Emir1405
Gönüllü

Mesaj Sayısı: 15
|
 |
« Yanıtla #15 : Nisan / Gülay 09, 2008, 10:14:44 pm » |
|
bence milletimiz ustundeki olu toprağının nedeni Gazi Mustafa Kemal Atatürk ten sonra Onun gibi üstün bir ülküye inanan ve uygulayan bir lider yetiştirememiş olmamızdır eger cumhuriyetimiz Ata mızın bize armaganı ama hala onun gibi bir lider yetiştiremedi onun yarısı kadar biri olsa ve bir 20 yılda super guc oluruz yavuz sultan selim 8 yıl hukum surdu ama imparatorlugu 2 ye katladı Gazi 15 yıl hukum surdu ve yeni bir ulus yarattı acaba neden bir buyuk milliyetçi lider yetiştiremiyoruz nedeni kulturel yozlasma olabilir
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Bozdoğan
|
 |
« Yanıtla #16 : Mayıs / Açaray 04, 2008, 12:43:54 pm » |
|
İKİ ADIM İLERİ....
Yeni-liberal , siyasal islamcı, etnikci ortaklığın görüşleri ab-abd güç merkezleri etkisinde ve doğrudan onların yönlendirmesiyle kitle tabanı elde etmiş görünüyor. Bu üçlünün esas özelliği dış desteğinin bulunması ve kitle gücüdür. Siyasal iktidar ve onu destekleyenlerin en sıkıştıkları konu ; işsizlik,yoksulluk,cari acık,dış borc batağı ve bir türlü darmadağın edemediği Milli nitelikteki güçlü anti-emperyalist birikimdir. Özellikle Üniversiteli gençlerin emperyalizme ve köleleştirme düzeni olan küreselleşmeye karşı dilimiz Türkçe ve Türk Milletinin birliği temelinde biraraya gelmeleri , egemen oligartları olduğu kadar sözde toplumcu olduğunu söyleyen eskinin çürümüş ideolojilerini savunanları da ürkütmüş görünüyor. Bu kesimler de siyasal iktidarın Milli nitelikteki birikimlere dönük sert eleştirilerini alkışlamıyor mu ? CHP de son kongresiyle göstermiştir ki; katı laiklik söylemleriyle elitçi siyaset Türkiye'yi yönetme isteğinde değildir. Cesur ve atak değiller. Çünkü onları eyleme geçirecek ekonomik ve sosyal öngörüleri yetersizdir. İstemese de belirli oranda bir oy almaları kaçınılmaz olan bu elitçi kesimin "Türkiye cumhuriyetini kurmak" gibi kutsal görevi yerine getirmiş olan M.Kemal Atatürk ve ardıllarının adı üzerinden kısır siyasi söylemleri Milli birikimin gözlerini açmış görünüyor. Bizkaçkişiyiz adı altında tabanda özellikle Laik ve aydın kesim arasında yaygın olan kesimin ve diğer benzeri örgütlenmesi ve yaygınlaşması ve çekim merkezi oluşturması cHP nin eskimiş yapısının süremeyeceği anlamını taşıyor. Türkiyem topluluğunun çabalarını da buna ekleyebiliriz.Disk, Tür-iş, Kesk kısmen de olsa Kamu-sen içinde değişik sözler duyulursa buna şaşmamak gerekir. 1 mayıs gibi tarihi olarak önem taşıyan bir günü, hala daha sınıf savaşı günü yapmaya kalkışan ideolojik dogma görüşlü gruplar bir sonraki dayanışma günlerinden dışlanmalılar... 1977 tarihinde de DİSK e egemen olan sovyetçi görüş yanlıları ile buna karşıt olan grupların taksime girme -sokmama kararları kışkırtmacılara uygun zemin yaratmış ve korkunç olaylar yaşanmıştı. 2008 yılında Taksime zorla girmeye çalışan DiSK , her türden ideolojik gruplar , sokmamaya çalışan ise siyasal iktidar oldu. Göstericiden daha fazla polis gücü 1 Mayısta İstanbul sokaklarını dar etti göstericilere...Çünkü karşılarında 1977 1 Mayısındaki kadar bir kitle ve örgütlü işçi yoktu. Ne garip ! 1977 yılı 1 Mayısı anında, sendikalı işçi sayısının toplam 2.8 milyon olduğunu not edelim...Düşünelim...aradan geçen zamanda ne oldu da sendikalı işçi sayısı 1.8 milyona geriledi ? 1- 1950-1980 döneminde ülkemizde uygulanan ekonomi karma olarak adlandırılır ve 5 yıllıkl planlamalar şeklinde (hiçbirzaman bu planlar uygulanmadı,bu da ayrı bir konudur) yapılandırılırdı. Uygulanan model ithal-ikameci modeldi.yani ithalatı yapılan her şeyi ülke içeride imal etme modeli...Her yerde fabrikalar açan bir Demirel vardı...bugünkü gibi önemli bazı fabrikaların montaj yapmak dışında işlevleri yoktu. İşçi sayısı artıyordu. köyden kente göç olgusu hızlanmıştı. CHP o dönemde birinci parti olmayı başarmıştı...ama bir türlü halkın sorunlarını çözecek ekonomik-sosyal uygulamalar ve öngörülerde bulunamıyordu. Varoşlar-gecekondular chp li belediyeler eliyle kurduruldu...chp nin oy depolarıydılar. 2- 12 Eylül askeri yönetimi dönemi 24 ocak kararlarını uygulamak için egemenlere uygun ortam yarattı. Sol yığılışı önlemek amacıyla cemaatlerin halka dinini öğretmesi için bu dönemde çalışmalar yoğunlaştı.Turgut Özal dönemi geldi. Sodep olarak kurulan chp benzeri parti" laiklik elden gidiyor" dedi...Bu dönemde serbest pazar ekonomisi uygulaması başladı. Cemaatler ilk bu dönemde varoşlardan Turgut Özal a oy yağdırdı. Demirel'in önceki yıllarda açtığı fabrikalar dışarıdan ithalat edilen yabancı ürünlerle kalite ve fiat olarak yarışamadı. Fabrikalar kapanmaya başladı. Kit denilen Devlete ait ekonomik kurumlarda bilerek yapılan bir uygulamayla teknoloji yenilenmedi. Devlet ekonomiden çekildi. SHP adıyla kurulan sosyal demokrat parti "ekonomi elden gidiyor" dedi... 3-Derken 90 lı yıllarda Türkiye etnik başkaldırı temelli terörle tanıştı...Bu arada sosyal demokratlar ikiye ayrıldığı için Ecevit in partisi dsp öne çıkmaya başlamıştı. Halka yönelik dini söylemleri varoşlarda oy almasını sağlamıştı.Turgut Özal ın serbest piyasa ekonomisi ve imf ile yaptığı işbirliği , sonraki hiçbir iktidar tarafından sökülüp atılamadı. Cemaatler bir dönem büyük marmara depremine kadar iki arada bir derede mümkün olduğunca değişik partileri desteklediler. Büyük marmara depreminde Cemaatlerin halka doğrudan yansıyan yardım kampanyaları ses getirdi. dsp-mhp-anap hükümeti bu büyük felaketin altında kaldı. Bu arada abd nin Irak 'a yönelik yapmak istediği işgal-savaş atağına dsp-mhp-anap hükümeti karşı çıktı , sayın cumhurbaşkanı Sezer Ecevit'in suratına anayasa kitapçığını attığında ekonomik deprem kasıp kavurdu ortalığı...Yabancılar bu hükümetin Irak ve ab konusundaki direncini beğenmiyordu. DSP bir anda İsmail Cem aracılığıyla bölündü, işadamlarımız MHP siz bir hükümet istediler...Sendikalarımız işlerini kaybeden üyelerine sahip çıkamadılar. Cemaatler vakıfları kanalıyla evlere doğrudan yardım yapmaya başladılar.Kapatılan Refah Partisi sözcüsü Abdullah Gül haykırıyordu TBMM de "Bu iktidar bizi yabancılara ve imf ye muhtaç etti..bu hükümet bizi almayacaklarını bilerek hristiyan birliği olan ab ye boyun eğiyor"... Olacak şey değildi ! Daha seçimlere 1,5 yıl vardı ve aniden MHP lideri Devlet Bahçeli kimseye danışmadan erken seçim kararı alıp hükümetten ayrıldı. Etkin Cemaatler bir anda siyasi kurumları olan değişik partilerdeki desteklerini çekip biraraya geldiler.Gül-Arınç-Erdoğan-Şener liderleri Erbakan'la yollarını ayırdılar ve kısa zamanda Anap-Dsp-Dyp den ayrılanlarla cemaatlerin desteğini alan akp yi kurdular. 1999 seçiminde sosyal-demokrat kesim chp nin ismi altında birleştikleri halde dsp karşısında tutunamamış ve baraja takılıp Meclis dışı kalmışlardı. 2003 seçimleri akp nin üstünlüğünde tek başına iktidarını sağladı.CHP ana muhalefet ve tek muhalefet partisi oldu. Dsp ve mHP baraja takılıp Meclis dışında kaldılar. Laiklik elden gidiyor diye diye, topraklar,limanlar, bankalar, kit ler, madenler, hava meydanları satıla satıla, cemaatler doğrudan ülkeyi dönüştürmeye başladılar..Ülkemiz giderek borç batağına düştü , ekonomimiz yabancıların etkisine girdi. 2007 seçiminde CHP , Bağımsızlık söylemleri ve laiklik savunusuyla ayağa kalkmış milyonlarca insanın mitinglerine karşın, e-muhtıra gürültüsünün ters manyelinde ağır bir yenilgi daha aldı. Yakın zamanda CHP kurultayını yaptı. "Laiklik elden gidiyor "dendi. Bu söylemi yersiz-yanlış bulduğumdan değil atak bir uygulamayla karşılayamadığı , uygun çözüm üretemediği için artık kabak tadı veren söylemler ters etki yapar görüşüyle eleştiriyorum. 1986 avrupa kupası maçlarında top taca çıkınca araya hemen giren bir yağ reklamı insanları öfkelendirmişti; "aymar yağı"...Bugün aymar yağını hala unutmam ama eve hiç almadım...o reklam sürecinde de sanırım o yağ satışları artmamıştır... Laiklik elden gidiyor, halkımız uyan, işçimiz uyan,köylümüz uyan ! Eyiiiiii ! Eyi de gardaşım ; Halk nerede bu CHP de ? ....demezler mi ? Bu gidiş CHP için sonun başlangıcıdır. Halkı siyasetine çekebilecek önderlerinden yoksundur.Kapısı da kapalıdır. Şimdi şu yazacaklarımı önerenler bence iki adım öne çıkar ve uygun çözümler ileri sürebilirlerse durumu dengelemeyi başarabilirler... Sendikalı işçi sayısı azalırken , uyudu mu, uyutuldu mu, yönlendirildi mi ? ...bu anlı şanlı bildirilere imza koyan ama nedense 7 yıdır susan sendikalarımız !!!!! Erken seçim kararı alanlar bu kararlarının yanlışlığı konusunda özeleştiri yaptı mı ? Bu kararı alırken yanıldı mı ? yanıltıldı mı ? yönledirildi mi ? O anayasa kitapçığı neden atıldı ? Bütün yetkiler ve güç ellerinde olanlar neden duruma yön vermeyip sadece "laiklik elden gidiyor" diye seslendiler...Sustular mı ? halkı mı uyandırmaya çalıştılar ? Eğer böyleyse neden doğrdudan tedbir almadılar ? Demokrasiye inanıyorlar ve o inançla sadece konuşmayı tercih ettilerse; halkın ayağa kalktığı görülünce seçim öncesine denk düşen e-bildiri nedir ? CHP neden politbüro gibi katı bir yapı oluşturuyor ? Neden bir kitle partisi gibi geniş kesimleri içine alıp güçlenmeyi düşünmüyor ? Kesin bir ideolojik yapılanma öngörüyorsa "laiklik" temelli bir ideoloji ile seçim kazanmanın yeterli olması mümkün mü ? AB konusunda açık olarak ne söylüyor ? Ekonomik kriz beklentiisiyle iktidar olunamayacağını 12 eylül deneyiminde anlayamadılar mı ? Güç merkezleriyle uyum içindeki bir yönetimin ekonomik krizlerinin de perdeleneceğini öğrenemedi mi ? Ekonomide %50 üzerinde bir istihdam ve etkinlik kazanan AB işbirlikçiliğinin karşıtı olarak nasıl bir model öneriyor ? İMKB konusunda öngörüsü nedir ? Bankalar konusunda ,mali yapıda, ekonomik model konusunda, sivil toplum konusunda, dini yapılanmalar konusunda, köylülük ve tarım konusunda ne öngörüyor ? Neden sendikalı işçi sayısı azaldı ? Neden köylüler üretici olmaktan çıktı ? CHP bu konularda ne yapacak ? Bu CHP gerçekten bir muamma..... Gelelim iki önemli öneriye; 1- Sendikalar ve tüm aydınlar, sivil toplum örgütü altındaki işlevsiz kuruluşlar...Sizlerin tabansız kaldığınız ve gelişmeyi göremediğiniz ortadadır.Bir son isteğimiz var sizlerden; lütfen, küreselleşmenin yüzünü görün...sınıf savaşı çağrıları yapıp durmayın. Muhatabınız konumunda kapitalistler değil küreselleşmenin adamları bulunuyor. Üretici konumdaki kapitalistlere rahmet okutan bu yeni adamların emrinde çalışan cemaatlere terk ettiğiniz yeni köleleri sendikalaştırma atağına geçiniz...Özel hastaneler,limanlar,şantiyeler,pastane zincirleri, bakliyat zincirleri, meyve işleme zincirleri, hipermarket zincirleri, süt ürünleri zincirleri, kargo zincirleri ve adını sayamadığımız onlarca özel işyerinde çalışan milyonlarca yeni köleyi sendikalaştırıp işçi konumuna yükseltmeden demokratlık ,özgürlük taraftarı olunmaz. 2-Küreselleşmenin yıkıma sürüklediği halkı cemaatlerin kucağına düşmekten kurtaracak Vakıf sektörü kurulması önerimdir. Bu sektör oluşturulana kadar bütün gücümüzle Vakıf kurmalıyız, ahilik benzeri örgütlenmeler... Vakıf sektörünü Devlet ve özel sektör yanında 3. sektör olarak öneriyorum. Vakıflar üretime yönelik olarak çalışmalı ve tüm alanlarda hizmet sektörü olarak adlandırılan işleri yürütmelidir. Birikimleri eğitim-kültür-güvenlik alanlarında alt yapının korunması ve onarılmasında değerlendirilmelidir. Bu iki önerimin canlı bir tartışma ortamı sağlamasını isterim. Kısaca görüşüm budur. İdeolojik değil üretken , milli birliği güçlendiren, ayrımcı-öteleyici olmayan, işbirlikçiliğe karşı olan... Bağımsızlığımızı savunan... Cumhuriyetimizi koruyan... Demokrat ama eşitlikçi olan... Toplum çıkarlarını savunan.. Adaletli yönetim isteyen... İnsaniarımız için en iyisini diliyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
nağodzoB
|
|
|
|
Bozdoğan
|
 |
« Yanıtla #17 : Mayıs / Açaray 25, 2008, 11:48:32 am » |
|
İdeolojik-doktriner eylem biçiminde, kalıplara dökülmüş emirler sıralanmıştır. Önce, genel kurallar sıralanır. Sonra, yaşanan gerçekler bu kurallar ışığında yorumlanır.Eylem sıralanmaları yapılır. Doğrusunu isterseniz bu biçimde bir teori-pratik uyumu, tek ses çıkarılması bakımından günümüzdeki siyasi çalışmaların kesin çizgisi olmuştur. Böyle bir çalışmanın varacağı yerin ne olacağı konusu çoğu zaman eylemlerin gürültüsünde kaybolur gider. Bazı liberallerin "akıl tutulması" olarak nitelendirdikleri bu durum; liberal sözde aydınların , eylemsizlik ve teslimiyet içeren önerilerini ve küresel haydutluğun yerel güçleri durumuna "yükselen" onurlarını, yeni köleciliğin "kutsal suyunda" vaftiz etmelerinden başka bir anlam taşımaz. Vatan sevgisi, yurtseverlik, ulusalcılık, milliyetçilik, bağımsızlık tutkusu, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, sömürüye karşı çıkma, ilericilik,devrimcilik, ırkçılık kaynaklı tüm hislerin seslendirilmesi ve değerlendirilmesi bu "yeni" beylerin kalıbına dökülmüşse anlaşılabilir , yapılandırılabilir aşağılık duygularının onaylandığı çok perdeli oyundur. Oyunun adı "köleliğe dönüş" tür. Oyuncular küresel haydutlardır. Küresel haydutlarla uyum içinde anlaşılabilir uyum ve yapılandırılabilir hisler yumağında, mahcup, yeni yetmelerin karışık duygusallığında birhoş olmuş christian,judaist,muslım köktencilikle kolkola, işbirlikçi olmayı erdem kabul eden ,korumalı sitelerde oturan, modern yaşamlarını lüks tüketimle taçlandırmış çıkarcı ve bencil beyinlerini taşıyan gövdeleri kutsal yurdumuza küfreden piyonlar da bu oyunda kalabalık yardımcı kadroyu oluşturuyorlar. İdeolojilere karşı çıkılmalı...bağımsızlık ve kendine yeterli ekonomik üretkenliği savunarak Milli Ülkü peşinde ilerlemeyi savunmalıyız.Bunun için katı ve belirlenmiş çizgileri savunan örgütlenmeleri beklemek yeniden kendimizi esir etmemize yol açar. Ayrı ayrı ideolojik yapılanmalardan etkilenmiş yığınla insanın bu iki genel ilkede bir araya gelirken bile ideolojik söylemlerle birbirlerini hırpaladıklarını görmekteyiz. Karşılaştırmalar, alıntılar, keskin suçlamalar üste çıkma çabaları....Bunların hiçbiri bilim ve akıl süzgecinden süzülüp gelen iksirler değildir. İçilmez hükmündedir. Aklı ve bilimi uygulayan Mustafa Kemal Atatürk'ü kendi ideolojik yapılanmalarına daha yakın gösterebilme çabaları aslında liberallerin-dincilerin küresel haydutluk işbirlikçiliğini perdeleme çabalarına da yardımcı oluyor. Asıl olan; doğal davranmak, içtenliktir. Dürüstlüktür.Taraf olmaya çabalamaktansa görüş sahibi olmaya çalışmaktır. Ülkülü olanların içtenliği ve dürüstlüğü akıl ve bilimle birleşmelidir. M.Kemal Atatürk'ü büyük yapan onun dehasını Türk Milletinin emrine vermesidir. Akıl ve bilim uygulayarak uygun çözümler üretmesidir. Türk Milletini milli vicdanında sakladığı cevherin sıcaklığıyla yoğurmasıdır. O, bilinen bütün askeri bilgileri savaştan muzaffer çıkması için Türk ordusuna kumanda ederken uyguladığı gibi yeni öngörülerde de bulunmaktan çekinmemiştir. Hiç şüphesiz ; çeşitli memleketleri yakıp kavuran ideolojilerin temelden insan yaşamına uygun olmadıklarını bilecek birikim ve donanımı vardı. İnsanlığın kendi deneyimleriyle ulaşmış olduğu bir dizi bilimsel gerçekliğin olması bile, ideolojilerin toplumsal yaşamı kuşatıp-esir alan ana yapılarını günümüz de de savunulması bakımından haklı gösteremez. Büyük Atatürk bunu bildiği için akıl ve bilim dışında bir başka ideolojik saplantı önermemiştir. Buraya dikkatinizi çekiyorum ; komünizm,nasyonal sosyalizm,faşizm gibi ideolojileri yıkıp ya da yok sayıp yeni bir ideoloji de geliştirmemiştir. Bu kadar açık olan gerçekliğin anlaşılamaması mümkün değildir.Saplantılardan ve akıl dışı, bilim dışı önermelerden yola çıkılarak varılacak bir yer olur mu ? Birkaç sol söylemci bir araya geldiğinde bir örgüt kurar...birkaç sağ söylemci bir araya geldiğinde bir reis seçer. Sol-sağ kavramlarının içi boşalmıştır. Sol birikimin örgütçülüğü ve sağ birikimin yönetme gücünü birleştirebilen bir siyasi yapılanma Türk Milletini ülküsü için buluşturabilir. Anlamsız ve boşuna zaman kaybı demek olan karşıt gruplarda yer alma anlayışı terk edilmeden M.Kemal Atatürk'ün ülküsü yükselemez...Toplumcu olmak için komünist ideoloji, vatansever olmak için ırkçılık, özgürlüğü savunmak için liberalizm, dinini yaşamak için köktenci gericilik öne çıkarılma çabaları artık bitmiştir. Tek başına bu söylemlerde bir araya gelebilenler de bizim insanımızdır. O halde; ideoloji konumundan çıkartıldığında, insanların vicdanlarında saklamaları gereken söylemler, ülkü yolunda karşılanmış olan heveslere dönüşür ve giderek Türk Milletinin en geniş birliğini oluşturabilir. Demem o ki; Karşımızda Küresel Haydutluk vardı. Şimdi kapımıza dayanmış durumdadır. Başka başka karşıtlıklar yaratıp insanlarımızı yormayınız. Ya Küresel Haydutluğun emrine gireceksiniz ya da Türk Milletinin geleceği için karşı duracaksınız.
|
|
|
|
|
Logged
|
nağodzoB
|
|
|
|
Bozdoğan
|
 |
« Yanıtla #18 : Mayıs / Açaray 26, 2008, 11:24:44 am » |
|
Ekonomik yapı nereye doğru gidiyor ? Serbest piyasa ekonomisi kim için rekabet ortamı yarattı kimler battı ? Bankaların dış piyasa sunumu karşılığı aldığı enflasyon üzeri % 15 nasıl paylaşılır ? Üretimi sonlandıran nedir ? ... .... yanıt arayacağımız sorular...
|
|
|
|
|
Logged
|
nağodzoB
|
|
|
|
Bozdoğan
|
 |
« Yanıtla #19 : Eylül / Verim 06, 2008, 09:33:55 am » |
|
Yeni kurulan Hak ve Eşitlik Partisi saflarına katılacağım için bu sayfadaki yazılarıma son veriyorum. Saygıyla veda ediyorum. Esen kalın.
|
|
|
|
|
Logged
|
nağodzoB
|
|
|
|
Türk'ÇE
|
 |
« Yanıtla #20 : Eylül / Verim 06, 2008, 04:33:46 pm » |
|
Yeni kurulan Hak ve Eşitlik Partisi saflarına katılacağım için bu sayfadaki yazılarıma son veriyorum. Saygıyla veda ediyorum. Esen kalın.
Yolunuz, bahtınız açık olsun ağabey. Fikirleriniz ile mücadelenizi daima desteklediğimizi belirtmek isteriz. Pamukoğlu paşa ile saf tutan herkese başarılar diliyorum...
|
|
|
|
|
Logged
|
"ER KİŞİYSEN GÖREVİN NEYSE BAŞAR ZEVKE EĞLENCEYE HAYVANDA KOŞAR GÖRÜYORSUN NİCE HAYVAN YIĞINI Kİ YAPAR SADECE HAYVANLIĞINI !"
|
|
|
|
Akçura
|
 |
« Yanıtla #21 : Eylül / Verim 06, 2008, 08:57:13 pm » |
|
Yeni kurulan Hak ve Eşitlik Partisi saflarına katılacağım için bu sayfadaki yazılarıma son veriyorum. Saygıyla veda ediyorum. Esen kalın.
Başarılar diliyorum ağabey. Pamukoğlu Paşa, Türk siyasetinin dibe battığı dönemde kurtarıcı rolünü üstlenecek nadir insanlardandır. Bu süreçte hepimize görevler düşüyor. Allah yardımcımız olsun.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
ASLIM
|
 |
« Yanıtla #22 : Eylül / Verim 06, 2008, 09:39:38 pm » |
|
Yeni kurulan Hak ve Eşitlik Partisi saflarına katılacağım için bu sayfadaki yazılarıma son veriyorum. Saygıyla veda ediyorum. Esen kalın.
Başarılar dilerim... Her adımınız yerinde olsun; ülkemiz için hayırlar getirsin inşallah...
|
|
|
|
|
Logged
|
" Bağımsızlık benim karakterimdir!... "
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
|
|
|
Kahvecioğlu
Yönetici
Ülkülü
    
Mesaj Sayısı: 300
Emicem Topal Osman
|
 |
« Yanıtla #23 : Eylül / Verim 07, 2008, 11:05:27 am » |
|
Yeni kurulan Hak ve Eşitlik Partisi saflarına katılacağım için bu sayfadaki yazılarıma son veriyorum. Saygıyla veda ediyorum. Esen kalın.
Başarılar ağabey,uzun zaman oldu görüşmeyeli,müsait olduğunuz zaman görüşmek isterim. Esenlikler.
|
|
|
|
|
Logged
|
Izdırap çek, inleme! ses çıkarmadan aşın. Bir damlacık aksa da, bir âcizdir göz yaşın; Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın Tek başına dileğe doğru at salmalısın... H. Nihâl ATSIZ- 1931
|
|
|
|
Tanrıkut
|
 |
« Yanıtla #24 : Eylül / Verim 07, 2008, 05:49:23 pm » |
|
Aradığımız kan diye düşünüyorum. Tanrı yolunu açık eylesin.
|
|
|
|
|
Logged
|
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
|
|
|
|
Bozdoğan
|
 |
« Yanıtla #25 : Ekim 07, 2008, 10:20:59 pm » |
|
İstanbul İl Binası açılışında umarım sizinle buluşabiliriz. Bu arada Ana sayfadaki yazılarım kaldırıldığına göre buradaki yazılarımı da kaldırmanız doğru olur kanısındayım. Saygılarımla.
|
|
|
|
|
Logged
|
nağodzoB
|
|
|
|
Tanrıkut
|
 |
« Yanıtla #26 : Ekim 08, 2008, 02:01:41 am » |
|
Merhaba ağabey
Yazılarını neden kaldıralım? Duruyor fakat orda Çınargeçidi yazılsın demiştin herhalde görmedin.
|
|
|
|
|
Logged
|
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
|
|
|
|
Bozdoğan
|
 |
« Yanıtla #27 : Ekim 08, 2008, 06:35:45 pm » |
|
Anasayfada Çınargeçidi yazarın bölümü bende hala açılmıyor... Ben onu kastettim. Diğer yazarlar açılıyor ama o açılmıyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
nağodzoB
|
|
|
|
Tanrıkut
|
 |
« Yanıtla #28 : Ekim 08, 2008, 06:52:35 pm » |
|
Bu hatayı ilkkez görüyorum. Halletmeye çalışacağım.
|
|
|
|
|
Logged
|
Türküz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz!
|
|
|
|
Bozdoğan
|
 |
« Yanıtla #29 : Kasım 06, 2008, 12:12:48 pm » |
|
Bugün ABD ekonomisinde Finans sektöründe ortaya çıkan çalkantı ABD yi de terbiye kıskacına alabilme yeteneğindeki büyük güç merkezinin uzakdoğuya yönelik para akışının sonucudur.Bakalım ABD ekonomisi bu daralmayı ne gibi karşı tedbirlerle ve önerilerle karşılayabilecek?Bakalım ABD devlet aygıtı kimin denetimindeymiş ?Ülkelerde kapitalist üretim ilişkileri diye birşey kalmıyor.Üretim yerine tüketim destekleniyor.Kredi muslukları sonuna kadar açılarak modern üretim şartları ortadan kalkıyor,köle gibi çalıştırma dönemi geliyor.Çin'de yaratılan üretim üssü, tüm dünyada üretimi yok etmenin ve teslim almanın alt yapısını hazırlıyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
nağodzoB
|
|
|
|