Anasayfa arrow Yazarlar arrow Cem Kanıbir arrow KKTC'den İngiliz Sömürgeciliği Atılmalıdır
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

KKTC'den İngiliz Sömürgeciliği Atılmalıdır

PDF Yazdır Ağhesabı

KKTC'DEN İNGİLİZ KÜLTÜR EMPERYALİZMİ SÖKÜLÜP ATILMALIDIR !

         KKTC UZUN YILLAR İNGİLİZ SÖMÜRGE YÖNETİMİNDE KALMIŞTIR. BU TÜR EMPERYAL İZLERİN OLMASI DOĞALDIR ANCAK SÜRMESİNİ NORMAL KARŞILAMAK KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİLDİR. BU EMPERYAL İZ ve ETKİLERİN TÜRK YURTLARINDAN SİLİNMESİ İÇİN ELBİRLİĞİYLE ÇALIŞILMALIDIR. ÜZERİNDE OYNANAN BUNCA ASİMİLASYON OYUNLARINA KAHRAMANCA DİRENEREK TÜRKLÜĞÜNÜ BUGÜNE DEK YAŞATMIŞ ve HER TÜRLÜ İÇ ve DIŞ KAHPELİKLERE RAĞMEN GÖNDERDEN İNDİRMEMİŞ OLAN KIBRIS TÜRK HALKI, RUM-YUNAN EMPERYALİZMİNE KARŞI OLDUĞU GİBİ İNGİLİZ EMPERYALİZMİNE KARŞI DA ONURLU SAVAŞINI VERECEK ve KAZANACAKTIR !

DÜNYAYA BAĞLANMAK TEK YANLI İNGİLİZ KÜLTÜR EMPERYALİZMİNİ SÖKÜP ATMAKLA SAĞLANABİLİR.

 1) KKTC’de trafik akışı bütün dünyanın ve Türkiye’nin tersine yolun solundandır. Soldan akan trafik yalnızca İngiltere ve İngiliz sömürgelerinde vardır. İngilizler sömürgeleştirdiği yerlere direksiyonu sağda olarak kendi ürettikleri ya da en azından İngiltere’de montajı yapılan taşıtları satarak çok büyük gelirler elde etmektedirler. KKTC bütçesinin neredeyse tümünü karşılayan Türkiye’nin finansmanları bu yolla da İngilizlere akmaktadır. 150 bin yaşayan nüfusu olan, yollarının çoğu tek yönlü ya da bölünmüş yol olan KKTC’de trafik akışındaki değişiklik sanıldığının tersine hiç de zor olmayacak; yeni akış düzenine kısa sürede alışılacaktır.

 

2) İngiliz tarzı prizler yine İngiltere’den ithal edilmektedir. Bunların tümü sıva üstü prizler olduğundan değiştirilmeleri hiç de zor değildir.

 

3) Devlet kurumları, kara, deniz ve havayolu başta olmak üzere çeşitli tabelalardaki İngilizce yazılar. Örneği ancak İngiliz sömürgelerinde görülebilecek bu onur kırıcı uygulamaya derhal son verilmelidir.

 

4) Mesafe algılamasında "km" yerine "mil" ölçü biriminin kullanılması. İngiliz kültürünün dışavurumlarından olan "mil" ölçü birimiyle uzaklık algılamak anlayışı da burada sözünü ettiğimiz izlerin silinmesiyle adım adım kaybolacaktır.

 

5) İngiliz Sterlini'nin saygın bir para birimi olması. Ekonomi haber ve programlarında döviz kurları açıklanırken sterlinin ilk sırada verilmesi ve İngiliz para birimini çok saygın karşılamak hastalıklarının iyileşmesi de Türkçe dil algılamasının güçlenmesiyle birlikte başlayacak Türklük bilincinin artışından başka kültürel alanda alınacak önlemlerle ve tarih bilincinin iyi verilmesiyle zihinlerde kendiliğinden gerçekleşecektir.

 

6) KKTC’deki neredeyse bütün bilgisayarlardaki Windows işletim sisteminin İngilizce arabirimli olması. Bilgisayarlarda Türkçe arayüzlü işletim sistemlerinin kullanılması teşvik ya da yönerge yoluyla çok kolayca sağlanabilir. Bilgisayar ve genelağ (internet) kullanımının yüksek olduğu KKTC’de insanlar zamanlarını bilgisayar karşısında geçirirken İngilizce düşünmek zorunda kalmaktadır. İngilizce düşünüp Türkçe konuşmak bir onurlu mücadelenin mücahitleri olan Kıbrıs Türk halkını beyinden sömürgeleştirmek faaliyetlerinin en tehlikeli boyutlarındandır.

 

7) Türkiye'nin de başına bela edilmek istenen ve tümüyle sömürge kafalı kul insan yetiştirmek amaçlı olan, ulusal kimlik için en tehlikeli tutum, topluca intihar etmek anlamındaki yabancı dilde eğitime kesinkes son verilmelidir. Yabancı dil(ler) öğretmek başkadır; yabancı dilde eğitim bambaşka. Son derece yararlı olan ve teşvik edilmesi gereken “yabancı dil öğrenmek” ile bir ulusu tümden yok eden “yabancı dilde eğitim” arasındaki keskin farkın bütün toplumca bilinmesi için gereken bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir. Yabancı dil ve kültürler öğrenilmeli ve fakat kendi dil ve kültürümüz yeterince bilinmeden bu yola gidildiğinde beyinlerin sömürgeleşeceği unutulmamalıdır diyelim ve “Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak önce bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim. Bilelim ki ulusal benliği bulmayan uluslar başka ulusların avıdır.” diyen Atatürk’ü de anmış olalım.

 

8) İngilizlerin kendi başlarına da bela olan "kast sistemi / toplumsal sınıf ayrımı" ne yazık ki KKTC’ye de yerleştirilmiş ve aynı etten, aynı kandan, aynı ülküden, kısacası aynı ulustan olan Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye Türk halkı arasına bir zehirli kama gibi saplanmıştır. Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımını getiren de toplumun kaynaşmasının önündeki en büyük engel de Kıbrıs Türk toplumunun temeline dinamit koyan da bu toplumsal sınıf ayrımı belasıdır. Yaşamın her alanında karşımıza çıkan, aile içinde bile öteki damat/gelin olarak yaşanabilen bu en tehlikeli bela, ülkeden bir an önce ve sonsuza dek dönmemek üzere defedilmelidir. Farklı gelir gruplarına ve farklı toplumsal konumlara sahip KKTC yurttaşlarının olabildiğince kaynaştırılması için gereken önlemler alınmalıdır. Toplumsal kaynaşmanın sağlanması çok önemlidir. Türklerdeki sınıfsız toplum yapısına erişilmelidir. Çünkü Türklükte tarih boyunca kesinlikle bir toplumsal sınıf ayrımı olmamıştır. Ayrıntılı bilgi için : http://turkbilim4.sitemynet.com/halkcilik.htm

Bu İngiliz tarzı toplumsal sınıf ayrımı Kıbrıs doğumlu Türklerle Türkiye doğumlu Türklerin evlenme yoluyla kaynaşmalarında da en büyük engeldir. Üst kimlik boyutuna ulaşamamış “Ne mutlu Türk’üm diyene!” anlayışından son derece uzak ve kendi etnikliğini ısrarla vurgulayan Türkiye doğumlu kişilerin ancak nüfus kimliklerinde Türk yazabilir. Bir başka boyutta da Kıbrıs doğumlu olup Türklüğünden utanır duruma düşmüş Rum ya da İngiliz kafalılar için de aynı durum söz konusudur.

 

9) Kişilerin kültür ya da zeka temelinde değil tümüyle gelir düzeyi bakımından değerlendirilerek "adam yerine konulması" sonucunu da doğuran “para düşkünlüğü” de toplumsal dokuyu tahrip eden en önemli olgulardandır. Kişilerin yalnızca parasal temelde saygınlık ve toplumsal konum edinmeleri "vahşi kapitalist" ekonomik anlayışın yansımalarından biridir ve "İngiliz tarzı sınıf ayrımını" besleyen unsurlardan biridir. Bilgi, beceri, kültür birikimi öne çıkarılmalı ve toplumsal saygınlık kazanma eksenini bu değerler sağlamalıdır. Para iyi yaşamak için bir "araçtır" ve gereklidir. Paranın "amaç" durumuna getirilmesi "daha çok para için vatan satan" insanları ortaya çıkaran kültürel bataklığın bileşenlerinden biridir.

 

10) İngiliz sömürgesi havasında bir "taklitçi İngilizce konuşmak özentisi" üzüntü vericidir. Bir Türk’ün bir Türkle, bir Alman’ın bir başka Almanla vs… kendi dili dışındaki bir dille konuşmaya heves etmesi kadar gülünç, kişiliksiz ve aşağılayıcı bir durum olamaz. Bu tutum yabancı dili geliştirmek midir yoksa kültürel emperyalizm etkilerinin istemsiz dışavurumu mudur? "Hello, By by, Sory, Auow, waoww" türevi ünlemlerin günlük yaşamda sıkça kullanılması, üstelik Türkçe adların bile İngiliz aksanıyla telaffuz edilmesi de vardığımız vahameti göstermektedir. Çünkü “ünlem”ler duygu yoğunlaşmalarının dışavurumlarıdır ve kendiliğinden ağızdan çıkarlar. Ruhsal dilbilimin (psiko lenguistik) aydınlattığı bu davranım biçiminin ne büyük tehlikeler içerdiği çok iyi bilinmektedir. Bir halkı ya da ulusu toptan yok etmek için yapılan beyin ameliyatlarının en önemlisi ulusal dilin zayıflatılmasıdır.

 

11) Bu kültürel yozlaşmanın bir olumsuz sonucu olarak KKTC’de İngiliz mallarına ciddi bir rağbet söz konusudur. İçilen sigaraların bile %95’i yabancıdır. Kuşkusuz ki isteyen istediği ürünü almak da serbesttir. Ancak yerli malı kullanımı aleyhindeki böylesine bir oransal dengesizliği hiçbir kavram haklı çıkaramaz.

 

12) Devletin resmi kanalı olan Bayrak Radyo Televizyonu’nun (BRT) 2. kanalında her gün saatlerce Türkçe altyazısız tümüyle İngilizce yayınlar yapılmaktadır. Bir düşünelim ki TRT 2’de bu yayınlar yapılıyor olsun. Tepkimiz ne olurdu? Türkiye’de olursa ayaklanacağız da yavru vatanımız KKTC’de olunca ses çıkarmayacak mıyız?

 

13) Yabancı dilde eğitimin yıkıcı sonuçlarından biri olarak Türkçe dil algılamasında belirgin bir bozulma göze çarpmaktadır. İngilizce’nin resmen olmasa bile fiilen devletin ikinci resmi dili konumuna getirilmesi Türkçe algılama ve ifadesindeki bozukluğu perçinlemekte ve somut örnekler olarak ülke çapında yayın yapan gazete, radyo ve televizyonlarda göze çarpmaktadır. Buna burada yazım kurallarıyla ilgili yalnızca en basitinden bir örnek vermeyi yeğlersek “Kıbrıs Türk’ü” yazılması gereken ifadenin istisnasız her yerde “Kıbrıs Türkü’nün” diye yazıldığını belirtebiliriz. Bu bozukluk ve kendini Türkçe ifade edebilmek yetersizliği kesinlikle giderilmelidir. Türkçe bilimsel yöntemlerle ve etkin biçimde, en yüksek düzeyde öğretilmelidir. Bu bağlamdaki çalışmalara TDK, TÖMER ve Dil Derneği gibi saygın kuruluşlar katkı sağlamalıdır. İngilizce düşünüp Türkçe konuşmanın bir sonraki basamağı İngilizce düşünüp İngilizce konuşmaktır. Başka deyişle kültürel soykırıma uğramak ve hem beyin hem yürek (kalp) hem de beyin + yürek = gönül bakımından asimile olmaktır. Türklüğün devamının sağlanması için Türkçe güçlendirilmelidir.

 

14) Yeryüzündeki yaklaşık 300 milyon Türk’ün konuştuğu dilin genel adı olan Türk Dili’nin omurgası Türkiye Türkçesidir. Türkiye Türkçesinin bir ağzı konumunda olan başka bir deyişle Ankara, Konya, Niğde, İzmir ağızlarının birbirinden farkı ne kadarsa ancak o kadar farklı olan Kıbrıs Türk ağzının Kıbrıs Türk halkı arasında yaşaması son derece güzel ve doğrudur. Ancak en üst düzeyde eğitimli kişilerin telaffuzlarında ortak kültür Türkçesi yerine Kıbrıs ağzı özelliklerini yansıtırlarken İngilizceyi aksansız ve bir İngiliz gibi pürüssüz konuşmalarında bir çarpıklık vardır. Bu durum üst düzey eğitimli kişilerden bazılarının İngilizce özentisinin ve kendini Türkiye’den ayrı görmeyi marifet belleyen ve toplumu mahveden “Kıbrıs bazlı mikro milliyetçi” çarpık zihniyetin göstergelerinden biridir.

 

15) KKTC mahkemelerinde uygulanan İngiliz hukuk sistemi, genel ve yerel seçimlerde uygulanan yöntemler, emniyet teşkilatındaki rütbelerdeki İngiliz tarzı adlandırmalar, yargıçların başlarındaki perukalar, Türk toplum yapısına uyarlanmamış yasalar da bu emperyal izlerin en belirginlerinden biri olarak ortadan kaldırılmayı beklemektedir.

 

16) Modernliğin çıplaklık olarak algılanması eğilimi de toplumsal dokuyu zedelemektedir. Çağdaş bir ahlak ve Atatürk’ün pek çok kez belirttiği çizgideki çağdaş ve gerçek bir din eğitimiyle çok rahatça aşılabilecek bu tür sorunların toplumda iz bırakmış bozucu etkileri de zamanla ortadan kalkacaktır. Misyonerlik çalışmalarının panzehiri de budur.

 

17) Yurt savunma bilincinin ve toplumsal kaynaşmanın oluşmasında, Kıbrıslı-Türkiyeli ayrımının giderilmesinde en önemli etken olan zorunlu askerlik uygulaması yerine paralı askerliğe geçiş çalışmalarına derhal son verilerek ordusuyla ve devletiyle bölünmez bir bütün olan Türk genci, zorunlu askerliğin kazanımlarından men edilmemelidir.

 

18) Türk ulusunun geleneksel sıcaklığı yerine İngiliz’in katı soğuk ve ketum yapısının yerleşiyor olması bireylerin toplumsallaşması yerine toplumun tekilleşmesine yol açmaktadır. Bu durum kişisel, ailesel ve toplumsal bağların git gide zayıflamasını, bayramlarda bile bir ucundan bir ucuna bir buçuk saatte gidilebilen KKTC’de aile ziyaretlerinin bile büyük külfetmiş gibi algılanmasını da beraberinde getirmektedir. Toplumun tekilleşmesinin getirdiği sonuçlardan biri de “sözünün eri olmak” anlayışının zayıflamasıdır. Anlatılmak istenilenlerin hep ima yoluyla belirtilmesi, net ifadelerden sürekli kaçınılması da İngiliz tarzı bir kişisel davranım modelinin Türklere dayatılmaya çalışılması sonucunda yer yer yaşanan bir olgudur.

 

19) “İşgalci Türk askeri ülkemizden defol.” “Bizde de onlarda da cani vardı.” türünden söylemlerin “demokrasi hovardalığı” içinde yeterince önemsenmediği ve bu nedenle de bu ortamı yaratan etkenlere karşı etkin ve akılcı önlemlerin alınmadığı bir “her istediğimi yaparım tarzı özgürlük” anlayışının toplumun hırpalanmasında en büyük etkenlerden biri olduğu da göz önünde tutulmalıdır. Bu ilkel özgürlük anlayışından kendisine yol bulup da harıl harıl çalışan misyonerlerin yaydığı Hıristiyan kültür, kumarhane ve seks turizmine dönüşme eğilimine giren turizm anlayışı, git gide yozlaşan ancak yozlaşırken de çağdaşlaştığını sanan zihinlerin oluşmasındaki en önemli etkenlerdendir. Minik nüfus nedeniyle de olumsuzlukların yeterince absorbe edilemeyerek halkı derinden ve büyük bir hızla etkilemesi olumsuz toplumsal dönüşüm sürecini hızlandırmaktadır.

 

20) KKTC’yi devlet olarak tanımayan İngiltere’nin vatandaşlarının özellikle de Girne bölgesinde çok sayıda villa satın almaları, kış-yaz her mevsim İngilizlerin bütün KKTC genelinde göze çarpmaları da üzerinde durup düşünülmesi gereken konulardandır. KKTC’de İngiliz dil ve kültür emperyalizminin devam etmesinin sağlanması amaçlı ve üst düzey İngiliz devlet adamlarınca uygulanan politikalar, İngilizlerin KKTC’ye sıkça gitmelerini, KKTC’de villalar satın almalarını teşvik etmektedir. Oysa Türkiye’nin öğretmen, memur, subay, yargıç emeklileri gibi toplumun kültür düzeyi yüksek kesimlerinin KKTC’de yazlık sahibi olmalarının KKTC ve Türkiye devletlerince desteklenmesi; bu yolla da Türkiye-Kıbrıs kaynaşmasına ivme kazandırılması gerekmektedir.

 

21) İngiltere'yle turizm ve ailesel bağlantı yoğunluğu vardır. KKTC-Türkiye arası insan sirkilasyonunun çok büyük bölümünü Türkiye’den KKTC’ye gidenler oluşturmaktadır. KKTC’den Türkiye’ye gelenlerin sayısı çok daha azdır. O dönemin koşulları gereği İngiltere’ye göçüp orada yaşamak durumunda kalan Kıbrıslı Türklerin KKTC’ye ya da Türkiye’ye kesin dönüş yapıp ana ve yavru vatana sahip çıkmaları zamanı gelmiştir.

 

22) Şu klozetlerdeki taharet musluğu meselesiniyse hiç açmayalım bile…

 

RUM-YUNAN EMPERYALİZMİNE KARŞI ÇIKAN YİĞİT TÜRK ULUSU, KIBRIS’TAKİ TÜRK HALKIYLA RUM ULUSU ARASINDAKİ TEK CİDDİ BAĞIN İNGİLİZ EMPERYAL İZLERİ OLDUĞUNUN ve RUM-YUNAN EMPERYALİZMİNE KARŞI DURMANIN ANCAK ve ANCAK ARADAKİ BAĞI OLUŞTURAN İNGİLİZ EMPERYAL İZLERİNİ SÖKÜP ATMAKTAN GEÇTİĞİNİN BİLİNCİNDEDİR.

 

BU İZLERDEN TÜRKİYE’DE DE MEVCUTTUR ve KIBRIS’TA RUM-YUNAN EMPERYALİZMİNE KARŞI YİĞİTÇE SAVAŞAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİ İNGİLİZ KÜLTÜR EMPERYALİZMİNE KARŞI DA YİĞİTLİĞİNİ GÖSTERMELİ ve BU İZLERİ TÜRK YURTLARINDAN SÖKÜP ATMALIDIR !

 

TÜRKİYE, KURTULUŞ SAVAŞI’NI YAPMIŞ ve DÜNYADA SÖMÜRGECİ EMPERYALİZME KARŞI KAZANAN TEK ULUS TÜRKLER OLMUŞTUR. SIRA ŞİMDİ KURTULUŞ SAVAŞI’NIN KIBRIS AYAĞINDADIR !

 

BÜYÜK TÜRK ULUSU KIBRIS’TA BUGÜNE KADAR PEK ÇOK KAZANIM ELDE ETMİŞTİR. ŞİMDİ DE BUNLARI TAÇLANDIRMANIN ZAMANIDIR !

 

H. Cem KANIBİR

Türkbilimci


 
Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar