T.D.K.'nın Büyük Yanlışı

T.D.K.’nın Büyük Yanlışı

Geçtiğimiz aylarda basına yansıdığı kadarıyla TDK, kadınları aşağılayıcı olarak nitelediği bâzı deyimleri sözlüklerimizden çıkaracakmış. Bunu yaparak gelecek kuşakların bu sözlerin olumsuz olabilecek etkilerinden kurtulacağını umut ediyorlarmış. Türk toplumunda binlerce yıldır yaşayan deyimlerimiz her dönemde kullanılmış, fakat toplumda bir bozulmaya yol açmamıştır. Toplumumuzda gözle görülür bir bozulma olduğu âşikârdır, fakat bu bozulmanın sorumlusu deyimlerimiz değil, son 30 yıldır yaşadığımız kültürel sömürge ve Batı hars, dil ve düşün tarzının milletimiz üzerine olumsuz etkileridir. Son yüzyılda ortaya çıkan feminist akımlardan etkilenerek böyle bir kararın alınmış olması, resmî kurumlarımızdaki Batı etkisinin başka bir göstergesidir.

TDK’nın aslî görevi iyisi ile kötüsü ile Türkçeyi yaşatmak ve geliştirmektir, kutsal bir emânet olan Türkçemizin zamani koşulları ve yapısı ile doğmuş sözleri, deyimleri ve atasözlerini ayıklamak değildir. Ayıklanması gereken onca yabancı söz ve yabancı dilden geçmekte olan deyim varken, Türk Dil Kurumu’nun uğraştığı öz be öz Türkçe olan deyimlerdir. Atasözleri kimseye şirin gözükmek için söylenmemiş, gerçekleri ifâde eden kültür birikimleridir. Kültürel birikimlerin oluşturduğu bu erdemli sözler ile toplumun düşün yapısı oluşur. Türk milleti dünyânın en köklü kültürlerinden birine sâhip olmasından dolayı yaşamış olduğu tecrübeler de bir o kadar köklüdür. Ziyâ Gökâlp Türklerde büyük felsefî akımların ortaya çıkmamasının nedenini Türk harsının köklülüğüne ve herkesçe kabul edilen bir genel düşün yapısına sâhip olunmasına bağlar. Bu yapıyı oluşturan öğeler ise gelenek, atasözleri, inançlardır.

Ayıklanacak atasözlerinden biri, "Kadın var yuva yapar, kadın var yuva yıkar." atasözü imiş. TDK bu sözde kadınların aşağılandığını iddia etmektedir. Bu atasözümüzde kadının âiledeki önemi ve sorumluluğu belirtilmiştir. Ahlâksız ve sorumluluğunu bilmeyen kadınların âile fâciâlarına yol açtıkları yadsınamaz gerçektir. Erdemli kadınların da yuvaları için nasıl çırpındıklarını yaşamımızda çokça şâhit olmuşuzdur. Bu sebeple atasözümüz çok doğru bir noktaya değinmiştir. Ayrıca başka bir atasözünde "Yuvayı dişi kuş kurar." denilmektedir. Bu da yine kadının âiledeki önemini belirtici yöndedir. Atasözlerimiz kadını değil, suçlanması gerekene dikkat çekmektedir, benzer bir şekilde Adana yöresinde söylenen bir atasözümüz de "Oğlun adam malı ne yapacan, oğlun eşşek malı ne yapacan." denilmektedir. Bu atasözü de tüm oğlan çocukları hedef alınmamaktadır. Oğlan çocuklarını iyi eğitme yönünde uyarıcı nitelik taşır. Zengin adamların mal varlıklarını sıfırlayan oğulların ibret verici varlığı, yoksul bir âileden yetişip de mal mülk edinen ve âilesine bakan oğulların örnek davranışları yıllar içinde tecrübe olmuştur. Burada kullanılan eşşek sözü argo olarak kabul edilse de halkı bazı noktalarda uyarabilmek için atasözleri keskin ifâdeler içermek zorundadır.

TDK’nın ayıklayacağı sözlerden biri de "Kadının sırtından sopayı, belinden sıpayı eksik etmeyeceksin." atasözüdür. Burada iddia edilen kadının sırtından sopayı eksik etmeyeceksin sözü ile kadının dövülmesinin öğütlendiğidir. Hâlbuki buradaki anlatım, iddia edilenden çok daha farklıdır. Sopa sırtlamak eski köy yaşamında kadının üzerine olan ödevlerden biri idi. Kışın soba yakılması ya da ekmek ocağının yakılması için erkekler odun keser, kadınlar kıymık ve sopa toplardı. Burada anlatılmak istenen kadının çalışkan olmasının önemidir. Karnından sıpayı eksik etmemek sözünde ise sıpa sözü küçük bebekler için özellikle eski dönemlerde halk arasında söylenilen şirin sözlerdendir. Kaldı ki bu sözü söyleyen bir kimsenin kendi öz bebeğini kötü bir sözle anması mantık dışıdır.
 

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi kadınları ikinci sınıf olarak nitelendiği iddia edilen bâzı sözlerin aslında öyle olmadığı görünmektedir. Bâzı kadınları öyle gösteriyor olsa da, bu bütün kadınları kastedildiği genellemesi yapılmadığı açıktır, bunun içindir kimsenin bu sözlerden gücenmemesi gerekir. Örneğin "Oğlan babadan öğrenir sofra dizmeyi, kız anadan öğrenir sokak gezmeyi." sözü de, "Anasına bak kızını al." sözü de anne babanın çocuk yetiştirme ve yönlendirmedeki önemine dikkât çeken sözlerdir. Yine bu kapsamda çıkaralacak sözlerden biri de "Kötü kabağın kötü dölü olur." sözüdür.       Bu sözde kadını ikinci sınıf olarak gösterildiğini iddia etmek gülünçtür. Yapılan niteleme geneledir. Anlatılmak istenen ise doğru mu, yanlış mı olduğunu belirlemek kişinin özgür seçimidir, buna TDK’nın karışması abesle iştigâldir.

Birçok dilbilimci ve halktan tepki alan bu nâfile çabayla uğraşmaktan TDK'nın bir an önce vazgeçmesini umut ediyoruz. Çünkü canla başla asıl mücâdele edilmesi gereken, "Ben az sonra uzadım, siz az sonra döneceğim, bu kızla çıkıyorum, işleri yoluna koydum, relaks oldum, light kola içtim, çok kûl birisi...’ gibi binlerce deli saçmasıdır. Eğer bunlarla mücâdele edemiyor ve bu sözlerle mücâdele zeminini hazırlayamıyorlarsa yaptıkları sâdece deve kuşu gibi başını kuyuya sokup aslî gerçekten kaçmaktır.

 

Tanrıkut 2.9.2006