Topraklarımız Satılırken

Topraklarımız Satılırken

‘Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır.
Ormanlar koynunda bir serin dere,
Dikenler içinde sarı gül vardır.’ 

Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI’nın bu kıtayla başlayan şiirini duyup da hüzünlenmeyen kaç Türk vardır? Bu şiiri ilk okuduğumda gayrı ihtiyari olarak aklıma yazın Çukurova’nın sıcağından kaçıp serinlediğimiz Toros Dağlarındaki anılarım aklıma gelmişti.Genelde aynı hisleri bu tür şiirlerde yaşar,duygulanırım.Birey olarak yaşamış olduğum duyguların kaynağı, kendimin ait olduğu topraklara olan sevgim, o topraklara olan bağlılığım ve o topraklarla olan özdeşliğimdi.Millet  olarak da ait olduğumuz topraklar vardır,milletimizin doğduğu,büyüdüğü,kök saldığı topraklar milletimiz için vatan olmuştur.Büyük Türk Milleti’nin bir ferdi olarak Toros yaylalarının bende yaşatmış olduğu duygular,bir Balkan Türk’ünde Tuna için,bir Avar Türk’ünda Dağıstan için,bir Uygur Türk’ünde Karakum için,bir Türkmende Kerkük için,bir Kazak Türkünde Ural için yaşar.Doğduğumuz bölgeler her ne kadar bizim ilk gözağrımız olsa da diğer Türk Yurtlarını öz kentimiz gibi sevmeye başladığımız zaman,yurdumuzun her köşesiyle ilgilenme şevki,yaşatma sorumluluğu ve dayanışma bilinci doğar.Doğandan  yüksek, yıkılmaz dirence sahip bir güç ortaya çıkar. 

Bugün, Türk Milleti olarak Çanakkale’den çok daha çetin bir savaş veriyoruz. Çanakkale’yi destanlaştıran atalarımızın,inançlarıyla doğan zafer ancak onların hassasiyetlerine sahip inançlara sahip olduğumuz zaman korunur ve geliştirilir.Üzülerek görmekteyiz ki kültür ve yaşama bakış bombası atılan milletimiz,eskiden hiç milliyetçi olmayan birisinin bile rahatlıkla göstermiş olduğu milli duyarlılıkları gösterememekte, silikleşmiş,kendini vermiş  hale bürünmektedir.Bu bir milletin savaş kaybetmesinden daha vahim durumdur,yokoluşa yolunda ilerlendiğine işarettir.Ülkemiz topraklarının yabancılara satılıyor olmasının ortaya çıkması,buna rağmen toplumun bütününde kayda değer bir tepkinin oluşmamış olması, etkinsizleşmiş millet haline gelmemizden dolayı tecelli etmiştir.Topraklar yani vatan topraklarımız elden çıkması ,bir milletin varoluşundaki ana esaslardan biri olan vatanın kaybolmasına kadar gidecektir.Vatansız bir millet Dünya tarihinden silinme eşiğine gelmiş demektir.

Biz,bu tür tespitleri yaptıkça bu konularda hassasiyetimizi dile getirdikçe, bizi paranoyaklıkla suçlayan kendini bilmezler çıkacaktır.Genellikle fikirlerini destekleyecek  dayanakları olmayan bu şahıslar,tarihi ve güncel örnekler karşısında iddalarını daha da ateşli bir şekilde savunur,fikirlerini değiştirmezler. Aslında bu kişiler korkak,atılımcı olmayan, ruhen teslim olmuş,yelin güttüğü kuru bir yaprak gibi mükatterratlarını cılız bir yelin kendilerine çizgidiği ölüme bırakmış,zayıf doğada insanlardır.Sadece 90  yıl önce vatanımız olan Selanik,Üsküp,Kırım bugün hüzünümüz olmuştur.Yarın Şanlıurfa,Kerkük, İstanbul çocuklarımızın hüzünü olmaması için milli bilinçle yoğrulmuş insanların oluşmasını sağlamalı,buna engel olan cemiyet,fikir ve oluşumlara karşı halkımızı uyarılmalıdır.Acilen bu yönde tedbirler alınmazsa ‘Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;’ dizelerinde olduğu gibi kuşlar doğduğumuz yerlere özgürce uçacak,ne var ki belki de çocuklarımız gidemeyecek.

Tanrıkut

03.04.05