Pomak Tarihi ve Lehçesi

Pomak tabiri Balkanlarda Pomakça konuşan Müslümanlara verilen bir addır. Bu dilin içinde oldukça yüksek oranda Slavca menşeeli kelimelerin bulunmasından dolayı, Bulgarlar onları "Bulgarca konuşan Müslümanlar" yahut "Müslüman Bulgarlar" şeklinde tarif ederler. Fakat bu tabirler nispeten yeni olup, ancak XIX. Yüzyılın sonlarına doğru kullanılmağa başlanmıştır. Osmanlı müelliflerinin Rumeli fütu­hatından sonra verdikleri kayıtlarda "Müslüman Bulgarlar" tabiri geç­mediği gibi, "Pomak" adına da hiçbir yerde tesadüf edilmemektedir. Batı yazarları da XIX. yüzyılın sonlarına kadar "Pomak" adından bahsetmemektedirler.


Bu tabire Türkçe eserlerde ancak 1877/1878 Osmanlı-Rus savaşın­dan sonra Balkanlardan gelen muhaceretler dolayısı ile rastlanır. Fakat bugünkü Bulgaristan'ın bazı bölgelerindeki köy, kasaba ve nahi­yelerin Osmanlı İmparatorluğu döneminde Pomak adı altında adlandı­rılmış olması muhtemeldir. Çünkü 1839-1840 yıllarında Bulgaris­tan'da tetkikler yapan Ami Bou'e (1794-1881) Kuzey Bulgaristan'ın Selvi ve Lofça havâlisinde bulunan köylerin bir kısmına "Pomak" nahiyeleri adı verildiğini tespit etmiştir. Ancak bu nahiyeleri bu adı hangi tarihten itibaren taşıdıklarını açıklayan belgeler ve bilgiler ve­rilmemiştir. Bu çok mahallî kalmış olmalıdır ki, zira eski tahrir defter­lerinde ve vakfiyelerin hiçbirinde Pomak köyü, kasabası ve nahiyesi adına rastlanılmamaktadır.

Pomak kelimesinin mânası ve menşei üzerinde yapılan araştırma­larda çeşitli yorumlarda bulunulmuştur. İlk olarak Pomak adının mana­sı ve etimolojik menşei üzerinde F. Kanitz yorumda bulunmuştur. Bu müellif Pomak kelimesinin Slavca'nın "yardım etmek" manasına gelen (Pomaçi) mastarından (Pomaçi) yani "yardımcı" manasına geldiğini ve Pomaklarm Türk ordularında yardımcı vazifesini görmüş oldukların­dan dolayı bu adı aldıklarını ileri sürmüştür. Bu görüş Stefan Zahariev, K. Jireçek, P. R. Slaveykov ve daha bir çok Bulgar yazar­ları tarafından paylaşılmaktadır. F. Kanitz'in Pomak adını ve manasını Slavca'ya bağlamak hususundaki bu gayreti, Pomakları kültür, gelenek, dil ve antropolojik bakımdan Türkler'den ziyade Bulgarlar'a yakın görüp mütaalâ etmek arzusundan ileri gelmektedir. Müellif bu fikrin doğruluğunu ispat etmek üzere kendinden daha evvel Balkanlar ila araştırma yapmış olan Fransız âlimi ve diplomatı Lejan'ın Bulga­ristan'daki Müslüman Türkler hakkında ileri sürdüğü doğru mütalâaları tenkide tutmuştur.

O, Lejan'ın 1861 'de Panega menbalarma yağmur ve bereket için kurban kesmeğe ve dua etmeğe giderken görmüş olduğu ve Müslüman Türkleri diye adlandırdığı insanları gerçekte .Türk olmayıp Pomaçi, yani Müslüman Bulgarlar olduklarını, zira suya kudsiyat atfet­mek çok eski Slav ananesi olduğunu ve böyle bir geleneğin Türkler de olmadığını iddia etmiştir. Halbuki son yıllarda yapılan ilmi araştır­malar bu iddiaların aksini ispatlamıştır. Mesela Macar Rilim adamı Geza Feher'in Şumnu şehrine yakın Madara köyü harabelerinde yaptı­ğı incelemeleri ile burada bulunan hamam ile havuzun da bir ibadetha­ne olduğunu ve suyun Göktürklerce mukaddes sayıldığını ve bu gele­neğin Macar ve Hazarlar gibi Türk kavimlerinde de mevcut olduğunu tespit etmiştir.

Bu sebeple Pomak Türklerinde de yaşayan suya kutsiyat atfetmek ananesini Slavlara bağlamanın doğru olmadığı, pomaçi kelimesinin pomoçi'den geldiği iddiasının da izaha muhtaç olduğu ileri sürülmüştür. Bundan sonra Pomak kelimesinin manası ve menşei üzerinde yapılan araştırmalarda çeşitli yorumlarda bulunul­muştur. A. İşirkof  Pomak kelimsinin Bulgarca "maka" "şiddet göster­mek, azap vermek ve cebretmek" fiilinden gelmiş olmasını, yanlış bur halk psikolojisi nazariyesi ile izah ederek Pomaklar İslâmiyet'i cebir ve şiddet yoluyla kabul ettiklerinden bu adı aldıklarını ileri sürmüş­tür. Ayni şekilde, Bulgar Bilimler Akademisi'nin yayınladığı, Rodop Müslümanlarının mahiyetine dair bir eserde de bu konuya temas edil­mekte ve Pomak kelimesinin Rodoplar'da mahallî halkın maça (maka) diye telafuz ettikleri ve aslında mıça (mika), yani "eziyet çekmek" fiili ile ilgili olduğu ileri sürülmektedir.

Pomakların Slav zümresine mensup olduklarını ileri süren müel­liflerin yanı sıra, onların esti Trak kavimlerinden geldikleri iddiasını da müdâfaa edenler vardır. Bunlar arasında Stefan Verkoviç'in "Veda Slavena" adlı esenini zikredebiliriz. Bu eserde "nakl-olunan hikâyele­rin" bir çoğu Rodoplar bölgesinde geçmekte ve Pomakların buraya nasıl geldikleri, onların mâbûdları ve ananeleri bu destanın esansını teşkil etmektedir. Alex. Chodzko ve daha sonra A. Dozon, bu Slav menkibelerine büyük bir değer vererek, neşriyatta bulunmuşlardır. Fakat bu menkıbelerin ileri sürdüğü mesele, yani Pomakların eski Traklar'dan gelmiş olmaları fikri Bulgar yazarların şiddetli tenkitlerine maruz kalmıştır. K. Jireçek v.b. yazarlar Rodoplar da geçtiği anlatılan hikâye ve destanların tamamiyle uydurma olduğunu açıklamışlardır.

 

Bazı Bulgar yazarları Rodopların Osmanlı füttühatından önce tamamiyle Hıristiyan Bulgarlar ile meskûn bulunduğu ve bir çok Türk kavmin Rodoplar'da mevcut olduğu hakkında ileri sürülen fikirlerin doğru olmadığını kanıtlamaya çalışmaktadırlar.  Fakat bu iddialarında tarihi gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü Osmanlı Türklerin Rume­li'de XIV. yüzyılın yarısından itibaren fütuhata başladıkları sırada Rodop havalisi ve bütün Trakya iç kavgalar yüzünden parçalanmış, ne kavmi ve ne de siyasi bakımdan, bir vahdet (birlik) teşkil etmediği gibi, Osmanlı Türklerinin Rumeli'ye geçmesinden önce buralarda Yunan, Sırp, Yahudi vs. topluluklarla birlikte Türklüklerini muhafaza eden kütlelerde bulunmaktaydı. Pomakların İslâmiyet'i şiddet ve cebir yoluyla kabul etmiş oldukları iddiası da yersizdir. Bugün umumi olarak bilinen bir gerçektir ki, Osmanlı Türkleri Balkanlarda idareleri altına aldıkları milletleri İslâm dinine geçmeğe icbar etmemişlerdir, aksine onların diline, dinine, daima saygı göstermişlerdir. Bu nedenle Pomak tabirinin de Bulgarların öne sürdükleri "İslâmiyet'e zorlama" gibi iddiaları ile hiçbir ilgisi yoktur. Pomak tabiri, yukarıda da belirtti­ğimiz gibi Kuman Türklerine Balkan Slavları tarafından verilmiş biraddır. Kuman Türkleri Osmanlı akıncı beylerine Rodoplar'daki fütuhatlarında "pomoç", "pomağa" yani yardım yaptıklarından Slavlar onlara "pomagaç", yani "yardımcı" adını vermiştir  ve zamanla bu sözcük "pomak" şeklini almıştır.

Rodop Müslüman Pomak Türklerine pomak tabiri yanı sıra mahallî ahali tarafından "Ahriyan'i"(Aren) yahut "Agaryan'i' gibi adlar da verilmiştir. Bundan yararlanmak isteyen Yunan yazarları Pomak tabi­rinin Rodoplar'da Milâttan 3-4 asır önce yaşadıkları söylenen "Grek Agriyan'i" etnik unsuru ile ilgisi olduğunu iddia etmektedirler. Bu iddia bugüne kadar hiç bir şekilde ispatlanmış değildir. "Eğer Bizans kronikleri ile tarihi tetkik edilecek olursa Rodoplar'da meskûn bir "Agriyan'i" etnik unsurunun mevcudiyetine asla tesadüf edilmemekte­dir. Yalnız Grek kronikleri ile tarihinde milâttan 4-5 asır evvel, eski Yunanistan da "Grek-Agriyan'i" sıfatı hâiz pek münferid bir etnik boyun mevcudiyetine tesadüf edilmektedir. Bu "Gerk-Agriyan'i" unsu­ru da Makedonya Kralı Büyük İskender'in eski Yunanistan'ı istilası esnasında meydana gelen "iç göç"lerin saik olduğu amillerden meskûn oldukları yöreyi terk ederek tarih sahnesinden tamamen çekilip git­mişler ve yurtlarını müstevlilere terk etmişlerdir. Grek-Agriyani unsu­ru hiç bir vesile ve saik ile Rodoplar ve Makedonya bölgelerine inmiş ve göç etmiş değillerdir. Keza "Agriyan'i'lik" konusu ile ilgili olarak Osmanh-Türk tarih ve kronikleri de tamamen objektif bir tetkik ve tahlil süzgecinden geçirilecek olursa, Osmanlı-Türk tarih ve kronikleri de Rodoplarda ve Makedonya yöresinde meskûn "Agriyan'i" unsuru­nun kaf'iyetle mevcut olmadığı sarahatle görülecektir." Yani Pomak Türkleri ile "Greko-Agriyan'i" ler arasında hiçbir yönden ilişkinin olmadığı ortaya çıkmaktadır. Ancak milâdi 1091 ile 1358 yılları ara­sında bazı Bizans tekfur ve generalleri Rodoplar'daki Kuman Türkle­ri'ne, her yönden mert ve ciddi bir karaktere sahip olduklarından, "Komani" yerine "Aren" yani "Erkek" sıfatını izafe etmişlerdir.

 

Yunanca'da "Aren (Arenos) tabiri "Erkek" manasını ifade elliğine göre Bizanslı tekfurlarda bu Kuman Türkleri'nin "Erkek"lik meziyet ve hasletlerini taktir etmekten kendilerini uzak tutmamışlardır. "Şu duruma göre "Aren" tâbirinin, Yunanlı yazarların iddia ettikleri gibi, "Agrianos" veyahut da "Agrion-dropos"lukla hiç bir yönden alâka ve münasebeti yoktur. Bu tabir Bizanslı tekfurların kullanmış oldukları ve bugünkü Yunanca'da "erkek" manasını ifade etmekte olan “arenos”  tabiridir.

Bazı müellifler "Ahriyan'i" (Aren) tâbirini Türkçe-Arapça yahut Farsça "Aharayan", yani "sonradan fethedilen" veya "sonradan katı­lan" yöre manasına gelen kelimeden türemiş olduğunu ileri sürmekte­dirler. Diğer yazarlar ise "Aren" tâbirinin Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda ve Rodoplar'm fütuhatında büyük hizmetleri olan A-hi'lerden gelmiş olduğu ihtimali üzerinde durmaktadırlar. Osmanlıların Rodoplara yaptıkları fütuhatın başlarında Ahi teşkilatının önemli rolü olmuştur. Ahiler yoluyla (tekkeler ve zaviyelerle) yayılan tasavvuf! fikir cereyanları XIV. asrın sonunda ve XV. asrın başlarında daha çok kuvvetlenmiştir.(50) Eğer İslâm tarikatlarından Ahi'lerin Rodoplardaki faaliyetleri tetkik edilecek olursa bazı çevrelerde Pomak Türkleri içe­risinde Ahi'lerin faaliyet imkanı buldukları ve pek çok ahi yasa ve törelerin Pomak Türklerince benimsennvş olduğu açık bir şeklide müşahede edilecektir. Ahi örgütünün halk azerine çok yönlü faaliyetle­rini gören zamanın Osmanlı idarecileri tarikat şeyhlerine araziler ba­ğışlayarak kendi bölgelerine yerleşmelerini istemişlerdir. Bu yerleşim bölgelerinde (Orta ve Doğu Rodoplar'da) "Ahriyan" lâkabı ile yeni yeni mahalleler (Ahrenler, Ahrenli, Ahren mahallesi vs.) oluşturulmuş ve bu yörelerdeki bazı dağ, tepe, yaylak, akarsu vb. yerlere aynı isim­ler (Ahriyan bayır, Ahriyan çayır, Ahriyan yurt, Ahriyan dere, Ahriyan bunar vs.) verilmiştir. Bu münasebetle Rodoplardaki Müslüman Pomak Türklerine "Ahi" yerine "Aren" sıfatı verilmiş olduğu belirtil­mektedir. Fakat bu sıfat hiç bir suretle etnik bir unsur sıfatını ifade etmeyip, tamamen "teolojik" ve "klerikalist" bir faaliyet unsurunun sıfatını ifade etmektedir. Müslüman Pomak Türk unsuru ise Balkan jeo-etniğinde kendi varlığını "Pomak" sıfatı altında hissettirmiştir.

 

Pomak Türkleriyle ilgili en çok istismar edilen diğer bir konu da, bu toplumun konuştuğu dilin içinde oldukça yüksek oranda Slav kökenli kelimelerin bulunmasıdır. Buradan hareket ederek Bulgarlar Müslüman Pomak Türklerinin Bulgar menşeli olduklarını iddia et­mektedirler. Fakat Pomak Türk lehçesinde belirli oranda Slav'ca keli­melerin olması Pomaklar'ın gayri Türk olduğu manasına gelmez. Çün­kü bazı yazarlara göre bu lehçenin yüzde 30'unu Ukrayna-Slavca'sının oluşturması yanı sıra yüzde 25'ini Kuman-Kıpçakça, yüzde 20'sini Oğuz Türkçesi, yüzde 15'ini Nogayca, yüzde 10'unu Arapça kelimele­rin oluşturduğunu belirtmektedirler. Ukrayna-Slavca'sının yüzde 30 nispetinde bulunmasının başlıca sebebini Kuman Türklerinin X. ve XI. yüzyıllarda Ukrayna, Lehistan ile Besarabya yörelerinde Slavlarla olan temaslarında ve 150-200 yıl devamlı olarak Slav-Rus topraklarında "konar göçer" bir hayat sürdürmelerinde aramak gerekir. Ayrıca XI. asırdan XIV. Yüzyıla kadar Balkanlarda Slavların akınlarına maruz kalan Türk boyları büyük ölçüde lisanlarını kaybetmişler, fakat eski örf, adet ve geleneklerini devam ettirmişlerdir. Bu gerçek Bulgar Sobranya'sında (Parlemento'sunda) Batı Trakya Türk mebuslarının Sofya'daki Büyük Devletler Mümessillerine 18 Aralık 1918 yılında verdikleri Mıhtırada açık bir şekilde ifade edilmiştir. Mıhtırada" . . . Rodoplar'da, kesif bir kitle halinde bulunan Pomaklar Bulgar değil an asıl Turan ırkına mensup olup oldukça eski bir tarihte Balkanlara gelerek kendilerinden evvel o taraflarda yerleşip İslavlaşmış olan ka­vimlerin lisanını almışlardır..." Bu nedenle Pomak lehçesinde Slav­ca kelimelerin nispi paylı oldukça yüksektir. Arapça'nın yüzde 10 nispetinde bulunması gayet tabii Pomak Türklerinin Müslüman olu­şundan kaynaklanmaktadır. Kuman-Kıpçak, Nogay ve Oğuz Türkçe kelimelerinin mevcut olma sebepleri ise her bakımdan gayet barizdir. Araştırmacılar Pomak Tür lehçesi üzerinde vaktiyle Çağatay-Türk lehçesinin büyük etkisi olduğunu vurgulamaktadırlar. Bu durumu Ahmet Cevad şöyle özetlemektedir: "Eğer Pomakça'nın fonetik aksanı objektif bir tahlil ve tetkik süzgecinden geçirilecek olursa, Pomakça'ya vaktiyle Çağatay Türk lehçesinin pek fazla müessir olduğu görülecektir.

Zira Pomakça'nın "etimolojik" yapısı Çağatay-Türk lehçesine istinat etmektedir." Ahmet Cevad'a göre, "Pomak-Türk lehçesi ve bu lehçeyi muhtevî özellikler, tamamen Çağatay-Türk lehçe grubuna dahildir. Bul­gar diyalektiği ve Bulgar fılolojisiyle Bulgar fonetiğinin dışında çok bariz faktörler arz etmektedir." Pomak Türk lehçesi ayrıca şu gruplara da ayrılmaktadır:

a) Rodop-Pomak Türk lehçesi,

b) Katrancı-Pomak-Türk lehçesi,

c) Tuna havzası Pomak-Türk lehçesi.

Bütün bu lehçeler, Bulgar ve diğer Balkanlı Slav unsurlarının leh­çelerinin dışında bir özel dil hususiyetini ihtiva etmektedir. Bu durum, Pomak Türkleri'nin dil yönünden Balkan ve Tuna boyu Bulgarlarıyla her hangi bir benzerliği olmadığını ve Bulgarların Pomak Türkleriyle ilgili en çok istismar ettikleri dil konusunda ki iddialarının da geçersiz olduğu kanıtlanmaktadır.

"Dil yönünden Pomak Türkçesi Bulgarca'nın tamamen dışında bir özellik arz ettiği gibi, "etnik" yönünden de her bakından Bulgarların dışında çok yönlü hususiyet ve hasletleri ihtiva etmektedir." Yani Müslüman Pomak Türlerinin Bulgarlıkla ve Bulgar etnik menşei ile ve diğer Balkanlı Yunan ve Slav unsurları ile katiyen etnik benzerliği veya karışımları yoktur. Onlar, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Kuman Türklerinden 1091'de Rodoplar'da kalmış olan muayyen etnik boyla­rından meydana gelmiş ve zamanla Anadolu Yörük-Türk aşiretleri ile ihtilatlar yapmış saf-kan Türk unsurlarıdır.

 

 

 


İlgili Altbölümler :