Anasayfa
 
   
Joomla extensions and Joomla templates by JoomlaShine.com
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler

Sormaca
Açılım Anayasası'na
 

Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Advertisement
İlgili İçerikler

Fırat Kalkanı’ndan kim rahatsız?

PDF Yazdır Ağhesabı
bati_nin_firat_kalkani_rahatsizligi_h118939_820a9.jpgTürkiye, soğuk savaş sonrası değişen Dünya dengelerine hazırlıksız yakalanmıştır. 40 yıllık NATO ittifakına fazlasıyla güvenen Türkiye, oluşan yeni ittifaklar oluşturmakta gecikmiştir. SCCB’nin dağılmasından sonra Batı’nın tehdit algısı değişmiştir, tehdit ve tehlike olarak Marksizm’in yerini artık İslam almıştır. Müslüman ülkelerin yağmalanmak istenmesi, bu tehdit algısının oluşturulmasındaki ana sebeptir.Müslüman ülkelerin istikrarsızlaştırılması, parçalanması ve kaynaklarının ele geçirilmesi, emperyalizmin yeni hedefi idi. Bu hedef doğrultusunda, son 25 yılda Afganistan, Irak, Somali, Yemen, Libya, Pakistan ve sonunda da Suriye kan gölüne çevrildi. Artık Batılı devletler, ülkeleri işgal ile yetinmiyorlardı. Bıraktıkları ülkelerde destekledikleri örgütler vasıtasıyla; siyasi parti, mezhep, etnik köken gibi farklılıklar körüklenmekte idi.Bu sayede o ülkelerde var olan ayrımlar derinleştirildi.

Bütün bu gelişmeler süregelirken Türkiye kuşatılmaktaydı. Avrupa Birliği, 1990 yılından sonra Rusya ve Türkiye’yi kuşatmaya yönelik hamleler yaptı. Yunanistan ile Ege’de başlayan kuşatma, 2004 yılında Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin AB’ne alınmasıyla Doğu Akdeniz’de devam etmiştir. 2007 yılında Bulgaristan’ın AB’ne girmesi ile Türkiye’nin batı ve güney cephesi tamamen AB tarafından kuşatılmış oldu. Türkiye, bu tehditi bertaraf edebilmek için AB’ye üye olmak ve içerde bulunmak istedi. Bu nedenle, AB  ile olan müzakareler hızlandırıldı, hiçbir ülkeden istenmeyen çok ağır yaptırımlar dahi kabul edildi. Ne var ki AB, Türkiye’yi sadece oyalıyordu.

İkinci Köfrez Savaşı’ndan sonra İkinci İsrail olarak nitelenen Kürdistan, Irak’ın Kuzeyi’nde, ABD’nin desteği ile kurulmaya başlandı. 2003 yılında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ABD Eski Dışişleri Bakanı Collin Powell ile imzalamış olduğu gizli anlaşma ile Türkiye’nin Kuzey Irak’ta kurulacak Kürt Devleti’ni tanıyacağını sözü verildi. Aynı anlaşma ile Türk askeri, Kuzey Irak’tan çekildi. Türk askerinin Kuzey Irak’tan çekilmesi ardından, bölgede binlerce PKK’lıyı şehir savaşları üzerinde eğiten kamplar kuruldu.Bu kamplarda eğitilenlerden bir kısmı daha sonra Türkiye’de hendek çatışmalarında ve canlı bomba olarak kullanıldı.

firat_kalkani_nedir.jpgKürt Devleti’nin yaşayabilmesi için petrolün Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması gerekli idi. Bunu sağlayabilmek için devreye İŞİD sokuldu. Zaten var olan olumsuz İslam algısı üzerine kafa kesen canilerin görüntüleri eklenince, Dünya kamuoyunda büyük bir korku ve öfke oluştu. Kuzey Irak’ta yetiştirilen PKK/YPG’li teröristler, Aynel Arab (Kobani) bölgesine gelerek İŞİD ile çatışmaya başladı. Böylece cani İŞİD ile savaşan kahraman YPG/PKK algısı oluşturularak, bu örgütlerin Batı toplumunda meşruiyet kazanmasının önü açıldı.Batı ile birlikte, Türkiye’de bu oyunun parçası olanlar Kobani adına kamuoyu oluşturdular ve Kobani’ye destek verilmesi sağlandı.Böylece Kobani PKK’nın eline geçti. Fakat PKK/YPG, Kobani ile yetinmedi ve Türkiye’nin Hatay sınırına kadar olan 900 km alanı işgal etmeye başladı. Bir koç başı görevi üstlenen İŞİD, açtığı bölgeleri Amerikan bayrağı altında savaşan YPG/PKK’ya terk etmek zorunda kaldı. YPG/PKK artık bölgede ali kıran baş kesen olmuş, ele geçirdiği bölgelerdeki Arap, Türkmen ve Süryanleri göçe zorlayarak bölgede etnik temizlik yapmaya başlamıştı. Bütün bu yapılanlar, Amnesty İnternational raporlarına yansımıştır. Sözde özgürlük savaşcısı olarak yansıtılanlar aslında bölgenin demoğrafik yapısı değiştiren etnik ırkçılardı.

Sonuçta, Güneydoğu sınırlarımız 300 km Barzani ve 900 km PKK’nın denetimi altına geçmişti.Doğu Anadolu’yu kendi toprağı olarak anayasasında tanıyan Ermenistan ve mezhep çatışması sebebiyle ilişkilerimizin gergin olduğu İran dışında başka çıkış kapımız kalmamıştı. Bir de buna, ülke içindeki vatan hainlerinin Rusya ile Türkiye’nin yakınlaşmasını engellemek için yapmış olduğu kışkırtmalar ve uçak düşürme olayı eklenmişti.Böylece, Türkiye kuşatılmış ve yalnızlaştırılmış bir ülke halini almıştı.

