Anasayfa arrow Dosyalar arrow Siyasi Dosyalar arrow Taraf, Kimler Tarafından ve Ne Amaçla Destekleniyor?
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Siyasi Dosyalar

  :: AB`den hibe alan gazeteciler ve akademisyenler
  :: Egemen Bağış'ın Yalanları
  :: Kılıçdaroğlu hakkında bilinmeyen tek gerçek
  :: CHP'de Kürtçü Darbe Hazırlığı 2009
  :: Sayın Gülerce, Sayın Tezcan;
  :: Baykal'a yapılan tezgahın gayri resmi tarihi
  :: Banu Avar'ın Yasaklı Belgeseli
  :: Danıştay Suikast Örgütü
  :: Fethullahçıların rüyası Kürdistan haritası
  :: Tarihe geçecek o savunma
  :: Ümraniye ( Ergenekon ) Davası Tutanakları
  :: Osmanım'ın suç dosyaları
  :: TRT'de kadrolaşma
  :: Mustafa Sarıgül'ün malvarlığı
  :: Barzani Aşireti ve İsrail
  :: Silivri duruşmasından
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Taraf, Kimler Tarafından ve Ne Amaçla Destekleniyor?

PDF Yazdır Ağhesabı

Dr. M. Galip BAYSAN

 

  Yapılan yayınlarda bu gazete ve destekçileri yayınladıkları sansasyonal haberlerle Türk toplumunun menfaatlerini, Demokrasinin daha gelişmesini veya halkın haber alma özgürlüğüne saygılı olarak yapılan haksızlıkları ortaya koyduklarını söylüyorlarsa da bu konuda çoğu kimseyi inandırabildiklerini sanmıyoruz.

  Ancak bu Taraf olayında gazeteyi çıkaran, finanse edenler kadar destek verenler de kendi ulusal çıkarlarına büyük kötülük yaptıklarının farkındalar mı acaba. Taraf yayıncıları olarak öne çıkan Altan Ailesinin bir ferdi ile Newyork'tan apar topar getirilen Milliyet muhabiri Yasemin Çongarı biliyoruz da asıl Ağalar kimler bunları da bilmek isterdik.

Notlarımızı karıştırınca «Tarafın finans kaynağı kim?» sorusunun daha önce de bazı yazarlar tarafından sorulduğunu gördük. Mesela 17 Temmuz 2008 tarihli Vatan gazetesinde Fatih Altaylı bu sorunun cevabını şu sözlerle açıklıyor:

«Taraf'ın parası nereden?»

Önce ben sordum, «Taraf'ın finansman kaynağı kim?» diye. Sonra Genelkurmay Başkanı (Orgeneral Yaşar Büyükanıt) aynı soruyu tekrarladı. Yanıt yerine hassas kalplerin yazarı Ahmet Altan'dan küfür geldi. Soruyu tekrarladım, basit bir yanıt istiyorum diye. Musluk sesi geldi, «Tısss» diye.

Madem o yanıt vermiyor, yanıtın en azından bir bölümünü ben vereyim.

Taraf isimli mevkutenin masraflarının büyük bölümü Çalık Grubu, daha doğrusu Vakıfbank ve Halkbank tarafından finanse edilen Turkuvaz Medya tarafından karşılanıyor.

   Yani sizin, benim, devletin parasından. Taraf gazetesi, Çalık'a ait Sabah gazetesinin matbaalarında basılıyor. Kâğıdı, mürekkebi bu grup tarafından karşılanıyor. Dağıtımı yine aynı grup tarafından yapılıyor. Taraf Gazetesi, bütün bu işler için Çalık Grubu'na daha beş kuruş ödemedi. Masrafları Çalık Grubu yapıyor, karşılığında Taraf'tan 1 yıl vadeli çek alıyor. Taraf'ın günde 150 bin gazete bastırdığı raporlarda görünüyor.

Bu gazetelerin tanesi 30 kuruşa mal olsa, günde 45 bin lira kâğıt ve baskı parası var.
Buna yazı işleri harcamaları dâhil değil. Sadece bu maliyet ayda 1,5 milyon YTL.
Dağıtım maliyetini de ekleyince bu rakam hemen hemen 2 milyon YTL. Yılda 24 milyon YTL. Taraf bu harcamalar için «Çek» veriyor. Teneşir vade ( yani mezarda ödemecesine, daha açıkçası hiçbir zaman ödenmesi beklenmeyen bir senet). Bu durum TMSF yönetiminden beri sürüyor.

Çalık Grubu Sabah'ı devraldığı zaman Medya Grup Başkanı Serhat Albayrak'a bu durum bir rapor halinde sunuluyor. Zaten mali sıkıntıda olan gruba bunun da büyük bir yük getirdiği söyleniyor. Taraf'ın finans kaynaklarından biri budur.
Yaptığı hizmete oranla bence düşük bir maliyet.

Bu yayın organının yurt dışından nasıl finanse edildiğini bir dostumdan aldığım aşağıdaki mail şu şekilde bir açıklık getirmektedir:

«Taraf Gazetesi'nin para aldığı ABD'deki kurumun adı: NED. Yani National Endowent for Democracy.Bu kurum Odatv.com takipçilerine yabancı değil. «renkli devrimlere» sahne olan tüm ülkelerde bu kurumun adını görüyoruz. (Bknz: Odatv arşivi)Peki National Endowment for Democracy isimli Washington'daki bu «renkli devrimler» mucidi/sponsoru Taraf Gazetesi'ne nasıl maddi yardımda bulunuyor biliyor musunuz;"muhabir yetiştirme desteği!»

Geçtiğimiz günlerde NED'ye giden bir Türk sivil toplum kuruluşu yetkilisi Türkiye ile medya işbirliği yapıp yapmadıklarını sorduğunda «Evet Taraf gazetesini destekliyoruz. Muhabir yetiştirme programlarına yardım yapıyoruz» yanıtını aldı.

 Taraf Gazetesi, «renkli devrimlerin» sponsorundan para almayı nasıl açıklayacak acaba? (
http://odatv.com/ odatv.com1 Temmuz 2009)

İnşallah bir gün Taraf Yayıncıları verdiğimiz bilgilerin ve yaptığımız yorumların yanlış olduğunu, yayınlarının belirli kurumları yıpratma amacıyla değil de Türk Kamuoyunun bilgilendirilmesine yardım amacıyla yapıldığını, ne dış güçler, ne PKK ve ne de Radikal Dinci kişi ve kurumlardan hiç bir destek almadığını açıklama cesareti gösterir de, biz de bu yayın organı konusundaki olumsuz düşüncelerden kurtuluruz. Ama nerede o erdemli insanlar?

Yine ayni konuda okurlarımızdan biri « Taraf Gazetesi hangi internet sunucusundan yayın yapıyor?» sorusunu soruyor ve yaptığı araştırmalar sonucunda cevabı özet olarak şöyle açıklıyor:

«Taraf gazetesinin yayın yaptığı internet sitesinin sinyallerini takip ettiğimizde karşımıza Pusula Bilgi İşlem Ltd Şti çıkıyor.Yani Taraf internet hizmetini NEVBAHAR MAH.SUPHİ PAŞA SOK.NO.17 HASEKİ adresindeki Pusula şirketinden alıyor.Kavşıtları güya http://www.pusulabilgiislem. com/ girmeye çalışın bakalım, girebiliyor musunuz? Hayır mı? Internet hizmeti satan bir şirketin ağ sayfasının olmaması çok da olağan bir durum gibi görünmüyor.

Peki Pusula firması interneti nereden alıyor

Sıkı duruyoruz Teksas'tan....Yani cemaatin cennet mekanından....

The Planet.com'dan

Peki ThePlanet.com daha başka kimleri ağırlıyor serverlarında?

Allahın çok ilginç bir lütfu olarak FGulen.com ve FGulen.net adlı cemaat sitelerimiz de burada Taraf ile birlikte yayın yapıyorlar.»

Ne hoş bir tesadüf, ne ilginç rastlantılar değil mi ? Resmi organların neden Taraf Gazetesinin yayınlarına o kadar büyük destek verdiklerini şimdi ANLADINIZ MI?


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar