Durumun Gerçeği

 Vaziyetimizin hakikati hassas ve aklı eren her dindaşımıza ayna gibi açıktır: İngiltere, İslam hilafetini, yüksek merkezi olan İstanbul'da hain ve kahredici pençesi altına alarak evvela Osmanlı saltanatını parçalamak ve dağıtmak, ikinci olarak bu yol ile bilhassa son senelerde İslam âleminin gösterdiği uyanmayı boğmaya doğru müsait bir zemin hazırlamış olmak planını kurmuş ve şu umumi harp sonunda bilhassa bu neticeyi elde etmeye çalışarak ve bundan dolayı doğuya ait harekât ve sükûnetinin bütününde hep bu gayeye doğru yürüyerek, nihayet İstanbul'a malum olan şekil ve surette vaz etmiştir. Başında Halife ve padişahımızın temsil ettiği hilafet ve saltanat olduğu halde İslam mevcudiyet ve milliyemizin bütün kanunlarını bu suretle ele geçirmekle İngiltere tasavvur ettiği planı belki artık kolaylıkla tatbik edip gidebileceği, daha doğrusu bizzat bizlere tatbik ettirebileceği zeminde bulunuyor idi. Hakikaten İngiltere'yi bu zannında takviye edecek bazı nedenler ve deliller de yok değildi: İngiliz parasını İslam mukaddesatı milliyesinin bütününde üstün ve hâkim sayan, dinlerini dünyalarına satan beş on muhteremin sefalet ve zilleti, İngiltere için hareketinin oldukça kuvvetli bir dayanağı ad olunuyor idi.
Herkesçe malum olmakla beraber, daha iyi tespit etmiş olmak için şu İngiliz planını ortaya çıkaran safhaların başlıca noktalarına temas edelim:

1-Harbi Umumi sonunda bizimle mütarekename akdeden devlet İngiltere ve bu mütarekename hükümlerini daha ilk gününden itibaren ihlal eden yine İngiltere'dir.


2-Mahut itilafname ile Fransa'yı Adana'ya sokan ve daha ilerilere gitmeye teşvik ile bu korkunç hadiselere neden olan İngiltere'dir.


3- Yunanistan'ı İzmir' yollayan İngiltere'dir, o kadar ki malum faciayı takiben vuku bulan Yunan işgali, mütarekeyi akdeden İngiliz amirali (Calthorpe)un nezaret ve himayesi altında cereyan etmiştir.


4-Son günlere kadar Yunanlılar İngiliz generali (Miln)in açık koruması altında tutunagelmiştir.


5- İtalyanlara da bir nüfuz bölgesi ayırarak memleketimizi taksim tehlikesi bulunduranlar İngilizlerdir.


6-Sulhumuzu her gün bir suretle karıştırarak Türkiye'yi hayat hakkından mahrum etmek isteyen İngiltere'dir.


7-Ve nihayet İstanbul'a el koymak suretiyle istiklal ve hâkimiyetimizi bitirmek isteyen melun el, İngiliz elidir... Vb.


İngiltere pek de, hatta hiç de gizli olmayan bu maksatlarında ve hareketlerinde, neticeyi kendi hesabına başarılı kılmak için bilhassa kendi içimizde din ve vatanın mukaddes kaidelerini hiçe sayan hain bir uğursuz zümreye dayanıyor idi. Nitekim gördük: İstanbul'un işgalinden sonra sarıldığı belli başlı ilk hareket Damat Ferit Paşa'yı iktidar mevkiine getirmek olmuştur. İngiltere'nin fikrinde kendisinin Türkiye'yi mahvetmekten ibaret bulunan kati emeli, ellerinden gelebilirse milletin aleyhinde hareket edecek olan bu düşman uşakları marifetiyle ortaya çıkarılacaktır.


Bu planın ortaya çıkarılan yeni bir maddesini, aylardan beri Biga ve havalisinde bedbahtça yaşam sürdüren, vatanı Yunan zulüm ve kötülüklerine karşı müdafaa ile meşgul Kuvayi Milliye'yi arkasından vurmaya çalışan Ahmet Anzavur'a şu son günlerde- İngiliz emir ve idaresiyle-mirimiran rütbesi verilmesi ve kendisinin Balıkesir mutasarrıflığına tayin ettirildiği görülüyor. Artık vaziyet en ufak bir şüpheye mahal kalmayacak kadar açıktır. Hem de birkaç yönden: Evvela İngiltere'nin oynadığı oyunun mahiyeti itibariyle, ikinci olarak da İngiltere'nin maksadını temin için istihdamını hedeflediği kuvvetlerin ve vasıtaların bilhassa nelerden ibaret olacağı noktasından.


İngiltere, milletimizce icap ederse ölümün göze alınacağı bir galeyan ve ayaklanma ile karşılanan bu suikastında, kaleyi içeriden fethetmek üzere, bilhassa bizi dâhili mücadelelerimiz içinde boğulup mahvolmaya sevk eylemek planının görmüştür. Bunun için elinde para vardır ve Ferid Paşa ile arkadaşlarından ibaret hatta sınırlı ve ihtiras erbabı ile sınırlı... İngiltere kendi hasebinde bu hıyanet sebeplerine bir de milletin olur olmaz şeye kanıverecek sandığı saflık ve gafletini ilave eylemiştir. İşte bugün hayatımızın istiklali ve hürriyeti başına bir kâbus gibi konan İngiltere'nin vaziyeti ve işte bugün İngiliz emri ile mirimiran paşası yapılan Ahmet Anzavur'un haydutluğunu izah eden hakikat... Milletin gösterdiği siyasi rüşt ve fedakârlık azmi, İngiltere'nin bu hesaplarında ne kadar yanılmış olduğunu kâfiden fazla bir açıklıkla ispat eylemiştir. İngiltere'nin bizi bize mahvettirmekten ibaret olan planı milletin hakikat temyizindeki basiret ile şimdiden suya düşmüş sayılabilecek olduktan sonra, bu devletin daha fazla ne yapabileceği noktası kalır ki, bu bahiste de biz cihanın sulh ve sükûnunu koruyan olmaktan henüz çok uzak bulunan hercümerc vaziyeti içinde milli mukaddes hukukumuzu kurtarmaya yetecek zaman ve imkândan hiç de mahrum olmadığımıza ve hiç de mahrum kalmayacağımıza en kati bir kanaatle kani bulunduğumuzu, Hakk'a imanımız kadar kuvvetli bir emniyet ve inanç ile beyan edebiliriz. Azim ve imanımızda sebat olalım: Zaman bizim için ve bütün İslam alemi için çalışıyor.

1923

Hakimiyet i Milliye