Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı  

Geri git   Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı > Atatürk ve Atatürkçülük > Atatürk İlkeleri > Laiklik

 
 
Seçenekler Tarz
Prev önceki İleti   sonraki İleti Next
Eski 07-06-2007, 00:30   #1
Akçura
Yönetici
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1,026
Akçura - MSN üzeri İleti gönder
Varsayılan Lâiklik

Milli Mücadele’den muzaffer çıkan Atatürk, Türk milletinin bulunduğu durumdan, muasır medeniyetler seviyesine ancak milli, demokratik, bağımsız ve laik bir devlet yapısıyla ulaşılabileceğine inanmakta idi. Bu yeni anlayışla, eski iktidarın gerek bürokratik, gerekse yerel düzeydeki (Şeyh, ağa, eşraf) yandaşları arasındaki çatışma kaçınılmazdı. Günümüze kadar bu çatışmanın odak noktasını Laiklik oluşturmuş, Atatürk’e yapılan haksız isnatların bir çoğu bu ilke de dile getirilmiştir. Bu bölümde Atatürk’ün Laiklikle ilgili görüşlerinden yola çıkarak onun Laiklik anlayışının özelliklerini ortaya koyacağız.

Atatürk’ün Laiklik Anlayışının Temeli Din ve Devlet İşlerinin Birbirinden Ayrılmasıdır.

Laikliğin hukuki tanımını da içeren bu anlayış, kamu yaşamına ve devletin işleyişine dine uygunluk fetvası aramaya kalkışmanın meşruluk dışına düşmek olduğunu kabul etmektedir. Bir başka deyişle devlet her türlü siyasi, idari, adli, askeri karar ve uygulamalarını günün şartlarına göre kendi uygulayacaktır.

Yine dinin siyasetten ayrılması sadece bir iç politika meselesi olarak algılanmamalı, özellikle II.Abdülhamit döneminde uygulanan panislâmist politikanın reddedilmesi ve gerçekçi politikalar uygulanmaya konmasını içerir. Atatürk bu konuda; “Halifeye, dünyaya meydan okumak ve onun umum İslâm umuruna tasarruf kılmak fikrinde olanlar, bu vazifeyi yalnız Anadolu halkından değil, onun sekiz on misli nüfustan mürekkep olan büyük İslâm kütlelerinden talep etmelidir. Yeni Türkiye halkının artık kendi hayat ve saadetinden başka düşünecek bir şeyi yoktur. Başkalarına verilecek bir zerresi kalmamıştır” demektedir.

Yine Atatürk, kendisi dogmatik olmadığı gibi Laiklik ilkesiyle Türk düşünce yapısını doğmatizmden kurtarmayı hedeflemiştir. Zira hedeflenen çağdaş ve teknolojik yönden gelişmiş bir Türkiye ancak bilimsel düşünce ile gerçekleştirilebilirdi.

“Atatürk dine karşı değildi, fakat dinin haris menfaatler uğruna istismarına şiddetle karşı koymuştu. Dinin bir menfaat vasıtası veya kör taassup ve gericilik aleti haline düşürülmesini istemiyordu”. Nitekim son zamanlarda bu taassup ve hurafeler İslam dinine o kadar girmişti ki; “sakal, bıyık kesme, şapka ve fes giyme, çatal kaşık kullanma, masada ve ayrı kapta yemek yeme, doktora muayene olma, diş doldurtma, kolonya sürünme, ispirto ocağında yemek pişirme v.b” gibi her konuda toplumu etkilemekteydi.

İşte Atatürk’ün karşı çıktığı bu tip hurafeler ve toplumun ilerlemesine engel olan, tekyelerde yaşayan taassup sahibi cahil kimselerdi.

Nitekim 31 Ocak 1923’de İzmir’de halka hitap ederken “Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır, bizim dinimiz bunlara uymaktadır” derken, dine karşı olmadığını göstermiştir.

Yine o, “Bir takım şeyhlerin, dedelerin, seyidlerin, çelebilerin, babaların, dervişlerin arkasından sürüklenen ve falcılara, büyücülere, üfürükçülere, nushacılara, talih ve hayatlarını emniyet eden insanlardan mürekkep bir kütleye medeni bir millet nazariyle bakılabilir mi”” diyerek milletin gelişmesinde bunların engel teşkil ettiğine dikkat çekmiştir.

Atatürk, “devlet içinde dini değil, din içinde devleti reddeder. Yalnız her alanda olduğu gibi, burada da makuliyetten ayrılmaz. Devlet içinde din olacaktır, fakat demokrasinin ana ilkelerinden biri, belki birincisi olan vicdan hürriyetine en küçük bir müdahaleye bile meydan vermemelidir. Bütün dinlere inançlara toplumları içinde yaşama hakkı tanımalıdır ve din, yalnız ve yalnız bir vicdan kurumu olma-lıdır”.

Atatürk bu sayede dinin bir siyaset aracı olarak kullanılmasını engellemek istemiştir. Bilindiği gibi tarihte bir çok hükümdar, otorite, kurum kendi menfaatlerini, dini menfaat gibi göstererek insanları sömürmüştür. İşte Atatürk bu konuya da işaret ederek şunları söyle-mektedir.

“İktisap etmekle bahtiyar olduğumuz İslâm dinini, asırlardan beri alışılmış olduğu üzre bir siyaset vasıtası mevkiinden kurtarmak ve yükseltmek elzem olduğu kanaatini müşahade ediyoruz. Mukaddes ve lahuti olan inançlarımızı ve vicdanlarımızı çapraşık ve değişken olan ve her türlü menfaat ve ihtirasların tecellisine sahne olan siyasetten ve siyasetle ilgili bütün hususlardan bir an evvel ve kati olarak kurtarmak, milletin dünya ve ahiret saadetinin emrettiği bir zarurettir” .

Görüldüğü gibi Atatürk’ün Laiklik anlayışında, öncelikle Türk toplumunun çağdaşlaşması hedefi vardır. Bazılarının iddia ettiği gibi Atatürk dinsiz olmayıp, İslam dininin her türlü hurafeden arındırılmasını istemiştir. Hatta onun teşvikiyle Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye çevrilme faaliyetlerini bilmeyen yoktur. Bu sayede halkın dinini daha iyi öğrenmesini de istemiştir.

Laikliğin Türkiye’ye neler kazandırdığını görmek için öncelikle İslam ülkelerin bugünkü durumuna bakmak gerekmektedir. Bir çok İslâm ülkesi İslam adına ya bir monark veya bir diktatörün yönetimi altında bulunmaktadır. Yine bu ülkelerde iç çekişmeler, mezhep kavgaları eksik olmamaktadır.

Türkiye demokrasi ile yönetilen ender müslüman ülkelerden biri olarak Atatürk’ü ve Laikliği iyi anlamak zorundadır.
Akçura isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 

Seçenekler
Tarz

Yetkileriniz
Konu Açmaya Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
İletinizi Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Fikirmeydanı Kuralları
Hızlı Erisim


24 Saatlik Zaman Dilimi +2. Şuan Saat: 06:01.


vBulletin® Sürüm 3.8.4
Telif ©2000 - 2021, Jelsoft Enterprises Ltd. Türkçü Toplumcu Ağalanı'nın tüm hakları Türk Milleti'ne aittir. Kaynak göstererek alıntı yapmak serbesttir.
Türkçü Toplumcu Fikirmeydanı
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56