Anasayfa
 
   
Joomla extensions and Joomla templates by JoomlaShine.com
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler

Sormaca
Açılım Anayasası'na
 

Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Advertisement
İlgili İçerikler

Ergenekon ve Balyoz ne için yapıldı?

PDF Yazdır Ağhesabı

ergenekon_balyoz.jpeg

Geçtiğimiz on yıla bakarak gelişen olaylar üzerinden bir durum değerlendirmesi yaparsak, bugün yaşadığımız gelişmeleri daha doğru çözümleyebiliriz.

Yakın tarihimizde yaşanan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne , siyasetçilere, aydınlara, vatanseverlere atılan iftiralar ve kurulan terpitler üzerinden, milli güçler sindirilip yok edilmeye çalışılması süreci tüm vatanseverleri derinden yaralamıştı.

O acı dönemde neler yaşandığını kısaca anımsayalım.Atatürkçü bir  Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer’in yerine kimin cumhurbaşkaı olacağı konusu 2007’nin en önemli gündemlerinden biri idi. Erdoğan’ın cumhurbaşkalığına aday olmasının bir şekilde engellenip Abdullah Gül’ün adaylığının önünün açıldığı ve bundan dolayı da ikilinin aralarının  soğuk olduğu bilgisi kulislere yansımıştı. Sonuçta 28 Ağustos 2007 tarihinde Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı seçildi.

2007 Temmuz ayından yavaş yavaş yazarların tutuklanması ile başlayan Ergenekon süreci, Ocak 2008 ayından itibaren dalgalar olarak nitelenen büyük çaplı tutuklamalar ile ivme kazandı. 22 Ocak 2008'de emekli Tuğgeneral Veli Küçük, 301. maddeden açtığı davalarla gündeme gelen avukat Kemal Kerinçsiz'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi tutuklandı ve bu tutuklamalar aylarca devam etti. Silivri’de vatanseverlerin topluca yargılanacağı bir mahkeme salonu hazırlandı. Ergenekon süreci tüm hukuksuzlukları ile devam ederken 1 Mayıs 2009 tarihinde Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı oldu. Abdullah Gül “Yarın çok güzel şeyler olacak” demecinde bulundu ve hazırlanan açılım sürecini başlattı. 19 Ekim 2009 tarihinde, 34 PKK’lı büyük bir gösteri ile Habur Sınırkapısı’ndan askeri kıyafetleri ile giriş yaptı. Hakim teröristlerin ayağına giderek Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşandı. Çözüm süreci olarak tanımlanan süreçte, Kürtçü talepler kabul edildi, Kürtçe öğrenim, ve Apo posterleri serbest bırakıldı, Kürtçe tv açıldı. Artık PKK bayrakları ve Apo resimleri altında gösteriler yapılır olması normalleştirilmiş, Türk bayrağının bile adının değiştirilmesi gündeme getirilmişti. Operasyonlarda FETÖ’ye bağlı gazeteler, akademisyenler ve devlet teşkilatına yerleştirilmiş olan ajanlar tetikçilik yapmıştır.

Zaman ve Yeni Şafak Gazetesi  yazarlarından ve Abdullah Gül’e yakın olarak bilinen Fehmi Koru, Ergenekon’un 7 Ekim 2007 tarihli Bush - Erdoğan görüşmesinde kararlaştırıldığını açıklamıştı. Yani ortada bir Amerikan etkisi olduğu saklanmıyordu.

Peki Amerika ve ona bağlı kuvvetlerin amacı ne idi?

1 Amerika’nın Ortadoğu hedeflerinin en önemlisi  bölgede PKK devletciği kurmak. Böylece İsrail’in güvenliği sağlanacak ve komşu ülkeler ile uzun yıllar sürecek istikrarsızlığın önü açılacaktı. Kurulacak bu devletin, Türkiye üzerindeki yayılmacı hedefleri olacağı açıktır. İşte bu nedenle Ergenekon yapılarak, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak olan PKK ve benzeri bölücü yapılanmalara karşı direnç gösterecek, halkı harekete geçirecek güçler etkisiz hale getirilmiştir.

2 Devlet içinde kadrolaşmasını hızlandırmak isteyen FETÖ, özellikle TSK içinde boşalan kadrolara yerleşebilmek için bu operasyonları fırsat olarak kullandı. 2013 yılında Mehdi’nin zühur edeceği, 2013 yılında Türkiye’de çok büyük değişimin gerçekleşeceği bilgilerini toplama yayarak, belirli bir algı oluşturuldu. Belki de kitleler, 2013 yılında bölgede ikinci bir Hümeyni vakasına hazırlanıyordu.

3 Çözüm süreci beklendiği gibi olmamış, terör örgütü propoganda gücünü arttırmış, daha çok taraftar kazandırmıştır. Özgürlük ve demokrasi adı altında, Türk adı taşıyan son devletin çözülmesinin önü “çözüm süreci” kapsamında açılmak istenmiştir. Ana talebin Kürtlerin kültürel hakları üzerinden değil de Türk adının kaldırılması yönünde olması, Türklüğün de bu operasyonlar sayesinde hedef tahtasına oturtulduğunu göstermektedir.

4 Mili devletin ve Türkiye içindeki milli güçlerin, AB ile bütünleşmeye karşı olan engeller olduğu AB tarafından ileri sürülmüştür. Bu operasyonlar sayesinde Avrupa Birliği’ne üyeliğin gerçekleşeceği yönünde kamuoyu oluşturulmuştur.

Bu gayrı milli, Türklük düşmanı ve teslimiyetçi sürecin neden yaşandığı konusunda, bu dört madde bize bir fikir veriyor. Peki  nasıl olur da bu sürecin uygulayıcılarıı, böyle bir sürece alet olmuştur? Kissenger’ın biz sözünü anımsamakta fâyda var. Kissinger; “Biz Amerika olarak neden güçlüyüz biliyor musunuz?” diye başlayıp, şöyle sürdürmüş sözlerini: “Bizler Amerika olarak içimizdeki vatan hainlerini çabuk etkisiz hâle getiririz... Dünya’nın birçok ülkesindeki vatan hainlerini de kahraman yapar, onları ülkelerinde önemli yerlere getiririz.”

Peki bunca insan vatana ihânet içindeydi demek doğru olabilir mi? Bence inandırılmış ya da kandırılmış kimseler olduklarını söylemek daha yerinde olur. Said-i Kürdi’nin Atatürk’e Deccal dediği ve bu yaftalama kapsamında Deccal’in sistemine karşı savaşın , Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmakla sağlanacağına dair görüşlerin varlığını, bu geleneği tanıyanlar çok iyi bilirler. Ayrıca Nurcuların bir çoğunun şeyhleri olan Said-i Kürdi’nin etkisinde kalarak bir Kürt devletinin kurulmasının gerekli olduğuna inanırlar. Böylece bir çok Türk gencinin, “Bediüzzaman’ın bir hayalinin gerçekleştirilmiş olacağına” inandırılıp, dolaylı Kürtçülük yaptığını da unutmayalım. Tabii ki tek suçlu FETÖ değildir. Liboş ve ikinci cumhuriyetçi bir çok kişinin de demokrasi, özgürlükler gibi kavramlar üzerinden kandırıldığının da altını çizmek gerekir.

Peki şimdi durum nedir ? Bu operasyonun tetikçileri büyük ölçüde içerde, o zindanlarda yatan kurmaylar ise dışardadır. Bu da Türkiye siyasetinde, 180 derece dönüş yaşandığını göstermeye yetmez mi? Fakat yine de yukardaki maddeler ışında ele alırsak.

1 Lozan’ın yıldönümü olan 24 Temmuz 2015 tarihinde TSK, PKK’yı bombalamaya başlamıştır. 20 Ağustos 2016 tarihinde Amerika-PKK koridoruna karşı, Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleştirilmiştir. Böylece, PKK devletçiğine karşı ilk balyoz indirilmiştir.

2 Son 2 yılda FETÖ yapılanmasının okulları, dershaneleri, basın ağları ve para kaynaklarına el konulmuştur.15 Temmuz 2016 tarihli başarısız darbe girişimi ardından da devlet içine sızmış kadrolar temizlenmektedir.

3 AKP içinde “çözüm sürecinde etkili olan kadrolar”  kenara alınmış, daha çok milli görüş ya da MHP kökenli kadrolarla terörle mücadele sürecine başlanmıştır. Terörle bağını kesmeyen milletvekilleri tutuklanmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tek vatan, tek bayrak, tek millet ve tek devlet vurgusu yapılarak, çözüm sürecinde ortaya atılan gayrı milli yaklaşımlardan uzaklaşılmıştır.

4 Avrupa Birliği süreci oyalamasına, üst düzey devlet yöneticileri tarafından tavır alınmış, Şangay Beşlisi ile yakınlaşma süreci başlamıştır.

Dayatmalar sürecinden kopup milli çizgiye yönelmek, Türkiye’deki iki kalesinde büyük zayiat veren emperyal güçler tarafından Türkiye’ye ağıra mâl edilmiştir. Küresel emperyalizm, en kanlı terör örgütlerini, en acımasız biçimde üzerimize salmış ve salmaya devam etmektedir. Türkiye’nin kredi notu düşürülmüş ve böylece iktisadi anlamda sıkıntı yaratılması hedeflenmiştir. Ülke içindeki ve dışındaki güçler, özellikle Fırat Kalkanı aleyhinde ve tutuklanan FETÖ mensuplarının kurtarılması noktasında harekete geçirilmiştir. Yurtdışında da Türkiye aleyhinde yoğun bir kamuoyu oluşturulmaktadır.

Ayrıca dikkat edilmesi gereken de Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın farklı birer siyasi kimlik sergilemiş olmasıdır. Her ne kadar önceki kötü deneyimlerden dolayı, güven sorunu yaşanıyor olunsa da hükümet, Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmeye yönelik teröre karşı mücadele ve milli bekâyı ilgilendirilen hâmleler noktasında sonuna kadar desteklenmelidir. Bu noktada siyaset üstü milli duruş göstermek her siyasinin milli ve âsli görevidir. Ayrıca muhâletin başka gayrı milli ittifâklar ve tehlikeli arayışlar içine girmemesi için kamuoyu oluşturulmalıdır. Çünkü Türkiye’deki iki etkin örgütünü kaybetmek üzere olan emperyalizm boş durmayacaktır. İlerisi için sonrası için gayrı milli seçenekler üzerinde duruyor olmalıdırlar. Bu sebepledir ki milli güçler, ülkenin yeniden emperyal güçlerin etkisine girmesine olanak vermemek için hem muhâlefeti hem de iktidârı doğru şekillendirmek gibi ağır bir sorumlulukla yükümlüdür.

Kürşat Yılmaz

31.12.2016


 
< Önceki   Sonraki >
 
Yazarlarımız
Neden Türk Birliği
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 


En Çok Okunanlar
   
 
Benzer Yazılar