Anasayfa arrow Dosyalar arrow Siyasi Dosyalar arrow IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri

PDF Yazdır Ağhesabı

IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri ortaya saçıldı: El Bağdadi ajan

bagdadi_amerika.jpg
Meğer IŞİD’in kurucusu El Bağdadi başından beri ABD’nin denetimindeymiş.

Bugüne kadar pek çok önemli bilgiyi açıklayan Edward Snowden, son olarak, Suriye ve Irak’ta kelle kesen, ciğer yiyen IŞİD’in arkasında ABD, İngiltere ve İsrail istihbaratının bulunduğunu söyledi.

Global Research’te yayımlanan bir haberde, IŞİD’in bölgede İsrail’in güvenliğini sağladığını söyleyen Snowden’a göre ABD, İngiltere ve İsrail istihbaratları dünyadaki bütün terörü “eşek arısı yuvası” (Hornet’s Nest) adlı bir strateji ile bir araya getirmeye çalışıyor.

Gerçi bu haber (aslında eski haber- 16 Temmuz 2014) Wikileaks’in twitter hesabından tam 23 gün sonra yalanlandı ama, henüz haberin kaynağı olarak gösterilen Snowden tarafından bir yalanlamaya biz rastlamadık.

Her neyse sadece o değil, İran Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hasan Firuzabadi de haziran ayında IŞİD’in ABD ve İsrail tarafından, Siyonizmin çıkarlarını korumak için oluşturulduğunu iddia etmişti.

Batı basını bunu da asılsız bir iddia olarak niteledi.

Sonra IŞİD lideri El Bağdadi’nin ABD’li senatör John McCain ile aynı karede yer aldığı 2 fotoğraf ortaya çıktı.
Bazı İslami sitelerde yayınlanan fotoğrafın Edward Snowden tarafından sızdırıldığı iddia edildi.

 

isid-abd1-k

El Bağdadi’nin 2004’te Irak’taki ABD denetimindeki bir hapishanede bulunduğu ve 2009’da buradan salındığı haberleri biliniyor.

Pentagon’un resmi verilerine göre, Bağdadi Şubat-Aralık 2004 döneminde Güneydeki Bucca Hapishanesinde tutuklu bulunuyordu. Hapishanenin eski müdürü Albay Kenneth King, El-Bağdadi’nin 2009 yılına kadar hapiste olduğunu, ardından Irak yönetimine teslim edildiğini ve ardından da serbest bırakıldığını söylüyordu.

Uluslararası üne sahip gazeteci yazar ve stratejik risk danışmanı William Engdahl da, IŞİD’in bir CIA/NATO projesi olduğunu söylüyor.

IŞİD’in 2012’de Ürdün’ün Safavi kentindeki bir CIA-Özel Kuvvetler eğitim kampında eğitilmeye başlandığını ve bu kampın ABD, Türk ve Ürdünlü istihbaratçılarca yönetildiğini iddia ediyor.

Safavi kenti Ürdün’ün kuzeyindeki çöllük bölgede hem Irak, hem de Suriye’ye yakın bir yerde.

Bu kampın finansmanını ise Suudi Arabistan ve Katar üstleniyordu.

Engdahl’a göre IŞİD militanlarının önemli bir kısmı Türkiye’den geçiyordu. Çeçen ağırlıklı teröristlerin çoğu, Gürcistan’ın Vale geçidinden, Türkiye tarafındaki Türkgözü köyü üzerinden Suriye ve Irak’a kadar gönderiliyordu.

Ünlü emperyalizm karşıtı yazarlardan Profesör Michel Chossudovsky de 2 Temmuz’da Global Research sitesinde yazdığı makalesinde, IŞİD’in sürekli dillendirdiği “Sünni Halifelik” projesinin aslında ABD planı olduğunu belirtmişti.

Chossudovsky, ABD Başkanı Barack Obama’nın sürekli IŞİD üzerinden dillendirdiği ve son olarak izin vermeyeceğiz dediği “Sünni halifelik” projesinin Irak’ın üçe bölünmesi için çok önceden, 2004 yılında Bush yönetimince tasarlandığını yazdı.

Tez şu: Suriye için kurulan ancak başarısız olan IŞİD, ABD ve İsrail tarafından bu kez Irak’a yönlendirildi. Irak’ta Şii Başbakan Maliki’den şikayetçi (Türkiye ile daha doğrusu RTE yönetimi ile sıkı ilişkelire olan Nuceyfi, Haşimi, Allavi gibi) Sünni siyasetçilerin de desteğiyle kısa zamanda alan kazandı.

ABD, Kürt bölgelerini ve Bağdat merkezi yönetimini korumak için kısmen de olsa IŞİD’i vuruyor belki ama asıl hedef hasıl oldu.

Ne oldu?

1-Kerkük’ün denetimi Barzani’ye geçti.
2-İran ve Rusya’ya sıcak bakan Başbakan Nuri El Maliki’den kurtulundu.
3-PKK, IŞİD’e karşı savaştırılıp “sempatikleştirildi”
4-İran’ın Irak üzerindeki etkisi azaltıldı.
5-Akdeniz’e hedeflenen Kürt koridoru canlı tutuldu. (IŞİD’in tasfiyesi sonrası Suriye’nin kuzey bölgelerinin PYD eline geçmesi gibi)
6-Suriye’de IŞİD’e destek veren (verdirilen) ve pek çok kez suçüstü yapılan RTE yönetiminin ağzı kapatıldı. Musul Başkonsololuğu baskınıyla Türkiye’nin IŞİD’e karşı hareketi önlendi.
7-IŞİD eliyle Telafer, Musul, Kerkük ve Sincar’daki Türkmenler dağıtıldı.
8-İsrail’in Gazze saldırıları kısmen örtüldü. Hamas ile IŞİD bağlantılı gösterildi.
9-IŞİD’e Suriye’de destek veren RTE Davutoğlu ikilisi Cumhurbaşkanı ve Başbakan yapılarak daha sıkı kontrol altına alındı. Çünkü ortada BM Güvenlik Konseyi’nin IŞİD’e destek veren ülkelere yaptırım kararı var.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), IŞİD ve Nusra Cephesi gibi Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren El Kaide ile bağlantılı terör örgütlerine yönelik hazırlanan karar tasarısını geçen hafta kabul etti.

DAVUTOĞLU’NUN KANKASI KATAR’DAN ŞOK BELGELER
Katarlı muhalif grup “Kurtuluş İçin Gençlik Hareketi” bir video yayımlayarak, Katar’ın IŞİD’i desteklediğine dair bazı belgeleri açıkladı. Belgelerde Türkiye-Musul-Kürdistan hattı da yer alıyor. (http://www.youtube.com/watch?v=0NJ37qzVMVg-kaynak Sendika.org)

Hareketin sözcüsünün gösterdiği birinci belgede, bu örgüte Katar’ın Amman Büyükelçiliği yoluyla elden ödenen 2.5 milyon doların İslami Heyet tarafından teslim edildiğini bildiriyor. Bu ödeme Doktor Haref Eldari’ye yapılmış. Belgede Katar Dışişleri Bakanı’nın kaşesi de var ve Katar Mali İşler Müdürü Muhammed Said el Temimi imzasını taşıyor.

Katarlı sözcüye göre bu para Irak’tan cihatçı toplamak için ödendi. Barzani’nin de bu işte parmağı olduğunu söylüyor.

Teşhir edilen ikinci belge Katar Dışişleri Bakanlığı’na yazılmış. Konu, Irak kuvvetlerinin teçhizatıyla ilgilidir. Arap ve Afrika ülkelerinden Irak’a savaşçı gönderilmesinden söz ediliyor. 2012 tarihli bir belge olduğunun altı çiziliyor. Teröristlerin eğitilmesi, silahlandırılması ve Irak’a gönderilmesinden söz ediliyor. Savaşçıların Irak’a, Irak Kürdistan’ı üzerinden gidecekleri belirtiliyor.

Üçüncü belge teröristlerle doğrudan temas kurulduğunu gösteriyor. “Kişiye Özel” ibaresi taşıyan belgede diplomasi faaliyeti çerçevesinde bazı muhaliflerle toplantı yapılacağından söz ediliyor. Katarlı diplomasi heyetinin bu toplantısı için Katar Dışişleri Bakanlığı dış ilişkiler bölümünden Müsteşar Hamed El Dosri’den, toplantı için gereken tedbirlerin alınması isteniyor.

Katarlı muhalif, elinde 4 ayrı belge olduğunu söylüyor. Konuşma şu şekilde devam ediyor:

“Elimizde yeterli bilgiler mevcuttur. Söz konusu toplantıda Katar’ın Ürdün Başkonsolosu da var. Elimizdeki belgeler gösteriyor ki, medyaya da önemli bir yatırım yapılmıştır. Gelecek teröristlere ev sahipliği yapması ve gereken teçhizatın sağlanması için Türkiye’ye 1 milyon 375 bin dolar ödeme yapılmıştır. Bu para ile üstün teknoloji kameralar, kayıt cihazları vb. alınması ve cihatçılara medya desteğini sağlamak için ödenmiştir. El Cezire’den destek ekipleri de gönderilmiş. Bunlar Türkiye tarafından Irak Kürdistan’ına yollanmaktadır.”

Buradan anladığımız şu: yapısal ekonomik krizlerle barbarlaşan emperyalizm, bir siyaset yöntemi olarak dinci, etnik ve mezhepçi terörizmi kullanıyor. Terörizmin, açık savaş ve diplomasinin yerini almasıyla yeni ortaçağa girmiş oluyoruz. “Yeni” kelimesi bugünlerde çok moda ya, ben de böyle koydum işte; Yeni Ortaçağ, barbarları korkuyla bekleme çağıdır.
Hüseyin Vodinalı

Odatv.com

https://habergenc.wordpress.com/isid-abd-iliskisinin-delilleri-ortaya-sacildi/


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar