Sivil cehalet

Sivil cehalet

ANAYASA'NIN SİVİLİ OLMAZ

Bir "sivil anayasa" lafıdır gidiyor. Cumhuriyet Devrimi'nin yıkıcıları, hazırladıkları anayasaya "Sivil anayasa" adını verdiler.
Dünyada sivil olamayacak ne vardır derseniz, ilk akla gelen devlettir ve anayasıdır. Hiçbir anayasa sivil olamaz, sivil olan herhangi bir şey de, anayasa olamaz. "Sivil anayasa"dan söz etmek, sıradan bir cahillik değil, zırcahilliktir. Cahilliğin sivili de oluyor, resmîsi de.
Anayasanın niçin "sivil"i olmaz?

Sivil ne demek?

Latince civis kökenli sözcük, bütün Batı dillerine girmiştir. Tarihin seyri içinde şehirli, yurttaş (vatandaş), medenî (uygar) ve resmî olmayan gibi anlamlar yüklenmiş. Kavram, şehir medeniyetlerinde ortaya çıktı, özellikle Roma'da gelişti. Her şehirli, aynı zamanda yurttaş idi ve medeniyete mensuptu. O yurttaşların kendi aralarındaki ilişkileri düzenleyen hukuka da Medenî Hukuk (Ius civile) deniyordu. Devletin özel bir kişilik olarak yurttaşla girdiği ilişkiler, örneğin alım satım, kira, borç sözleşmeleri de kuşkusuz Medenî Hukuk alanına girer.

Ancak Devletin yurttaşla kamu otoritesi olarak girdiği ilişkiler, Kamu Hukukunun alanıdır.
Sivil, konumuzla ilgili olarak devlet dışı alanı kapsayan bir kavramdır. Politik toplum-sivil toplum karşıtlığında, politik toplum devletle ilgili alandaki bütün kurum ve ilişkileri içermektedir. Sivil toplum ise, devlet dışındaki toplumsal ve ekonomik ilişkileri kapsar.
Anayasa, yurttaşlar arasındaki özel ilişkilerle ilgilenmez; yurttaşların devletle olan özel ilişkileri de genel olarak Anayasa Hukukunun ilgi alanı dışındadır. Eskiden Esas Teşkilat Hukuku da deniyordu, Anayasa Hukuku, devletin temel hukudur; devletin esas örgütlenmesini düzenler ve devletin temel ilkelerini belirler.
Devlet, politik alanın merkezindeki ve eksenindeki kurumdur. Sivil olan, devlete ait değildir. Devlete ait olan da sivil değildir. Bu nedenle anayasanın sivili olmaz. Anayasa, dendiği zaman devlet vardır. Sivil dendiği zaman da, devlet dışılık vardır.
Kanarya Sevenler Derneği'nin tüzüğü sivildir. Devletin anayasası ise, ancak ve ancak kamusaldır; resmîdir.

NERDEN ÇIKTI BU "SİVİL ANAYASA"

"Sivil anayasa" tuhaflığı, millî devlet düşmanlığından çıktı. Kemalist Devrim'le kurduğumuz devleti yıkma programını uygulayan emperyalist merkezlerin ideologları, daha 1980'li yıllarda "Sivil toplum" teranesine başladılar. Kavrama yüklenen ideolojik görev, devrim yıkıcılığı idi. Onlara göre, devrime ve Atatürk Cumhuriyetine ait olan her şey kötüydü. Devleti şeytanın alanı ilan ettiler.

 Topluma ait olan her şey, ekonominin baronlarıyla, cemaatiyle, tarikatıyla iyiyi temsil ediyordu. Sivil toplumda, Fethullah Hoca türünden melekler uçuşuyordu. Sivil toplum kavramı, her tür devrim düşmanı kurum, ilişki ve girişimi kucaklayan bir içerikle doldu. Kitle örgütlerinin adı bile, ABD'nin küreselleşme saldırısına uygun olarak, "sivil toplum kuruluşları" diye değiştirildi. "Sivil Toplumculuk" konusunda yürüttüğümüz ideolojik mücadele için, "Osmanlı'dan Bugüne Toplum ve Devlet" başlıklı kitabımıza bakılabilir.Sivil sözcüğüne yüklenen millî devlet düşmanlığıyla bağlantılı olarak, aynı çevrelerde "sivil anayasa" lafı üretildi. Bilir bilmez konuşanlar hadi neyse, sorumlu görevlerde bulunan hukukçular bile, bu kavramı kullanmaya başlayınca kulaklarıma inanamadım. Bu konuyu işlemek için, 2000 yılı başından beri notlar almışım. Örneğin o zaman Barolar Birliği Genel Sekreterliği yapan Özdemir Özok, 7 Ocak 2001 günü NTV ekranında "sivil anayasa" dan söz etmiş. O zamanki Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, 11 Şubat 2001 günü Gaziantep'te verdiği konferansta, "Türkiye'nin bir sivil anayasaya ihtiyacı olduğunu" belirtiyor (Hürriyet, 12 Şubat 2001). Sami Selçuk'a göre, "Türkiye'de cumhursuz cumhuriyet, halksız demokrasi var.

"ONLARIN CUMHURU

İlk bakışta ne doğru sözler değil mi? Ancak üstündeki yaldızı kaldırdığımız zaman, altından ABD'nin "Turuncu Devrimi" çıkıyor. Sivil Anayasa'nın "cumhuru", Atatürk devrimiyle özgürleştirilmiş yurttaşlar topluluğu değildir. Onların cumhuru, devleti haraca bağlayan büyük tefecilerden, dolar ve borsa vurguncularından, şeyhlerin müritlerinden, cemaat ve tarikat mensuplarından oluşuyor. Ne yazık ki, Atatürk Devrimi'ni yıkmışlar ve o cumhuru oluşturmuşlardır. Artık yapılan işin adı da konuyor. Ertuğrul Özkök, Abdullah Gül'ü "İkinci Cumhuriyet'in Birinci Cumhurbaşkanı" ilan etti (Hürriyet, 29 Ağustos 2007).  Batı gazeteleri de, Türkiye'de Kemalist Devrim döneminin sona erdiğini, "Atatürk'e güle güle" dendiğini yazdılar. Doğrudur, Atatürk Cumhuriyetinin İkinci Dünya Savaşı sonrasından beri devam eden yıkılması süreci, 22 Temmuz 2007 günü esas olarak tamamlanmıştır. Şimdi o Turuncu Karşıdevrim'in anayasası hazırlanmaktadır.

TURUNCU ANAYASA VE SİVİL MEZAR

"Sivil Anayasa"ya renk beğenecek olursanız, "Turuncu" yakışır. Bu Anayasa, ABD ve AB emperyalistlerinin millî devletimizi yıkarak kurdukları Mafya-Tarikat rejiminin anayasasıdır. Bu anayasada sivil diye maskeledikleri sınıf ve zümreler, mafyadır; Fethullah Hocagillerdir. Özgürlükler de, onların özgürlüğüdür. Yurttaş ise, pençelerinde kıvranacaktır.Sivil Anayasa'nın esasları şunlardır: Atatürk Devrimi'nin yıkılışını hukuka geçirmek, millî devleti tasfiye etmek, milleti parçalamak, vatanı bölmek,  kamu ekonomisini boğmak ve canlanmasını önlemek, Ortaçağ ilişkilerini hakim kılmak, yurttaşı mürit ve kul yapmak."Sivil anayasacılar"a gelince, bunlar anayasacı olamazlar, ancak mezar kazıcıları olabilirler. Kendi mezarlarını kazıyorlar; yani mafya-tarikat rejiminin mezarını. Sivil mezar!

Doğu Perinçek

Alıntı: Aydınlık Eylül 2007