Anasayfa arrow Dosyalar arrow Siyasi Dosyalar arrow Ergenekon Belgesini Fethullahçı Gladyo Yazdı
 
   
Türkçülüğün Esasları
Türkçülüğün Özü
A) Dilde Türkçülük
B) Sanatta Türkçülük
C) Ahlaki Türkçülük
D) Hukukta Türkçülük
E) Dinde Türkçülük
F) İktisatta Türkçülük
G) Siyasette Türkçülük
H) Felsefede Türkçülük
Genel İçerik
Marşlarımız
Görsellikler
Türk Dünyası Ezgileri 1
Türk Dünyası Ezgileri 2
Türkçülük Hakkında
Tüm Dosyalar
Tüm Yazarlar
Edebiyat
Makaleler
Tepkisiz Kalma
Ağelini Öneriniz
Belge Resim

Bilgilendirme
Görsellik
Kitap Önerileri
Büyük Türkçüler
Büyük Türkçülerden
Azınlık veya Özerk Türkler
Nutuk
Siyasi Dosyalar

  :: AB`den hibe alan gazeteciler ve akademisyenler
  :: Egemen Bağış'ın Yalanları
  :: Kılıçdaroğlu hakkında bilinmeyen tek gerçek
  :: CHP'de Kürtçü Darbe Hazırlığı 2009
  :: Sayın Gülerce, Sayın Tezcan;
  :: Baykal'a yapılan tezgahın gayri resmi tarihi
  :: Banu Avar'ın Yasaklı Belgeseli
  :: Danıştay Suikast Örgütü
  :: Fethullahçıların rüyası Kürdistan haritası
  :: Tarihe geçecek o savunma
  :: Ümraniye ( Ergenekon ) Davası Tutanakları
  :: Osmanım'ın suç dosyaları
  :: TRT'de kadrolaşma
  :: Mustafa Sarıgül'ün malvarlığı
  :: Barzani Aşireti ve İsrail
  :: Silivri duruşmasından
Türkçe
Türkçe Adlar
Türkçe İzgileri
Hayvan Adları
Türkçe Terimler
Göktürk Yazıtları
Kuş Adları Derlemesi
Türkçe Adlar Sözlüğü
Kazakistan Türkçesi Sözlüğü
Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü
Dosyalar
İletişim
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlgili İçerikler

Ergenekon Belgesini Fethullahçı Gladyo Yazdı

PDF Yazdır Ağhesabı

ERGENEKON BELGESİNİ FETHULLAHÇI GLADYO YAZDI

Temmuz 2008

 

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Hasan Basri Özbey, bugün (28 Temmuz 2008) Ankara'da bir basın toplantısı yaparak İddianamede "Ergenekon" örgütünün varlığına temel "kanıt" olarak ileri sürülen "Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi, İstanbul 29 Ekim 1999" isimli doküman hakkında açıklamalrda bulundu. Özbey özetle şunları söyledi;

 

İDDİANAMENİN TEMELİ "ERGENEKON" DOKÜMANI

Ergenekon İddianamesi'nin temel dayanağı "Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi, İstanbul 29 Ekim 1999" isimli "Ergenekon" dokümanıdır.

İddianamenin 56. sayfasında "Ergenekon" dokümanı "örgütün amaçlarını, hedeflerini, yöntemlerini, prensiplerini, yapılanmasını, örgüt mensuplarının profillerini, örgütün gelir kaynaklarını ve yönetim kadrolarını ayrıntısıyla düzenleyen bir belge" olarak tarif edilmektedir.

İddianamede, "Ergenekon Terör Örgütünün" varlığının temel "kanıtı" olarak bu doküman gösterilmiştir.

İddianamede Tuncay Güney'in 2001 yılında dolandırıcılık suçundan gözaltına alındığı sırada verdiği ifadeye dayanılarak bu dokümanın "Veli Küçük'ün talimatıyla Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Deniz Bilge ve Emekli Albay Suphi Karaman ile birlikte Bilecik'te hazırlandığı" iddia edilmektedir.

Oysa Sayın Perinçek 1990'lardan itibaren Devlet koruması altındadır. Gittiği yerler bellidir. Bilecik'te böyle bir buluşma ve toplantı olmamıştır.

Yine iddianamenin 56. sayfasında devamla "dokümanın son sayfasında yazı metninin bittiği yerde 'en içten saygı ve şükranlarımızla' yazısının hemen altına 'Strateji Grubu' yazıldığı, fakat bu yazının üzerinin mavi tükenmez kalemle karalandığı, Doğu Perinçek'ten ele geçirilen belgenin bu kısmının aynı şekilde karalanmış fakat fotokopi olduğu, dolayısıyla Perinçek'te ele geçirilen Ergenekon belgelerinin Veli Küçük'ten fotokopi çekilmek suretiyle çoğaltıldığı ve asıl belgenin Veli Küçük'te ele geçen belge olduğu" ileri sürülmektedir.

Savcı Öz'e göre, belgeyi kaleme alan Sayın Perinçek'tir. Ama her nasılsa Sayın Perinçek kendi yazdığı belgenin bir nüshasını muhafaza etmek yerine, Veli Küçük'ten imzası karalanmış bir fotokopisini almaktadır. Bu akıl fukarası açıklamaya ancak tertipçiler inanır.

Yine iddianamenin 56 ve 172. sayfalarında bu dokümanın "sadece örgütün yönetici kadrosunda yer alan Veli Küçük, Doğu Perinçek ve örgüt üyesi Tuncay Güney'den elde edildiği" belirtilmektedir.

Oysa "sadece Perinçek, Küçük ve Güney'de ele geçirildiği" iddia edilen bu belgeden çok önce haberdar olan ve de gazetelerinde yayımlayanlar vardır! Öte yandan iddianamesinde Tuncay Güney'den "örgüt üyesi" olarak söz eden Savcı Öz'ün, onun hakkında dava açmaması anlamlıdır. Anlaşılan Savcı Öz, kanunsuzluğunu burada da sürdürerek, "örgüt üyesi" dediği sahte haham Tuncay'ı sanık olmaktan kurtarmıştır.

İddianamede, Sayın Doğu Perinçek'in "ERGENEKON" örgütünün kurucusu ve yöneticisi olduğunun "kanıtı" olarak bu dokümanı yazması ve kendisinde bulunması gösterilmektedir. Savcı Öz'e soruyoruz; 2000'lerin başlarında bu belgenin elinde bulunduğunu açıklayan ve yayımlayanlara ne yapacaksınız?

BELGE DOĞU PERİNÇEK'E NASIL ULAŞTI?

Sayın Doğu Perinçek, bu belgeden ilk kez Mayıs 2006 sonlarına doğru, Sayın Yavuz Donat'ın daveti üzerine Sabah gazetesi Ankara Bürosu'na yaptığı ziyaret sırasında kendisiyle röportaj yapan Aslı Aydıntaşbaş'ın belgeyi göstererek, sorduğu soru ile haberdar olmuştur. Bu ziyaret sona ererken Aslı Hanım belgenin bir fotokopisini Sayın Perinçek'e vermiştir.

Bunu Sayın Aslı Aydıntaşbaş, 1 Haziran 2006 tarihinde Sabah gazetesinde yayımlanan köşe yazısında şöyle anlatmıştır: "Perinçek'e, devleti koruma amacıyla kurulduğu iddia edilen 'Ergenekon' yapılanmasının iç tüzüğü niteliğindeki belgeyi gösteriyoruz. Bir baskında ele geçen belge Danıştay saldırısı sonrasında yeniden incelemeye alındı. Doğu Perinçek, okuma gözlüklerini çıkarıp, belgeyi okumaya başlıyor. O okurken ben atlıyorum: 'Bazıları bunu sizin yazdığınızı söylüyor'. Dikkatle okuduğu metinden başını kaldırıp 'Hayır… Ama belli ki benim söylemlerimden etkilenmiş' diyor. 'Örneğin bakın burada Türkiye'de Kurtuluş Savaşını 1914'de başlatıp, 1922'de bitiren bir tek ben varım. Ancak ben hiçbir zaman Atatürk için 'Ulu Önder' ifadesini kullanmam. Yer yer benden etkilendikleri ortada… Ama ben yazmadım… Ben böyle bir örgütün ne tüzüğünü yazarım, ne emrine girerim. (…) Böyle bir yapıya gidilmesi son derece tehlikeli sonuçlar doğurur.'…"

BELGEYİ 2000 YILINDAN ÖNCE ELİNDE BULUNDURAN FEHMİ KORU DA "ERGENEKON" ŞÜPHELİSİDİR

"Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi" adlı dokümandan ilk söz eden Fehmi Koru'dur. Fehmi Koru, "Taha Kıvanç" imzasıyla, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001 tarihli yazılarında bu belgeyi çok önceden bildiğini açıklamıştır. Koru, "Hayaller gerçek galiba" başlıklı yazısında"Sanki ben çıkarmışım gibi, dün bütün gün 'Bu Ergenekon da nereden çıktı?' sorusuna cevap vermek zorunda kaldım… 'Yeniden kurulsun diye hakkında rapor hazırlanan Ergenekon, çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan, 'devleti yapılandırma' amaçlı bir örgüt" demektedir. Koru yazısında, 24 sayfa olduğunu söylediği bu dokümanın sonunda yazanın adının bulunduğunu da belirtmektedir.

Belge, 2001 yılından önce Koru'nun elindedir. Sayın Perinçek'te bulunduğu iddia edilen belge altındaki isim-imza karalanmış ve fotokopi iken; belge aslı imzalı halde Fehmi Koru'nun elindedir.

Amerikan cephesinin Türkiye düşmanı faaliyetlerini çok iyi bilen Fehmi Koru'nun, "Ergenekon operasyonuna 5 Kasım 2007 günü Beyaz Saray'da yapılan Bush-Tayyip görüşmesinde karar verildi" yazısı bu noktada çok anlamlıdır. (Yeni Şafak 1 Şubat 2008)

2455 sayfalık "rekor" iddianame yazacak kadar "becerikli" olan Savcı Öz, her ne hikmetse tertibe medya cephesinden en büyük desteği veren Fehmi Koru'nun bu "önemli" bilgisinden yararlanmayı ihmal ediyor, belgenin bütün basının elinde olduğunu, yayımlandığını bilmiyor…

Öte yandan 2006 yılında Aslı Aydıntaşbaş tarafından verilen bu belge fotokopisi elinde bulundu diyerek Sayın Perinçek'i örgüt kurucusu ve yöneticisi ilan eden Savcı Öz, belgenin imzalı aslını elinde bulundurduğunu 2001 yılında açıklayan Fehmi Koru'yu da şüpheliler listesine almaya gerek duymuyor.

HAKKINDA BÜTÜN DETAYLARI BİLEN SAVCI ÖZ, "BİR NUMARA"YI NEDEN BULMAK İSTEMİYOR!

Medya var gücüyle "Ergenekon Örgütü"nün "BİR NUMARASI"nı aramaktadır. Kamuoyu da bu sorunun yanıtını merakla beklemektedir.

Savcı Öz, "BİR NUMARA"yı bilmektedir.

İddianamenin 911. sayfasında "Bir Numara"; "60-65 yaşlarında, sarı saçlı, göçmen tipli, saçları seyrek, sert mizaçlı, bıyıksız, sakalsız, nizami her gün tıraş olan, Dikmen Öveçlerde bir apartmanın giriş katında oturan, iki kızı olan, bir kızının üniversitede, diğerinin Dikmen'de lise ikinci sınıfta okuyan…" bir kişi olarak tarif edilmektedir. Bu tarifin sahibi "Ergenekon" hakkında uydurma kitaplar yazan ve dolandırıcılık suçundan tutuklanmış olan "tanık" Zihni Çakır'dır. Çakır, bu beyanını hayali bir şahsın anlatımına dayandırmaktadır.

Savcı Öz, "sadece ayakkabı numarasını tespit edemediği" ancak hakkında bu kadar ayrıntılı bilgi sahibi olduğu bir kişiyi her ne hikmetse bulmak diye bir sorunu yok. Çünkü biliyor ki; ne "Ergenekon" diye bir örgüt, ne de bir numara var!

Nitekim Fehmi Koru, bugün (28 Temmuz 2008) Star gazetesinde yayımlanan röportajında tertibin çöktüğünü görmüş olacak ki; "BİR NUMARA ZATEN YOKTU!" diyor. Anlaşılan Fehmi Koru, Gladyo'nun psikolojik savaş gemisini ilk terk eden olma hazırlığındadır.

GERÇEK "BİR NUMARA"NIN ADRESİ BELLİDİR

ABD güdümlü AKP iktidarı, Cumhuriyeti yıkma misyonunun karşısına dikilen İşçi Partisi'ni ve Türk Ordusu'nu yıllardan beri hedef tahtasına koymuştur. Amerikancı Gladyo, senaryoyu daha 2001 yılında yazmıştır. 2001 yılında tutturulamayan Ergenekon Operasyonu 2008'de yeniden tezgâha konulmuştur.

Kriz derindir. ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) karaya oturmuştur.

İşçi Partisi, ABD'nin ve AB'nin Türkiye'yi hedef alan uygulamalarına karşı direnmenin odağıdır.

Türkiye'yi, İşçi Partisi'ni ve Türk Ordusu'nu hedef alanlar, amaçlarına ulaşabilecekleri kuvvet ve imkânlardan yoksundurlar; perişan olacaklardır.

Cumhuriyeti yıkmaya kalkanlar, yıkılmaya koşmaktadırlar.

SüperNATO, İtalya'daki adıyla Gladyo, bir NATO gerçeğidir. ABD, NATO ülkelerini bu yasa dışı ve gizli örgütle denetler, hatta yönetir. Bu örgütü Türkiye'ye anlatan, öğreten, içini dışını ortaya seren, bu uğurda şehitler vermiş olan Parti, İşçi Partisi'dir.

Bugün Ergenekon tertibini yürüten örgüt, aynı örgüttür. İster "Kontrgerilla" ister "Gladyo" adını verin, NATO içindeki isimlendirmeyle, işte o, SüperNATO'dur.

"Ergenekon terör örgütü" yoktur. Türkiye'nin başına bela olan SüperNATO örgütü Gladyo vardır.

Türkiye'nin bağımsız ve demokratik bir ülke haline gelmesi için devletin içinden de, toplumun içinden de bu örgütün KÖKÜNÜN KAZINMASI şarttır.

Bu örgütü ABD güdümlü adreslerde, BOP Eşbaşkanlığı ekseninde bulabilirsiniz.

Aranan "Bir numara" da işte bu örgütün içindedir; yurtsever kurum ve örgütlerde değil!

 

İP Genel Başkan Yardımcısı Av. Hasan Basri Özbey

 

 Tertip çöküyor! Amerika ve Fethullahçı Gladyo panik içinde!

 

İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Mehmet Bedri Gültekin:

 

Son bir hafta içinde İşçi Partisi'ne yönelik Psikolojik Savaş'ın ağırlaştığını görüyoruz. Malum basın yayın organlarının manşetine her gün Partimizle ilgili olarak yeni bir yalan çıkarılıyor.

 

Yalan kampanyası, tertibin çöktüğünün kanıtıdır. Başka bir şey değil.

 

İşçi Partisi, yalanların karşısına gerçeklerle çıkmaktadır.

 

Öte yandan Savcı Zekeriya Öz, 23 Temmuz günü Atv muhabirine "Operasyon'un merkezinde İşçi Partisi ve Ulusal Kanal var" diyerek hem bir itirafta bulundu hem de bir fiyaskoyu kendi ağzıyla söylemiş oldu.

 

Hani bu Ergenekon operasyonu bir darbe soruşturması idi?

 

EŞREF BİTLİS SUİKASTİ

 

Yeni Şafak'ın CIA ajanı Haham Tuncay'ı tanık göstererek kafa karıştırmaya ve asıl faillerini gizlemeye çalıştığı cinayetlerden biri, eski Jandarma Genel Komutanı org. Eşref Bitlis'in uçağının sabotajla düşürülerek şehit edilmesidir.

 

Eşref Bitlis, Amerika'nın kukla devlet projesine karşı olduğu ve Çekiç Güç'ün hem PKK'ya silah verilmesinde rol aldığı, hem de kukla devlet olayındaki rolünü gördüğü ve buna engel olmaya çalıştığı için şehit edildi.

 

Bu suikastın o zaman ne yazık ki üstü örtülmeye çalışıldı. Olayın üzerine giden ve bunun bir Amerikan cinayeti olduğunu açığa çıkartan İşçi Partisi'dir.

 

Genel Sekreterimiz Avukat Sayın Nusret Senem açılan davada müdahil avukat olarak görev yaptı. ODTÜ ve İTÜ'den aldığımız bilirkişi raporları ile uçağın buzlanma sonucu değil, sabotaj sonucu düştüğünü kanıtladık.

 

Genel Başkanımız üst üste yaptığı üç basın toplantısı ile ulaştığımız gerçekleri kamuoyuna açıkladı.

 

Aydınlık dergisi konuyu defalarca kapak konusu olarak işledi, araştırdı ve ortaya çıkan gerçekleri kamuoyuna sundu. Merkez Karar Kurulu üyemiz, gazeteci arkadaşımız Sayın Adnan Akfırat olayı bütün boyutları ile araştırdı ve vardığı sonuçları kitaplaştırdı.

 

İşçi Partisi bütün bu gerçekleri açıkladıktan sonra Tuğgeneral Veli Küçük, 1996 yılında makam odasında, iki kurmay albayın hazır olduğu bir görüşmede, Aydınlık muhabirine sabotajın Amerika tarafından yapıldığını açıkladı.

 

Bütün bunlar belgelerle kanıtlıdır. Yeni Şafak yalan söylemektedir.

 

HALİT GÜNGEN ARKADAŞIMIZIN ÖLDÜRÜLMESİ

 

Yeni Şafak Gazetesi 24 Temmuz tarihli yayınında CIA ajanı Haham Tuncay'ın yalanlarına gene manşetten yer vererek İşçi Partisi'ne ve Türk Ordusu'nu hedef alan bir yalan haber daha yaptı.

 

Yeni Şafak gazetesi, "2000'e Doğru Diyarbakır Muhabiri Halit Güngen Hizbullah militanlarının Jandarma'da eğitildiğinin fotoğraflarını çekti ve Dergi merkezine gönderdi ve bunun üzerine öldürüldü" diyor.

 

Baştan sona yalan! Gerçek şudur:

 

Halit Güngen'in "Hizbullah Çevik Kuvvet merkezinde eğitiliyor" başlıklı haberi, 16 Şubat günü çıkan 2000'e Doğru dergisinde yayınlandı. Ve iki gün sonra 18 Şubat 1992'de arkadaşımız Gladyo tarafından katledildi.

 

UĞUR MUMCU CİNAYETİ

 

Partimize karşı saldırıda kullanılan "malzeme"lerden biri de İşçi Partisi'nde "Uğur Mumcu cinayetine ilişkin belgelerin bulunduğu" yolundaki haberlerdir.

 

Genel Başkan Yardımcılarımız Sayın Ceyhan Mumcu ve Sayın Mehmet Cengiz 17 Temmuz günü yaptıkları basın toplantısında Uğur Mumcu Cinayeti üzerine çıkan yalan haberler ile ilgili olarak şunu söylediler:

 

"Bizler Mehmet Cengiz ve Ceyhan Mumcu, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcılarıyız. Birimiz Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu gibi Türkiye'nin değerli aydınlarının katline ilişkin davalarda müdahil vekili olarak görev yaptık. Diğerimiz Uğur Mumcu'nun ağabeyi ve 'Umut Davası' müdahilidir."

 

Dolaysıyla Amerika'nın işlediği bu cinayetlere ilişkin belgelerin İşçi Partisi'nde olmasından daha doğal ne olabilir? Çünkü İşçi Partisi katledilen aydınlarımızın Partisi'dir. Saldırıya uğrayan bütün aydınlarımızın davasını üstlenmiştir.

 

Yalan haber yazanların eksik bıraktıkları önemli nokta, bulunduğunu iddia ettikleri belgelerin birer örneğinin de ilgili dava dosyalarında bulunduğudur.

 

 DİYARBAKIR MİTİNGİ

 

İşçi Partisi 9 Haziran 2007'de Diyarbakır'da başarılı bir "Barış ve Kardeşlik Mitingi" gerçekleştirdi.

 

Mitinge büyük çoğunluğu Bölge halkından olmak üzere yaklaşık 10 bin yurttaş katıldı. Hiçbir olay çıkmadan ve büyük bir disiplin içinde gerçekleştirilen mitingimizin temel hedeflerinden biri Amerikan emperyalizmine Diyarbakır'ımızdan bayrak göstermekti.

 

Aradan tam 13 buçuk ay geçtikten sonra 22 Temmuz günü Vakit gazetesinin manşetinde yer alan yalan haber, mitingimizin ne kadar etkili olduğunu ve hedef aldığı gücü yani Amerika'yı ne kadar rahatsız ettiğini kanıtlıyor.

 

Amerika ve işbirlikçileri Türk'ü ve Kürt'ü birbirine kırdırmaya çalışıyor. Diyarbakır'da son derece başarılı bir "Kardeşlik mitingi" onları korkutmasın da kimi korkutsun?

 

Dikkate değer çok önemli bir nokta, daha önce köylerinde Cumhuriyet Bayramı kutlaması gerçekleştiren ve 9 Haziran 2007'deki "Birlik ve Kardeşlik mitingine bütün gücüyle katılan Bismil Cumhuriyet (Aslanoğlu) köyünün İşçi Partisi Temsilcisi Muhyettin Öksün'ün ve yeğeni Ömer Öksün'ün aynı günlerde (17 Temmuz 2008) ağa'nın adamları tarafından katledilmeleridir.

 

EN BÜYÜK TANIK: CIA AJANI HAHAM

 

Operasyon medyasının hala en büyük ve biricik "Tanığı" CIA ajanı ve "Tanrı'nın İsrail'i için çalıştığını" söyleyen Haham Tuncay Güney.

 

CIA ve MOSSAD Türkiye'nin milli güçlerine saldırmak için her gün yeni senaryolar ve yeni yalanlar söyletiyorlar Haham Tuncay'a. Fethullah medyası AKP yandaşı basın ise bu yalanları manşetten duyuruyor.

 

İşbirliği yapan takıma bakın: CIA, MOSSAD, Soros, Haham Tuncay, Fethullahçı Gladyo, AKP ve PKK!

 

 CIA AJANI HAHAM TUNCAY'A MI; YOKSA GENELKURMAY BAŞKANININA MI İNANACAĞIZ?

 

Yalanları belgelerle çürütüyorsunuz. Ama aynı yalanlar büyük bir yüzsüzlükle tekrar yayınlanıyor.

Doğu Perinçek'in referansıyla TSK'dan subayların refakatinde Barzani, Talabani ve PKK'ya silah gönderildiği yalanında olduğu gibi. Genelkurmay Başkanlığı yaptığımız başvuru üzerine bu iddiayı yalanlayan bir cevap gönderdi. Cevabı basına verdik. Ama yalan tekrar servise konuyor.

 

Sorun şudur: Haham'a mı yoksa Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanına mı inanacağız?

 

AKP ve Fethullahçı takım Haham Tuncay'a inanıyor, milletimiz ise Türkiye Cumhuriyetinin Genelkurmay Başkanlığı'na inanıyor.

 

 İŞÇİ PARTİSİ'NDE HALKTAN GİZLENEN BİLGİ BULUNMAZ

 

İşçi Partisi, Türkiye'nin Partisidir. Milletine karşı sorumludur. Türkiye'nin her sorunu, milletimizin her derdi İşçi Partisi'nin sorunu ve derdidir. Vatan ve Millete karşı her faaliyetin karşısında durmak ve buna karşı mücadele etmek, herkesten önce İşçi Partisi'nin sorumluluğudur.

 

Bunun içindir ki her vatan ve millet düşmanı faaliyetin bilgisi, Türkiye'yi savunan İşçi Partisi'ne ulaşmıştır. İşçi Partisi de bu bilgileri araştırmış ve doğru olduğuna kanaat getirdiği bilgileri derhal halkla paylaşmış ve karanlıkların üzerine giderek, aydınlatmıştır.

 

 İşçi Partisi bu görevini varlığını milletine armağan ederek layıkıyla yerine getirmiştir.

 

 İŞÇİ PARTİSİ'NİN ORTAYA ÇIKARIP, MÜCADELE ETTİĞİ GLADYO FAALİYETLERİNDEN BAZILARI

 

İşçi Partisi, Amerikan emperyalizminin Türkiye'de örgütlediği SüperNATO, diğer adlarıyla Gladyo veya Kontrgerillanın her karanlık faaliyetini açığa çıkarmış, kendi ifadeleriyle Gladyo'yu birçok kere felç etmiştir.

 

 

Türkiye halkı;

 

· 1970-1980 arasında Kontrgerillanın karanlık faaliyetlerinden;

 

· Çiller Özel Örgütü'nden;

 

· Susurluk'un ne olduğundan;

 

· Hizbullah'ın Gladyo tarafından kurulduğu, Emniyete ait Özel Harekât'ta eğitildiklerin-den;

 

· Eşref Bitlis'in Amerika tarafından düzenlenen suikast sonucu şehit olduğundan;

 

· Karen Fogg'un yıkıcı faaliyetlerinden;

 

· Fethullahçı F Tipi örgütlenmeden;

 

· PKK'nın MİT tarafından kurdurulduğundan;

 

· Tayyip Erdoğan'ın BOP eşbaşkanı olduğundan;

 

· Abdullah Gül'ün ABD ile 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma yaptığından;

 

 Vb. vb. İşçi Partisi'nin mücadelesi ve aydınlatması sonucunda haberdar olmuştur.

 

İŞÇİ PARTİSİ MAFYA TARİKAT GLADYO REJİMİNİN BÜTÜN KARANLIK İŞLERİNİ ORTAYA ÇIKARIP VE HALKA AÇIKLAMIŞTIR VE AÇIKLAYACAKTIR

 

İşçi Partisi, 40 yıldır Küçük Amerika düzeninin Mafya Tarikat Gladyo rejiminin bütün suçlarını birer birer tespit etmiş, nedenlerini ve faillerini ortaya çıkarmış ve halka açıklamıştır. Bunun içindir ki bu belge ve bilgilerinin tamamı, bilginin halka ulaşacağı doğru adrese yani İşçi Partisi'ne gelmektedir.

 

İşçi Partisi Amerikan emperyalizminin ve yerli işbirlikçilerinin korkulu rüyası olmuştur. Onlar her Türkiye düşmanı faaliyetlerinde İşçi Partisi duvarına çarpmışlardır. Ve çarpmaya devem edeceklerdir.

 

Bunun için saldırıya uğruyoruz. Genel Başkanımız ve arkadaşlarımız bunun için hapisteler. Ama biz bundan şikâyetçi değiliz.

 

Vatanımıza ve milletimize karşı duyduğumuz sorumluluğun gereğini yapıyoruz.


 
< Önceki   Sonraki >
 
Tavsiye Ettiklerimiz
Yasaklı Belgesel
Tebriz Türk Takımı
Tolon Paşa ve Ordusu
O.Sinanoğlu Sohbet
İthal Tohum İhaneti
Durum Çözümlemesi
Zekeriya Öz Hakkında
Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız
Hakikat nerede?
Etki Ajanları
Çıkışyolu Turan
Dilde Birlik ve Türklük Şuuru
TSK'yı Yıpratma Girişimleri
Siyasetimiz Nasıl Düzelir
Sivil cehalet
Türk Ülküsü
Mevlana'dan Öğütler
Kazak ve Türkiye Türkçesi
Ampulün Anlamı
Said-i Nursi'nin Gerçek Yüzü
Bor Madeni ve Önemi
İran'a şeriat nasıl geldi?
Atatürk'ün Kaleminden
Hablemitoğlu Belgeseli
Gül'ün Süreci
Gizli Mutabakat
Gladyocu İftirası
Kürt Federe Devletine
Gökşad'tan

Saçların gezerdi yüzümde eskiden

Ağlarsın

Saçların gezerdi yüzümde eskiden,

Şimdi yanaklarımda damla damlasın.

Ne çok severdim dizinde yatmayı,

Şimdi uykumu bölen keskin bıçaksın.

 

Nefesin vururdu nefesime her akşam,

Şimdi soluğumu kesen acı rüzgarsın.

Bütün dertlerim yalnız sende biterdi,

Şimdi yüreğimde kapanmaz yarasın.

 

Şehre uzak yerlerden yıldızlar sayardık,

Şimdi gökyüzünde en uzak yıldızsın.

Ne çok özledim seni anlatabilsem,

Şimdi oturup kana kana ağlarsın...

 

Çorlu, 2002

Gökşad

 

Gölgeler

Gölgeler

-I-

Ömrün gölgesi olsun ömrümün

Uzayıp gitsin ardımca

Ben gidersem bir ikindi vakti...

Ki sen bir Cuma sabahı gelirken

Ömrüm gölgesi olmuştu ömrünün

Uzayıp gitmişti ardınca...

 

Ankara, 2004

 

Gölgeler

-II-

Bütün zamanların tek suçlusu ben miyim

Üstüme bir bulutun bile gölgesi düşmez

Bu karanlık sahrada neye pervaneyim

Kapanan gözlerime bir ışık düşmez...

 

Medet ey sevgili, yandım bu çölde!

Bu nasıl bir serap, bu nasıl bir gölge?

Düştüm düşeli bu amansız hüzne

Divane yüreğim bir lahza gülmez

                                  

Ankara, 2004

 

Ahiret'te

 


 

Tanrım sen varlığı yaratansın

Canlı cansız her şeyi kuşatansın

Bir dileğim var sen bağışlayansın

Desem korkarım demesem yer beni

 

Garip gönlüm gece gündüz âhtadır

Dileğim gönlümde sana âyandır

Kusur kulundan bağış katındandır

Desem korkarım demesem yer beni

 

Bedenimi balçıktan sen halk ettin

Yüreğime dünyayı sen dar ettin

Gönlüm coştu, dilimi sen lâl ettin

Desem korkarım demesem yer beni

 

Tanrım hurilerin gözümde değil

Aşk için bir ömür yeterli değil

Hâşâ Kaynaroğlu isyanda değil

Âhirette sevdiğime ver beni

 

               Ankara, 2003

 

Sır Kapısı

Sır Kapısı

 

Kırk sır kapısı açıldı gözlerinde

Kırk ayrı yol var her kapının birinde

Her yol ağzında ayrı idam ettiler

Sade tenim kaldı saçının telinde

 

Bir tel saç ile bağladılar çenemi

Üç tas su ile yıkadılar tenimi

 

Beni gonca gül yaprağına sardılar

Musalla diye avucuna koydular

Nasıl bilirdiniz diye sordular

Sustum da dinledim başka bir alemde

 

Aşkı bilmeyenler hiç ses çıkarmadı

Mecnun dedi ki “beni utandırmadı”

 

Kaynaroğlu, adını toprağa verdin

İki kaş arasından sıratı geçtin

Lokman’ın sırrını sen âşikar ettin

Ölü müsün diri mi, bilmez hiç kimse.

 

Ankara, 2004

 

Nevruz

  

Nevruz

Gökyüzünde göç başlar vakit gece

Sultan kız batıdan doğuya göçer

Toy düğün başlar Türkistan ilinde

Sultan Nevruz önünde gergef işler

 

Bize de gel bilinmez bir saatte

Benim de ölülerim yeyip içsin

Rızkımızı bulalım bu yengi gün’de

Bütün alem Tanrı’ya secde etsin

 

Esir Türkleri unutma Sultanım

Onlar beklese de başka baharı

Birgün muhakkak biter bu zalim kış

Yine az görür Türk, koca dünyayı

 

Hazar’a muhabbet götür sultanım

Yesevi’den hikmet getir bizlere

De ki özlemiş sizi Kaynaroğlu

Gayrı dayanmazmış gönlü hasrete

Gökşad

Sivas, 1997

 

Kuşların Rüyası

Kuşların Rüyası 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Karar verdim bunu hep yapacağım

Hepsi de uyuyordu gözlerinde

Onları mı yoksa seni mi kıskanayım

 

Güya bir bülbül senin nefesinden

Şiirler okuyordu seher vaktinde

Şaşırdım kaldım, ses benim sesim

Dedi ki “İlham” derler buna sizin alemde

 

Rüyasında bir güvercin konup pencerene

Uzatıp kanatlarını tutundu ellerine

Şaşırdım kaldım, el benim elim

Dedi ki “Vuslat” derler buna sizin alemde

 

Bir serçe rüyasında kanat çırpıp

Su içti avuçlarından kana kana

Şaşırdım kaldım içim yanmış benim de

Dedi ki “Mecnun” derler buna sizin alemde

 

Kuşların rüyasına girdim dün gece

Gördüm ki seni seviyorum her bedende

Bir kaknus yaklaşıp kulağıma sessizce

Dedi ki “Kader” derler buna sizin alemde

 

Dedim ki “Hayrolur İnşallah...”

Gökşad 

Ankara, 2004

 

Gidişine Ağıt

 

 Mecnûn düşünde gördü Leylâ’yı bir gece:

 Ve sen, şehirlerini benim ülkeme kurdun,Pâyitahtını benim yaralı kalbime..

.Seni bir kan pıhtısı gibi elimde tuttum.

 İnsafsız rüzgârlar uğradı yurduma: 

Yağmur kar ortasında bir çöle düştüm,Kum fırtınasında tutundum saçlarına...

Sen uykudaydın, ben kâbuslar gördüm. 

Buğday tarlalarına kızgın alevler düştü: 

Çıplak ayaklı çocuklar savruldu her yana,

Çıplak ayaklı yıldızlar gibi darmadağın...

Ne olur beni de kat, beni de kat dualarına. 

Seni düşümde gördüm,  tam altı yıl önce: 

Ve sen, gözlerini giyindin Asya ceylanlarının,

Ak sakallardan miras bir huzur yüzünde...

Gezinip durdun içinde bütün damarlarımın.    

 Benim yüreğim mahşer, senin gönlün sırat: 

Zalim bir korku boğazlar sevincimi,

Gözlerim karanlık benim, senin gözlerin hayat.

Gözlerim hiç görmesin gittiğini...  

Ki o Selçuklu şehri seni bırakır mı bilmem:

 Lacivert göğünde gözlerin, bir muska gibi dururken,

Vakitsiz düşer toprağa kırkikindi yağmurları.

Bin yıllık Medrese, yeni bir Eylül’e soyunmuşken... 

Yıldızlara söyle seni geri getirsinler: 

Onlar bilir benim çekik gözlü yüreğimi.

Geçmişin saçından tut, sana yol göstersinler,

Yıldızlar bilir benim gökçe soylu düşlerimi... 

Ankara, 2003

Gökşad 

 

Gözlerin

 

Gözlerin

 

Sanki deryalara dalar giderim

Baktıkça içimi yakar gözlerin

Her şafak vaktinde çalar kapımı

İlmiği boynuma takar gözlerin

 

Mecnun’u çöllerde koyar çaresiz

Ferhad’ı dağlara salar gözlerin

Yanımda yöremde ölüm gezdirir

Benim peşimde o yeşil gözlerin

 

Başı dik dağlara yasla sırtını

Dolunay akşamı kaldır başını

Her kim ki yazarsa kişi bahtını

Ezelden alnıma yazmış gözlerin

 

Dört duvardan gayrı yerim olmadı

Kendi gölgem bana sadık kalmadı

Şu yalan dünyada yüzüm gülmedi

Benim tek servetim senin gözlerin

 

Kefenimi yeşil sarın, beyaz olmasın

Mezarımı göğe kazın yerde kalmasın

Sevdiğim gözünden yaşlar akmasın

Gider Kaynaroğlu, kalır gözlerin

 

Sivas, 1998

 
   
 
Benzer Yazılar