en büyük cevap,Tayyip Erdoğan’ın baş danışmanı Cüneyt Zapsu’nun karısının,başı açık olarak,kadın erkek karışık saf tutup Cuma namazı kılması olabilirdi.Bu kadar hassas ve önemli bir konuya değinilmemiş olması siyasi bir hatadır.Sanırız din üzerinden siyaset yapmamak için bu konuyu es geçmişlerdir.Halbuki tüm İslam Dünyası’nı ilgilendiren, toplumsal bir konu hakkında suskun kalmamalıydı.Toplumsal konularla ilgilenmek sosyal demokrasinin gereğidir.Benzer bir hareket CHP'li bir bayan tarafından yapılsaydı,o fırkaya oy veren herkes kafir ilan edilmez miydi? 

CHP’ye karşı dış Dünya’da, özellikle de Avrupa,Irak Kürtçüleri ve Amerika’da muhalefet oluşması,CHP’nin doğru bir iç ve dış siyaset güttüğüne en basit kanıt olabilir.Batı emperyalizmi,büyük ve güçlü bir Türkiye görmek istememektedir.Bu sebepledir ki eyaletlere ve Türkiye’nin bölünmesine yeşil ışık yakan fırka ve sivil toplum kuruluşlarına destek verirken,üniter yapıyı savunan ve anti emperyalist siyaset güden MHP ve CHP’ye karşı her türlü düşmanca tavrı sergilemektedir. 

Seçim öncesinde,CHP’nin Sosyalist Enternasyonel’den ihraç edilmesinin gündeme gelmesi,sadece sosyal demokrat fırkaların üye olduğu bu oluşuma,Cumhurbaşkanı düzeyinde ilk katılımı sağlayarak Talabani’nin çağrılması ve CHP aleyhinde konuşturulması.Etnik ırkçı Barzani’nin ve fırkasının aynı toplantıya davet edilmesi,  bu oluşumun gerçekten ne kadar sosyal demokrat olduğunu ispatlamaktadır.Bu toplantıda Barzani’nin, devletimizi kuran fırkaya karşı konuşturulması,aslında çok şey ifade etmektedir.Bu yapılan,Batı emperyalizmin Türkiye’ye vermiş olduğu açık bir gözdağı ve Atatürkçü düşünce yapısına karşı gösterdiği açık bir tavır değildir de nedir?Acaba bu sebeple midir ki Sayın Tayyip Erdoğan seçimden sonraki zafer konuşmasında Avrupa'ya çok sıcak göndermeler yapmıştır. 

CHP’nin Güneydoğu’da oylarının düşmesi ise bir tesadüf değildir.Halk evlerinin kapatılmasının asıl amacı Atatürkçü zihniyette gençliğin yetişmesini engellemekti.Bu siyaset,Amerika’daki dış ilişkiler kurulu olan , CFR tarafından 2.Dünya savaşının sonrasında belirlenmiştir.Halk evlerinin komünizm yuvası olduğu iddaası ortaya atılmış ve DP zamanında kapatılmıştır.Halbuki halk evleri ne komünizm yuvası idi ne de o fikriyatta insan yetiştiriyordu.Yanlışlıklar yapıldıysa bunları ıslah etmek varken, alel acele kapatmak herhangi çözümü getirecekti.Ortadan kaldırılan halk evlerinin yerine zamanında rahmetli Türkeş’in önerdiği köy ensititüleri kurulmuş olsaydı,doğan boşluktan dış güçler faydalanamayacaktı. 

Emperyalizm, etnik kökene dayalı siyaseti Osmanlı coğrafyasına özellikle de Ortadoğu'ya yerleştirmek için son 200 yıldır çabalamıştır.Sevr dayatmasının reddi ve Cumhuriyet'in kurulması ile yokedilen Kürtçülük fikri 1960’larda yeniden ekilmeye başlanmıştır.Bölgede oluşan otorite boşluğunda,barış gönüllüleri ve etki ajanları ile gençler arasında fikirsel temeli atılan Kürtçülük daha sonra silahlı eylemlerle bölgede halkı yıldırma siyaseti izlemiştir.Gelinen durumda artık Kürt-İslamcı ya da sadece Kürtçü oluşumlar bölgede rağbet görmektedir.Son siyasi seçim, bu savı doğrular biçimde sonuçlar çıkarmıştır.Bu uzun vadeli emperyalist planın son dönemindeki resme bakıp,CHP'nin Güneydoğu başarısızlığından Baykal’ı sorumlu tutamayız. 

Ulus-devleti savunan Baykal’ın yükselen Kürtçülük karşısında Güneydoğu’da da oy kaybetmesi ülke aleyhinedir. Bu aleyhte olma aynı zamanda ciddi bir tehlike işaret etmektedir.Ne yapmak gerekir diye soranlara bazı cemaatler İslam’ı harç olarak göstermektedir.Fakat ne vardır ki Akp ne İslam’ı temsil etmektedir ne de sadece İslam Kürtçülüğün önünü kesebilir.Ancak Şeyh Said gibi Kürt İslamcı ayaklanmaları bilmeyenler ya da içeriğini anlamayanlar,bu siyasete inanabilir.Yapılacak en çağdaş devlet şekli olan ulus-devlete, ’Tek bayrak,Tek millet, Tek dil’ e sahip çıkmaktır.Sayın Baykal, bunu başarıyla yapmıştır.Fakat sadece sahip çıkmak yetmez, milli eğitimde yapılacak yeniliklerle yeniden,cumhuriyetçi vatansever gençlerin yetişmesini sağlamak atılacak ilk adımdır. 

Tanrıkut

25.7.2007


İlgili Altbölümler :

 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar
Benzer Konular: