Anasayfa arrow Dosyalar arrow Siyasi Dosyalar arrow Cumhuriyet Tasfiye Ediliyor
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Siyasi Dosyalar

  :: AB`den hibe alan gazeteciler ve akademisyenler
  :: Egemen Bağış'ın Yalanları
  :: Kılıçdaroğlu hakkında bilinmeyen tek gerçek
  :: CHP'de Kürtçü Darbe Hazırlığı 2009
  :: Sayın Gülerce, Sayın Tezcan;
  :: Baykal'a yapılan tezgahın gayri resmi tarihi
  :: Banu Avar'ın Yasaklı Belgeseli
  :: Danıştay Suikast Örgütü
  :: Fethullahçıların rüyası Kürdistan haritası
  :: Tarihe geçecek o savunma
  :: Ümraniye ( Ergenekon ) Davası Tutanakları
  :: Osmanım'ın suç dosyaları
  :: TRT'de kadrolaşma
  :: Mustafa Sarıgül'ün malvarlığı
  :: Barzani Aşireti ve İsrail
  :: Silivri duruşmasından
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Cumhuriyet Tasfiye Ediliyor

PDF Yazdır Ağhesabı

Haber - Analiz : Mustafa Duran

Türkiye, tarihin en büyük dönüşüm sürecini yaşıyor. Bir yandan, Kürt açılımı adı altında başlatılan tartışmalarla üniter yapı ve ulus devlet ameliyat masasına yatırılıyor, “Türk kimliği” vurgusu anti demokratik bulunup, çok kimliklilik ve  mozaik söylemi ön plana çıkartılıyor. Bizzat Başbakan’ın öncülüğünde Cumhuriyet Türkiyesi’nin etnik kimlikleri red ve inkar politikasıyla bastırdığı iddiaları ortaya atılıyor. Diğer yandan ise komşularla sıfır sorun adı altında sınırlar kaldırılıyor; Türkiye sınırlarını tanımayan Ermenistan’la protokoller imzalanıyor; ABD tarafından çizilen, Türkiye’nin de bazı kısımlarını içine alan Sevr ve BOP haritaları yeniden elden ele dolaşmaya başlıyor.

Tüm bu gelişmelere pararel olarak da “Osmanlı” vurgusu gündemimize sokuluyor. Cumhuriyetin sözde red ve inkar politikasına karşın, “Osmanlı” modeli tavsiye ediliyor, Türk halkının Osmanlı sempatisi üzerinden Cumhuriyet karşıtlığı yaratılıyor. “Güçlü Türkiye”, “Bölgesel güç”, “Orta Doğu’nun lider ülkesi” gibi sloganlarla, Türkiye’ye yeniden Osmanlı elbisesi giydiriliyor. Peki bu rol bizzat AKP hükümeti tarafından planlanıp uygulamaya sokulan “milli” bir proje mi, yoksa küresel güçlerin tevdi ettiği emperyalizm taşeronluğu görevi mi? Bu sorunun cevabı yakın tarihte gizli... Cumhuriyetiin bağımsızlık belgesi olan Lozan Antlaşmasını tanımayan, Büyük Ortadoğu Projesi ile Türkiye’yi parçalama bölme niyetini gizlemeyen, ’Türk’e Sevr’i layık gören’ ABD’lilerin açıklamalarında...

İLK BOMBA BEYAZ SARAY DANIŞMANINDAN 
ABD yönetimi üzerinde büyük etkisi olan, Bill Clinton’a başkanlığı döneminde danışmanlık yapan Robert D. Kaplan 1994 yılında kaleme aldığı bir makalede Türkiye’nin Ortadoğu ile birleştirilmesi gerektiğini ifade etti. 28 Şubat 1994 tarihli Milliyet Gazetesi’nde de olduğu gibi yayınlanan makalede “İstanbul Merkezli Yakındoğu Federasyonu” ve “Türk-Yunan Federasyonu” gibi yeniden Osmanlılaştırıcı savlar öne sürüldü.


HABİTAT TOPLANTISINDA “YENİ OSMANLI” NIN AYAK SESLERİ 
Hazİran 1996’da İstanbul’da Habitat-II Toplantısının açılışına başkanlık eden BM Genel Sekreteri Butros Gali, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i kürsüye çağırırken, “Türkiye Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” diye takdim etmiş, Demirel bu yanlışlığı düzeltmeyip sessiz kalmıştı. Gali ayrıca konuşmasında da “Federe Devlet” deyimini kullanmıştı. 

ORTA DOĞU OSMANLILAŞTIRILMALI 
AmerİkalI Yahudi Yazar Noam Chomsky, Osmanlı hazırlıklarının yıllar öncesinden başladığının işaretlerini verenlerdendi. 90’lı yılların başında Türkçeye tercüme edilen kitabında şöyle önerilerde bulunuyordu: “Ortadoğu‘da ulusallık ve ulusal kimlik yok edilmeli bunun için de Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır.. Böylece bölgede Batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sistemin çarkları rahatlıkla işleyecektir. ABD için en tehlikeli düşman ve tehdit Bağımsızlık tehdidi. Asla hoş görülemez.”

YAHUDİLER DE DESTEK VERİYOR 
İSRAİL yönetimi üzerinde büyük etkisi olan Kudüs Federal Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Daniel Elazar da Osmanlı’ya dönüşün ateşli taraftarlarından... Elazar, 1990’lı yılların sonlarında uluslar arası platformlarda şu görüşleri dile getirdi: Ortadoğu için ulus-devletler değil, etnik-dinsel cemaatlerin doğal örgütlenme biçimleri belirleyici. Bunun için ‘Osmanlı millet sistemi’mümkün bir model...


İSRAİL’DE “OSMANLI” SERGİSİ
1999 ortalarında, Türkiye’nin ilk fotoğraf kuruluşlarından olan Abdullah Biraderler’in ve bir asır öncesinin diğer fotoğrafçılarının çektiği Ortadoğu manzaraları Eylül ayında İstanbul’da Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde sergilendi. “Osmanlı İdaresi Altında” ismini taşıyan serginin en ilginç tarafı ise resimlerin İstanbul’a 700. yıl kutlamaları programı çerçevesinde İsrail’den gelmiş olmasıydı. 

ABD ELÇİLİĞİNDE BASINA “YENİ OSMANLICILIK” BRİFİNGİ 
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman 2003 Ekim ayında göreve başlar başlamaz bazı medya mensuplarına Yeni Osmanlı brifingi verildi. Bir hafta süren brifingte gazetecilere dünyaca ünlü tarihçiler tarafından Osmanlı modelinin faziletleri anlatıldı...

CUNDA ADASINDA OSMANLICA KURSU
1999 Temmuz’unda Prof. Dr. Şinasi Tekin, Harvard Üniversitesi’ne bağlı olarak Ayvalık’ın Cunda Adası’nda “Yoğun Osmanlıca Yaz Okulu” açtı. Harvard’ı Türkiye’ye getiren Profesör Tekin, Ayvalık’ın Cunda Adası’nda satın aldığı eski bir Rum evini okula çevirdi ve okulu Amerikan Eğitim Bakanlığı’yla Türkiye’de YÖK’e onaylatıp faaliyete geçirdi.

Cesaretlendiren 3 kırılma noktası

Dolmabahçe buluşması 
“Osmanlıcılık” söylemi Başbakan Erdoğan’la, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt arasında 2007 Mayıs’ında Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirilen ikili görüşmenin ardından daha yüksek bir sesle dillendirilmeye başlandı. Yaşar Büyükanıt da, Mayıs 2008’de Harp Akademileri Komutanlığı’nda düzenlenen bir sempozyumun açılış konuşmasında “Osmanlı dönemine” övücü atıflarda bulunmuştu.

Büyükelçilik brifingi
Gittiği bütün ülkeleri karıştıran ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, 2003 Ekim ayında göreve başlar başlamaz, Yeni Osmanlı birifingi verdirtmişti. 10 gazeteci ve 3 tarihçinin katıldığı brifingi elçilik basın müsteşarı Joseph Hullington ve Kuzey Irak’taki Kürt parlamentosunun fikir babası Nicholas Kass brifing vermişti. Birifinge katılan gazetecilerden sadece birisi, Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök deşifre olmuştu. Ancak bu brifingin ardından bazı  köşe yazarlarının Osmanlı’ya olan özlemlerini dile getirmeleri dikkat çekmişti.

Oval Ofis zirvesi
Başbakan Erdoğan’ın 2005 yılı sonlarında ABD’ye yaptığı ziyaret de Yeni Osmanlı söylemlerinin hız kazanmasına neden olmuştu. Erdoğan ve ABD Başkanı George Bush,  Beyaz Saray Oval Ofiste bir saat ikili bir görüşme yapmıştı. ABD Başkanı Bush, Başbakan Erdoğan‘a, sömürgeleştirme planı olan Büyük Orta Doğu Projesi‘ne verdiği güçlü destek dolayısıyla teşekkür 
etmişti.

Erdoğan itiraf etti
Başbakan Erdoğan geçen Ramazan’da gazete ve TV kanallarının genel yayın yönetmenlerine Dolmabahçe’de verdiği iftar yemeğinde, Türkiye Cumhuriyeti’ne Osmanlı’yı hedef göstermişti. Yeni Osmanlıcılık özlemini dile getiren Erdoğan “Bizim şu anda üniter yapımızı çok güçlü kılmamız lazım.Ama şimdi şöyle bir Osmanlı’ya baktığımız zaman, Osmanlı bu noktada çok rahattı. Çünkü ayakları yere zaten sağlam basmıştı. Şimdi bizim Türkiye Cumhuriyetimizi o noktaya getirmemiz lazım” demişti.

Çılgın dönüşüm
İktidara geldiği 2002‘den bu yana devletin yapısını bozan  AKP, Türkiye’yi eyalet, diğer bir ifade ile “Osmanlı modeline” sürüklüyor

İl Özel İdareleri, Mahalli İdareler ve Kamu Yönetimi Yasası: 
Federal sistemin uygulandığı ABD, Kanada, İsviçre, Belçika gibi ülkelerden önnek alınarak hazırlanan ve 10. Cumhurbaşkanı Sezer‘in vetolarına rağmen yürürlüğe konulan yasa ile, yerel yönetimler bazı imkan ve yetkilere kavuşturuldu.

Maden Yasası: Hükümet eliyle değiştirilen yasa ile kamu çıkarlarını bir yana atılıp,  yabancı şirketler için kolaylaştırıcı düzenlemeler getirdi. 

Kalkınma Ajansları: Avrupa‘nın, Osmanlı‘ya dayattığı federalizm, AKP tarafından ‘Kalkınma Ajansları‘ adı altında resmen uygulamaya konuldu. Türkiye, toplam 23 ili kapsayan 8 bölgeye bölündü. 100 üyeli kalkınma kurulları oluşturuldu. Ajansların Ankara’yı pas geçerek istediği ülkelerle direkt temasa geçebilmesinin yolu açıldı. Böylece Ankara’nın başkentliği sözde kaldı.

İstinaf Mahkemeleri: Eyalet sistemini yerleştirmek için atılan en önemli adımlardan birisi. Cumhuriyet‘in kuruluşunda şeri mahkemelerle birlikte kaldırılan ve Eyalet sistemine özgü bir yapı olan bölge (istinaf) mahkemeleri kurulmaya devam edilecek. İlki Diyarbakır‘da AB parasıyla açılan mahkeme, 9 ilde daha faaliyete başlayacak.

Özelleştirmeler: Tüpraş, Telekom, Erdemir, Petkim, TEKEL gibi dev kuruluşlar bir bir özelleştirildi. Yasal zemin hazırlanarak Türk bankaları bir bir yabancılara satıldı. Serbest piyasa ekonomisine geçiş gerekçesiyle ülke yağmaya açıldı.

Yabancıya toprak satışı: Yine başta tapu kanunu olmak üzere bir dizi yasada değişiklikler yapılarak yabancı özel ve tüzel kişilerin, mülk edinmelerinin önü açıldı. Son birkaç yılda satılan toprnak miktarı milyon metrekarelerle ifade edilir oldu. Didim, Alanya gibi tatil yörelerinde mülk edinen binlerce yabancı artık yerel yönetimlerde söz sahibi olmak için girişimde bulunuyor.

Petrol Yasası:  Yasayla devletin petrol ve doğalgaz arama ve işletme hakkından vazgeçildi. Yine eyaletleşme adımı olarak görülen ‘Karalarda elde edilen devlet hissesinin yüzde 50‘si işletme ruhsatının bulunduğu ilin il özel idaresinin açtıracakları hesaba aktarılır‘ maddesi ise tepkiler üzerine yasadan çıkartıldı.

İç Güvenlik Reformu: AB‘nin istediği projeye göre Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik, yeni kurulacak ‘İç Güvenlik Müsteşarlığı‘na bağlanacak. Böylece TSK pasifize edilirken, jandarma da sivilleşecek. Sınır güvenliğini sağlama görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığı‘ndan alınarak, İçişleri Bakanlığı sorumluluğuna verilecek.Proje 2014‘te bitecek, sınırlar ‘sınır polisi‘nce korunacak.


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar