Tekil İleti gösterimi
Eski 06-28-2008, 16:16   #8
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Varsayılan Ynt: Türk savaşçıları ve uzun saçları

Kesilmiş saç, dazlaklık ve keloğlan:

Aslında saç dökülmesi ile kellik, yaratılışa ve hastalığa bağlı durumlardır. Fakat kısa kesilmiş saçlar ile bunlar arasındaki deyiş benzerlikleri de, gözden kaçmamaktadır.

Uzun saçlı Türklerin yanında, "saçsız ve saçını kestiren Türkler" bulunduğunu da söylemiştik. Nitekim Selçuk çağının başında, "tok er" deyişinin, "Türkler gibi saçı olmayan, Türkler gibi saç bırakmayan kimse" anlamına geldiğini biliyoruz. Selçuk çağında, tokluk sözü, "insanın başının saçsız ve hayvanın başınında, boynuzsuz olması" anlamında kullanılıyordu. Anadoludaki toklu ve eski Türklerin toklı, sözleri de buradan gelmekte idi. Eski türkçede toklı, henüz daha boynuzları çıkmamış, "altı aylık kuzu" demekti. Yine Selçuk çağının başlarında, "saçsız adam ile boynuzsuz koyuna", sokar veya sokar koy adı da verirlerdi. Bu sözlerin çıktığı hem tokmak, tokımak ve hem de sokmak, sokımak köklerinin, "döğmek" gibi, aynı anlama gelmiş olmaları da, ayrıca üzerinde durulacak noktadır.

Anlaşıldığına göre, "Oğuzlar ile onlara yakın olan Türklerin saçları uzundu. Doğuya gidildikçe Türklerin saçları gitgide kısalıyor ve en doğuda da saçlar büsbütün usturea ile kazınıyordu".

Bilindiği üzere Ortaasyadaki Avar (yani Juan-juan) İmparatorluğunu kuran sülalenin atası "dazlak", yani çıplak kafalı bir kimse imiş. Çinin kuzeyinde Hıtay imparatorluğunu kuran Kitan boylarının ataları da dazlak idi. Japon bilgini K. Shiratori, adı Çin kaynaklarında geçen Hıtay devletinin atasını, moğolca yine çıplak baş anlamına gelen koçigir, koçigar sözleri ile açıklamağa çalışmıştı. Efsaneye göre Proto-Moğol asıllı, Hsiepni devletini kuran ilk atanın da, başı çıplak idi. Bu sebeple, "Moğolların dazlak başlı ataları" hakkındaki inanışları, kesinleşmiş bir bilgi halindedir.

Taz, yani daz, dazlak sözü, Türklerde çok eski çağlardan beri, saçı olmayanlar için kullanılan geniş bir söz idi. Selçuk çağının başlarında ise taz sözü, "Kel, daz, boynuzsuz, bitkisiz, çorak" anlamlarına geliyordu. Saçsız ve başı pırıl pırıl parlayanlara ise, ajmuk taz, yani "başı şapla sıvanmış" denirdi. Bilindiği üzere eski türkçede ajmuk ijmuk sözleri, "ak şap" anlamına gelirdi. Çağatay ve Doğu türkçelerinde ise, böyle çıplak başlara, sadece ak-baş denirdi.

Anadoluda, daz, dazlak, kavlak sözleri, hem saçsız ve hem de kel olan kimseler için söylenen deyişlerdi. Eski Anadolu metinlerinde bunların yanında, taz, çılpak, cavlak sözlerine de rastlıyoruz. Ortaasyada da taz sözü, aynı anlama geliyordu. Hatta şöyle bir atasözü de vardı: "Kel kızarsa, şapkasını çıkarır", (yani kafasını gösterir). Bizim, "kelin kafasının kızması" gibi!

"Dökülen saç ile, kelliği birbirinden ayırmak gerekir. Zaten eski Türkler, "dökülgen saç" demek yolu ile, bu çeşit saçlar gösterilmiş idiler. Bu deyiş, Harezmşahlar çağına aittir. Ortaçağ Mısır Türklerinde ise, "saçı dökülmüş insanlar" için söylenen bir keşel sözü görülmeğe başlar. Bilindiği üzere bu Türkler, Anadolu Türklerine yakındır. Yine Harezmşahlar çağında, aynı anlamda kullanılan kalçagay baş sözünü de, burada yazmadan geçemeyeceğiz. Bu kaynaklara sonradan yapılan moğolca ilavelerle de aynı deyiş, aynı sözlerle yazılmıştır. Aynı kaynakta, at baş deyimini de görmekteyiz.

Anadoluda yöresel ağızlarda kullanılan deyişler de şöyledir: Dıbız (köküne yakın kesilmiş saç), saçı buçuk (çok kısa kesilmiş kız saçı), dazlak (başında hiç saçı olmayan), cavlak ( başı pırıl pırıl parlayan) v.s.

__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56