Rize’de kaldırılan Atatürk heykeli ve CHP

yeni_chp.jpgGeçtiğimiz haftaya damgasını vuran olay, Rize’deki 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı'nda Atatürk anıtının kaldırılıp, valilik alanına taşınması oldu. Gerek heykelin kaldırılması gerekse kaldırış biçimi çok saygısızca ve çirkindi. O meydandaki Atatürk heykeli, sadece bir kişiyi değil, Türkiye Cumhuriyeti ile yeniden kimlik bulan Türklüğü temsil etmektedir. Bu sebepledir ki yapılan saygısızlık tüm Türk Milleti’ne karşı yapılmıştır.

Emperyalizm, beslediği dinci ve etnikçi örgütlere aşıladığı Atatürk düşmanlığı ile savaş meydanında dize getiremediği Atatürk’ü, bu şekilde içerden yıkarak dize getirmeye çalışmaktadır. Bir kişi, Atatürk’ün her yaptığını beğenmiyor olabilir ama bir Türk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının vefasızlıkta ulaşacağı son nokta Atatürk’e düşmanlık beslemektir. Bu insanların bir çoğu neye ve kime hizmet ettiklerini bile bilmemektedir.

Bazıları heykelin kaldırılmasına  gösterdiği tepkiyi “Rize’ye çayı Atatürk getirdi, Rize’ye bu yakışmıyor” sözleri ile dile getirdi. Doğrudur, Rize’ye çayı Atatürk’ün tarım siyaseti getirmiştir ve Rize’nin zenginleşmesinde büyük payı vardır. Ne var ki bu tanımlama oldukça yetersizdir.Çünkü Atatürk çaydan da önemli olarak Rize’ye bağımsızlığı ve özgürlüğü getirmiştir. Eğer Atatürk’ün vermiş olduğu milli mücâdele ve varlık savaşı olmasaydı; bugünkü Rize , Pontus Rumları ile Ermenistan arasında bir sınır kenti olacaktı. Halkı büyük olasılıkla süngüden geçirilecek ya da sürgün edilecekti. Her gün ezan okunan o camilerde, papazlar çan çalacaktı. Herhalde bazılarını bunun böyle olmaması fazlasıyla rahatsız etmiştir !

heykel_ataturk_rize.jpgTürk Halkı ve Türk Basını, AKP’li Belediye’nin yapmış olduğu bu uygulamaya duyarsız kalmadı ve konu ile ilgili birçok haber ve paylaşım yapıldı. CHP tabanı da bu konuda duyarlı idi ve haklı tepkilerini gösterip AKP’yi suçladı. Ne var ki CHP tabanı önce iğneyi kendisine çuvaldızı başkasına batırmalıdır. Bu olayı siyâsi ranta çevirmek doğru bir yaklaşım değildir çünkü aynı kişiler CHP’de Atatürk’ün resmi kaldırıldığında sessiz kalmıştır. CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın odasında asılı bulunan Atatürk portresini, "Artık yeni şeyler söyleme zamanı" diyerek indirip çöpün yanına koyan ve bunu  10'a yakın CHP'li vekilin olduğu bir ortamda yapan milletvekiline CHP’den hiç bir ceza verilmemiştir. Adı bile kamuoyu ile paylaşılmamış olay örtbas edilmiştir. Hatta bu konuyu gündeme getiren  CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, partiden ihraç edilmiştir. Atatürk’ün sözünün üstüne söz söyleme hâddini kendinde bulanların, en az onun kadar okumuş, Dünya’yı ve tarihi biliyor, bu ülke için mücâdele vermiş ve yurtseverliğini ispat etmiş olmak gerekir.

CHP Genel Başkanı "Biz 1930’ların CHP’si değiliz" ya da "Atatürk’ün kurduğu Halk Fırkası’yla bugünkü CHP aynı değil" derken Atatürkçü olduğunu öne süren kitleler önce kendi oy verdikleri partiden hesap sorması gerekmez miydi ? CHP’nin Rizeli Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu’nun heykel olayına gösterdiği içler acısı tepkiye ne demeli ? CHP'li Bekaroğlu kaldırılan Atatürk heykeli hakkında şu yorumda bulunmuştu : "Kıyamet koparılacak bir durum yok".

Aslında çok da kızmamak gerek en azından dürüst davranıyorlar ve oldukları gibi görünüyorlar. Ama CHP seçmeni onları oldukları gibi görmeyi red ediyor. Atatürk’ün kurmuş olduğu partide nasıl olur da Atatürk’ten nefret eden ve onun Cumhuriyeti’ni yıkmaya ant içmiş terör örgütlerini savunmaya çalışan insanlar çıkabilir?

20 Kasım 2015 tarihinde CHP Milletvekilleri Gamze Akkuş İlgezdi ile Sezgin Tanrıkulu, YPG saflarında savaşırken ölen birisinin cenazesine katılmıştır. Bir insanın cenazeye katılması doğal karşılanabilir ama Dünya’nın hiçbir ülkesinde bir milletvekili terörist cenazesine katılamaz. Hele ki o terör örgütü, o ülkeye karşı ve o ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden bir örgüt ise hiç bir şekilde katılamaz. Milletvekilleri şehitlere karşı sorumluluk duymuyorsa bile vatandaşa karşı sorumluluk duymaları gerekir. CHP Genel Başkan ya da milletvekili düzeyinde temsil bulan bir cenaze o örgüte katılmak isteyenlere cesaret vermez mi? Bu ölen kişiye özenip örgüte birisi katılırsa bunun vebâli kimin üstünde olacak?

Gerçek şu ki bazı CHP’lilerin PYG aşkı bu kadarla kalmıyor.10 Şubat 2016 tarihinde, CHP Milletvekilleri Gürsel Tekin ile Sezgin Tanrıkulu, İngiltere'nin başkenti Londra'da faaliyet gösteren Türkiye Çalışmaları Merkezi'nin düzenlediği toplantıya katılarak PKK'nin Suriye kolu YPG'nin kendi halkını savunduğunu ve bunun çok olağan olduğunu iddia etmişti. Halbuki, Amnesty İnternational raporları YPG’nin o bölgede Kürtleştirme siyaseti izlediğini ve Kürt olmayan unsurları göçe zorladığını açıkça belirtmiştir. Öyle olmasa bile YPG, binlerce vatandaşımızı ve güvenlik kuvvetlerimizi şehit eden PKK’nın Suriye koludur. Hatta bu açıklamalar öncesindeki aylarda ülkemize gelen birçok bombacı YPG’de eğitim almıştır ve Güneydoğu’da kazılan hendeklere lojistik destek YPG bölgesinden sağlanmıştır.

Herhalde bazı şahısların, YPG’nin Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD’nin, Ankara'da saldırıda 29 masumu katleden Seher Çağla Demir ve Abdülkadir Sömer'i poster yapıp Kobani’deki binalara astığından haberleri yok. Eğer bu olaydan haberleri yoksa o Meclis’te ne işleri var anlamış değilim.

Peki ya Ermeni asıllı olan CHP milletvekili Selina Doğan, "Soykırım tasarısı" tartışmaları ile ilgili yaptığı açıklamada "Türkiye kafasını kuma gömmekten vazgeçmeli" demesine ne demeli ? Bu bayanın eşi Erdal Doğan’ın hem CHP’yi hem de Mustafa Kemal Atatürk’ü soykırımcılıkla suçladığı ve Türkiye’yi uluslararası mahkemelere şikayet ettiği bilindiği halde Kılıçdaroğlu, onu parti kontenjanından milletvekili yapmıştır. Sözde “Soykırım” iddialarının tanınması için hukuki yol arayan ve bunun için mahkeme kararı çıkarma arayışında olan Doğan, bu amaçla, Türkiye hakkında, “Kültürel soykırım” yaptığı gerekçesiyle Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi(UCM)’ye dilekçe verdiğini de hatırlatmak isterim. İlla ki bir Ermeni aday göstermek gerekiyor ise bu vatana ve Cumhuriyet’e bağlılığından şüphe duyulmayacak bir Ermeni kökenli vatandaşı göstermek gerekmez miydi?

Peki ya Fikri Sağlara ne demeli? Cumhuriyet şehidi Sevgili Ahmet Taner Kışlalı 11 Ağustos 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde şunları yazmıştı: “Münazarat ve Şualar isimli risalesinde Atatürk’e deccal, süfyan, fitne ve nefreti ammeye layık adam diye saldıran Said Nursi’yi, Kültür Bakanı Fikri Sağlar maalesef bütün Türkiye’ye yararlanılması gereken büyük yazar diye ısrarla tavsiye etmiştir.”

Aslında CHP için söylenecek o kadar çok şey var ki. Daha fazla uzatmadan anlayana sivri sinek saz diyorum. Sadece durumun vahâmetini dostlara bir nebze göstermek istedim. Bir heykel kaldırılır gerekirse yerine bin heykel dikeriz ama CHP’deki ideolojik sapmanın yerini nasıl dolduracağız? CHP, Müdâfaa-i hukuk cemiyetlerinin temelleri üzerine kurulmuştur. Milliyetçilik , anti-emperyalizm, tam bağımsızlıkçı ilkelerinden taviz veremez. Kimse değişim adı altında bu temelleri yıkıp; liboş, küreselci, etnikçi, mozaikçi anlayışı CHP’ye dayatamaz. CHP, bir Kürtçü, bir Ermenici, bir dinciyi partide söz sahibi yaparak kitlesel olacağını sanmasın. CHP, böyle anlayışları bünyesine alarak, milletin vicdânına ters düşmektedir. Kimse buna demokrasi falan da diyerek kendini kandırmasın. Bunun adı buz gibi ikinci cumhuriyetçiliktir. Bu tür görüşleri kabul eden insanlara saygım var ama onların yeri CHP değildir, kendilerine yeni bir parti kurabilirler. Şunun farkına varmak gerekir, dinci Amerikancıların yerine laik Amerikancıların gelmesi neyi değiştirir?

Halkımız bilinçsiz değildir. Bütün bu yapılanları görmekte ve CHP yönetiminin gâyrı milli tavırlarına destek vermemektedir. Kimileri de sineye çekip hâla oy vermektedir. Milyonlarca Atatürkçü’nün olduğu ülkemizde, CHP’nin neden hiçbir zaman iktidâr olamadığını anlamak zor olmasa gerek. Şunu belirtmekte fâyda var; mesele, Atatürk ilkelerinde değil, onu özümsiyememiş siyâsilerdedir. Fakat olumlu gelişmeler de olmaktadır. CHP’de değişim rüzgarlarını, Kemalist/Atatürkçü duruşu ile Ümit Kocasakal estirmektedir. Umarım ki hâyırlı olur.

1.1.2017

Kürşat Yılmaz