Kürt koridoru ile ne yapılmak istenmektedir? Genel hatları ile şöyle sıralanabilir.

1 Bölgedeki bütün devletleri istikrarsızlaştıracak bir çıban başı oluşturulmak istenmektedir.Böylece İsrail’in güvenliği sağlanacak ve bölgedeki erk kaynakları ABD’nin denetimine geçecektir.

2 Ulus devletler küçük devletçiklere bölünmek istenmektedir. Böylece ordusuz, kaynaklarına sahip çıkamayan, parçalanmış ve birbirine düşman devletçikler oluşturulacaktır.

3 Boydan boya Türkiye’nin güneyine PKK şeridi çekilmek suretiyle Ortadoğu’ya açılması engellenmektedir.Türkiye güneyden boğulmak, kıskaca alınmak istenmektedir.

4 PKK/YPG’yi lojistik olarak destekleyen Batılı devletler, bu bölgelerde resmiyet kazanan Kürt kantonlarını daha ağır silahlarla besleyecektir. Bu yapıların, Fırat ve Dicle sularını ele geçirmek için Güneydoğu’da tertiplenen bir isyan ile Karadeniz’e kadar ilerlemesi sağlanabilir.

5 Ortadoğu, savaşlar ve göçler sayesinde Müslümanlardan boşaltılmak istenmektedir. Bölgedeyi terk eden insanlar İŞİD ve PKK bölgelerine dönmek istemeyecektir.

6 İŞİD bahanesi ile Peşmerge’nin ele geçirdiği bölgelerdeki taşyağı kaynakları, bu koridor üzerinden Akdeniz’e açılacaktır.

 “Kuzey Irak’ta Kürt Devleti’ne karşı değildik ki Kuzey Suriye’de olalım” ve “Rus uçağının düşürülmesi emrini ben verdim”  diyen Ahmet Davutoğlu görevden ayrılmak zorunda kalmıştır. Türkiye, bu gelişmelere karşı 2015 yılından itibaren Güneydoğu’ya başladığı tank sevkiyatı hızlanmıştır. Ergenekon-Balyoz döneminde, tertiplerle hapishaneye atılan askerlerin ve siyasilerin yoğun çabası sayesinde Rusya ile ilişkiler düzeltilmiştir ve Türkiye’nin Suriye’de oluşan koridora müdahil olmasının önü açılmıştır.İşte tam bu dönemde yani 15 Temmuz 2016 tarihinde, FETÖ destekli bir darbe tertiplenip Türkiye’nin siyasi dengeleri değiştirilmek istenmiştir. Oluşturulmak istenen koridora teslim olacak siyasi kadronun göreve gelmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Atatürkçü subayların ve halkın darbeye direnmesi ile engellenmiştir.Türkiye’nin bu darbe girişimine vermiş olduğu cevap; ordusunun en güçsüz sanıldığı dönemde, Gaziantep’in fethi olan 20 Ağustos 2016 tarihinde, Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlatmak olmuştur.

Fırat Kalkanı Harekatı, bölgede en çok Amerika’yı, işbirlikçilerini ve Kürtçüleri rahatsız etmiştir. Bu sebepledir ki halkın harekata tam destek vermesini engellemek için yoğun bir siyasi propoganda faaliyetlerine girişmektedirler. HDP/PKK taraflarları, Kürtçüler, liboşlar, Amerikancılar ağız birliği yaparcasına harekat aleyhinde dezenformasyon yaymakta, kafa karışıklığı yaratmaktadırlar. Böylece halkta tepki oluşması hedeflenmekte, iç cephe zayıflatılmak istenmektedir. Türk Ordusu’nun geri adım atması bu şekilde sağlanmaya çalışılmaktadır.

İŞİD ile PKK/YPG savaşırken destekleyenler, İŞİD ile Türkiye savaştığı anda hiçbir destek vermemişlerdir. Hatta Türkiye’nin İŞİD’i desteklediği yönünde yalan haberler yaymaktadırlar. İŞİD’in askerlerimize yapmış olduğu söylenen, insanlık dışı vahşet videosu düne kadar İŞİD düşmanı olduğu söylenen PKK taraftarları tarafından kamuoyuna yayılmaktadır. Yine işbirlikçi bazı solcular, düşmanın propogandasına alet olup şehit haberlerini topluma yaymaya çalışmaktadırlar.Aynı kişiler ve haber kuruluşlarının, PKK saldırılarında şehit olan askerlerin ve polislerin adını anmazken Suriye’de şehit olan askerleri gündemde tutması dikkat çekicidir.

Türkiye, Rusya ve İran ile 21 Aralık 2016’ta Moskova’da yapmış olduğu anlaşma sayesinde sağlanmakta olan alan hakimiyetine bölgesel ve siyasi destek sağlamıştır. Gerçek şudur ki yukarda bahsedilen kuşatmayı yarmak için bu harekat yapılmalıdır hatta bu harekatı yapmak bir gerekliliktir.Ordumuz savaşta iken Fırat Kalkanı’na şu veya bu sebepten karşı çıkmak iç cepheyi zayıflatmaktır. Büyük Taarruz sırasında Yunan Ordusu ya da padişah lehine bildiri dağıtmaktan farkı yoktur, düşmana hizmet etmektedir.

Kürşat Yılmaz

26.12.16


 
< Önceki   Sonraki >
 
Yazarlarımız
Neden Türk Birliği
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 


En Çok Okunanlar
   
 
Benzer Yazılar