Anasayfa arrow Makaleler arrow Doğu Perinçek arrow Ermeni soykırımı’nın avukatları
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Ermeni soykırımı’nın avukatları

PDF Yazdır Ağhesabı

Şu sıra başta İsviçre olmak üzere, Almanya ve Fransa dahil Avrupa ülkelerinin hukuk ve siyasal bilgiler fakültelerinin insan hakları derslerinde, seminerlerde ve doktora kurlarında Türkiye’nin başarısı var. AİHM 2. Dairesi’nin ve Büyük Dairesi’nin “Perinçek-İsviçre Davası” kararları okutuluyor ve inceleniyor. 23 Eylül 2016 günü yaptığımız basın toplantısında bu konuda kamuoyunu bilgilendirmiştik (Bkz. Aydınlık, 24 Eylül 2016).

BİLİM DÜNYASINDA OLUŞAN ORTAK GÖRÜŞ

AİHM’nin “Perinçek-İsviçre Davası” kararlarının yarattığı iklimde, bilim dünyasında artık ortak bir görüş oluşmuş bulunuyor: “Yetkili mahkeme kararı yok. O nedenle Ermeni soykırımı yok.”

Ülkemizin Batı önünde boynu eğik ve yenilmekten haz duyan aydınlarına bir türlü anlatamadık: AİHM Kararları, elbette öncelikle “Ermeni Soykırımı emperyalist bir yalandır” görüşünü açıklamaya özgürlük sağladı. Çünkü davayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünceyi açıklama özgürlüğü maddesine dayanarak açmıştık. Ancak hem 2. Daire kararında, hem de Büyük Daire kararında, 1915 olaylarının “Yahudi soykırımına benzemediği” vurgulandı. “1915 olayları ve Yahudi soykırımı” aynı sınıflamaya girmez” dendi. Yahudi soykırımının yetkili mahkeme kararıyla hükme bağlandığı, oysa 1915 olaylarıyla ilgili soykırım suçuna hükmeden bir mahkeme kararı bulunmadığı belirtildi.

AİHM, Birleşmiş Milletler 1948 Sözleşmesine göndermede bulunarak, soykırıma yalnız ve yalnız suçun işlendiği ülkenin mahkemesinin veya Uluslararası Adalet Divanı’nın karar verebileceğini vurguluyor. Avrupa’nın Yüksek Mahkemesi, 1915 olayları hakkında soykırıma hükmeden bir mahkeme kararı bulunmadığı için, Ermeni soykırımından hukuken söz edilemeyeceğini saptamış oldu.

AVRUPA KONSEYİ TEMSİLİĞİ UZMANI DENİZ AKÇAY’IN İNCELEMESİ

Bu konuda Avrupa Konseyi Daimi Temsilciliğimizin Uzman Hukukçularından Dr. Deniz Akçay’ın Ermeni Araştırmaları Dergisi 53. sayısında uzun bir incelemesi çıktı. Okumanızı öneriyoruz.

Ancak daha sonra, Avrupa Hukuk ve Siyaset Bilimi çevrelerinde bir biri ardı sıra yeni incelemelerin yayımlandığını görüyoruz. Avrupa üniversitelerindeki Vatan Partisi Öncü Gençlik üyeleri kolları sıvadılar ve bilimsel çalışmaları toplamaya başladılar.

KALINTILARINA BİR TEK TÜRKİYE’DE VE ERMENİSTAN’DA RASTLANAN AVUKATLIK

Avrupa yargı ve bilim dünyasının üzerinde birleştiği görüşü görmek istemeyenler denebilir ki, bir tek Türkiye’de ve Ermenistan’da kaldı. Bunlar, Ermeni soykırımı yalanının avukatlığını yapıyorlar. Büyük gayret içindeler. AİHM Kararlarının özgürülükle sınırlı olduğu propagandasında birbirleriyle yarışıyorlar.

ERMENİ SOYKIRIMI AVUKATLARININ TEZLERİ

Türkiye’deki Ermeni Soykırımı avukatlarından biri bakın internet ortamında neler yazıyor:

“Bilindiği üzere PERİNÇEK’İN temyiz davasına bakan AİHM, Perinçek’in Ermeni Soykırımı hakkındaki DÜŞÜNCESİNİ YARGILAMAMIŞTIR. Beraat kararının gerekçesi, bazılarının iddia ettiğinin aksine, Mahkemece Tarihin incelenmesi ve sonucunda da Perinçek’in “ERMENİ SOYKIRIMI YOKTUR” şeklindeki SÖZÜNÜN DOĞRU BULUNMASI DEĞİLDİR. Mahkeme, Perinçek tarafından açıklanan düşüncede SUÇA TEŞVİK, SUÇU ÖVME, NEFRET SÖYLEMİ olup olmadığını incelemiştir. Olmadığını görünce de AB YASALARINA GÖRE, insanların DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETME ÖZGÜRLÜĞÜ kısıtlanamayacağı için BERAAT ETTİRMEK ZORUNDA KALMIŞTIR.”

( Bu ağhesabı çöp ileti korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. , 5 Kasım 2016)

Burada kanıtlanmak istenen nedir?

Kimin avukatlığı yapılıyor?

Ermenistan’da bile bu görüşler artık zor savunuluyor.

Ermeni derneklerinin avukatları bile İsviçre’de davadan çekildiler.

Ermeni Soykırımı avukatlığının hukukî zemini kalmadığı halde, hâlâ bu gayret bu iddia nedir?

ULUSLARARASI BİLİM DÜNYASI NE DİYOR

Önce belirtelim, “beraat kararı” ceza yargısında verilir. AİHM, bir ceza mahkemesi değildir. Ermeni soykırımı avukatlığı, ancak hukukun abecesinin dahi bilinmediği birikimle yapılabiliyor.

İkincisi, AİHM bir eylemin soykırım suçunu oluşturup oluşturmadığı konusunda yetkili mahkeme değildir. Ancak Perinçek-İsviçre Davasındaki hüküm gerekçelerinde, 1915 olaylarının Yahudi Soykırımına benzemediği, çünkü bu yönde bir yetkili mahkeme kararı bulunmadığı saptanmıştır. Bu hukukî görüş, bizim savunmalarımızda ısrarla vurgulanmıştır ve AİHM kararlarına girmiştir. İsviçre Federal Mahkemesi de, Perinçek Davasında 25 Ağustos 2016 günlü son ve kesin kararıyla bu görüşü kabul etmiştir. Bugün Avrupa’nın bilim ve yargı dünyasında, bu yönde bir görüş birliği oluşmuştur. İsviçre’de iktidar partisi milletvekili Yves Nidegger, AİHM Kararına dayanarak Millî Meclis’e verdiği önergeyle yasa değişikliği istemiştir. Nidegger, gerekçesinde 1915 olayları sırasında işlenen eylemlerle ilgili olarak soykırıma hükmeden bir yetkili mahkeme kararı bulunmadığı için, Ermeni soykırımı tezinin hukuken geçersiz olduğunu belirtmektedir.

Ermeni Soykırımını bir zamanlar tanımış olan İsviçre Millî Meclisi, AİHM Kararından sonra yasa değişikliğine giderken, AİHM Kararını karartma faaliyetinin anlamı nedir?

Kime hizmet sunulmaktadır?

KAZANILAN MEVZİYİ DEĞERLENDİRMEK

Ermeni soykırımının Türkiye’deki avukatları, niçin artık Avrupa’da kabul edilmiş bulunan görüşü paylaşmıyorlar veya paylaşamıyorlar?

Niçin bu mevziye yerleşerek parlamentoların aldığı soykırımı tanıma kararlarını kaldırmak varken, hâlâ Türkiye düşmanı görüşü savunmakta ısrar ediyorlar ve kıvranıp duruyorlar? Sıkıntılarını biliyoruz. Çünkü bu karar, “Perinçek-İsviçre Davası” kararıdır.

Keşke onlar, 2005 yılında Lozan’a, Berlin’e, Paris’e gidip yalanı koruyan yasaları çiğneselerdi, Rusya’da arşivlerinde yıllarca çalışarak Rus ve Ermeni belgelerini toplasalardı, konuyu yargı önüne getirselerdi, mahkumiyet kararını AİHM’ye taşısalardı, bu konuda emperyalistlerin ve Türkiye’li iktidar sahipleri ile sözde muhaliflerinin baskılarını göğüsleselerdi, AİHM’deki davayı doğru hukukî ve siyasî tezlere oturtsalardı ve İsviçre Devletine karşı davayı hem 2. Dairede, hem de Büyük Dairede kazansalardı, biz de onları alkışlasaydık ve bu kararın kazandırdığı mevziyi hep birlikte bütün dünyaya yaysaydık.

Doğu Perinçek

17.11.2016

Aydınlık

 


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar