Türk'e duyulan ezikliğin örneği İsveç

 Dünya sahnesinden birçok millet gelip geçmiş,bu varoluş savaşında,yenilip veyahut  zamanla eritime uğrayıp yokolanlar ve ayakta kalanlar olmuştur.Dünya  tarihinin en eski ve köklü milleti olan Türk Milleti tarih sahnesinde mücadeleye girdiği milletlere her zaman çağının önünde bir büyüklükle davranmış,devletler arası ilişkilerini karşılıklı saygı ve dürüstlük üzerine inşa etmiştir.Yüksek Türk ahlakı, Türk devletlerine bu yönde yansımıştır.Ne var ki Dünya’yı ikiyüzlü siyasetleri ile kirleten devletler,bir türlü bu büyüklüğü hazmedememişler sonunda bu büyüklük onlarda Türklere karşı vazgeçilmez bir düşmanlık ve aşağılık duygusu oluşturmuştur.Kendi yükselişlerini Türk’ün yokoluşunda gören ve önlerinde ki en sarsılmaz kalenin Türkiye olduğunun farkında olan ve Türklüğün yükselişinin önünü tıkamak yolunda çabalayan devletlerin biri de İsveçtir.

 İşveç Aslanı olarak tanınan ve tarih kitaplarımızda Demirbaş Şarl olarak anılan geçen 12. Karl, Ruslarla giriştiği mücadeleden yenik ayrılıp Osmanlı Cihan Devletine sığınmıştır ve yaklaşık 1.5yıl Türk sarayında misafir olmuş,demirbaş ünvanını almıştır. Türkleri ilkkez bu kadar yakından tanıma fırsatı bulan ve İsveç Halkının tarihinde tek övünebildiği kralı Şarl Türkler hakkında şunları söylemiştir;

 ”Poltova'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölüm idi. Kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha da kuvvetli o­larak belirdi. Önümde su, ardımda düşman, tepemde cehen­nemler püsküren güneş, su beni boğmak, düşman beni par­çalamak, güneş beni eritmek istiyordu. Yine kurtuldum.Fakat bugün esirim. Türklerin esiriyim. Demirin, suyun, ateşin yapamadığını onlar yaptılar. Beni esir et­tiler. Ayağımda zincir yok. Zindanda da değilim. Hürüm, her istediğimi yapıyorum. Lâkin yine esirim. Şefkatin, ulüvv-i cenâbin (cömertlik), asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağla bağladılar. Bu ka­dar şefkatli, bu kadar alicenap, bu kadar asil ve bu kadar nazik bir milletin arasında esir olarak yaşamak bilsen ne kadar tatlı”.Bu gezi esnasında İsveç kültürü gelişmiş,İsveçli ressamların İstanbul’a hayranlıkları defalarca hayallerini süslemiş,mimarları Türk saray mimarisini örnek almış,köfte, dolma, şerbet gibi yemekleri Türklerden hatta kahveyi öğrenmişler,çocuklarına Günnar,Selma,Gün,Hakan gibi Türkçe’den tanıdıkları adları vermişlerdir.

Bu olumlu katkılar bile İsveçlilerin aklında ki Türk düşmanlığını yıkamamış;genlerinde ki nankör duygular, Dünyayı köleleştirmek isteyen sömürgecilik ve Haçlı zihniyetine hizmet için yeniden kabarmıştır.Yakın tarihimizde ülkemizde her türlü adi ve siyasi suç işleyenlere,toplumsal ve devlet düzenini yıkmak isteyenlere,pkklılara,kürtçülere İsveç Devleti kucağını açmış;bu insanlara sığınma hakkı ve vatandaşlık vererek suç ortaklığı yapmıştır.2003 yılında İzmir’de İsveç Büyükelçiğinin düzenlemiş olduğu tanıtımda Türk Milleti diye bir millet yoktur konulu İsveç başbakanı Göran Persson imzalı bildiriler dağıtılmıştır.Herhalde Türk Milleti, Germen,Samir,Finli,Rus ve Valon kırması bir halktan kendi tarihini öğrenecek değildir ama dönen dolaplar başkadır.Amac Türk kimliği üzerinde süphe uyandırmak ve milli kimliği yıkmaktır.Türk kimliğine saldıran İsveç devleti, sanırız Demirbaş Şarl’ın hayranlık duyduğu Türk Milleti hakkında kaç yüzyıl önce söylediklerinden habersizdir.

 İsveç nedense sadece Türk kimliğine saldırmaktadır.Ortadoğu coğrafyasında millet olamamış etnik toplulukları desteklemeleri ,onlara kimlik kazandırma uğraşları bir başka çelişkidir.Bu çerçevede süryani,kürt,ermeni,asurilere sonsuz destek çıkmaktadır.Sözde soykırım iddaları sürekli İsveç Meclisinde gündemde tutulmakta,yasadışı örgütlerin Türkiye aleytarı çalışmalarına izin verilmektedir.Kültür mühendislerinin birçok etnik abece,sahte tarih ve kültür oluşturma araştırmalarının boy hedefi Türkiye olmaktadır.Düzenledikleri gösterimlerde Türk Milletini barbar bir millet gibi göstermek ile kendi tarihleri ile de çelişmektedirler.Resmi okullarında ve basınlarında olmayan ülke kürdistandan sürekli söz etmeleri de kendş halkını ve kürtleri uyuttukları ayrı bir yaygaradır.

İki Dünya savaşına da katılmayıp tarafsız kalan  ama ürettikleri silahları savaşan ülkelere satarak bugünkü zenginliğine ulaşan İsveçin,toplumcul düzeni bozan kürtçülere bu kadar destek çıkmasında ki keramet acaba bu mu diye düşünmemek elde değil.Yine bazı İsveçli milletvekilleri yerel seçimlerde bölücü Dehap’ı desteklemek için Diyarbakır’a gelmişler. Art niyetsiz olmadıkları her demeçlerinde ve eylemlerinde gözlenen bu milletvekilleri 100000’e yakın şehit ve gazinin ailelerinden ve onların çiğnenmiş hakkından neden sözetmezler? İsveçli kıştırtıcılara sesleniyoruz;gezdiğiniz yerler vatanımızın topraklarıdır. Cumhuriyetin bekçileri olan Türkçüler Başbuğ Atatürk’ün sözlerini bütün Dünya’ya tekrar haykırıyoruz; ‘ Yurt toprağı kutsaldır,kaderine terkedilemez’ ­

Tanrıkut

30.01.2003