Konu: Türk evi
Tekil İleti gösterimi
Eski 12-20-2015, 09:58   #52
kobali
Bölüm Sorumlusu
 
kobali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: Antalya
İletiler: 1,321
Post Cevap: Türk evi

Evin içinin çadır gibi döşenmesi ve yapılması

Mimarlık tarihi üzerine çalışanlar, daha çok taş ve toprak ile kubbe ve tonoz yapma tekniğine büyük bir değer verirler. Yapı tekniği her memleketin iklim şartlarına ve malzeme imkanlarına göre gelişmiştir. Doğal olarak buna, dış kültür etkileriyle, insan ruhunun gelişme ve yenilenme isteklerini de katmak gereklidir. Evin iç döşemesiyle iç yapısı ise, eski ve köklü geleneklerin bir aynası ve yaşam alışkanlığının bir devamıdır. Uygurlardan önce, yani M.S. 840 yılına kadar Turfan bölgesinde, Batı Türkistan ile eski Hint kültür baskıları daha çoktu.

Buna "İran-Hint" kültür çağı diyenler de vardır ki bu görüş, tamamen yanlıştır.
Bir defa, "Batı Türkistan, İran değildi." Gerçi eski Batı Türkistanda, İran dillerinin bazı kolları konuşuluyordu. Fakat Batı Türkistan, coğrafya, askerlik sıtratejisi ve ekonomik zenginlik bakımından, Ortaasyanın bir parçasıydı. Yine her çağda, Batı Türkistanın yerlileri, Çine kadar uzanan Ortaasya ticaret şehirlerine yayılmış ve iç Asyanın birer yerli halkı gibi olmuşlardı. Bunların dışında, Afganistan yoluyla, Hindistan kültürleri ve ticareti ile olan ilgilerin köprü başı da, yine Batı Türkistan olmuştu.

Turfan bölgesinde görülen kişilere ait mağara evler, diğer yerlere göre, sayıca daha çoktular. Doğu Türkistanın diğer yerlerindeki mağara evler ise, genellikle mabed olarak kullanılıyorlardı. Turfandaki evler, çoğu zaman tek tonozlu bir tavan ile yapılmışlardı. Tek ve geniş bir oda gibiydiler. Giriş yeri ise, ön kısımda yapılan bir balkon ile temin edilmişti. Dışarı ile olan temasları ise, merdivenlerin yardımı ile kurulmuştu. Bunlar daha çok tek cepheli evlerdi. Buna rağmen ayrı oturma yeri olarak yapılan evler ile mağara mabedleri arasında, oldukça geniş ayrılıklar vardı. Buda herhalde, "Buda dininin" eski geleneklerinin, mabedlerde daha uzun yaşamış olmasından, ileri geliyordu. Aslında Hindistandaki Öz Buda dini geleneklerinin, Doğu Türkistan gibi Hindistana çok uzak bir ülkede, ne kadar devam etmiş oldukları da çok şüphelidir. Ancak Budist mabedlerinde düzenlenen Buda dini merasimleriyle türlü gelenekleri, ana çizgileriyle belliydiler. Buda dinindeki sunaklar ile Tanrıların nerelerde yer alacakları da, aşağı yukarı yine rahipler tarafından, iyi biliniyorlardı.

Turfan ve Kuça'da, "çadıra benzeyen tek kubbeli mağara mabedleri" vardı. Bu mağara mabedlerinin kubbe kenarları yaygın olarak çiçek motifli süslü çerçeveler tarafından çevrilmişlerdi. Kubbenin ortasında ise bir baca vardı. Kubbe ile duvarlar ise Budist Mitolojisinden alınmış freksler ile süslenmişlerdi. Bu mabedler, yapı ve şekil bakımından gerçekten eski "Türk çadırlarını" andırıyorlardı. Fakat bu tip eserler, Ortaasyadan ta Afganistan'a kadar uzayan, bir gelenek halinde yayılmışlardı. Türkler ile içiçe yaşamış olan bu şehirler ile yapılarda, çadır geleneklerinin etkilerini görebilmek, elbetteki normaldir. Yanyana ve içiçe yaşamış olan kavimlerin, kültürleri arasına, kalın bir duvar çekmek ise, insanoğlunun yaradılışına aykırıdır.
__________________
ÖNCE VATAN
kobali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56