Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Basın-Yayın Güncel Konular > Türkiye'den Haberler

Cevapla
 
Seçenekler Tarz
Eski 01-05-2008, 01:58   #1
Türk'ÇE
Yönetici
 
Türk'ÇE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,840
Varsayılan MANDACI ANAYASA



Atatürkçülük karşıtlarına hazırlatılan ve sözde “sivil” olarak ilan edilen anayasa taslağı, kurtuluş mücadelesiyle kazandığımız bağımsızlığı, işgalci emperyalistlere altın tepsi içinde sunuyor. İşte o maddeler:



* 1982 Anayasası’ndaki “Türklük” tanımını değiştiri-yorlar. “Türk Devleti” yerine “Türkiye Cumhuriyeti” ta-nımını getiriyorlar.



* Egemenliğin kullanımında Türkiye’nin taraf olduğu “uluslararası sözleşmelere üstünlük tanıyarak” hakimiyeti AB’ye devrediyorlar.



* AB’nin hedefindeki TSK’yı pasifize etmek için, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarına Yüce Divan yolunu açıyorlar.



* Kapatılan siyasi parti mensuplarının milletvekilliklerinin düşürülmesini engelleyerek, dağdan siyasete geçiş yapmayı kolaylaştırıyorlar.



Teslimiyet Anayasası
AKP’nin hazırlattığı Richmond Anayasası ile Atatürk’ün “kayıtsız şartsız milletindir” dediği
egemenlik Avrupa Birliği’ne devredilirken Türklük kavramı da erozyona uğratılıyor



Atatürkçülük karşıtı düşünceleri ile bilinen AKP’nin Bilim Kurulu’nun hazırladığı sözde sivil Anayasa taslağı, Cumhuriyet’in ruhunu hedef alıyor. Avrupa Birliği’nin dayatmaları ile şekillendirilen ve devletin kurum ve kuruluşlarını hedef alan taslak, “Türk devleti” yerine “Türkiye Cumhuriyeti” ni getiriyor. Taslakta Türklük kavramına da darbe vuruyor. Atatürk’ün “kayıtsız şartsız milletindir” dediği egemenlik AB’ye devredilirken, TSK da sözde sivil Anayasa taslağında hedef alınan kurumlar arasında... Komutanlara yargı yolunu açan taslaktaki “Ceza hukuku veya genel ahlâka aykırı olmamak kaydı ile hiç kimse kılık ve kıyafetinden dolayı yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz” ibaresi de dikkat çekiyor.

Takdir Erdoğan’ın!..
Sapanca’daki Richmond Otel’de hazırlanan taslak, Başbakan’a sunuldu. Tamamına yakını biten taslaktaki tartışmalı bazı konular ise Başbakan Erdoğan’ın takdirine bırakıldı. Başörtüsü yasağı, Genelkurmay Başkanı’nın yargılanma hükmü, Cumhurbaşkanı’nın yüksek yargıya atama yetkisi gibi birkaç kritik konudaki son kararı Başbakan Erdoğan verecek. Taslak, kamuoyunun tartışmasına açıldıktan sonra bahar aylarında Meclis’e gelecek. Sonbaharda ise halkın onayı için referanduma gidilmesi planlanıyor. Anayasa’yı kısaltıp sadeleştiren taslak 137 maddeden oluşuyor. 7 tane de geçici madde yer alıyor.



İsveç halkı uyandı
Avrupa Birliği’nin egemenlik haklarına karışmasına isyan eden İsveç halkının Birlit’ten çıkmak istediği ortaya çıktı. Ülke genelinde yapılan ankete katılanların yüzde 55’i, AB üyeliğinden çekilmek istediğini belirtirken, yüzde 37’si AB’de kalmak istediklerini söyledi.İsveç basını, AB’nin uzun süredir İsveç’in iç ve dış politikasına karıştığını ve bu durumun halkın tepkisine neden olduğunu belirterek, halkın “AB’nin ekonomik yardımlarına ihtiyacımız yok” dediğini kaydetti.



‘Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’
Mustafa Kemal Atatürk’ün bu düşüncesi, daha Amasya Tamimi’nde net bir şekilde hissedilir: Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır



Mustafa Kemal Atatürk, 22 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktıktan sonra, İstanbul’a, Sadaret makamına gönderdiği yazıda; “Millet yekvücut olup hâkimiyet esasını, Türklük duygusunu hedef ittihaz etmiştir” diyor.

Amasya Tamimi’nde...
22 Haziran 1919’da ünlü Amasya Tamimi’nde “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ifadesi yer alması dikkat çekiyor.

Milli irade vurgusu
23 Temmuz 1919’da Erzurum, 4 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan kongrelerde “Milli İrade” deyimine yer verilerek, “Kuva-yı Milliyeyi Amil ve İrade-i Milliyeyi hâkim kılmak esastır” hükmü yer alıyordu.

Bağımsız Türk devleti
Esasen Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıktıktan sonra, genel durumu özetleyip kendi görüşünü millet egemenliği temeline dayandırdığını, “Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardır. O da millî hâkimiyete dayanan kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak” şeklindeki ifadesinde dile getirdiği biliniyor.

Hakimiyet-i Milliye
Sivas’ta ve Ankara’da kurduğu gazetelere “İrade-i Milliye” ve “Hâkimiyet-i Milliye” adlarını vermesi bir rastlantı değil, Milli Mücadele’yi ve düşünce sistemini “Millet Egemenliği” ilkesine dayandırma azminin ifadesidir.

Ve 23 Nisan 1920...
Atatürk, “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini, 23 Nisan 1920’de hayata geçirmiştir, bu da Türkiyemizin tarihinde bir dönüm noktası olmuştu.




Ortak nokta Atatürk aleyhtarlığı
AKP’ye yeni Anayasa taslağı hazırlayan bilim kurulunun başkanı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun, bugüne değin gizli tutulan beş komisyon üyesinin adlarını açıkladı. Çoğu, Anayasa’daki Kemalist unsurların ayıklanması görüşünü savunan öğretim üyelerinin bazı görüşleri şöyle:



“Kemalizm engel” dedi
Prof. Dr. Levent Köker (Gazi Üniversitesi): Demokratik çoğulcu yaklaşımı, sol ideolojiye yön gösteren görüşleriyle tanınıyor. Atatürk karşıtı söylemiyle AKP’nin ilgisini çekti. Bir yazısında şu görüşlerini kaleme aldı: “Kemalizm’e artık aşılması gereken bir tarihi fikirler bütünü olarak bakmalıyız. Kemalizm olduğu sürece Türkiye’nin Avrupa’yla entegrasyonu gerçekleşemez. Kemalist Türkiye’nin vesayet rejimi olarak adlandırılmış olduğunu da hatırlamak lazım.”

Türklüğe karşı çıktı
Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem (Dicle Ü.): Anayasa’nın Atatürkçülük unsuruyla tekçi bir resmi ideolojiye sahip olduğunu savundu, bir yazısında, “Türklük’ün etnik bir çağrışım yapmadığı ve yalnızca vatandaşlığı ifade eden bir terim olduğuna ilişkin söylem, özellikle Kürtler ve gayrimüslim azınlıklar açısından inandırıcılıktan uzaktır” dedi. Erdem, Genelkurmay’ın 27 Nisan bildirisi ve yargıdan gelen açıklamalar konusunda da, “Yerleşik demokrasilerde benzerine rastlanılması mümkün olmayan bütün bu beyanat, bildiri ve kararlar alt alta konulup okunduğunda, bir cephe harekátıyla karşı karşıya olunduğu; seçilmişler eliyle yürütülen demokratik siyasetin atanmışlarca kıskaç altına alınmaya çalışıldığı görülür.”

Anayasa Mahkemesi’ni hedef aldı
Doç. Dr. Serap Yazıcı (Bilgi Ü.): Küçük yaşta geçirdiği trafik kazası nedeniyle eğitimini ámá olarak sürdürdü ve akademik kariyer yaptı. Bir yazısında “Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olamayacağı iddiası bir söylem olarak da demokratik değildir” derken, Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararını eleştirerek, siyasi konjonktüre göre karar alındığını savundu.

Sürekli Sezer’i eleştirdi
Prof. Dr. Yavuz Atar (Selçuk Ü.): Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkilerin parlamenter sistemden sapma olduğunu savunuyor. Yürürlüğe girmeyen 5 artı 5 düzenlemesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne dava açan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresinin sona erdiğini de iddia etmişti.

TSK’ya saldırıyor
Doç. Dr. Zühtü Arslan (Polis Akademisi): Ünlü spekülatör Soros destekli TESEV’in Almanak 2005 çalışmasına katıldığı için Genelkurmay’dan şiddetle tepki gördü. Bir yazısında “Böylesine geniş bir çerçevede tanımlanan milli güvenlik kavramı, silahlı güçlerin aynı zamanda ideolojik devlet aygıtı olarak işlev görmesini ve aslında milli güvenlikle doğrudan ilgisi olmayan konularda söz sahibi olmasını beraberinde getirmektedir” dedi.

İdeoloji olmayacak
Atatürk karşıtı ekibin başı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Ergun Özbudun, bir anayasanın ideolojiye bağlı olmasının doğru olmadığını savunmuştu. Özbudun, “Bu nedenle renksiz bir anayasa yapılması görüşlerinde haklılık vardır” diye konuşmuştu. Askeri Şura ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu kararları ile Cumhurbaşkanı’nın tek başına yaptığı işlemler ve OHAL kararnamelerini gösteren Özbudun, “Bunları yargı denetimine açacağız” demişti.



Arslan, Genelkurmay’dan sert tepki görmüştü
Zühtü Arslan, ünlü spekülatör Soros destekli TESEV’in Almanak 2005 çalışmasına katıldığı için Genelkurmay’dan şiddetli tepki gördü. TESEV’in almanağında makalesine yer verilen Polis Akademisi’nden Doç. Dr. Zühtü Arslan, bir yazısında, “Böylesine geniş bir çerçevede tanımlanan milli güvenlik kavramı, silahlı güçlerin aynı zamanda ideolojik devlet aygıtı olarak işlev görmesini ve aslında milli güvenlikle doğrudan ilgisi olmayan konularda söz sahibi olmasını beraberinde getirmektedir” diye konuşmuştu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Harp Akademileri Komutanlığında 2006-2007 eğitim öğretim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmasında, Soros destekli TESEV’in yayınladığı almanağa geniş yer vermişti. TSK’nın konumu konusunda içeriği pek çok maddi hatayla dolu yeni bir belge, almanak yayınlandığını belirten Büyükanıt, “Bu belgede dikkat çeken en önemli konu, dokümanı oluşturan 22 bölümden 9’unun polis akademisi tarafından yazılmış olmasıdır” demişti.



‘Ekibe kadın arkadaşını aldı iddiası’
Hürriyet gazetesinden Ahmet Hakan, Anayasayı hazırlayan ekiple ilgili olarak şu iddiayı ortaya atmıştı: “Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ’Anayasa taslağı hazırlama görevi’ verdiği bilim adamı, evli olmasına rağmen yıllardır birlikte yaşadığı kadın arkadaşını 6 kişilik ’Anayasa hazırlama ekibi’nin içine aldı... Cesur ‘Bilim adamı’ o kadın arkadaşıyla birlikte ekranlara çıkarak hazırladıkları ‘Anayasa taslağı’nı anlatmaktan hiç çekinmedi.



TEPKİ YAĞDI
Teröriste yarayacak
Egemenliğe ve Türklüğe yeni tanım getirilmesini değerlendiren Yargıtay Onursal Başsavcısı Vural Savaş da, “Yeni taslakta getirilen değişikliklerde Osmanlı dönemi anayasalarından farklı bir durum söz konusu değil” dedi. Yeni taslaktaki “Parti kapatılsa da milletvekilliği düşmeyecek” şeklindeki düzenlemeyi eleştiren Vural, bunun teröristlerin siyasallaşmasının önünü açmak olduğunu söyledi.




İstenmeyen tablo oluşur
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Mustafa Kamalak, ise “Türkiye milletvekilliği” ile ilgili düzenlemeyi eleştirdi. Kamalak, “Öncelikle Türkiye Milletvekilliği dendiğinde şeçkin insanlardan oluşan, senato gibi algılanabilecek bir yapı akla gelebilir. Ancak bunun da bir takım sakıncaları uygulamaya geçtiğinde ortaya çıkar. Örneğin seçim bölgesinde hiç istenmeyen insanların TBMM’ye taşınması söz konusu olabilir. İstenmeyen bir tablo çıkar” diye konuştu.



Kim karar verecek?
Anayasa taslağının 45. maddesindeki kılık kıyafetle ilgili düzenlemeyi eleştiren DSP Eskişehir Milletvekili ve Avukat Tayfun İçli de, maddenin tamamen soyut ifadeler içerdiğini söyledi. Genel ahlak kurallarının herkese göre değişebileceğini de ifade eden İçli, şunları kaydetti: “ Genel Ahlak kuralları. Bu herkese göre değişir. Bu kadından kadına, erkekten erkeğe değişecek. Buna kim karar verecek. Bunu kim belirleyecek.”




Çifte standart
Demokratik ülkede, yargı denetimine tabi olmayacak bir husus olmayacağını hatırlatan Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Erdem Akyüz, “Ancak bir ülkede her şeyin yargı denetimine açılabilmesi için öncelikle tüm dokunulmazlıkların kalkması şart” uyarısında bulundu. Akyüz, Hükümetin, milletvekili dokunulmazlıklarını muhafaza ederken, YAŞ ve HSYK kararlarını yargı denetimine açmasının çifte standart olacağını belirrtti.



