Tekil İleti gösterimi
Eski 12-28-2008, 23:20   #1
ASLIM
Türkçü Toplumcu
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
İletiler: 429
Varsayılan O GÜNLER GEÇTİ RIZA BEY!


Türkiye'nin Şam Büyükelçisi: Ne Atatürk'ü? Bunları aşalım...
Geçen hafta bir davet üzerine kalabalık bir gazeteci grubuyla Suriye'nin başkenti Şam'a uçtuk. Arapların Dimaşk dedikleri, çift kokulu şehir anlamına gelen Dimaşk, binlerce yıllık tarihin üzerine oturmuş bulunuyor.
Bizi davet eden özel sektör grubu MASS idi. Şirketin sahibi Mustafa Firas Tılas, bu ülkede inşaattan konserveye kadar geniş bir alanda iş yapan birisi. Davet işlerini ise Şam Üniversitesi'nde doçent olan vatandaşımız Mehmet Yuva organize etmişti. Tam bir Mustafa Kemalci olan Mehmet Yuva; Suriye-Türkiye ilişkilerinin düzelmesi için canla başla çalışan akademisyenlerden birisi.
2003'ten sonra Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerde ciddi bir düzelme ortaya çıktı. Bunda; Türkiye gibi Suriye'nin de Amerikan icadı Büyük Ortadoğu Projesi tarafından hedef tahtasına konulması etkili oldu. Sanıyorum ki Türk Silahlı Kuvvetleri de artık Suriye ile yakınlaşma politikasını savunuyor.
Suriye ile aramızdaki PKK sorunu bitti. Hatay meselesi, su problemi gibi konuların da artık geride kaldığını söylemek mümkün. Çünkü Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Türkiye ile ve Batı ile daha uyumlu bir politika izliyor. Esat yönetimi; Suriye'yi modernleştirmek için ciddi bir çaba içinde gözüküyor. Bunun için de Türkiye'den gazetecileri çağırıp bu değişimi ve Türkiye ile ilgili samimi, sıcak yaklaşımlarını göstermek istiyorlar.

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR
Hafız el Esad'dan iktidarı devralan oğul Esad, ülkesini modernleştirmek için çabalarken acaba modern Türkiye nereye gidiyor? Bu sorunun cevabını Dışişleri Bakanlığı bürokratlarının tavrına bakarak verebiliriz.
Günümüzde Türk Dışişleri Bakanlığı, modernleşme adı altında, moderleşmeye karşı bir çizgiye sokulmuş gözüküyor. İsterseniz Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği'ne gidin; Türkiye'yi temsil eden Büyükelçi Yaşar Halit Çelik ile konuşun.
Şam'a vardığımızın ikinci günü akşamı, davetçi kuruluş; gazeteciler heyetini Türk Büyükelçiliği'ne götürdü. Şehrin dışındaki Türk Büyükelçiliği'nin kabul salonana girerken hepimiz gururluyduk. Herkes; gündelik kıyafetini çıkarmış; takım elbise giymişti. Aramızda türbanlı kadınlar ve çocuklar bile vardı ama bunları hiç önemsemedik. Yabancı bir ülkede; kendi toprağımızdaydık ya...
Salona girişte bizi bayan konsolosumuz karşıladı. Girişe göre sağdaki duvar dibinde bulunan masanın üstünde Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan'ın baş fotoğrafları konulmuştu. Bunları da; bizim ülkemizin yöneticileri olarak orada görmekten mutlu olduk.

ATATÜRK RESMİ NİYE YOK?
Bu arada Büyükelçimiz Sayın Yaşar Halit Çelik ile tanıştık, sohbet ettik ve fotoğraf çektirdik. Büyük kabul salonunda duvarlar değişik resimlerle süslenmişti. Bir yerlerde devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün bir fotoğrafını aradı gözlerim. Yoktu...
Bunun üzerine Büyükelçi'nin yanına gidip izin alarak bir soru sormak istediğimi söyledim. Kendisi izin verdikten sonra dedim ki: 'Sayın Büyükelçim, kabul salonunda pekçok resim var ama hiç Atatürk resmi yok. Acaba ben mi göremedim?'
Cevabı gayet açıktı: 'Efendim, bu salona Atatürk resmi koymadık. Çünkü gerek görmedik...'
'Niçin?'
Cevap düşündürücüydü: 'Artık bu işleri aşmalıyız. Avrupa'da devlet adamlarının resmi olmaz kabul salonlarında. Sadece kralların, kraliçelerinki bulunur. Bizim de artık bu resim işini aşmamız gerek. Bu çağda Atatürk resmiyle uğraşmak doğru değil; başka şeylere bakalım.'
'İyi ama Atatürk bir devlet adamından daha öte. Kurucu lider...'
'Kurucu lider olabilir ama kabul salonunda resmi şart değil. Benim odamda olabilir... Burada gereksiz... Bu çağda artık bu işlerle uğraşmak yanlıştır. Geçen Cumhuriyet Bayramı'nda İsveç'te de böyle bir sorun olmuş. Orada da Atatürk resmi yokmuş. Haber yaptılar. Bunu öne çıkarmak, resim istemek yanlıştır. Türkiye'de böyle yanlış işler yapılıyor.'
Temsil ettiği devleti kuran lideri, sıradan bir siyasetçi gibi gören Şam Büyükelçisi Çelik'e göre; modern çağda böyle salonlarda devlet adamlarının resmi bulunmamalı idi ama bu yasağın Atatürk için uygulandığını yine kendisi ispat ediyordu. Çünkü; salonda; gelenlerin gözüne sokmak istercesine Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan ikilisinin portreleri ön masada sergileniyordu.
Bu olaya heyetteki diğer gazeteciler de tanıktır. Cumhuriyet Gazetesi yazarı şair Ataol Behramoğlu, bu duruma üzülenlerin başında geliyordu. Heyette bulunan halk ozanı Ali Sağlam, hemen orada, büyükelçinin tutumunu eleştiren bir dörtlük bile söyledi ama sesini yükseltmeden...
Dışişleri Bakanı Ali Babacan'a soruyorum: Atatürk karşıtı bu politikayı siz mi getirdiniz yoksa dindar monşerleriniz mi icat ettiler? Sayın Bakan; bu büyükelçiye bir ödül vermeyi düşünüyor musunuz?
RIZA ZELYUT



http://www.gunes.com/2008/12/23/manset/manset.html
__________________
"Bağımsızlık benim karakterimdir!..."
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
ASLIM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56