Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Fitnenin Merkezi Fehmi Koru

PDF Yazdır Ağhesabı

Amerikalarda derin eğitimler(!) almış, yerden yere vurduğu Bilderberg toplantılarına bir davet alınca koşa koşa gitmiş, şu günlerde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e yakınlığından dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından üzeri çizildiği konuşulan, Yeni Şafak Gazetesi'nin Taha Kıvanç mahlaslı, Fehmi Koru isimli yazarı, Recep Tayyip Erdoğan'ın gözüne girebilmek için yine MHP'yi diline dolayan bir yazı kaleme almış..

Fehmi Koru, AKP içinde ne zaman alanı daralsa, ilk işi MHP hakkında tutarsız, ölçüsüz yorumlarla AKP'yi mutlu edecek yazılar yazıyor.

Kimi zaman Fehmi Koru olarak, kimi zaman Taha Kıvanç olarak arzı endam ediyor... Ama muhakkak, her iki isimle de MHP'ye saldırmayı ihmal etmiyor.

Taha Kıvanç mahlasıyla yazdığı bugün ki, yazısında da, AKP'ye açılan kapatma davası ile ilgili, MHP üzerinden yine derin komplolar kurmuş ve AKP'ye MHP tarafından "tuzak kuruldu" imalarında bulunmuş...

MHP'nin, daha AKP Türk siyasetine katılmadan, başörtüsü özgürlüğü konusunda ne düşünüyorsa, onu uygulamasını ve AKP'nin bu konuda MHP ile hareket etmesini "tuzak" olarak değerlendirecek kadar, sığ düşünce dünyasından, komplo teorileri üretecek kadar kendinden geçmiş...

Keşke bu kadar sığ ve fitneci olmasaydı da MHP'nin 1999, 2002, 2007 seçimlerindeki seçim beyannamelerindeki başörtüsü ile ilgili bölümleri okusaydı ya da MHP lideri Bahçeli'nin Genel Başkan olduğu 1997 tarihinden bu güne kadar başörtüsü ile ilgili yaptığı herhangi bir açıklamasına baksaydı gerçekleri görebilirdi. Gerçi bunları biliyor da MHP karşıtlığı ve fitneciliği bilgilerine galip geldiği için bildiklerini dile getirmiyor.

Neyse devam edelim, aynı Fehmi Koru, MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı'nın ismini de, komplo teorileri için yazısı içerisinde kullanmış ve  "Eski diplomat Deniz Bey şimdi MHP milletvekili, bu sebeple soruyu "MHP ne düşünüyor?" diye sormam gerekebilirdi; ama öyle değil, beni ilgilendiren Deniz Bölükbaşı'nın ne düşündüğü... Onun tarafından kaleme alındığı bilinen Devlet Bahçeli'nin grup toplantılarında yaptığı konuşmalarda ipuçları bulmak mümkün" şeklindeki cümleleriyle de, yanlış bilgilendirme yaparak, akıl almaz, mantık kabul etmez komplo teorilerini güçlendirmeye çalışmış...

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından tüm MHP'nin görüşünün anlaşılması gerekirken, Fehmi Koru'nun, MHP Milletvekili Deniz Bölükbaşı'nın ne düşündüğünü bulduğunu söylemesi, "Bilderberg Tosuncuğu" diye anılan Fehmi Koru'nun kurduğu komplo teorilerinin, zekâsını nasılda uçurduğunu göstermektedir...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tarafından üzeri çizildiği konuşulan, artık başbakan tarafından düzenlenen "özel seçilmiş gazetecilerle" birlikte, kapatılma davasının yaşandığı süreçte, AKP'nin geleceğinin tartışıldığı yemeklere çağrılmayan Fehmi Koru, bu ilgisizlikte, MHP ile ilgilenerek, tekrar o tür "özel-yemekli toplantılarda" yerini almaya çalışmaktadır.

Fakat, AKP'nin kalemi olupta yıpranmayan gazeteci kalmamıştır. İnandırıcılıklarını birçok olayda yitirmişlerdir.

Fehmi Koru'da bunların en başındadır. Fehmi Koru şimdi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasında tutunmaya çalışıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın o ipi kestiği konuşulurken, Fehmi Koru tutunmakta ısrarlı olduğu, MHP hakkında yazmış olduğu yazılardan belli olmaktadır.

Elbette işin bir başka yönü daha var, 22 Temmuz seçimlerinden sonra tekrar Meclis'e giren MHP, o günden bu güne sergilediği muhalefet anlayışı ile ülkede siyasetçisinden, yargısına, STK'sından askerine herkesin gerginlik ürettiği dönemlerde hep çözümün adresi olmuştur. Herkesin gerginlikleri körükleyip ülkenin daha da gerildiği dönemlerde MHP Lideri Bahçeli sorunların çözülmesini sağlayan isim olmuştur.

Aynı şekilde 21 Mayıs'ta Yargıtay ve AKP arasında gerçekleşen bildiri savaşlarında herkes bir taraf olmuşken Bahçeli bu gerginliğin ülkeye zarar verdiğini, yasama, yürütme ve yargının ayrı birer organ olduğunu, herkesin kendi görevini diğerlerinin yetki alanına girmeden en iyi şekilde yapması gerektiğini ve bu sorunun çözümü için Cumhurbaşkanı'nın inisiyatif alması gerektiğini belirterek yine her zamanki gibi çözüm üreten tek lider olmuştur.

Ne ilginçtir ki, Bahçeli'nin açıklamalarının ertesi günü bu çözüm üreten tavrının medya tarafından kutlanması ve övülmesi gerekirken bir bakıyorsunuz bütün medya da fitneci Fehmi Koru'nun yukarıda bahsettiğimiz MHP'de fitne yaratma amaçlı haberi ve Akşam Gazetesi'nde Deniz Gökçe tarafından yapılan yine MHP'de fitne yaratma amaçlı uydurma bir haber.

Anlaşmışlar; kafalarındaki fikir şu, milletimiz MHP'yi sorunları çözen olarak görmemeli, biz bunlara iki tane uydurma ve içlerine fesat sokan haber yapalım ki, MHP'liler bu karmaşa ile uğraşırken bizde onların olumlu adımlarını perdelemiş olalım. İşte olay bu...

Neyse biz yine Fehmi Koru'nun yazısına gelelim. Bölükbaşı'na lafı getirmeden önce Bahçeli'nin konuşma metinlerini kağıttan okuduğunu da lafın arasına sıkıştırıyor. Fehmi Koru senin ağababaların kağıttan okusa daha iyi.

Seninkiler halkı kandırmak için önlerine koymuşlar yeni teknoloji yapımı iki tane camlı sistem, onlar camlı sistemdeki yazıyı sağa sola bakar gibi okuyor ama karşıdan bakan kişi bu camların üstündeki yazıyı görmediği içinde okumadığını sanıyor. Sonra da Fehmi Koru ve bilumum AKP'li yazarlar Bahçeli'ye kağıttan okuyor diye saldırıyor. İnsaf be kardeşim. Bahçeli sorumlu siyaset anlayışının gereği olarak hazırladığı metinleri kağıttan okuyor ama millette bunu görüyor. Sizin ağababalarınız hem camdan okuyorlar hem de her zamanki gibi bu konuda bile milleti kandırıyorlar birde üstüne üstlük utanmadan Bahçeli'ye saldırmaya kalkıyorlar. Ayıp... Ayıp...

Burada şunu da söylemeden edemeyeceğim. Tayyip Erdoğan iyi ki camdan okuyor. Çünkü camdan okumadığı zamanlarda gördük ki, ne söylediğini bilmiyor. Camdan okumadığında ya çiftçiye hakaret ediyor, ya bir esnafı azarlıyor ya da Apo'ya "Sayın" diyor...

Son olarak, danışmanlar konusuna değinmek isterim. Dünyadaki bütün siyasi, ekonomik, bürokratik vs.. makamlara sahip kişilerin, fikirlerini tartıştıkları, değerlendirdikleri bir çalışma grubu, danışman grubu olur. Lider fikirlerini bu ekiple paylaşır, gidilecek yolu çizer ve uygulamaya koyar.

Bahçeli'nin sayısı çok fazla olmayan danışman grubunun hepsinin vatan sevdalısı, konularında uzman Türk milliyetçileri olduğu herkesin malumu.

Merak ediyorum, Tayyip Erdoğan'ın sayısız danışman grubu arasında kökeni Türk olan kimse var mı? Bölücü fikirlere sahip Kürt kökenli kaç kişi var? Kaç tane ABD yönlendirmeli kişi var? Daha da ötesi hiç vatansever var mı? Siz değerli okuyucularım bu soruların cevaplarını araştırdığınızda Tayyip Erdoğan'ın gittiği yolu da daha net görürsünüz.

Yukarıdaki sözlerimize ek olarak Fehmi Koru'ya şunu sormak ve cevabını almak isteriz...

ABD'li yetkililere, Recep Tayyip Erdoğan'dan için "Bu adamı kullanın, delikten aşağı süpürmeyin" diyen Erdoğan'ın danışmanlarından Cüneyd Zapsu'yu, Recep Tayyip Erdoğan'ın yapmış olduğu konuşmaların neresinde görüyor acaba?

Amerika'da eğitim alan ve Bilderberg toplantılarına katılan biri olduğu için, bu sorumuzun cevabını ondan beklemek hakkımız... "EtikHaber" olarak bekliyoruz...

Bekletme bizi Fehmi Koru...

Mete KILIÇ

24 Mayıs 2008

Alıntı: www.etikhaber.com


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar