Takke düştü

kilicdaroglu-ndan-sanghay-yorumu-.png

 

 

 

 

 

 

 

Kimi partiler Atatürk üzerinden, kimisi din üzerinden algı oluşturarak, kendi siyasi hedefine ulaşma mücadelesine devam etmektedir. İslam da Atatürk de siyaset uğruna sömürülmeyecek kadar kutsal değerlerdir ve bu değerler bütün partilerin ortak paydası olmalıdır. Bunun aksini yapmak  hem İslam’a hem Atatürk’e zarar verir.

Yıllardır CHP’ye oy vermeyen Atatürkçülere, Atatürk’ün partisine neden oy vermiyorsunuz diye denilir durulur.MHP’lilere ‘siz hem Atatürkçü olduğunuzu söylüyorsunuz, hem de CHP’ye oy vermiyorsunuz’ denildiği zaman; rahmetli Alparslan Türkeş’in söylediği ‘ biz Atatürk CHP’sine karşı değiliz, İnönü CHP’sine karşıyız’ sözleri kullanırak yapılan bir savunma duyarsınız. Ne kadar Atatürkçü oldukları tartışması bir tarafa, burada irdelenmesi gereken kavram; İnönü CHP’sinin ne olduğu olmalıdır.

Cumhuriyet ile başlayan Türk Devrimi’ne karşı yürütülen karşı devrim süreci; sanıldığının aksine, AKP’nin iktidarı ile başlamamıştır. Karşı devrim, 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün hakka yürümesi ile başlamıştır.

Atatürk sonrası Türkiyesinde neler olduğunu kısaca hatırlayalım. Atatürk’ün kapattığı, küresel emperyalizmin beşinci kol faliyetlerini yürüten mason locaları 1948 yılında yeniden açılmıştır. 27 Aralık 1949 tarihinde ABD ile "Fulbright” anlaşması imzalanmış ve milli eğitim Amerikalılara teslim edilmiştir. Atatürk’ün Sovyetler ile dostluk ve Dünya’da denge siyaseti terk edilmiş ve 8 Eylül 1952 yılında; Türkiye, NATO’ya katılmıştır.Bütün bu olaylar, yuların başkalarının eline geçmesinin dönüm noktalarıdır.Bundan sonra gelişen olayları, bu temel olgular dışında incelemek sadece ve sadece ayrıntı ile uğraşmak olur.

Yukarda sayılan kararların alınmasında İnönü’nün ağırlığı tartışılmaz.İnönü’nün bu kararların alınmasında direnmediği hatta desteklediği bilindiğine göre; İnönü CHP’si; küresel emperyalizme boyun eğmek ve Amerika’nın egemenliğine bağlanmaktır diyebiliriz.Kemalist bir aydın olan Cumhuriyet Onursal Başsavcısı Vural Savaş, ‘Atatürk'ün Kemiklerini Sızlatan Parti: CHP’ adlı kitabında geçmişte yaşayanan olayları ayrıntıları ile anlatmış ve CHP’nin Atatürk CHP’si olmaktan nasıl ve ne zaman çıktığını ortaya koymuştu.

2003 yılında yazılan bu kitaptan günümüze ne değişti? Türkiye’de son 10 yıldır FETÖ ve PKK üzerinden bir Amerika-Türkiye savaşı yürütülmektedir. Bu savaş, Ergenekon- Balyoz tertipleri ile başlamış ve sonrasında gelişen malum olaylarla devam etmiştir. Çatışmanın şiddeti arttıkça, saflar daha da belirgenleşmiştir. Gelinen son noktada; PKK ve uzantıları, FETÖ ve Avrupa Devletleri aynı safta yani Amerika tarafında yer almıştır.

Burada CHP’nin tavrı merak konusudur.Milyonlarca Atatürkçü’nün oyunu alan parti; Atatürk değil, İnönü CHP’si olmaya devam ettiğini ne yazık ki ortaya koymaktadır.Bitirmek üzere olduğumuz 2016 yılındaki bazı gelişmeleri anımsayalım.

16 Ocak 2016 tarihinde yapılan CHP'nin 35. Kurultayı sonuç bildirgesinde, CHP ilke ve parti tüzüğüne aykırı olmasına rağmen, ‘Yerel Yönetime Özerklik Şartı’ maddesi kabul edilmiştir. Bu madde; özerkliğin daha doğrusu, Türkiye içinde Kürdistan’ın kurulmasının önünü açacaktır. Bu sebepledir ki; Amerikalı ve Avrupalı siyasetçiler, Türkiye’de özerkliğin oluşmasını kolaylaştıracak bu tür maddelerin çıkarılmasını ısrarla talep etmektedirler.

7 Ekim 2016 tarihinde CHP milletvekili Tuncay Özkan, katıldığı Halk Arenası yayınında milyonların gözüne baka baka ‘Nato’ya mecburuz, Nato’ya karşı değilim’ diyerek, adeta Amerika’nın gözüne girmeye çalıştı. Belki bu parti görüşü değildir, Tuncay Özkan’ın kendi görüşleridir diye düşündüm. Hatta bir zamanlar ‘vatan, namus, ahde vefa’ diyerek, halkı sokaklara davet eden Özkan’a bu sözleri yakıştıramamıştım. Ne yazık ki benzer yöndeki açıklamalar devam etmiştir. 25 Kasım 2016 tarihinde katıldığı ANSİAD’nin yemeğinde konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Bir kişi bile kalsak Şangay İşbirliği Örgütü'ne katılmaya izin vermeyiz, bizim yönümüz uygar dünya’dan yana’ demiştir. Yani uygar dünya denilen, silah tüccarları, PKK’yı destekleyen ülkeler, Libya, Afganistan ve Irak’ı işgal devletler olmasa gerek...

CHP, milyonlarca Atatürkçü ve yurtseverin oyunu almıştır.Malesef böylesine değerli bir kitleyi yanlış yönlendirmektedir. PKK ile verilen mücadeleye ‘Saray Savaşı’ diyerek  kulp takarak yıpratmakta ya da FETÖ’den tutuklananları, gazetecidir diyerek savunmaya geçmektir. Unutmamak gerekir ki Ali Kemal de gazetecidir, Hasan Tahsin de. Bütün bu söylemler aslında birilerine göz kırpmak içindir.Kime göz kırpmak olduğunu yukardaki demeçler ışığında anlayabiliriz. Yani işler ciddiye binince birilerinin takkesi düşmüş ve kel görünmüştür.

CHP’nin Atatürk yolundan saptığını, Atilla İlhan, Oktay Sinanoğlu ve Yaşar Nuri Öztürk gibi Atatürkçülüklerinden ve milliyetçiliklerinden şüphe duymadığım üç büyük aydın birçok kez dile getirmişti.Üç farklı kulvarlarda Türk Milleti’ne hizmet etmiş bu yüce insanların tespitleri, ne yazık ki günümüzde de doğruluğunu korumaktadır. Peki bu durumda, Atatürkçü seçmen ne yapmalıdır? Partiye değil ilkelere biat etmelidir ve parti yönetimine karşı en sert muhalefeti göstermekten kaçınmamalıdır.

16.12.2016

Kürşat Yılmaz