Skip to content
Dar ekran Geniş ekran Ekran boyutunu özişler olarak ata Harfleri büyült Harfleri küçült Varsayılan Boyut default color grey color

Toprak Satışına Dur De! I Vatan Namustur Satılamaz!

Ana Sayfa arrow Makaleler arrow Yabancılara Gayrimenkul Satışı

Yabancılara Gayrimenkul Satışı

PDF Yazdır Ağhesabı

Av. Hüseyin Gökçearslan

İşçi Partisi Merkez Hukuk Bürosu üyesi


Yabancılara gayrimenkul satışı


 

 

 

 

Yabancı kişi ve şirketlere gayrimenkul satışına izin veren 3 Temmuz 2003 tarih ve 4916 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden itibaren, yabancılar Türkiye’nin dört bir yanında arazi ve konut almaya başladı. Yabancıların arazi ve konut  alımı baş döndürücü bir hızla artarak devam etmektedir.

Temmuz ayında Alanya’da 10000’in üzerinde Alman ailenin konut edindiği, Alanya Belediye’sinde Yabancılar Meclisi oluşturma girişimi yaşandığı medyada yer aldı. Almanlar Alanya’ya yerleşirken Fethiye’de de İngilizler, başka yerlerde Yunanlılar, Suriyeliler, diğer milletler hızla konut edinmektedir. Yabancılar genellikle milliyet esasına göre sahillerimizi parsellemektedirler. Bir yıllık süre içinde bir çok turistik bölgede Türkler neredeyse azınlığa düşmüş durumdadır.

Yabancı şahıs ve şirketlerin taşınmaz edinmeleri sahillerdeki konutlarla sınırlı değil. Yabancıların   özellikle tarihi, turistik yerleri, maden alanlarını ve tarihsel miras iddialarına uygun yerleri seçtikleri bilinmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında açık yada gizli yollarla topraklarımız yabancıların eline geçmektedir.

4916 Sayılı Yasa ile yabancılara gayrimenkul satışını iyi değerlendirebilmek için Devrimci Cumhuriyetin bu konudaki düzenlemelerini ve 1980’lerle birlikte yabancılara gayrimenkul satışına izin veren düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarını, gayrimenkul satışının Türkiye için yaratacağı tehlikeleri birlikte değerlendirmek gerekmektedir.

Devrimci Cumhuriyetin gayrimenkul satışıyla ilgili düzenlemeleri

Osmanlı Devleti’nde yabancı tüzel kişilere ülkede mülk edinme hakkı verilmemiştir. Yabancı gerçek kişilere ilk defa 16 Haziran 1868 tarihli kanunla mülk edinme hakkı tanınmıştır. Bu yasaya dayanarak Yunanlılar Eğe kıyılarımızın çok büyük bölümünü ele geçirmiştir. Lozan Barış Antlaşmasıyla ahdi mütekabiliyet (karşılıklı sözleşme) şartı getirilerek yabancıların mülk edinme imkanı sınırlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Lozan Barış Antlaşması’ndan 7 ay sonra çıkardığı Köy Kanunu ile yabancı gerçek ve tüzel kişilerin köylerde gayrimenkul edinmelerini yasaklamıştır.

18 Mart 1924 tarih ve 442 Sayalı Köy Kanunu’nun 87. maddesinde şu hüküm yer almaktadır: “Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunmayan gerek şahıslar, gerek şahıs hükmünde olan cemiyet ve şirketlerin (eşhası hususiye ve hükmiye) köylerde arazi ve emlak almaları memnudur (yasaktır).”

87. maddeyle, Yabancı  şahıs ve hükmi şahısların (şirketlerin,cemiyetler, vakıflar) köylerde taşınmaz alımı  tamamen yasaklamıştır. 22 Kasım 1934 tarih ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35. maddesinde şu hüküm yer almaktadır: “Tahdidi (sınırlı) mutazammın (kapsayan) kanuni hükümler yerinde kalmak ve karşılıklı olmak şartıyla yabancı hakiki şahıslar Türkiye’de gayrimenkul mallara temellük (mal edinme) ve tevarüs ( miras yoluyla edinme ) edebilir.”

35. maddede, yabancıların taşınmaz alımını sınırlayan yasa hükümleri saklı kalmak kaydıyla sınırlı olarak sadece yabancı şahısların taşınmaz alımına müsaade edilmiş, yabancı şirket, cemiyet, vakıf ve benzeri tüzel kişilikler bunun dışında tutulmuştur.

1980’lerle başlayan dönemde yabancılara gayrimenkul satışının önünün açılması çabaları ve ilgili düzenlemeler

a) 21. 6. 1984 tarih ve 3029 Sayılı Yasa

Yabancıların Türkiye’de taşınmaz edinmesinin önünü sınırlı olarak açan  ilk yasa 21. 6. 1984 tarih ve 3029 sayılı yasadır. 3029 sayılı yasa Mütekabiliyet (karşılıklı muamele) şartı aranmaksızın yabancı şahıs, cemiyet ve şirketlere mülk satışı esasını getirmiştir. Yasada şehir köy ayırımı yapılmamıştır.

Yabancı hakiki ve hükmi şahısların hangi bölge ve illerde arazi ve emlak alacağı, hangi ülkelere bu hakkın tanınacağı Bakanlar Kurulunun iznine bırakılmıştır. Hangi ülkelere, hangi bölgelerde toprak satışı yapılacağı Bakanlar Kurulunun iznine bırakıldığından, bu yasayla tehlikeli boyutlarda yabancılara gayrimenkul satışına olanak yoktur. Anayasa Mahkemesi 13.6.1985 gün ve E.1984/14, K.1985/7 sayılı kararıyla 3029 Sayılı Yasa’yı Anayasaya aykırı bularak  iptaline karar vermiştir.

b) 22.4.1986 tarih ve 3278 Sayılı Yasa

3029 sayılı Yasa’nın Anayasa Mahkemesi tarafından iptali üzerine 22.4.1986 gün ve 3278 sayılı Yasa kabul edilerek yürürlüğe konmuştur. 3278 sayılı Yasa’yla, yabancılara gayrimenkul satışına izin vermeyen 442 Sayılı Köy Kanunu’nun 87. maddesine şu hüküm eklenmiştir:

“Ancak milli menfaatlere ve/veya milli ekonomiye faydalı görüldüğü hallerde, Bakanlar Kurulu; hangi ülkelerin ve/veya hangi ülkeler uyruğundaki gerçek kişilerin bu maddedeki kısıtlamalardan istisna edileceğine karar verebilir. Bu hususlarla ilgili usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca tespit edilir. Bu fıkra hükmü, tarım arazileri ile tarıma veya hayvancılığa yönelik üretim maksadıyla iktisap edilmek istenen araziler hakkında uygulanmaz.”

3278 sayılı Yasa’da mütekabiliyet (karşılıklılık) şartı aranmaksızın yabancılara mülk satışı esası getirilmiştir. Bu yasayla mülk edinme hakkı yabancı ülkelere ve yabancı ülkeler uyruğundaki gerçek kişilere tanınmış, yabancı tüzel kişiler (şirket, cemiyet vs) kapsam dışı bırakılmıştır. Tarım arazileri ile tarıma ve hayvancılığa yönelik üretim maksadıyla alınmak istenen arazilerin satışı yasaklanmıştır. Mülk edinme hakkı tanınacak ülkelerin ve uyrukluluklarının saptanması yetkisi Bakanlar Kuruluna bırakılmıştır.

3278 sayılı Yasa’yla yabancılara gayrimenkul satışı istisnai niteliktedir. Bakanlar Kurulu’nun iznine tabidir. Yasa ülke topraklarının önemli bölümünün yabancıların eline geçmesine olanak sağlayacak nitelikte değildir. Anayasa Mahkemesi 9.10.1986 gün ve E.1986, K.1986/24 sayılı kararıyla, 3278 Sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu kabul ederek iptaline karar vermiştir.

Gerek 3029 sayılı ve gerekse 3278 sayılı yasayla yabancıların Türkiye’de taşınmaz edinmesi istisnai niteliktedir. Bu yasalarla Bakanlar Kurulu’nu etkileyebilecek güçtekiler taşınmaz edinebilir. Nitekim bu yasaların yürürlük dönemlerinde bir kısım Arap zenginleri Boğaza nazır yerlerde kıymetli taşınmazlar edinebilmiştir.

c) 3.7.2003 Tarih ve 4916 Sayılı Yasa

3. 7. 2003 tarih ve 4916 sayılı Yasanın 19. maddesiyle:

- Yabancılara gayrimenkul satışını sınırlayan Tapu Kanunu’nun 35. maddesi değiştirilmiş, karşılıklı olmak ve kanuni sınırlara uyulmak kaydıyla köy, şehir ayrımı yapılmaksızın yabancı gerçek kişilerle tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin 30 hektara (300 dönüme) kadar serbestçe taşınmaz edinmesi,

- Yabancı kişi ve şirketler lehine Türkiye’deki taşınmazlar üzerine karşılıklılık esasına bakılmaksızın “sınırlı ayni hak” tesis edilmesi,

- Yabancı uyruklu gerçek kişilerin, kanuni miras dışında ölüme bağlı tasarruflar (vasiyet vs) yoluyla taşınmaz edinmesi, kabul edilmiştir.

Yasanın 38. maddesiyle de yabancı gerçek şahıs, cemiyet ve şirketlerin köylerde arazi ve emlak alımını yasaklayan Köy Kanunu’nun 87. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Kamu yararı ve ülke güvenliği yönünden bu maddenin uygulanamayacağı yerleri belirleme ve 30 hektarın üzerindeki taşınmaz alımları Bakanlar Kurulu’nun yetkisine bırakılmıştır.

4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’un 4 üncü maddesi 4916 sayılı Yasa’nın 3. maddesiyle değiştirilerek, yabancı ve yerli ayırımı yapılmaksızın hazineye ait taşınmazların organize hayvancılık yapacaklara, ticaret borsalarına, serbest bölgede kullanılmak üzere, teknoloji geliştirme bölgelerinde yönetici şirkete, en az yüz kişi istihdam sağlayacak sınai yatırım yapacaklara satışına olanak sağlanmıştır.

Türkiye’nin her yerinde yabancılara toprak satışının önü tamamen açılmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen iki yasada yabancılara taşınmaz satışı istisna iken, 4916 sayılı Yasa’da satış serbest, sınırlama istisnadır.

Basında, yabancılara mülk satışının tehlikeli boyutlara ulaştığına dikkat çekilirken, sadece doğrudan satışlara vurgu yapılmış, ne yazık ki, gizli satış diyebileceğimiz, yabancıların “sınırlı ayni hak” tesisi, ölüme bağlı tasarruf ve güvendikleri Türk vatandaşları vasıtasıyla gayrimenkul edinmeleri gözden kaçmıştır.

Diğer ülkelerde yabancılara toprak satışı

Türkiye, IMF ve AB baskılarıyla topraklarının mülkiyetini yabancılara teslim ederken, diğer ülkelerdeki durum nedir? Göz atmakta yarar var.

Yunanistan’da ve Rusya Federasyonu’nda, sınır bölgelerinde yabancılara arazi satışı yasaktır. İsrail’de yabancıların toprak satın alması söz konusu olmadığı gibi, İsrail vatandaşları dahi devlete ait toprakları satın alamaz. 1 Mayıs 2004’de Avrupa Birliği’ne katılan ülkelerden Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Latviya, Litvanya ve Estonya’da AB’ye girmeden önce yabancılara toprak satışı yasaktı. Geçiş süreci içinde yabancılara toprak satışı yasağının devamını sağlamışlardır.

Polonya’da 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren yabancılara mülk satılabiliyor, ancak 12 yıl boyunca  tarım ve orman arazilerinin satışı yasaktır. Aynı şekilde Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da 7 yıl süreyle tarım ve orman arazilerinin satılması yasaktır.

Avrupa Birliği’ne girme hazırlığı içindeki Bulgaristan’da yabancılara tarım arazisi satılamaz, bahçeli bir ev bile satılamaz. Hırvatistan’da yabancı kişi ve şirketler tarım arazisi orman, orman arazisi satın alamazlar (Falakoğlu, 2004).

4916 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden sonra gayrimenkul satışları

a) Doğrudan satışlar

Basında yer alan bilgilere göre; 4916 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 2003 yılı Temmuz ayına kadar Türkiye’de 38 228 yabancının 37 335 taşınmazı vardı. Temmuz 2003 tarihinden 14 Temmuz 2004 tarihine kadar 7145 yabancı 6085 taşınmaz satın almıştır. Toplam 45 258 yabancının 43 309 taşınmazı bulunuyor. Yabancıların Türkiye’de toplam olarak elde ettikleri taşınmaz yüzölçümü 273 480 382 metrekaredir. Malta adasının büyüklüğü 320 kilometrekaredir. Satılan taşınmaz  miktarı Malta adası büyüklüğüne yaklaşmıştır. Türkiye’de taşınmaz edinen yabancıların yüzde 31’i Yunanlılar, yüzde  28’i Almanlar, yüzde 12.2’si İngilizler, yüzde 11,1’i Suriyeliler. Yüzölçümü açısından en çok taşınmazın Suriye sınırındaki Hatay, Kilis, Mardin, Gaziantep’te satıldığı, Hatay’da 120 676 669, Kilis’te 54 940 680, GAP bölgesi içinde yer alan Mardin’de 50 067 384, Gaziantep’te 23 050 103 metrekarelik alanın yabancıların elinde bulunduğu verilen bilgiler arasında.

Bütün bunlara rağmen Tapu Kadastro Genel Müdürü, satışların tehlike boyutlarında olmadığını iddia edebilmektedir. Bu satışlardan 600 000 000 Amerikan Dolarlık gelir elde edilmiştir.

b) Dolaylı satışlar

Gizli satışlar da diyebileceğimiz satış türü. Yabancılar 4916 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden önce paravan şirketler vasıtasıyla veya güvendikleri Türk vatandaşları adına toprak satın almaktaydılar. Sözde Türk şirketleri ve Türk vatandaşları hassas bölgelerimizde özellikle GAP bölgesinde bu yolla yabancılar adına arazi almaktaydı.

4916 sayılı Yasa’yla karşılıklılık ilkesine bakılmaksızın yabancılara “sınırlı ayni hak” tesisi imkanı getirilmiştir. “Sınırlı ayni hak” Medeni Kanun’un 779-838 maddelerinde düzenlenmiştir. Konumuz yönünden bu “ayni hakların” en önemlileri intifa (yararlanma) hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve diğer irtifak (dayanma) haklarıdır.

İntifa hakkı, üzerine konulan taşınmazda hak sahibine tam yararlanma hakkı vermektedir. Gerçek şahıslarda ölüme kadar, tüzel kişilerde 100 yıla kadar yararlanma hakkı verebilmektedir. Görünürde bir Türk vatandaşı adına tapuya kayıtlı taşınmazı yabancı bir şirket intifa hakkı tesisi yoluyla 100 yıla kadar kullanabilir. Üst hakkı, bir taşınmazın altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut yapıyı muhafaza etmek suretiyle kullanmak hakkı vermektedir. 30 yılı aşkın süreli üst hakkı, tapu kütüğüne tescil de edilebilmektedir. Kaynak hakkında, bir gayrimenkul içinden çıkan sudan yararlanma hakkı başkasına verilebilmektedir. 30 yılı aşkın süreli kaynak hakkı tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilmektedir. Üst hakkı’nda, kaynak hakkında da intifa hakkı tesisindeki durum aynen mümkündür. Adına kayıtlı kişi Türk vatandaşı, gayrimenkulun veya suyun sahibi ise yabancı şahıs veya tüzel kişi olabilir. Ülkemiz topraklarında istek ve iddiası olan, yabancı şahıs veya şirketlerin, kamuoyunu uyandırmadan, tepkisini çekmeden işi halletmek için bu yolu seçmeleri menfaatlerine daha uygundur.

İşçi Partisi’nin “Yabancılara Toprak Satılmasın” kampanyası çerçevesinde yaptığı etkinliğin Ankara’daki imza masasına gelen Ulukışla’lı bir vatandaş, “Ulukışla’da toprak kalmadı, bazıları da buna alet oluyor” diyerek, yine bir başkası “Şanlı Urfa’da İsrailliler toprak bırakmadı” diyerek tepkilerini dile getirdiler. Bir çok yurttaş “oralardan geliyorum, İsrailliler Şanlıurfa’da torak bırakmadı”, “Hatay’da toprak kalmadı” şeklinde feryatlarını dile getirdiler.

Avukat Ahmet Sağlam, İnternet sitesindeki  “85 Yıl Sonra Cumhuriyet” başlıklı yazısında, sadece İsraillilerin GAP bölgesinde aldığı taşınmazın 450 dönüm civarında olduğunu, şimdilik bunların Türk vatandaşları adına kayıtlı olduğunu, İsrail’in, Filistin’de olduğu gibi suyun ve petrolün kontrolünü ele geçirmek için arazi satın aldığını belirtmiştir.

Cihan Dura (2004) internetteki köşesinde, İsrail’in Güneydoğu Anadolu’da, Urfa’da 450 dönüm arazi satın aldığını, GAP ve Ceylanpınar’da çok büyük arazi aldıklarını ve kiraladıklarını, Ulukışla’da 6000 dönüm kiraz bahçesi kurduklarını, Kars’ın başta Digor ve diğer ilçe ve köylerinde Amerikalı ve İsrailli oldukları söylenen yabancıların, kağıtlara imza attırmak suretiyle köylülere para dağıttığını, uygun ortam geldiğinde, topraklar bizim, köylüler işçilerimiz diyeceklerini, arazi satışında Kars’ın yüzde 15’lik oranla ilk sırada yer aldığını, Gürcistan Ahiska Sınırında bulunan Posof Türközü sınır kapısında, Gürcistan sınırında Çıldır Aktaş Sınır Kapısında, Nahçivan ve İran sınırında, Iğdır Dilucu, özellikle Ermeni sınırında Akyaka sınır kapısında incelemeler yapan Baki Özışık’ın elde ettiği bilgilere dayanarak, toprakların neredeyse yüzde 20’sinin yabancılara satıldığını, sınıra yakın olan ev ve arazilerin neredeyse tamamının yabancıların eline seçtiğini, Akyaka’nın yüzde 30’unun gayrı resmi olarak Ermeni toprağı olduğunu belirtmiştir.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Atilla Şimşek, Şanlıurfa’da 135 000 dönüm arazinin satıldığı bilgisinin kendilerine geldiğini, İsrailli kadınların çocuklarını Türk vatandaşı olarak nüfusa kaydedebilmek için Şanlıurfa’daki İtalyan Hastanesinde doğum yaptığını, bu sayının 2000 olduğu duyumunu aldıkları açıklamasını yapmıştır.

Ulusal Kanal, boş kağıda imza attırmak suretiyle yabancıların Kars’ta toprak aldıklarını, köylülere tarlaları ekmeye devam etmelerini söylediklerini, bölgede incelemeler yapan bir gazetecinin canlı bağlantısıyla Temmuz ayında duyurdu.

Bu açıklamalar gerçeği ne kadar yansıtmaktadır, ne kadar vatan toprağı elden çıkmıştır  bilinmemektedir. Satış yöntemi dolaylı olduğu için bu satışlar istatistiklerde gözükmemektedir.Tapu Kadastro Genel Müdürü “İsraillilere toprak satışı var mı?” sorusuna, ”yok” cevabını vermiş, arkasından da bölgede inceleme yaptıracağını söylemiştir.

Yabancılara gayrimenkul satışının yaratacağı büyük tehlike

Asya’yı Avrupa’ya bağlayan köprü konumu, dört mevsimi bir arada yaşayan  güzelliği, yer altı ve yer üstü zenginliği, tarihi miras zenginliği ve dünya enerji depolarının bulunduğu yerlere yakınlığı sebebiyle ülkemiz tarih boyunca emperyalist Batının iştahını kabartmıştır.

300 yıllık kapitülasyon dönemi, 1918’de ülkemizin paylaşılması kararıyla sonuçlanmış, karar 30 Ekim 1918 tarihli Mondoros Mütarekesi’yle fiilen uygulamaya konularak ülkemiz bölge bölge emperyalist Batı tarafından işgal edilerek paylaşılmıştır.

Batılı emperyalistler, 19. yüzyılın sonlarına doğru ülkemizin madenlerine el koyabilmek için demiryolu yapımında birbiriyle yarışmışlardır. Amaç, demiryollarının geçtiği yerlerin 20 kilometre sağında, 20 kilometre solundaki alanlarda bulunan madenlerimize el koymaktır. Onun İçin Ankara-İzmir arasını bağlayan demiryolu düz hat yerine yılan gibi kıvrıla kıvrıla döşenmiştir

Dünya Bor rezervinin bilinen sahalar itibariyle yüzde 70’i Türkiye’dedir. Trona madeninde de durum aynıdır. Ülkemiz maden ve su kaynakları yönünden alabildiğine zengindir. 4916 sayılı yasa yürürlükte kaldığı sürece sahillerimiz, topraklarımızla birlikte ülkemizin doğal zenginlikleri de talan edilecektir.

Basında yer alan bilgilere göre, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yer alan Kazan ilçemizin köylerinde zengin trona yatakları var. Bir yabancı şirketinin elemanları Kazan köylerinde toprak almaya çalışmaktadır. Bu bölgede Türk Havacılık ve Uzay Sanayi bulunuyor. Toprak satın alma yoluyla bu tesislerin kontrol altına alınması gibi bir sonuç çıkabilir. Bir askeri birliğimizin hemen yanı başında, güvenlikle, istihbaratla ilgili bir tesisin yakınında yabancıların taşınmaz edinmesi milli güvenliğimizi de tehlikeye düşürecektir.

Ülkemiz topraklarında gözü olan, hak iddia eden devletler ve milletler var. Emperyalist Batı, ülkemizi parçalamak için dün olduğu gibi bugün de her fırsatı değerlendirmektedir. Batılı devletlerin parlamentolarından bir biri ardına “Ermeni soykırımı” yaptığımıza ilişkin haksız kararlar çıkmıştır. Yabancı şahıs ve şirketlerin arkasında ülkelerinin desteği hep olacaktır. Yabancılar eline geçen topraklarda, mensubu olduğu devletlerin müdahaleleriyle karşılanılabileceği gibi, bu yerlerin tamamen kopması da mümkündür. Unutulmasın ki, İsrail devleti, Yahudi’lerin, Filistinlilerden toprak satın alması suretiyle kuruldu.

Yabancılar eline geçen vatan toprağı  sadece arazi ve konutla da sınırlı değil

Köy Kanunu, Maden Kanunu, Vakıflar Kanunu, Yabancı Yatırımlar Kanunu peş peşe değiştirilerek topraklarımızın yüzde 15’i, yani 100 000 kilometrekarelik bir alan 20 adet Amerikan, Kanada ve Anglo-Amerikan kökenli Çokuluslu Şirkete (ÇUŞ) maden arama imtiyazı olarak ve sınırsız ayrıcalıklar tanınarak verilmektedir. Bu durum ülkemiz sanayisi için ölüm fermanı, emperyalizme bedava hammadde sağlanması demektir.

Karşılıklılık ilkesi

4916 sayılı Yasada doğrudan satışlarda karşılıklılık ilkesi aranmıştır. Kimileri buna bakarak biz de dış ülkelerde toprak alıyoruz, bunda ne var diyebilmektedirler.

Bir avuç hortumcunun Miami, Florida sahillerinde yer aldıkları doğrudur. Bunlar Türkiye’yi temsil etmez. Bunların Türkiye’nin menfaatleriyle de ilgisi yoktur. Yurt dışındaki işçilerimizin çok az bir kısmı uzun vadeli taksitlerle yurt dışında konut edinebilmişlerdir. Batı ülkelerinde bir daire fiyatıyla Türkiye’de bir kaç köy toprağı kapatılabilir. Batı ülkelerindeki ekonomik güç ile ülkemiz kıyaslanamaz. Karşılılık, denklik varsa bir anlam taşır.

Öte yandan topraklarımız üzerinde tarih boyunca yabancı güçlerin emelleri olduğu,  vatanımızın 1919’da baştan başa işgal edilerek paylaşıldığı, Batı parlamentolarında bir biri ardına “Ermeni  soykırımı” kararlarının çıktığı,  “Büyük İsrail “ projesinin Fırat’tan başladığı, gayrimenkul  alımında sahillerimiz, arazilerimiz, maden alanlarımızla birlikte hak iddia edilen alanların esas seçildiği nasıl görmezlikten gelinebilir? Karşılıklılık ilkesi, sadece uyutma etkisi yapabilir. Gerçek bunun tersidir.

Tahkim Yasası ve İkiz Sözleşmeler

Kabul edilen “Tahkim Yasası” sebebiyle, Türkiye’de taşınmaz edinen yabancılarla çıkacak ihtilaflarda Tahkim Kurulları karar verecektir. Bunun sonucu bellidir. Hep biz kaybedeceğiz. Birleşmiş Milletler’de “İkiz Sözleşmeler” diye anılan “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi” ve “Medeni ve Sosyal Haklar Sözleşmesi” 4 Haziran 2003 tarihinde TBMM’nde yasayla onaylanmıştır. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin bazı hükümleri şöyledir:

1. madde 1. bend: “Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini sürdürebilirler.”

1. madde 2. bend: “Bütün halklar doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararlarına serbestçe tasarrufta bulunabilir... bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiç bir koşulda yoksun bırakılamaz.”

41. madde: “a) Bu Sözleşmeye taraf devletlerden biri, bir diğer taraf devletin bu sözleşme hükümlerini uygulamadığını düşünmesi halinde, yazılı bir bildirimle, durum hakkında taraf devletin dikkatini çeker. b) Eğer durum, şikayeti alan devletin ilk şikayeti aldığı tarihten itibaren altı ay içinde her iki taraf devleti tatmin edici şekilde düzeltilmezse, her iki devlet konuyu diğer devlete ve Komiteye yaptıkları bir ihbar ile Komitenin önüne götürme hakkına sahiptir.”

Yabancıların sahillerde belli bölgeleri kapattığı, toprak alımında belli bölgeleri ele geçirmeye çalıştıkları bilgileri ışığında durumu değerlendirdiğimizde, ileride yabancıların sözleşme hükümlerine dayanarak, bağımsızlık talebinde bulunabileceklerini, bulundukları yerin doğal zenginliklerini sahiplenme iddiasında bulunabileceklerini iddia etmek hiç de yabana atılır bir görüş değildir.

Milli güvenliğimiz ve vatanın bütünlüğü tehlikededir. 4916 sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırılığı kesindir. Yabancılara sınırlı mal edinme hakkı veren 3029, 3278 sayılı yasalar Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Prof. Dr.Faruk Erem Ceza Usulü Hukuku kitabında, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen bir yasanın aynısının tekrar çıkarılmasının “Anayasaya aykırılığın ötesinde Anayasayı  ihlal kavramına giden kuvvetli bir karinedir” görüşündedir. Prof. Dr. Tahsin Bekir Balta İdare Hukuku kitabında, “Anayasaya aykırılık fiilinin bu sınırda bitmiş sayılacağı ve bundan sonra sadece Anayasayı ihlal fiilinin kanuni unsurlarının mevcut olup olmadığının münakaşası kalır” görüşündedir. Aynı görüşleri paylaşıyorum.

4916 sayılı Yasa’nın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açılmıştır. İvedilikle davanın görüşülüp, yasanın iptaline karar verilmesinde büyük yarar vardır. TBMM’nin yaşanan felaketi dikkate alarak yasayı yürürlükten kaldırması tarihi sorumluluğu ve görevidir.

Şair, “toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” demiştir. Topraklarımızı milyonlarca şehidimizin kanıyla vatan yaptık. İstiklal Marşımızda yer alan “Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı”  mısrası kutsal bir emirdir. Milyonlarca şehit kanıyla suladığımız topraklarımız yasayla yabancılara peşkeş çekilemez.

Kaynakça

1.  Anayasa Mahkemesi’nin 13.6.1985 gün ve E.1884/14, K.1985/7 sayılı kararı.

2.  Anayasa Mahkemesi’nin 9.10.1986 gün ve E.1986/18, K.1986 sayılı kararı.

3.  11 Ağustos 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesi’ndeki Eski Tapu Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya’nın “Yabancılara Toprak Satılamaz” yazısı.

4.  4 Eylül 2004 tarihli Cumhuriyet gazetesi, s.6.

5.  Mayıs 2004 9/9 sayılı GİMAT dergisi (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Ankara Toptancılar Derneği yayın organı.)

6.  2003 tarih ve 162 sayılı Teori dergisi’ndeki Doğu Perinçek’in yazısı.

7.  Fakaoğlu, B. (2004, 27 Temmuz). Uyan Türkiye, http://www.evrensel.net/04/07/27/kose.html#4

8.  Sağlam, A. (?). 85 Yıl sonra cumhuriyet, http://www.cumok.org/html/cumok/mersin/ahmetsaglam_1.htm

9. Yeniçağ (2004, 1 Eylül). Yahudiler Gap’ı doğumla kapıyor,

 

 
< Önceki   Sonraki >