Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Türkiye Ne için Bölünmek İsteniyor ?

PDF Yazdır Ağhesabı
TÜRKİYE  NE İÇİN BÖLÜNMEK İSTENİYOR?

Amerikan baskı, Dünya’nın hemen hemen her Devlet’inde var olmuş durumda. Bu baskıların başlıca sebeplerinden biri ise ekonomiktir. Elleri ile beslediği Irak, ne oldu da bir anda bitiverdi, “işgal” sebebi neydi, Saddam Hüseyin neden asıldı? Bu sorular çoğaltılabilir fakat yanıtı tek; Irak’ta  bolca bulunan fakat çok az bir ömrü kaldığı, bitimine az bir zaman kaldığı öne sürülen Neft (Petrol)  bu soruların en genel yanıtıdır. “Peki, ne zaman Irak’tan elini çekecek?” diye sorulacak olursa, Amerika’nın verdiği yanıt; ”Irak halkının istikrarı sağlandığı ve onları güvence altına aldığımız zaman..” diye yanıtlarlar. Bana göre ise; Neft’in tükendiği zaman…

Akla gelen başka bir soru ise; “Neden Irak’ı kendi halkı değil de, Kürtler yönetiyor?” sorusudur. Kürtler daima kullanılmıştır. Buna örnek verecek olursak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarından beri dış güçlerin dürtmesiyle Türkiye’ye saldırmaya çalışması ve benzeri hareketler günümüze kadar ayândır. Kürtler kendi kafaları ile düşünemeyip başkalarının amaçlarına araç olmaktadır. Bu durum, Irak yönetimi içinde mevcuttur. Amerika’nın asıl amacını anladık, bu bölgeyi tekrar Irak halkına verilmesi halinde amacına ulaşmaya çalışırken çok büyük zorluklar yaşayacaktır. İşgal edilen devletlerin milleti daima mağrurdur ve devletine gelecek kötülükleri savmak için canını dahi feda edebilir. Bu hareket bizim gibi yüce devletlerde doğuştan bulunan fakat günümüzde söndürülmeye çalışılan, bazı devletlerde ise dağ, alev almaya başladıktan sonra ortaya çıkan bir his’tir. Yani iş işten geçmek üzereyken çıkan bir durumdur. Bu hissin genel adı ise “Milliyetçilik”tir.
Amerika bu olası milliyetçi akımlar ile uğraşıp zaman kaybetmek istemiyor ki, yönetimi Kürtlere veriyor. Kürtlerde kendilerince yüzyıllardır devlet olma hasretini, bize göre ise evcilik oynama isteğini tatmış olacak fakat Amerika Neftleri tükettikten sonra oyun bozulacak ve Kürt-Amerikan ilişkisi son bulacak, ardından da neyin ne olduğunu o zaman anlayacaktır Kürtler... Bu tahlil, herkes tarafından bilinen kısımdır. Ya Türkiye için oynanan oyunlara ne demeli???

Türkiye’ye oynanan oyunları herkes görebilmekte iktidar fırka harici... Zaten her İktidar olan ise, bu oyunun daima parçası olmaktadır ve milleti kandırmaktadır. AB dayatmaları oyunun büyük kısmı gibi görünüyor. Aslında tüm oyunlar bir biri ile ilişkilidir ve amaç genel anlamda tek gibidir.

AB-ABD ikilisi bilhassa bugün her konuda Türkiye’nin müttefiki oldu. Oldu da akıl bile veriyorlar sağ olsunlar; yeni Anayasa taslağının son şeklinin ne durumda olduğunu ben bilmezken, tahminlerle geçinirken, ABD’ye bizzat götürüp gösteriyorlar. Bu yeni anayasa Türk milleti için mi, Amerika için mi anlayabilmiş değiliz! Irak’ın kuzeyine yapılan operasyonda bile Amerikan desteği mevcuttu; Sağ olsun Casus uçaklarla keşifler yapılıp Türk ordusuna haber etti ve biz de teröristleri in’lerinde vurduk. Bu yardımları saymakla bitiremeyiz. Türk milletinin % 7’si Amerika’ya minnettâr…
 İki gün önce AKP kurmaylarından Egemen Bağış beyefendilerin dediğine göre; “Türk milleti’nin Amerikan sevgisi artıyor ve bu sevgi şuanda %69…” dedi. Şaşırdım bir an “Acaba AKP’nin oyunu mu temsil ediyor bu rakam?” diye düşündüm fakat yabancı kaynaklı ciddi bir araştırma hemen ertesi gün çıkıyor ve “Türklerin %90’ı Amerikan karşıtı..” deyip Egemen Bağış beyi yalancı çıkarmış oluyor. Yukarıda Türklerin  % 7’si  bu sebeple minnettâr ve % 3’ü ise kararsız olduğundan ortada bıraktım…

İşi biraz daha ciddiye alalım, konuya “neft” ile girdik, böyle devam edelim ve asıl bahsetmek istediğim konu da budur zaten; Türkiye’nin Sivas il’inden itibaren tüm doğu il’lerini gözümüzde canlandıralım ve Türkiye’nin sınır komşularını haritada düşünelim; komşularımızdan Irak’ta sürüsüne bereket neft mevcut. Azerbaycan’ın yer altı zenginliklerine diyecek yok, İran malumunuz, Suriye’de diğerleri kadar olmasa da, Neft’in topraklarında var olduğu biliniyor. Biraz yukarı çıktığımızda ise Rusya’nın yer altı zenginlikleri göz kamaştırıyor.Hal böyle iken Türkiye’nin yer altı zenginlikleri yok sayılıyor. Bu komşularla aramızdaki mesafeyi düşündüğümüzde garipsiyorum; Türkiye’de nasıl olurda Neft bulunmaz-çıkmaz.

İçimde bir ürperti ile yazıyorum artık; acaba şu Büyük Ortadoğu projesi adı altında çıkan harita doğru mu? Türkiye’nin sınırları o haritada gösterildiği gibi mi? Güneydoğu sınırlarımız bilmemneistan mı olacak? Yoksa Amerika ile Barzani ve Talabani’nin Irak’ta yaptığı iş birliğinin devamı da Türkiye’de mi olacak?

Ayrılıkçı Kürtçüler, Güneydoğu illerimizi inadına istiyor ve Dünya’ya bunu talep ediyor. BOP’cuların haritası da ne kadar inkâr etseler de yapılmak istenendir. Kürtlerin en büyük destekçisi, Türkiye’nin kadim müttefiki AB-ABD’dir. AB uyum yasaları, Türkiye’yi etkisizleştirmek amacı ile uygulanan bir devinimdir. Tarım ülkesinde buğdayın belli bir sınırda ekilmesinin şart koşulması AB ile ne ilgisi var kimse anlamış değil! Üstüne üstlük bu yıl 500.000 ton buğday alacakmışız dışardan ve bunun  en az yarısı ABD’den olacakmış. Türkiye’nin buğday alım zamanı yaklaştığından ve 500.000 ton  buğday talebi sebebi ile ABD’de buğday fiyatları yükselmiş durumda… Bu yalnızca buğday ile ilgili kısmı…

Buğday’ı ektirmedikleri gibi topraklarımızda neft’in olup olmadığını anlamak için kazdırmıyorlar bile ya da gelip kendileri bakıyorlar ve “ buradan su bile çıkmaz…” deyip gidiyorlar. Geçtiğimiz senelerde sanırım siirt’te hafriyat işleriyle uğraşan birileri toprağa dokunmasıyla bu doğal kaynağın varlığını görmüşler ve basın kısa bir haber olarak vermişti. Daha sonra orada küçük bir kuyu kurulduğu fakat sonra kapatıldığı haberini aldık. Neden ne için kapatıldığı belirtilmedi ve bir daha ses seda çıkmadı. Anlaşılan birileri rahatsız oldu!
BOP gerçekleştiği takdirde doğu il’lerimizin kaybından sonra yönetim, sözde Kürtlere verilmek isteniyor ve asıl yönetecek olan ise Irak’ta olduğu gibi yine ABD olacak ve o zaman bol miktarda neft çıkarılacak. Böylelikle Irak’ta ve diğer Arap ülkelerinde az bir zaman sonra tükeneceği söylenilen neft, Türkiye sınırları içerisinde bir müddet daha ABD’ye yâr olacak. Kürtlerde evcilik oyununa, akıllarınca devam edecek fakat, yüce Türk milleti(Hükümet değil, hakiki milli şuur sahipleri) bu durumu hazmedemeyeceğinden çatışmalar ciddi boyutlara varacak ve ABD ise, işin daima maddi getirisini düşündüğünden, bu karışıklıktan istifâde edeceği akla geliyor. Yıllardır bitmeyen GAP’ta ayrı bir gelir kapısı olacak. Günümüzün başbakanı RTE, GAP’ı 2 yıl içinde bitireceğini söylüyor. Bitirse de, bu şartlarda Türkiye’ye olan faydasını hâlâ anlamış değiliz. Tabi bu sözden sonrada akla gelen soru; “ Acaba BOP’un Türkiye ayağı gerçekleşmesine 2 yıl mı kaldı?” sorusu bizleri kara kara düşündürüyor. Gündemde o kadar çok şey var ki, hepsini akılda tutmak mümkün değil ve bu durumdan da yararlanılıp unutturuyorlar.  Dilerim yüce Türk milleti atalarının uyarısına kulak asar; “Titre ve özüne dön.”

Bu karanlık günlerin gelmemesi ve düşündüklerimizin, yazdıklarımızın gerçekleşmemesi en büyük temennimiz ama bunu temenni olarak bırakmamak gerekli ve üzerimize düşen görevleri harfiyen uygulama zamanı. Milli şuur var oldukça bu hainler ve devinimleri, elbet duruşumuz sayesinde sonuç bulamayacak ve karşımızda diklenemeyecektir. Vatanımızın her karış toprağı ve içinde yaşayan her birey bizim için önemlidir. Bu kutsal topraklardan Türk izini silmek mümkün değildir. Muhteşem Türk Mustafa Kemâl Atatürk’te buna işaret ediyor ve o’nun bu eşsiz, her şeyi anlatan sözü ile and içiyoruz, söz veriyoruz;
“Bu memleket  tarihte Türk’tü, bugünde Türk’tür ve ebediyen de Türk olarak yaşayacaktır.”
Tanrı Türk'ü korusun!

           TÜRK’ÇE
          23.03.08


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar