Çare

ÇARE

 

 

                 Yarınla dünü karıştırdığım, paranın gün geçtikçe doğal bir şekilde değerini yitirdiğini ve enfilasyon canavarı ile trafik canavarlarının devasa boylarıyla hayatlarımızı tehdit ettiğini düşündüğüm günlerde de varlığını sezdiğim arayış ve bekleyiş çocukluk yıllarımı çoktan bitirmeme yarın ile dünü rahatlkla ayırt edebilmeme, paranın kötü ekonomiler sebebiyle değerini yitirdiğini ve enfilasyon ile trafik canavarlarının dikkatsiz ve cahil insanlar tarafından yaratıldığını öğrenmeme rağmen hayatımdan çıkabilmiş değil.

                

                 Peki bu bekleyiş ve arayışa kimler çare olabilecek?

 

                 Meydanları doldurupta “Hepimiz Hıran'tız, Hepimiz Ermeniyiz!” diye bağıran gaflet ve dalalet içine düşmüş yığınlar mı? Yoksa makarna ve kömür uğruna takiyyecilerin peşinden koşturanlar mı?

 

                 Ne olduğunun, nereden geldiğinin farkına varamayan birinici yığın yani “Ermeni” olanlar asla ve asla arayışıma ve bekleyişime çare olamazlar. Zaten onlar yollarını kaybetmiş, başkalarının çaresi olmuşlar.

 

                 Ama makarna ve kömür için takiyyecilere inananlar, işte onların içindeki açlık, saflık ve cahillik saedece onların değil, onları bugüne kadar kandıran, cahil bırakan, ülkemizi ve onun ekonomisini satan  siyasetçilerin suçudur. Ve inanıyorum ki onlar doğruları duyduğunda, doğruları öğrendiğinde kutsal inançlarımızı ağızlarına alıp, kendi pis işlerine örtü yapanları terk edecekler ve işte o zaman arayışıma ve bekleyişime çare olabileceklerdir.

 

                 Aslında benim de sevdalarını yüreğimin en derinlerinde hissettiğim öyle büyük bir kalabalık var ki işte onlar bu ülkenin en hassas dönemlerinde meydanları doldurup yeri göğü kırmızıya boyamışlar dikkatleri üzerine çekerek, kömür ve takiyyeyle masum Türk Halkı'nı kandıran dününü ve yarınını Türkiye Cumhuriyeti'nin laik, sosyal, hukuk devleti niteliklerini ortadan kaldırmaya adamış  ve bu uğurda kendini Atatürk düşmanlarına satmış siyasilere Türk Bayrağı'nı hatırlatmışlar, onların içine kaygıyı ve korkuyu düşürmüşlerdir. Bu korku sınırlarımızı aşarak okyanus ötesine kadar uzanmış ve bu satılmışlara açılan musluk iyice açılarak kandırdıkları insanların sayısını arttırmışlardır. İşte kaygı ve korku salan bu kalabalık bana  bekleyiş ve arayışıma kendi kendime çare olabilme şansını vermiştir.

                

                 Ben hep çocuğumun küçüklüğünde bu karmaşaları yaşamamasını ve bu canavarları hiçbir zaman tanımamasını isteyerek yaşadım. İnşallah ülkemizin aldığı bu en zor dönemeçi de geçerek çocuklarımın canavarsız ve karmaşasız yaşayacağı bir yarına sahip olacağım.

 

                                                                                                                                                                              Mustafa Kemal'in Askeri

27.3.2008

 


İlgili Altbölümler :