Anasayfa arrow Yazarlar arrow Çınargeçidi arrow Bala bandırılmış acı gelecek...
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Büyük Türkçülerden
Türkçülerden Özlü Sözler
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Türküler
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Duyurular
Özlü Sözler
Yorumsuz Resimler
Siyasi Dosyalar

  :: TSK'dan ABD-İsrail Koridoru'na balyoz
  :: Emperyalizmin Tetikçileri
  :: Komünistlerin Atatürk karşıtlığı
  :: Rockefeller'den yüzyılın itirafı
  :: Ayrılma bildirisi ve Sevr
  :: İstanbul Barosu’ndan yapılan 14 maddelik açıklama
  :: Öz Yurdunda Köleleşen Türk
  :: IŞİD – ABD ilişkisinin delilleri
  :: Barzani ve Erdoğan
  :: İran Türkleri Hapislerde
  :: Hitler’in Müftüsü Hacı Emin El Hüseyni
  :: Seçsis Neden Türkiye'de Kullanılıyor?
  :: Irak’ın 16. Tugayı Peşmergeye katıldı!
  :: Türker Ertürk , ABD tertiplerini ve ABD işbirlikçilerini açıklıyor.
  :: Hava Kuvvetlerinde Tasfiye
  :: Esad'ın Ulusal Kanal Söyleşisi
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
Siyasi Dosyalar
Tarihi Dosyalar
Görüntüler
Dini Dosyalar
Belge Resim
Bilimsel Dosyalar
Atatürk
Eserleri
Makaleleri
Özlü Sözleri
Atatürk Dosyaları
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Bala bandırılmış acı gelecek...

PDF Yazdır Ağhesabı
         ABD’de seçimler yapıldı. ABD halkı büyük güç merkezinin yarattığı evsizlik-işsizlik korkusu pompalanarak Obama’yı Başkan seçti. Durum açıklığa kavuşmuştur. Güç merkezi kötü polisi geri çekip iyi polis olanı istemiştir. Dünya bakımından tehlike iki kat büyümüştür.

Bala bandırılmış acı gelecek...

 

"Bugün ABD ekonomisinde Finans sektöründe ortaya çıkan çalkantı ABD yi de terbiye kıskacına alabilme yeteneğindeki büyük güç merkezinin uzakdoğuya yönelik para akışının sonucudur.Bakalım ABD ekonomisi bu daralmayı ne gibi karşı tedbirlerle ve önerilerle karşılayabilecek? Bakalım ABD devlet aygıtı kimin denetimindeymiş ?Ülkelerde kapitalist üretim ilişkileri diye birşey kalmıyor.Üretim yerine tüketim destekleniyor.Kredi muslukları sonuna kadar açılarak modern üretim şartları ortadan kalkıyor,köle gibi çalıştırma dönemi geliyor.Çin'de yaratılan üretim üssü, tüm dünyada üretimi yok etmenin ve teslim almanın alt yapısını hazırlıyor."     

   Yukarıya aldığım alıntı  bu bölümde 18 0cak 2008’de eklemiştim.
         İlk önce finans merkezlerinin uyguladığı domino etkisi yöntemiyle bütün ülkeler açık düşürüldü. Altın tepside sunulan krediler geri çağrıldı. 3 TRİLYON DOLAR bir anda buharlaştı...Türkiye’den örnek verelim, Bankalar bu sürecte el değiştirdiler. Limanlardan bazıları, büyük sanayi kuruluşları,iletişim ve ptt hizmetleri el değiştirdi. Tarım arazilerinde bile yabancı yoğun alımlar yapıldı. ŞİMDİ 490 milyar dolarlık bir iç-dış borç sorunumuz daha var. Yani hem  değerlerimizi sattık ham de borcumuz katlandı. Paranın bir kısmıyla duble yollar ve belediye geçitleri yapıldı. Birileri hükümetimize "inşaat sektörü canlanırsa ekonomi patlama yapar " dediğinden, bir kısım parayla banka kredisi kullandırılarak konut inşaatları yaygınlaşmıştı.Bugün bu önermenin sonucu 3.5 milyon konutluk emlak stokunun satılamadığı, banka kredilerinin durdurulduğu sıkıntılı günler gelip çatmıştır. Yatırımlar durma eğilimindedir. İşsizlik artışı durdurulamaz olmuştur.

 

Şimdi ne durumda olduğumuza gelince, ÖNDER'in uygulayacağı politikalara nasıl ortak olup durumu kurtarabiliriz diye düşünmekteyiz...Bırakınız önlem sözlerini..size ait olmayan değerler için ne önlemi uygulayacaksınız ki...tarımı çoktan bitirdik, sanayi üretimi AB ülkelerine yapılan ithalata dayalı ihraç ürünleri şişirmesiyle borçlanmamızın en büyük ayağı lüks tüketimle sınırlı olduğundan bitme noktasındadır...Halkın kredi kartlarıyla bankalara ve piyasaya olan borçları 6 yılda 15 milyar YTL’den 90 milyar YTL’ye ulaşmıştır.Bu paranın gecikme faizleri tutarının iki katı kadar olduğu da ayrı bir dram...Tüketici kredileri borçları ise önümüzdeki günlerin sıkıntılarından biridir.
         ABD’de 2 trilyon dolarlık kaynak çok büyük finans güç merkezinin çekim alanına gönderildi. ABD’de devlet denen gücün aslında güç merkezinin gösteri aygıtı olduğu ortaya çıktı.Binlerce hatta milyonlarca para sahibi batarken diğer bazıları güç merkezine doğru yükselişe geçtiler. Sistem böyle çalışıyor. Aynen bizlere öğretilen küçük balıkların yutulması hikayesindeki gibi...Değişenin, kapitalist üretim ilişkilerinin her iki tarafının da bu yeni çekim merkezleri tarafından modası geçmiş eşya gibi itelenmesi olduğu açıkça görülüyor...Modern anlamda kapitalist ve emekçi terimleri yerine , güç merkezleri ve ona bağlanmış bütün bir insanlık dönemine giriyoruz. Bütün ülkelerde ileri sürülen borsa,faiz,döviz sarmalı kullanılarak, ülkelerin işletmeleri, doğal kaynakları, yolları, limanları, postaneleri, bankaları,tarım arazileri,değerli neleri varsa hepsi satın alınıyor...Milli kapitalist üretimi bir yana ülkelerde üretim ilişkisi ve karşılıklı pazarlık ortamı ,serbest piyasa yalanlarıyla el değiştiriyor...gerçekte ellerimizden kayıp gidenin bu değerlerimiz ve kurumlarımızla birlikte ülkemiz olduğunu anladığımızda korkarım ki sesimizi kendimize bile duyuramayacağız.
         ABD’de seçimler yapıldı. ABD halkı büyük güç merkezinin yarattığı evsizlik-işsizlik korkusu pompalanarak Obama'yı Başkan seçti. Durum açıklığa kavuşmuştur. Güç merkezi kötü polisi geri çekip iyi polis olanı istemiştir. Dünya bakımından tehlike iki kat büyümüştür.
         Güç merkezi dünyanın en büyük ekonomik organizasyonunu kullanarak sosyal politikalar balına bandırılmış yeni bir uyutma ve esir etme yöntemi uygulayacaktır.
         Tüm dünya halklarının sevgisini gösterdiği ÖNDER , öncekine göre daha da saldırganlaşacaktır. Erk kaynakları üzerindeki Azerbaycan ve Ermenistan’da iktidar değişiklikleri gündeme getirilebilir. İran beklenmedik şekilde müdahaleyle karşılaşabilir. Afganistan’ın tamamen el değiştirdiğini ve ABD’nin Ortaasya’daki merkez ülkesi olduğunu görebiliriz. Afrika köleydi-gönüllü köle gücü olmaya aday görünüyor. Güç merkezi ihtiyaçları ne gerektiriyorsa en büyük gücün onu yerine getireceği açıktır. 2 trilyon dolarlık balın acısı en ücra köşelerde insanların sosyal haklardan ve en doğal beslenme-barınma olanaklarından arındırılmasını gündeme getirebilir.


"Ekonomik kriz çıksın da görün" bekleyişi Milli bir görüş olabilir mi ? Ekonomik kriz çıkabilir, çıkarsa ne yapılmalı fikrini öne çıkarmak gerekir.Türkiye hepimizindir. Ayrıca her şart altında krizlerin çıkmayabileceğini de yaşayarak öğrendik. Uluslararası Güç Merkeziyle uyumlu bir siyaset izleniyorsa o ülkede kriz  beklenmemelidir.Daha doğrusu var olan iktisadi kriz bile değişik gündemler ve dışardan katkılarla perdelenebilir. İktisadi bir kriz olsa bile "iktidar sırasının" kendilerinde olduğunu sananlar hayal görüyor. Türkiye borçlandırılarak yeni köleciliğin altyapısı hazırlanıyor.

 

5.11.08

Bozdoğan


 
Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar