Konu: Türk evi
Tekil İleti gösterimi
Eski 12-12-2015, 00:59   #51
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türk evi

4-Mağara evleri ve mabedleri

Uygurların mağara evleri ve içleri: Bilindiği gibi, mağaralar içine mabedler yapma düşüncesi, -anafikir olarak- Buda dininin geleneklerinden geliyordu. Bu gelenek, Çine doğru uzanıyor ve ilk basamak olarak da, kendisini Çinin batısındaki Tun-huang şehri ile, çevrelerinde gösteriyordu. Bilindiği üzere Tun-huang, Çinin Ortaasyaya açılan en önemli bir kapısı idi. Ortaasyaya yapılan Çin akınları, bu bölgeden başlıyorlardı. Bu sebeple, büyük Çin askeri garnizonları da, bu bölgede konaklamışlardı. Tun-huang valisine de bir nevi "Ortaasyanın genel valisi" gözü ile bakılıyordu. Çünkü bütün ticaret yolları ile, batı bölgesinin gözetilmesi de , hep bu valinin vazifeleri arasına giriyordu. Çin orduları ile ticaret yollarını beslemek ve korumak için de, bu bölgeye oldukça kalabalık olan Çin kolonileri yerleştirilmişti. "Bin-Buda" mabedleri adı verilen, mağara mabedleri de, yine bu bölgede yer almışlardı. "Ortaasya ve Çin kültürlerinin benzeşmesi"de, yine bu bölgede başlıyor ve Çinin içlerine doğru yayılıyordu. Bilindiği üzere ÇÖine Budizm, Ortaasya yoluyla girmişti. Daha doğrusu Buda dini, Ortaasyada yeterli bir gelişme derecesini bulduktan sonra, Çine yayılmıştı.

Turfandan başlayan Buda dini, ilk konak olarak "Bin Buda mabed" lerinin bulunduğu, Tun-huangda konaklamıştı. Bundan sonra Çinin içlerindeki Yün-kang çevrelerindeki "mağara mabedleri" ile, en üst gelişme seviyesine erişmişti. Bu kısa girişi, Turfan bölgesindeki mağara mabedleri ile, mağaralar içine yapılmış olan evleri, daha iyi anlayabilmek için yapmış bulunuyoruz.

1Mağara evleri" yapmak için, Turfan bölgesinin arazisi ile iklimi çok uygundu. Ovanın içinde alçak tepeler uzanıyor ve bu tepelerin yamaçları da, dik dönemeçler yapıyorlardı. Tanrı dağlarından inen büyük seller, mağara evleri yapmağa uygun, girintili ve çıkıntılı kalker tabakalar bırakmışlardı. Bu sebeple Turfandaki arazi, Buda dininin geleneklerine uygun ve yeni mağara evler yapmak için de çok elverişliydi. Konunun araştırmanları bu konuda şöyle diyorlardı:

"Mağara ev yapma geleneği, fakirlik vce yoksulluğun bir işareti değildi. Aksine mağara evler insanları, yazların sıcaklığından ve kışların da souğundan, en iyi koruyan mesken tipleriydiler. Hele bu mağara evlerinin içleri, türlü freksler, tablolar ve çeşitli konfor ile süslenmiş ise, Buda dininin girmiş olduğu her yerde, mağara evi yapma geleneği vardı. Nitekim bu gelenek, Tanrı dağları eteklerinden başlayarak, Batı Türkistan ve Afganistana kadar uzanıyordu.

Türklerde mağara evleri yoktu. Hayvancı Türklerin günlük hayatları ile yiyecek ve içecekleri, Buda dininin esaslarına uygun dfeğildi. Çünkü Türklerin güçlü kesimleri, daha çok hayvancı idiler. Onların günlük yiyecekleri de, et ve süt ile ilgiliydi. Et ve süt ise, Buda dini tarafından yasaklanmıştı. Ayrıca bir mağaraya bağlanıp kalmak, hayvancı kavimlerin yaşayışlarına uygun bir alışkanlık değildi. Nitekim M.S. 572 den sonra Göktürk Kağanı Tabo Kağan ile Bilge Kağan, Buda dinini almak için, bazı girişimlerde bulunmuşlardı. Fakat bu istekleri, Türkler arasında büyük bir isteksizlik ile karşılanmıştı. Bilge Kağan ile büyük veziri Tonyokukun, bu konudaki sert tartışmalarını, "Türklerde şehir hayatı" ile ilgili kitapta geniş olarak bahsedilmiştir.Bilindiği üzere Türklerce mağara karşılığı olarak en çok söylenen söz, "in" idi. İn denince akla gelen ilk şey, "hayvanların yaşadığı" bir yer oluyordu. XI. yüzyıl Türkleri, yani Selçuk çağının başlarında, Ortaasyada yaşayan Türkler ise mağaraya, "üngür diyorlardı. Aslında bu söz, bir "boşluk" demektir. Uygur yazılarında ise bu söz, "karın boşluğu" anlayışına geliyordu. Üngürmek de, "değiştirmek, deldirmek" anlamında söyleniyordu. Fakat Ortaasyanın batısındaki Türklerde ise bu söz, daha çok bir "mağara" demekti.
Nitekim Kutadgu Biligde, "mağara duran ve dua eden bir din adamı" için, "üngürde turuglı" deniyordu. Ancak burada adı geçen mağara , buda dininde olduğu gibi, süslü muhteşem bir mağara evi veya tapınağı değildi.

Fakat Batıdaki Türkler de, Uygurların bu güzel mağara ev veya mabedlerini tanıyorlardı. Bu mağara evlerini ise, "kerem" adı ile anıyorlardı. XI. yüzyıl Türklerine göre "Kerem yer altında kazılmış olan bir mağara veya izbe" demekti. Kaşgarlı Mahmuda göre bu söz türkçe değildi.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56