İşte sözde sivil taslak
Köşk’e dokunulmazlık:
Cumhurbaşkanı sadece “vatana ihanet” suçuyla suçlanabilecek. Köşk’e çıkacak kişi cumhurbaşkanı olmadan önce işlediği suçlardan dolayı yargılanamayacak.

Çankaya’ya kısıtlama:
Cumhurbaşkanının devletin başı, başkomutanı olduğu yönündeki ifadelere dokunulmuyor. Cumhurbaşkanı, vali ve büyükelçi atamaları dışındaki yetkilerinin neredeyse tamamını hükümete devrediyor.

100 ’Türkiye vekili’:
550 vekilden 100’ü partilerin aldıkları oy oranına göre belirlenecek. Yüzde 1 oy alan parti, barajı aşamasa da bir milletvekili ile Meclis’te temsil
edilebilecek.

Kürtçe tercüman:
“Adil yargılanma hakkı”nı düzenleyen 32. madde ile mahkemelerde Kürtçe ve diğer dillerde tercüman kullanılması anayasal güvence altına
alınıyor.

Kılık kıyafet:
Taslakta kılık kıyafetin yasaklanamayacağına ilişkin ibare yer alırken, bu uygulamanın sadece yükseköğrenimle ilgili olduğu belirtiliyor. İlk, ortaöğrenime ilişkin bir ifade yer almıyor. Taslakta ’Eğitim ve öğrenim hakkı’ başlıklı 45. madde şu şekilde düzenlendi: “Ceza hukuku veya genel ahlâka aykırı olmamak kaydı ile hiç kimse kılık ve kıyafetinden dolayı yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz.”

Bürokrasi hedefte:
Türk hukuk mevzuatında Anayasa ve yasalardan sonra gelen ’tüzük’ler tarih oluyor. Yasa koyucu olan Meclis’in iradesini hakim kılmak için bürokrasiye güç katan yönetmeliklere de çekidüzen veriliyor. Bundan sonra bakanlıklar ve kurumların hazırlayacağı bütün yönetmelikler Meclis denetiminden geçecek.

Komutana Yüce Divan:
Taslakta, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının Yüce Divan’da yargılanabilmelerine imkân sağlanıyor.

Türklüğe yeni tanım:
1982 Anayasası’ndaki ’Türklük’ tanımı değiştiriliyor. Anayasa’nın 66. maddesinde yer alan “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” ibaresi, “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese din ve ırk ayırt edilmeksizin Türk denir” şekline dönüştürülüyor.

Egemenlik Avrupa Birliği’nin:
Yeni metin şöyle: “Türk milleti, egemenliğini, Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanır.” Türkiye’nin AB sürecinde “egemenlik” tartışması yaşanmaması için bir ibare daha eklendi. Egemenliğin kullanımında Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin “istisna” olduğu vurgulandı.

Vekillik düşmeyecek:
Parti kapatma zorlaştırılıyor. Siyasi partinin suç odağı haline gelmesi için suç olan fiilin genel merkez tarafından onaylanması ve yaygın olarak işlenmesi gerekecek. Bunlara rağmen bir siyasi parti kapansa dahi milletvekillikleri düşürülmeyecek.

YÖK kaldırılıyor:
Bunun yerine Yükseköğrenim Koordinasyon Kurulu geliyor.

HSYK ve YAŞ’a yargı yolu :
Cumhurbaşkanının işlemleri ile Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararları ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararları yargı denetimine açılıyor.

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ha...y.php?hit=4503
__________________


"Biz bu zulmetler içinden çıkarız bir gün olur;
Şarka garba yıldırımlar çakarız bir gün olur.

Kara bulutlar içinden parlayıp şimşek atar,
Gök gürler, dolular yağar; bakarız bir gün olur.

Kafkas, Buhara, Kırım'dan çevrilen hisarları,
Vurur millî külünk ile yıkarız bir gün olur.

Türkistan'ın güneşinden alırız bir kıvılcım;
Cehennem olur cihanı yakarız bir gün olur.

Anadol'dan Hindistan'a geçeriz Temür gibi,
Himalaya dağlarını çalkarız bir gün olur.

Dağıstan, Kırım, Kazan'ı; İran, Turan, Kaşgar'ı,
İttihadın zinciriyle sıkarız bir gün olur.

Bizi boğmak için yurda akan acı selleri,
Dinimizin kuvvetiyle tıkarız bir gün olur.

Türk doğarız, Türk gezeriz, Türk yaşarız dünyada;
Devrilen Moskof elinden çıkarız bir gün olur.

Der Zülâlî, Volga, Tuna, Ceyhun, Araslar gibi
Tuğyan eder deryalara akarız bir gün olur."
Türk'ÇE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 06:30.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56