Anasayfa arrow Yazarlar arrow Cezmi Yurtsever arrow Bir Titanın Dünyaya Hakim olması
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Bir Titanın Dünyaya Hakim olması

PDF Yazdır Ağhesabı

BİR YAHUDİ TİTAN’IN DÜNYA EKONOMİSİNE HAKİM OLMASI

-19.YY ortalarında John Rockefeller, ABD’de ekonomik alanda petrol kartelini kurarak güç kazandı.
-Osmanlı’nın çöküş yıllarında Rockefeller’e bağlı Standart Petrol, Irak petrollerinden en büyük payı aldı.
-Rockefeller, küresel ekonomik güç olarak ABD’yi süper güç yaptı.

O’nun doğum tarihini gösteren takvim yaprağında 8 Temmuz, 1839, New-York, USA, yazıyordu. USA’nın Türkçeye çevrilmiş karşılığı Amerika Birleşik Devletleri demektir. İnsanoğlu’nun tanık olduğu son iki yüz yıl içinde dünyanın tek süper gücü olan ülkenin adı.
Söz konusu olan ülkenin bir vatandaşı olan kişinin adı: John D. Rockefeller. Seyyar pazarcılık yapan bir ailenin 6 çocuğundan birisi. Çocuk yaşında iken “çok para kazanmayı, en zengin ve güçlü olmayı” hayal ediyordu. Çarşıdan aldığı şekerleri aile içine getirir, kardeşlerine satar ve kazandığı para karşısında sevinç duyardı. Babasının mesleği gereği genç yaşında Ohio eyaletinin Cleveland şehrine gelmişlerdi. Genç yaşında eğitimini sürdürürken aynı zamanda kilisede önce papaz yardımcısı sonra da papaz oldu. Ama 16 yaşının içinde iken kitapçılık işi yapan bir firmada çalışmaya başladı. 1859 yılında Maurice Clark ile ortaklaşa şirket kurdu. Amerikan iç savaşı devam ederken Samuel Andrews adındaki bir kimyacının destekleri ile toprak altından petrol bulunması ve kuyu açılması işine girdi. Ve petrol işinin çok karlı olduğunun farkına vardı. Petrol çıkarılması ve rafineri edilmesi pazarlanması işi ile uğraşan Flagler ile ortaklaşa şirketi kurdu. Ortakları ile işbirliği halinde 1870 yılında
“Standart Petrol” şirketini kurdu. Kendisi de yönetim kurulu başkanı oldu. Kısa zamanda petrolün çıkarılması, rafine edilmesi ve tren yolu ile ülkenin her yanına dağıtım ve satılması işinden büyük kazançlar sağlandı.Cleveland ve ülkenin en büyük şirketleri arasına girdi.
Rockefeller, aynı işi yapan rakiplerine karşı acımasızdı. Önce onlarla ticari ilişkilere giriyor, borçlandırıyor, sonra da satın alıyor,posasını bir yana atıyordu. 1872 yılı içinde Cleveland’da petrol işi yapan 26 rakip şirketin 22’sini altı ay içinde satın aldı.
1882 içinde “Standart Oil Trust” kurulmuş oldu. Petrol alanında alanında ABD’nin en büyük şirketler topluluğu idi. Petrol çıkarılmasında yeni teknikler geliştirilmesini sağladı. Gazyağı fiatlarının %-80 aşağı çekerek aynı işi yapan rakiplerinin iflas etmesini sağladı.
1901 yılında Rockfeller hakkında çizilen bir karikatür, onun “Dolar torbasını” başında kral tacı gibi bulunduran bir imparatora benzetiyordu. Ayağını bastığı yerde ise petrol kuyuları vardı. Rockefeller’in sınır tanımaz zengin olma hevesleri dizginlenemedi. Ama kendisine karşı rakiplerinin açtığı basın kampanyaları sonucu 1911 yılında ABD Yüksek Mahkemesi, Standart tröstünün bir tek kişinin tekelinde olmasına son veren yasayı uygulamaya koydu. Aynı yıl 1911’de ABD’de üretilen petrolün %-64’ünü tek başına kontrol ediyordu. Anti-Trust yasasının uygulanması ile birlikte Standrat şirketi parçalandı. 34 yeni şirket ortaya çıktı. Ama en büyükleri 6 kız kardeş olarak isimlendirilen “ Conoco” adını alan Continental Petrol, “Amaco” adını alan İndiana Standart, “Chevron” adını alan Kaliforniya Standart, “Exxon” adını alan New-Jersey Standart, “Mobil” adını alan New-York Standart, “Sohio” adını alan Ohio Standart idi.
1911 yılında yaşanan olaylar esnasında tarihin tanık olduğu en zengin insan olarak tanıtımı yapılan David Rockefeller için “Titan” tanımlaması yapıldı. Titan, eski Yunanistan’da Akropol’da oturan tanrılar ailesinden en güçlüsü olan Güneş tanrısı olarak isimlendirilen tanrıların babası Zeus’a eşdeğer gösteriliyordu. Ve aleyhine kampanya yürüten muhalif yazarlar ve politikacılar da onun için “Hırsız Baron” dediler.
Rockefeller, kamuoyu nezdinde aleyhinde gelişen olumsuzlukları önlemek için “Hayır” işlerine yöneldi. Eğitim ve sağlık alanlarında okul ve hastanelerin açılmasına yardımcı oldu. Ama kamuoyunun ağzını kapamak belleklerde iyi bir dindar olduğunu göstermek için kazancının %-10’unu kiliseye bağışladı. Görünürdeki olaylar böyle gelişse de Standart Petrol tröstü dağılmış, Rockefeller bir miktar hissesini satmış olsa da, ortaya çıkan şirketlerin ana kaynağı yine onundu.

