Anasayfa arrow Dosyalar arrow Siyasi Dosyalar arrow TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz

PDF Yazdır Ağhesabı
ABD-İSRAİL KORİDORUNA TSK BALYOZU!
 
amiral_soner_polat_tsk_dan_abd_israil_koridoru_na_balyoz_h118253_f1f5a.jpgTürk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 24 Ağustos 2016 günü sabaha karşı ABD-İsrail koridorunu paramparça etmek için şanlı ve kutlu bir harekât başlatmıştır. Harekâtın nihai siyasi amacı, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamaktır. TSK’nın bu tarihi harekât için mükemmel bir planlama yaptığı, muharebe sahnesini çok iyi şekillendirdiği, emrindeki unsurları en uygun yer ve zamanda müşterek tesir yaratacak şekilde muharebeye soktuğu görülmüştür.

Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımız muharebeyi SKKHM’denaskerlik sanatının bütün inceliklerini sergileyerek sevk ve idare etmiştir. Komutan ve Mehmetçik kenetlenmiş, Cerablus jet hızıyla alınmıştır. Bir askeri harekâtta emir komuta birliğinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha görülmüştür. Efsane geri dönmüş, 30 Ağustos ruhu şaha kalkmış ve harekâtın ilk taktik hedefi kolaylıkla ele geçirilmiştir.
HAREKÂTIN MÜTEAKİP AŞAMALARI!

Ülkemizin geleceği açısından PYD kantonları arasındaki bölge Çanakkale’deki Conkbayırı niteliğindedir. Bu kritik bölgenin PYD, IŞİD gibi, emperyalizm güdümündeki terör örgütlerinin denetimi altına geçmesine Türkiye izin veremez! Türkiye’nin sınırlarından itibaren 10-15 km. derinliğinde oluşturulacak bir güvenlik kuşağı da bu ihtiyaca cevap vermez! Bu nedenle, sözde kantonlararasındaki bölgede boşluk bırakmadan mutlak bir askeri kontrol sağlanmalıdır.

BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ

Diğer taraftan, harekâtın siyasi ve askeri hedeflerine en az maliyet ile ulaşmak için başta Suriye olmak üzere bölge ülkeleri ile kalıcı ve yapıcı bir işbirliği içine girmek zaruridir. Suriye ile yapılacak bir antlaşma uluslararası meşruiyet tartışmalarına da kesin olarak son verecektir. Ayrıca yeniden geliştirilen ilişkiler çerçevesinde, bölgede önemli bir aktör olan Rusya ile de bu kapsamdaki faaliyetler koordine edilmelidir.

Gelişen olaylar göstermiştir ki Suriye üzerinde Batı ülkeleri ve İsrail ile uzlaşma olanağı yoktur. Bu konudaki politikalar taban tabana zıttır. Açık bir terörist yapılanma olan PKK’nın Suriye kolu PYD ABD’nin kara gücüdür ve aynı zamanda bütün Batı ülkeleri tarafından desteklenmektedir. Berlin, Paris, Stockholm ve Prag’da PYD büroları açılmıştır.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın PYD konusundaki ikircikli açıklamaları bir anlam ifade etmemektedir. Sonuçta, her nerede olursa olsun PYD Suriye’de kalıcı bir istikrarsızlık unsurudur. Ayrıca bu konuda ABD’nin savunma konumunda olduğu, taktik bir geri çekilme manevrası yaptığı ve amacından ancak bölgede bütünleşen bir direnç gördüğü zaman vazgeçeceği unutulmamalıdır.

Bazı tali alanlarda aralarında görüş ayrılıkları olsa da Türkiye ve bölge ülkeleri, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda uzlaşmaktadır. Türkiye’nin nihai siyasi amacı, Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü sağlamaktır. Bu hedefe ulaşmak için en kolay ve en kısa yol bölge ülkeleri ile anlaşmaktır.

Aksi takdirde Batı dünyası ile var olan yapısal sorunlar göz önüne alındığında, Türkiye bütün hedeflerini tek başına gerçekleştirmek zorunda kalacaktır. Böyle bir stratejinin Suriye’nin iç dengeleri, bölgesel denklem ve küresel hassasiyetler dikkate alındığında pek de gerçekçi olamayacağı görülmektedir.

GAYRİMEŞRU UNSURLARA DAYANMAK!

Gayrimeşru unsurlara dayanarak sınır ötesi faaliyetlerde bulunmak kısa dönemde bazı olumlu sonuçlar verse de uzun dönemde kendi içinde kalıcı risk unsurları taşır. Tecrübeler göstermiştir ki bu grupları son aşamada küresel güçler istedikleri istikamette kullanır. Bu çerçevede bölgedeki meşru güçlerle işbirliği içinde olmak, bu yönde çaba sarf etmek uzun dönemli kalıcı istikrarın garantisidir.

TSK’NIN BÜYÜK BAŞARISI TAÇLANDIRILMALIDIR!

Türk devleti ve Türk Hükümeti ülkemizin toprak bütünlüğünü korumak için yerinde bir karar almış ve harekete geçmiştir. Türk kamuoyu kendilerini desteklemektedir. Su akarken yolunu bulacak ve ilerleyen aşamalarda yapılacak yeni düzenlemelerle başarıya giden yol kısaltılacaktır. TSK ve Mehmetçik askeri cephede destan yazmaktadır. Bu şanlı harekâtın taçlandırılması için siyaset ve diplomasi alanında da uygun hamleler yapılmalıdır. Kısa zaman içinde bölge ülkeleri ile yapılacak bir işbirliği toplantısının bu harekâtımıza çok olumlu yansımaları olacaktır.

Vatan Partisi olarak bu harekâtı kayıtsız ve koşulsuz olarak destekliyor; Kahraman Ordumuza ve onun değerli Komutanlarına güveniyoruz…

 
Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar