Ayrılma bildirisi ve Sevr

14_madde_ayrilik.jpgGeçtiğimiz yılın son haftasında toplanan Demokratik Toplum Kongresi (DTK), 14 maddelik bir bildiri yayınladı. Bu bildiriye “Özyönetim Bildirisi” adı verdiler, oysa açıkça bir “ayrılma ve yeni bir devlet kurma” bildirisidir.
Bu bildiri, Milli Mücadele ruhuna, temel olarak 1923’te Türkiye halkı tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilke ve felsefesine aykırıdır.
Birinci Dünya Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlanması, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondoros Ateşkes Antlaşması’nı getirdi. Bu antlaşmanın imzalanmasından bir hafta sonra İngilizler Musul’u işgal etti. Daha sona Çanakkale Boğazı ardından İstanbul, daha sonra da Ege ve Akdeniz Bölgesi emperyalist güçlerin desteğiyle işgal edildi, “ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmaktaydı...”
Atatürk Nutuk’ta şöyle diyor: “Gerçekte, Osmanlı devletinin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Onun da paylaşılması sağlanıyordu.... Bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milli egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.”

ANTİEMPERYALİST SAVAŞ
Bu bağımsızlık savaşı binbir zorlukla ve üç buçuk yıl mücadele edilerek kazanılmıştır. Bu savaş, Milli Misak sınırları içinde kalan Anadolu ve Trakya’nın bölünmez bütünlüğü ilkesine dayanmıştır. Bu savaşta kökeni ne olursa olsun (Türk, Arap, Kürt, Gürcü, Laz) Anadolu halkı birlikte omuz omuza savaştılar. Bu nedenle sonuç bütün Türkiye halkının müşterek zaferidir. Atatürk bu nedenle Cumhuriyet kurulduktan sonra “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” demiştir. Bu ilke, anayasaya da girmiştir.

1921 ANAYASASI ÖZERKLİĞİ SAVUNMAZ
Milli Mücadele TBMM ile kazanıldı ve 1921 Anayasası’nın temel felsefesi kuşkusuz “yeni ulus devleti” haber veriyordu. Kimi yazarlar 1921 Anayasası’nda “özerklik” niteliğine vurgu yaparlar oysa “1921 Anayasası’nda yerel şuralara hiçbir biçimde” yasama yetkisi tanınmamıştır. 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarının da “milletin tekliği” ve “ülkenin bölünmez bütünlüğü” ilkeleri yer almıştır. Anayasalarımız “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” ilkesini tartışmasız kabul etmiştir. Anayasalarımızda, Atatürk milliyetçiliği olarak tanımlanan temel ilke, dinsel ve etnik bağlara değil; kaderde, tasada, kıvançta ortaklık gibi niteliklere dayanmıştır. Anayasa Mahkemesi de bu konuda çok önemli kararlar vermiştir.
Bütün bu hukuksal, anayasal ve milli mücadele felsefesi ve bağımsızlık savaşının müşterek kazanılması dayanakları, DTK’nın yayınladığı ayrılık bildirisini temelsiz kılmaktadır.
İşin korkunç yanı, bu bildiri yüz yıllık emperyalist rüyaları yeniden ortaya atarak Atlantik ötesi projelere dayandığını göstermektedir. Bu bildiri açıkça Sevr Antlaşması’nın ruhunu ve maddelerini günümüze taşımakta, Türkiye’nin bölünmesini ve Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurulmasını istemektedir.

EMPERYALİZM ÇÖZÜM GETİRMEZ
Bundan 96 yıl önce Osmanlı devleti tarafından kabul edilen Sevr Antlaşması’nın 62, 63 ve 64. maddeleri ile bu bildirge bire bir paralellik taşımaktadır. Sevr’in 62. maddesi “Kürdistan”ı tanımlıyor. Bu bölgeye yerel özerlik verilmesini istiyor, 6 ay içinde İstanbul’da toplanacak olan İngiliz, Fransız ve İtalyan hükümetlerince atanacak üç kişilik komisyonun özerk yönetim için karar vereceğini hüküm altına alıyor. 64. maddeye göre de bağımsızlık prosedürünün işleyeceği kabul ediliyor.
Tarihi unutuyor muyuz? Sevr Antlaşması, evet Osmanlı Saltanatı tarafından imzalandı ama uygulanamadı. Türkiye halkları bu emperyalist karara karşı savaştı. Kan döktü ve bu antlaşmayı yırtıp attı. Lozan Antlaşması ile de Sevr tarihin çöp sepetine atıldı. Ancak, Sevr’deki bu istekler özellikle son 30 yıldır yeniden ısıtılıp uygulamaya sokulmak isteniyor. Büyük Ortadoğu Projesi bu planın somut kanıtıdır. BOP ile Ortadoğu’daki 22 devletin sınırlarının değiştirilmesi planlanmıştır. Irak, Suriye, Tunus ve Libya’da olup bitenler bu planın uygulama parçalarıdır. Kuzey Irak’ta oluşan özerk Barzani bölgesi bu politikanın ürünüdür. DTK bildirisi, bir bölünme ve ayrılma deklarasyonudur. Yüz yıllık emperyalist rüyaların somut dışa vurumudur.
Ayrılma ve bölünme istekleriyle bu sorunun çözümlenmesi olanaksızdır. Kürt kökenli vatandaşlarımızın çoğunluğu da bölünme ve ayrılmayı istemiyorlar. Kazılan özyönetim hendeklerinden bezerek kaçan Kürt kökenli yurttaşlarımız neden Barzani’nin fedodal devletine değil de İstanbul’a, Mersin’e ve Ege bölgesine gidiyorlar. Çünkü oralarda akrabaları var. Oralarda ortak yaşam, ortak kültür var...
Çözüm, bölünme, parçalanma ve Sevr’de değildir. Çözüm, Atlantik ötesi emperyal isteklere dayanmak ve süper güçlerin arzularını yerine getirmekle sağlanamaz. Çözüm, Kuvay-ı Milliye ile birlikte kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünün sağlanmasındadır. Çözüm insan haklarına dayalı gerçek demokrasinin kurulmasındadır. Bir kez daha yineleyelim: Atlantik ötesi emperyal güçlerin kurguladığı ve Orta Doğu’da uygulamaya soktuğu mezhep ve etnik savaşlar ülkemize çözüm getirmez.
Dr. M. Alev Coşkun
http://www.aydinlikgazete.com/ozgurluk-meydani/ayrilma-bildirisi-ve-sevr-h81495.html