Osmanlı Devleti, 1914 yılında I. Dünya Savaşına girdi. 1917 yılına gelindiğinde Osmanlı’ya bağlı Arabistan topraklarında (Yemen, Filistin, Basra) Türk ordusu peş peşe yenilgiler aldı. Avrupa’yı kasıp kavuran savaşın görünürdeki rakipleri Almanya ve müttefiki durumundaki Osmanlı, Avusturya-Macaristan ile Fransa-İngiltere-Rusya idi. Ama savaşın kaderini belirleyecek üstün güç ise daha batıdan gelen ABD idi. 1918 yılı Ekim ayında Osmanlı aldığı yenilgiler sonrası Mondros anlaşmasını imzalayarak savaştan çekildiğini açıkladı.
11 Şubat 1918 günü ABD Cumhurbaşkanı, büyük savaş sonrası dünyanın yeni düzeninin ne olması gerektiğini belirleyecek 14 maddelik bildiriyi kamuoyuna açıkladı. Wilson bildirisinde Osmanlı ülkesi ve Türkleri etkileyecek maddeler:

11-Osmanlı İmparatorluğu'nda Türklerin oturdukları bölgelerin bağımsızlığının sağlanması. Türk egemenliği altında bulunan diğer uluslara da özerk bir gelişme için tam ve engelsiz bir fırsatın sağlanması. Boğazların uluslararası garanti altında bütün devletlere açık olması

13-Büyük ve küçük ulusların siyasal bir bağımsızlıklarının ve toprak bütünlüklerinin karşılıklı güvenliğinin garanti altına alınması amacı ile bir milletlerin ticaret gemilerine açılması.
Wilson bildirisi yenilgi, çöküş ve parçalanma, işgal sancıları yaşayan Osmanlı ülkesi aydınları için bir umut kaynağı olarak görüldü. Özellikle İstanbul’da ve diğer Anadolu kentlerinde Osmanlı aydınları kurtuluşu “Wilson bildirisi” maddelerini benimsemekte gördü. Özellikle ABD’ye bağlı misyoner okullarında okumuş Osmanlı aydınları özellikle de Halide Edip’i (Adıvar) destekleyenler Wilson bildirisini destekleyen yazılar yazdılar, mitingler düzenlediler.

TİTAN’IN KOLLARI HER YERDE…

-Türkiye’nin Irak sınırı çizimi ve Musul petrolleri ile ilgili haklarını ortadan kaldıran projenin arkasında Rockefeller vardı.
-Rockefeller ve ona bağlı şirketler ABD’nin küresel gücünün de kaynağı oldu.
-Rockefeller öldüğünde mezarını Mason piramidi şeklinde yaptılar.


“Umut” olarak görülen ve öylece kamuoyuna yansıtılan Wilson bildirisinde söylenenlerin perde arkasında yatan gerçekleri ve gizli amaçları açıklayan olmadı. ABD Başkanı Wilson, aynı zamanda önüne uzatılan Ermenistan sınırlarını belirleyen haritaya da onay vermişti.
Bahsi geçen gizli haritaya göre Anadolu’nun kuzey doğusu Trabzon’un batısından başlayarak Van gölü’nün güney eteklerini içine alan yerler “Ermenistan” olarak kabul ediliyor.
Wilson’un onay verdiği bir başka haritaya göre de Osmanlı’nın yer aldığı topraklar ve civarını gösteren bir başka üzerinde “Samsun- Tiflis-Mersin- Kerkük” arası cetvelle çizilerek kare şekli içine alınmıştı. Aslında bu bölge Osmanlı çökerken ABD’nin hayati çıkarlarının bulunduğu düşünülen “kontrol sahası” idi. ABD, özellikle Anadolu’nun doğusunda Fırat nehrinin havzasında Türklerin denetiminin dışında Ermenistan ve Kürdistan kurulmasına, Petrol kaynaklarının bulunduğu Musul-Kerkük bölgesini kendi denetimi altına almak istiyordu.

Perde arkasında ise Rockefeller’a bağlı petrol şirketlerinin desteği ile yeniden şekillendirilen ABD dış politikası yeni dünya düzeninin ABD’nin çıkarlarına göre şekillendirilmesi, petrol şirketlerinin Ortadoğu petrollerinden en fazla çıkar elde etmesi düşüncesine dayandırıldı. İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı’dan ayrılan topraklardaki enerji kaynaklarını kendi tekellerine almalarının önüne geçmek için “Açık kapı” politikası izlenmeli idi. ABD Başkanı Wilson’a seçilirken en büyük desteği Rockefeller vermişti.
1920 yılında Standart Petrol şirketlerinin siyasi danışmanı ve temsilcisi olarak tayin edilen John Foster Dulles’e bağlı ajanlar İstanbul’a geldiler. Osmanoğulları ile görüşmeler yapılarak Padişah Abdülhamit’in varislerine ait Musul- Kerkük petrol bölgesi arazilerinin tapu parsellerini satın almaya başladılar. Dosyalar içinde biriktirilen Tapu belgeleri aynı zamanda masa başında ABD’nin Arabistan petrollerinde de söz sahibi olmasını sağlayacaktı. Dulles’in manevraları sonucu ABD, Türkiye’nin bağımsızlığının kabul edildiği Lozan anlaşmasına imza atmadı. Perde arkasında Standart şirketi ajanları ile Fransa ve İngiltere petrol şirketlerinin temsilcilerinin mücadelesi vardı.
Rockefeller, Standart şirketini kurup geliştirirken deniz aşını ülkelerde yöneticilere rüşvet verilmesi, askeri operasyonlar ve karşı propoganda yapılması gibi yöntemleri kullanarak kendi amacına varma politikasını uygulamaya koymuştu. 1925 yılında gündeme gelen Şeyh Sait İsyanı, “Halifelik isteyen yerel isyan eylemi” olarak görülse de isyancılara verilen silah desteği ile Türkiye’nin Musul-Kerkük üzerindeki hakları ortadan kaldırılmak istendi. Türkiye, 1926 yılında Brüksel’de yapılan görüşmelerde Türkiye- Irak sınırını belirleyen, sadece Hakkari’yi Türkiye’de bırakan sınır anlaşmasını kabul etmek zorunda kaldı. Ve 1927 yılında ermeni Kalost Gülbenkyan ile bir araya gelen petrol şirketleri kendi ülkeleri adına bir “konsorsiyum” çerçevesinde Türk Petrol Kumpanyası’nı kurdular. Gülbenkyan, simsarlığının karşılığı olarak kendisine %-5 pay ayırdı. ABD’nin Standart Petrol şirketlerine %-23.75 hisse, bir o kadar da Fransız şirketlere, %-40 civarında da İngiliz BP şirketine verildi. Osmanlı devleti çökmüş, O’nun enkazından dünyanın en zengin enerji kaynaklarının bulunduğu topraklar pay edilerek bölüşülmüştü. “Dokuz kurda bir hurda neylesin misali” Aslında Türkiye’nin elini kolunu kıran Irak sınırı konusunda en büyük darbeyi Rockefeller’in petrol şirketleri vurmuştu. Rockefeller’in adamı John Dulles, 1950’li yıllarda New-York senatörü, Eisenhoover hükümetinde Dışişleri bakanı, bir süre Amerikan İstihbarat örgütü CİA’nın da yöneticisi oldu.

John. D. Rockefeller, 23 Mayıs 1937 yılında 98 yaşının içinde Florida sahillerinde Cleveland’da son nefesini verdi. Öldüğünde geride bıraktığı serveti 1.4 trilyon doları buluyordu. X, Rockefeller’in servetinin 2007 yılında değerinin ise 19.7 trilyon doları bulduğunun hesaplarını yaptı.
X, Rockefeller’in son anındaki gizemleri çözümlemek amacıyla mezarının bulunduğu Cleveland’da araştırmalarını sürdürdü. Rockefeller’in mezarı üzerinde gökyüzüne doğru yükselen Dikilitaş ile karşılaştı. Mısır’daki tarihi dikilitaşları andıran mezar taşının farklı anlamları vardı. Kat kat yükselen dünyayı zirvede yöneten, en büyük tanrısal güç, “çokluk içinde tek, yeni dünya düzeninin ustası” anlamına da geliyordu. Tıpkı ABD’nin başkenti Washington’daki yönetim merkezi Kapitol binasının karşısında bulunan mason piramidinin tabanına yerleştirilen İskenderiye anıtın bir kopyası idi.
Rockefeller, veya tarihi imajıyla “Titan” ölümlü dünyadan ayrılırken geride onun izinden yürüyecek bir varis bırakmıştı. Ki o tarihten beri günümüze kadar dünyanın yönetimini elinde bulunduran bir başka Titan veya tanrısal güç idi! Veya öyle olduğunu zannediyordu. Kimlik kartında da “dünya devlet adamı” yazan…

 Cezmi Yurtsever


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar