Anasayfa arrow Tüm Dosyalar arrow Dini Dosyalar arrow DİYALOG : KUR'AN' IN MESAJINI YOZLAŞTIRMA MI?
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

DİYALOG : KUR'AN' IN MESAJINI YOZLAŞTIRMA MI?

PDF Yazdır Ağhesabı
DİYALOG : KUR'AN' IN MESAJINI YOZLAŞTIRMA VE AHLAKSIZLIĞI MEŞRULAŞTIRMAMI ?!...
Allah Kur’anın “lafzını” muhafaza buyuracağını garanti etmiştir. Ama bu; O’nun mana ve mesajının yozlaştırılamayacağı anlamında değildir.
“Hiç şüphesiz, Zikri (Kur’anı Kerimi) biz indirdik… O’nun (tağyir ve tahriften) koruyucuları da muhakkak biziz.

Ayeti, sadece Kur’ânı Kerim’in vahiy olan metninin (İncil ve Tevrat’ın değil) ilahi muhafaza altında olduğunu bildirmektedir. Şimdi ilahiyatçı Prof. Suat Yıldırım’ın; Fethullah Gülen’in–yirmi yıllık talep ve telkinleriyle-hazırladığı “Kur’anı Hâkimin Açıklamalı Meali” tam beş yüze yakın, Tevrat ve İncil alıntısıyla hazırlanmış ve yüz binlerce adet basılıp Zaman okurlarına dağıtılmış vaziyettedir. Bu sinsi girişim: “Kur’anı İncilleştirme” operasyonu olarak değerlendirilmektedir.

Not: Bu yazıyı 18 yaşından küçük çocuklarınıza okutmayınız...

Prof. Suat Yıldırım’ın Kur’ânı Hâkimin Açıklamalı Mealinde;

Markos-Luka İncilleri kaynak gösteriliyor…

Tevrat ve İncil’den eklenen kısımlar tam 488’e ulaşıyor!..


Fethullah Gülen’in Türkiye Temsilcisi: Suat Yıldırım “Dinler ve Barış” sempozyumunda:

“Dinler arası diyalog olmayınca dünya barışı imkânsızdır. Özellikle İbrahim-i dinler olan Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanlar arasında müşterek alanlar ve ortak değerler bulunmaktadır.” değerlendirmesiyle tanınıyor…

Prof. Yalçın Küçük’ün: Nene tarafından Kırım Yahudilerinden olduğunu söylediği Bilderbegçi Mason Mesut Yılmaz’ın özellikle görevlendirdiği, diplomatlarımız tarafından; İtalya’da karşılanıp Papa’nın huzuruna çıkan ve Vatikan’ın misyonunun bir hizmetkarı olduğunu açıklayan Fethullah Gülen’in ısrarıyla bu kitap, acaba ne maksatla ve hangi sinsi hesapla hazırlandı?.. Kitabı Mukaddeste (Tevrat ve İncil’deki) hakka ve ahlaka aykırı safsata ve sapıklıklar niye anlatılıp Müslüman okurlar uyarılmadı?. Halbuki piyasaya sürülen basit bir ilacın tanıtım kağıdında bile; yararlı yönleriyle birlikte zararları ve yan etkileri de mutlaka yazılmaktadır... Böyle yapılmaması suç sayılmaktadır…
İşte Tevrat Ve İncil’de (Kitab-ı Mukaddeste) yer alan ve şeytanı bile utandıran ahlâksız seks ve ensest ilşkiler ve Porno Sahneleri:

Tekvin: Bab=19 sh:17 Ayet=30-38

Haşa: Hazreti Lut’un iki kızının babalarına şarap içirip sarhoş ederek koynuna girdikleri ve hamile kaldıkları…

Neşideler Neşidesi: Bab=8 sh:672 Ayet=1-10

“Öz kız kardeşinin memelerini, kalçalarını ve göbeğini öven sevişme sahneleri

II. Samuel Bab=13 sh:318 Ayet: 12-14

“Davud Peygamberin Oğlu Abşalom’un kız kardeşi Tamarla, diğer erkek kardeşi Amno’nun sevişmeleri ve evlenmeleri…”

Hoşea-Bab=4 sh: 858 Ayet 14

“Sizin kızlarınıza, karılarınıza ve gelinlerinize mahsus olmak üzere: gizli fahişelik yapmalarını bağışlayıp cezalandırmayacağız.

Tekvin= Bab: 38 sh=39 Ayet 13-19
“Ve Yahuda, örtünmüş gelinini fahişe sandı... Onunla yattı ve gebe kaldı.
Kethuboth Talmutu-Bab=11
“Bir çocukla veya küçük bir kızla yahut karısıyla, makattan, arkadan temas edildiğinde, ses çıkarmazlarsa, zararı yok… Eğer bağırırlarsa ikaz edilirler...
“Kız kardeşi ile yatıp zevk etmek, şikâyetçi olan yoksa serbesttir…
“dul annesini tatmin etmek, evladın görevidir.”

YEBAMOTH Talmutu: (56a-59b)

“Yahudi bir dul (erkek ve kadın)cinsi tatmin için her yola başvurabilir. Köpeklerle temas kurabilir.”
Şimdi soruyor ve uyarıyoruz:

Ey Dinler arası Diyalogcular! Avrupa Ve Amerika’da ensest (aile içi) sapık cinsel ilişkilerin yaygınlaşması, kendi kızıyla, kardeşiyle yatanların çoğunlaşması tesadüf değildir. İşte bu; eldeki ahlaksız ve azdırıcı bölümleri içeren İncil ve Tevrat yüzündendir.
Türkiye’de de, bunların dağıtıldığı bölgelerde aile içi cinsi sapıklık artmış vaziyettedir.
Ey Diyalogcular! Siz bu tavrınızla: Türkiye’mizde, kızıyla-bacısıyla, anasıyla yatmayı mübah ve münasip kabul eden, bu uydurma İncil ve Tevrat’ı; Kur’an meâline kaynak gösterip, reklâm edip, Kutsal aile hayatımızın ve İslam ahlakımızın tahribine, bile bile taşeronluk mu yapıyorsunuz? Hiç Allah’tan korkmuyor ve kullardan utanmıyorsunuz?

‘Diyaloğun Geldiği Son Nokta: Ayetlerle Oynama Cüreti’


Aksiyon dergisi, 8 Aralık 2003 tarihli 470. Sayısında “İnsanlık Onu Bekliyor: Hz. İsa” başlığıyla bir kapak haberi yaptı.

Haberde, Prof. Dr. Suat Yıldırım şu görüşü savunuyordu:

“On dört asırdan beri dünya haritasını, doğrudan doğruya veya sonuçları itibarıyla şekillendiren Müslüman ve Hıristiyan ümmetlerinin Hz. İsa’nın şahsiyeti etrafında bütünleşerek, hem kendilerini, hem de bütün insanlığı kurtarmaya yönelmeleri, hepimizin ideali olmalıdır.”

Suat Yıldırım’ın bu çıkışından ve hazırladığı bir meal kitabında Tevrat ve İncil’lere gönderme yapmasından bahisle konu bu günlerde yeniden tartışılıyor.
Aslında Prof. Yıldırım’ dan 5 yıl önce benzer bir görüş, Bahaeddin Sağlam tarafından savunulmuştu: “ Eğer Allah dilerse, İbrani geleneğin iki kolu olan İslam ve Hıristiyanlık birleşse, ataları olan İbrahim geleneği dirilir ve insanlık yeni bir yapılanma ile bir bütün aile hükmünü alır. Ve bu geleneğin ıslahatçısı olan Mehdi ve İsa (as) inmiş olurlar.”
Bahaeddin Sağlam’ın kitabı, aşağıda alıntılarda da görüleceği üzere bu alanda bildiğimiz kadarıyla bir ilk oluşturmuştu. Müstear soyadı kullanan (Gerçek soyadı Saldıran olan) yazar, 1960’ta Siirt’in Baykan İlçesi Kasımlar köyünde (Kitabında eski adıyla Verkanıs köyünde doğduğunu yazmı&#351 doğmuş.
İlköğrenimden sonra Siirt’ in Aydınlar İlçesinde (Nahiye iken eski adıyla Tillo U.Y.) “klasik Osmanlı metoduyla üç sene medrese eğitimi görüp icazet” almış. Sonra Suriye Hama’ da bir kolejde okumuş.
Bahaeddin Sağlam, kitabında “Tevrat’ın hakkının fazlaca yendiğini” belirtip, bunu yapanların içinde “en ılımlısı” olarak değerlendirdiği Prof. Suat Yıldırım’ın “eksiklerini” tamamlamaya çalışıyor. “Dinler arasındaki söylemini tashih edip doğru yorumlar vermemize kızmamasını diliyorum” diye yazıyor.

Bahaeddin Sağlam; İlhan Arsel, Turan Dursun, Muazzez İlmiye Çığ gibi yazarları eleştirmek için yola çıkmış. Ama onları eleştireyim derken, ne hikmetse baştan sona Mevcut Tevrat’ın ne kadar kutsal bir kitap olduğunu anlatıp duruyor.

Birde her olayı, her tarihi, her sayıyı, ebced hesabına vurup kendince çıkarsamalar, yorumlar, koca koca iddaalar öne sürüyor.
“Allah’ tan ümidim, bu çalışmamızı, dinler arası, alemler arası, yorumlar arası, yaklaşımlar arası müsbet ve barışçıl bir iyiliğe altyapı yapmasıdır” diyor.



Ve Bahaattin Sağlam başlıyor, (Diyanet de dahil olmak üzere birçok muhafazakar-Müslüman kitabevinde satılan) kitabında vahim düşüncelerini gerçekmiş gibi sunmaya:



“(Tevrat’ın)…nerede ise yüzde yüze yakın bütün ayet ve cümlelerinin, vahy eseri ve mucizeli bilgiler olduğunu gördüm.”

“(…) Gerçek bir Tevrat mü’mini, İncil ve Kur’an’a da inanmak zorundadır. Çünkü hepsinin özü, gayesi birdir. Bir parça altını sevip de, aynı miktarda başka bir altını sevemeyebilir misiniz?”
Yazar burada hangi Mevcut İncil’den bahsettiğini yazmamaktadır. Matta mı, Markos mu, Luka mı, Yuhanna İncil‘ i mi? Çünkü bu İncil’ler arasındaki tutarsızlıklar okur-yazar herkesin malûmudur. Yazara göre hepsi kutsaldır ve birdir.Bahaeddin Sağlam’a göre; “Kur’an’ın Yahudi ve Hıristiyanlara şiddetli uyarıları, ‘Elinizdeki kitaplar yanlıştır, onları bırakın, gelin Müslüman olun’ manasında ve üslûbunda değildir.”(öyle ise niye kendisi Yahudi ve Hıristiyan olmuyor?)

Diyalogcu yazar B. Sağlam’a göre Yahudiler insanlığın “motor gücüdür.”

B. Sağlam, 1962-65 II. Vatikan Konsilinin izinde Soğuk Savaş propagandasına devam ediyor: “Bizim bütün dindar insanlarda ricamız (…) birbirlerine karşı dinsiz insanlardan medet beklemesinler (…) saldırgan dinsizlik hastalığına bir cephe ve cevap oluştursunlar”!?.
Bahaeddin Sağlam Mevcut Tevrat’ ın tahrif edildiği, Yahudi hahamlarca ekleme ve çıkarmalar yapıldığı gerçeğini ters yüz ediyor.
Diyalogcu B. Sağlam’a ve Prof. Suat Yıldırım’a Göre Bunlar Sosyolojik Tarih Kuralları imiş!?
Mevcut Tevrat (Eski Ahit) bugün Yahudilerin, Evanjelistlerin, (Protestanların hemen hemen bütün kollarının) kabul ettiği, Ortodoksların Yeni Ahit’le (İncil) yan yana muhafaza ettikleri, yani bizimkilerin Diyalog yürüttükleri kesimin inandığı bir kitap.
Mevcut Tevrat’a göre:

“ Tanrı dünyayı yedi günde yaratmış ve işi bittikten sonra “istirahat” etmiş!..

Yakub, Allah’la güreşip ( veya uğraşıp) O’nu yenmiş!!..

Nuh sarhoş olmuş ardından oğlu Kenan (Ham)tarafından tecavüze uğramış!..

Kızları, babalarıyla Lut’u sarhoş ederek birlikte olup O’ndan çocuk sahibi olmuşlar!..
Davut, Hitti Uriya adlı komutanın karısı Bat-şeba’yla zina etmiş, ona sahip olmak için kocasını savaşta ön safa koydurup öldürtmüş!..

Süleyman, kızların peşinden koştuğu bir çapkınmış ve şuh şiirler okurmuş …”!? gibi ne akla, ne ahlaka, ne İslam’a ve ne de insanlığa sığmayan sapıklıklar yaşanmış...

Ayrıntıya girmiyorum, Kur’anda ise tam tersine hiçbir peygamberi incitici, akıl ve ahlakı terk edici en küçük bir ifade yoktur.
Bahaeddin Sağlam, işte mevcut Tevrat’ta geçen bu ifadelerin “aslında büyük sosyolojik tarih kuralları ve tebliğler olduğunu” savunuyor. Ona göre bu ifadelerin hepsi mecaz ve mesaj sayılıyormuş, mevcut Tevrat hiçbir peygambere hakaret etmiyormuş…

B. Sağlam, “bütün dindarlar”dan “Tevrat’ın çağlar üstü ihbarına kulak vermelerini” istiyor, yoksa kıyamet kopabilirmiş!..
“Birbirine uyma”, “uygun bulunma” anlamlarına gelen “tevafuk”konusu, kitapta en çok geçen kelimelerden biri. B. Sağlam, kitabında mevcut Tevrat ve Said-i Nursi’nin kitapları arasındaki tevafukları anlatıp duruyor. Sağlam Said-i Nursi için şöyle yazıyor: “ (…)asrımızın bir Samuel ve Saul’u olan ve inşallah asrımızda bir Davut ve Süleymanın doğuşuna sebep olacak olan Bediüzzzaman Said Nursi’den…”
(Böylece hem Saidi Nursi’ye iftira ediyor, kendi saptırmaları ve diyalog safsataları için Bediüzzaman’ı istismara yelteniyor; ve örtülü bir şekilde Nurculuktan yetişen Fethullah Gülen’in (haşa) yeni bir Davut ve Süleyman olacağını saçmalıyor)
B. Sağlam’a göre, Mevcut Tevrat ve Kur’an arasında sadece “detay farkları “ varmış.B. Sağlam, Hz. Musa ve Hz. Harun arasındaki hiyerarşinin; Hz. Muhammet’le ve Hz. Ali ilişkisinde de bulunduğunu iddia ediyor…
Ve bu Müslüman yazara göre; sadece dinler tarihinin değil, insanlık tarihinin bütün şifreleri Tevrat’ta mevcut bulunuyor. Osmanlı tarihi, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşımız, Lozan antlaşması ve benzerleri…
Kitabı okuyunca İnsan ister istemez şunu düşünüyor: oldu olacak madem arada fark yok, bütün dünya Müslümanlarına çağrı yapın, Mevcut Tevrat’ın vaat edilmiş topraklarına doğru sefere çıkan evanjelist çeteye direnmekten vazgeçip Büyük İsrail Projesine hizmetkar olarak cihada katılsınlar!.. Fethullah’ın ve diyalogcuların yaptığı gibi!?


Hicr Suresi’nin 9. Ayeti Meğer Neymiş?

Bahaeddin Sağlam’ın bütün ifadeleri, iyi niyetle düşünürsek: yazarın hayal gücü olarak değerlendirebilir ve önemsemeye bilirdik. Ancak Sağlam’ın aşağıdaki tahrip çabasının niyetini herhalde tartışmayacağız. Aynen şöyle yazıyor:
“15’inci sure olan Hicri Suresi’nin 9’uncu ayeti: ‘Zikri biz İndirdik. Onu koruyacak olan Biziz’ ayeti yalnız Kur’an için değildir. Mesaj-Evrensel din ve öğreti manasına gelen genel zikirdir. Yani bu ayet yalnız Kur’an için değil, Mevcut Tevrat ve İnciller için de geçerliymiş”!?.

O halde Allah katından Din-ya da Hak Din hangisidir!?

Önümüzdeki süreçte bu tartışma konusu yapılırsa şaşırmamak gerekir.

Mevcut Tevrat’ın kutsal olduğu savunan sadece anılan yazar değildir. Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Süleyman Ateş’te bu görüştedir. Prof. Ateş, Müslüman bir bayanın Hıristiyan ve Yahudi bir erkekle evlenebileceğini de söylemiştir… Salt dini açıdan bakıldığında da, “diyalog”un geldiği noktada, kısacası bu işte bir tuhaflık yok mu?

Dileriz, Diyanet İşleri Başkanlığı bu sürece müdahil olur. En azından bir Cuma Hutbesini Mevcut Tevrat hayranlığına, dünya üzerindeki bütün inananları Tevrat’ta birleştirme safsatasına, Kur’anı ve İslam’ı ”evanjelistleştirme” çabalarına ayırır ve halkı bilgilendirir.

Hükümet Fethullah’ın Hizmetçisi mi?

Bağımsız Devletler Topluluğu’ndaki Fethullah okullarına yönelik operasyonda son halka Ukrayna. 26 Mart’taki seçimlerden zaferle ayrılmasına kesin gözüyle bakılan Yanukoviç’in, Fethullah Gülen’e bağlı okulları kapatacağını öğrenen AKP hükümeti girişim başlattı. Seçimlerden bir hafta önce Kiev’e heyet gönderilecek…
Turuncu Devrim diye bilinen 2004 yılındaki Batı yanlısı darbenin üzerinden daha iki yıl geçmeden Ukrayna’da meclis seçimleri yapılacak. 26 Mart’taki seçimler Türkiye açısından beş noktada kritik önem taşıyor:
1-Kırım Türklerinin geleceği
2-Karadeniz’in güvenliği
3-ABD’nin NATO üzerinden plânları
4-Enerji Politikaları
5-Fethullah Gülen’in Ukrayna’daki okulları

“Casus” Yuvaları mı, Eğitim mi?

Fethullah Gülen’in okullarına yönelik Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)’nda süren operasyonlarda son halka Ukrayna. 2000 yılından bu yana BDT ülkelerinde faaliyetleri gözetim altında alınan Fethullah okulları ya Batılı gizli servisler adına casusluk faaliyeti yürüttüğü gerekçesiyle kapatılmış, ya da casusluk faaliyeti yürüten öğretmenler sınır dışı edilmişlerdi…

Şimdi benzer bir süreç Ukrayna’da yaşanıyor. 26 Mart’ta Ukrayna tarihinin en kritik seçimlerinden birisini yapacak. Seçimlerden çıkacak sonuç, Fethullah Gülen’in Ukrayna’daki geleceğini belirleyecek. Dört güçlü grup seçimde şanslı görünüyor. İkisi Amerika yanlısı darbe sırasında ortak blok oluşturan şimdiki Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko ile darbe sonrası Başbakanlığa getirilen sonra yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle görevinden alınan Yulia Timoşenko. Diğer ikisi ise Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç ile Komünist Parti. Kamuoyu yoklamalarında en şanslı aday olarak Yanukoviç görünüyor.

Yanukoviç’in Bölgeler Blok’unun yüzde 35 civarında oy almasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumda Rusya yanlısı lider, hükümeti kuracak. “Turuncu Devrim”Sırasında birlikte hareket eden Timoşenko’nun yüzde 15-17, Devlet Başkanı Yuşçenko’nun bloğunun ise yüzde 7-10 arasında oy alması beklentiler arasında. Komünist oy oranı ise yüzde 13-15 arasında gösteriliyor.
Fethullah’ın Can Simidi: Meclis Heyeti !

Hükümeti kurması beklenen Yanukoviç’in ülkedeki iki Fethullah Gülen okulunu kapatacağı Ankara tarafından öğrenildi. Hükümet, bunun üzerine harekete geçti. Okullardan biri Kırım’ın Bahçesaray bölgesinde diğeri ise Hersan’da. İki okul da parasız yatılı. Okullarda bölgenin ileri gelenlerinin, zenginlerinin, Yahudi ve dönmelerin çocukları ücretsiz okutuluyor.
Fethullah okullarının kapatılmasıyla ilgili ilk temas Ukrayna Dışişleri Bakanı Boris Tarasyuk’un 2 Mart’taki Türkiye ziyaretinde oldu. İkinci aşama ise 18 Mart’ta yaşanacak. devamı
http://www.nurettinveren.net/module....php?storyid=35

 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar